Her gün yeni bir başlangıçtır!

28 Mayıs 2015 Perşembe

Neden Hayatınızı zorlaştırıyorsunuz?




Birini mi özledin?... Ara

Görüşmek mi istedin?... Davet et

Anlaşılmak mı istiyorsun?... Açıkla

Soruların mı var?... Sor

Hoşlanmıyor musun?... Söyle

Hoşlanıyor musun?... Belirt

Bir şey mi talep ediyorsun?... İste


Senin aklından geçenin ne olduğunu kimse bilemez.
Önceden "Hayır" cevabı aldıysan, "Evet"cevabı için risk al
Ümitle beklemek yerine bilmek seni rahatlatacaktır.

Sadece bir hayatın var,
Basit yaşa!

........




Ne çok kırık var saçlarınızda dedi.
Gülümsedim... Kalktım,
Çıkarken kendi kendime mırıldandım.

Saçımda mı sadece....?


Janset Karavin-




Her şeyin bir çaresi vardır.



Ümitsiz edip, gönlüne eziyet etme. Geceye bakıp karartma kendini. Bak ki ne doğacak güneşler vardır. Dünya imkânlarla, çarelerle, dermanlarla doludur. Her şeyin bir çaresi vardır. Ölümden gayri. Bil ki ölümünde çaresi vardır. 
O da ölmeden önce ölmektir.


Hz. Mevlana



21 Mayıs 2015 Perşembe

Kendime notlar:)




1• Hayat haksızlıklarla dolu ama yine de güzel!
2• Şüphede kalma, ikinci bir adım daha at!
3• Hayat, nefrete zaman harcayacak kadar uzun değil.
4• Hastalandığında sana işin değil, ailen, arkadaşların bakacak. Onlarla ilişkini koparma!
5• Her tartışmayı kazanacaksın diye bir şey yok! . Fikir farklılıklarını kabul et!
6• Ağlayacaksan, bir başkası ile birlikte ağla! Tek başına ağlamaktan evladır.
7• İlk maaşından başlamak üzere, emekliliğine para ayır.
8• Geçmişinle barış ki, bugününün içine etmesin!
9• Hayatını başkaları ile mukayese etme, ötekilerin neler çektiğini bilmiyorsun!
10• Bir ilişki gizli olacaksa, sen içinde olmamalısın!
11• Derin bir nefes al, kafanı sakinleştirir.
12• Güzel ve yararlı olmayan, seni mutlu etmeyen her şeyi çöpe at!
13• Her ne yaşıyorsan, seni öldürmediği müddetçe, güçlü kılar.
14• Mutlu bir çocukluk geçirmek için geç kalmış değilsin de, bu sadece ve sadece sana bağlı!
15• Mumları yak, değerli yatak takımlarında uyu, kendine pahalı iç çamaşırları satın al. Bunlar için özel fırsatlar bekleme, bugün zaten özeldir!
16• Önce hazırlan, sonra da kendini akıntıya bırak.
17• Şimdiden egzantrik ol! Kırmızı giymek için yaşlanmayı bekleme.
18•Mutluluğun için senden başka sorumlu yoktur!
19• Her yaşadığın felaketin ardından kendine şu soruyu sor: "Beş yıl sonra bunun benim için ne önemi olacak?"
20•DAİMA YAŞAMI SEÇ!
21• Herkesi, her şeyi affet.
22• Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez!
23•Zaman her imkâna sahiptir. Zaman tanı!
24• Durum ne kadar iyi veya kötü olursa olsun, değişecektir…
25• Kendini fazla ciddiye alma, kimse almıyor ki zaten!
26• Mucizelere inan!
27• Hayatı denetlemeyi bırak!. Öne çık, kendi hayatını kendin yarat.
28• Çocuklarınızın, yaşayacak başka çocukluk dönemi yok!
29• Sonuçta gerçekten önemli olan sevmiş olmandır!
30• Her gün dışarı çık.. Mucizeler her yerde seni bekler!
31• Dertlerimizi bir torbaya doldurup, milletinkilerle bir arada görsek, bizimkileri geri toplardık…
32• Kıskançlık zaman kaybıdır. Zaten ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz!
33• Her şeyin en iyisini daha yaşamadın!
34• Kendini nasıl hissedersen et, kalk, giyin ve dışarı çık!
35• Yol ver!
36• Hediye paketinde olmasa bile, hayat yine de bir hediyedir!

Regina Brett'in kaleminden

"Ne kadar bilirsen bil, ne kadar anlatırsan anlat, söylediklerin karşıdakinin anladığı kadardır."

Çok hoş bir hikaye var aklıma geldiğinde beni hep gülümsetir:)

Bir profesör konferans vermek üzere salona girmiş.
Ama bi bakmış ki salon, ön sırada oturan seyis dışında bomboş
Konuşup konuşmama konusunda tereddüde düşen Profesör sonunda seyise sormuş:
- Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mıyım, yoksa konuşmamalı mıyım?


Seyis cevap vermiş:
- Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.
Bu sözlere çok hak veren Profesör konferansa başlamış. İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş, konferanstan sonra da kendini mutlu ve gururlu hissetmiş, dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş:
- Konuşmamı nasıl buldun?

Seyis cevap vermiş:
- Hocam sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek
anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelir, biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki tüm yemi ona verip de hayvanı çatlatmazdım.
grin ifade simgesi

Merkür gerilemesi

Merkür Geri Hareketi;

Eğer astrolojiyi bilmiyorsanız, bunun ne anlama geldiğini merak edebilirsiniz. Merkür gerilemesi tüm gezegen etkileri içinde toplumun ve astrolojiden az anlayanlar dâhil herkesin en çok ilgisini çeken etki olarak görünüyor. Nedeni çok açık, bu fenomen herkesi eşit olarak etkileyen ve etkisi her zaman çok belirgin olan, nadir durumlardan biridir. Yaşamınızdaki olayların bu dönemlerde nasıl değiştiğine dikkat etmeye başladığınızda bu gezegenin yarattığı karmaşanın kanıtlarını görmeye başlayacaksınız.

Merkür gerileme dönemlerini takip etmek üretkenliğinizi artırmanıza izin verebilir ve en azından ortaya çıkabilecek bazı karışıklıkların önüne geçmenize yardımcı olabilir.


Merkür Geri Gider mi?

Merkür gerçekten geri gitmez. Eğer astronomi ile ilgilenen ve gezegenleri gözlemleyen biri iseniz Merkür’ün geriye doğru hareket ettiğini görebilirsiniz, aynı eski çağlardaki astrologların yüzyıllar önce yaptıkları gibi. Bir süre sonra Merkür’ün durumunda üç buçuk haftalık bir dönemde gezegen ters yöne dönecek yine “ileri” doğru gitmeye başlayacaktır.

Merkür Güneş’e en yakın gezegen olduğu için yörüngesi Dünya’dan çok daha kısadır. Senede yaklaşık üç ya da dört defa Merkür Dünya’yı geçer işte o zaman Merkür’ün gerileme dönemini yaşarız. Eğer Mars’tan, Merkür ve Dünya’yı izleme şansınız olsa idi bu defa Dünya geri gidiyor gibi görünecekti çünkü Merkür çok hızlıdır ve eğer bir benzetme yapmak gerekirse Dünya’yı “toz, duman“ içinde bırakır. Merkür uyandığı ve hızlandığı zaman, aynı yanınızdan hızla geçen bir tren gibi, güçlü bir hava akımı ve “rüzgâr” oluşturur. Merkür’ün gerilediği zaman yarattığı hava akımı ve karmaşa Dünya üzerinde günlük hayatlarımızda hissettiklerimize çok benzer.

Astrolojide “yukarıda ne varsa, aynısı aşağıda da vardır” kuralına inanırız. Yani bununla, gökyüzündeki gezegen yörüngeleriyle aşağıdaki insan aktiviteleri arasında çok yakın bağlantı olduğunu söylemek isteriz. Bu fikir tüm astrolojiyi kapsar ve akılda tutmak için oldukça iyi bir kavramdır.

***

Aslında Merkür retrosunun önemli bir fırsat olduğunu biliyor olsak, acaba neler değişirdi. Şöyle düşünelim, Merkür retrosu dönemleri, yapmaya üşendiğimiz, geciktirdiğimiz, bitmek bilmeyen, eksik veya yanlış pek çok şeyi düzelttirir. Bunun ayırdına varabilme farkındalığındaki kişi, dezavantaj gibi görünen değerleri avantaja çevirir. Gelecekte hayalini kurduğu, gerçekleştirmek istediği , planını yaptığı eylemleri gerçekleştirmeden önce sağlıklı bir hazırlık devresi geçirir. Merkür zamana bakış açısını değiştirir ve bu sürece sığdırılmaya çalışılan tüm etkinliklerde doğru yöntemler uygulanırsa, etki, eksikliklerini gidermiş ve yarına daha sağlam ve donanımlı adım atmanın rahatlığını yaşayan bir insan bırakır. Acele eden, hızla koşuyan insanın yolculuğuna ufak bir dur diyen Merkür, kişiyi kendi hızı ile yüzleştirir. Durmayı başaran, nefes alır ve yeni bir koşuya daha enerjik ve donanımlı hazırlanır.

Bu nedenle Merkür retrolarında daha içe dönük, elimizdekileri değerlendirdiğimiz ve zihnimizin derinliklerindekileri kurcaladığımız bir süreç geçirmek daha doğru bir seçim olur.

Kaynak . {0ğuzhan Ceyhan}

18 Mayıs 2015 Pazartesi

“ NİYE BEN?” DİYEN HERKES İÇİN ”


Brenda, yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı.
Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı.
Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu. Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Brenda’nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu.
Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens, yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah’a dua edebilirdi yalnızca... Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. “Allah’ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et.”
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri “Aranızda lens kaybeden var mı?” diye bağırdı.”
Brenda’nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti.
Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlatacak ve bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazacaktı:
“Allah’ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım...”
Alıntı…

YAŞLANDIKÇA GENÇLEŞEBİLMEK…


“ Gençlik bir hayat devresi değil, bir akıl halidir.
Yıllar cildi buruşturabilir, ancak heyecanların bitişiyle ruh buruşur.
İnsan kendine olan güveni kadar genç,
Kuşkusu kadar yaşlı,
Cesareti kadar genç,
Korkuları kadar yaşlı,
Umudu kadar genç,
Bezginliği kadar yaşlıdır.
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz.
İnsanları yaşlandıran, ideallerinin bitmesidir.
Kalbi sevdikçe, neşe duydukça, güzellikleri fark ettikçe,
Beyni yeni şeyler keşfettikçe, herkes gençtir.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar,
Hâlbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.
İnsan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır.”
W. E. Gladstone ve S. Ullman…

“ OLUMLU YAKLAŞIM “


Nereye baktığınız o kadar önemli değil, oraya nasıl baktığınız önemli. Çünkü hayat, niyete göre şekillenir. Ve baktığınız yerde olanı değil, görmek istediğinizi görürsünüz.
Bu anlamda hayata olumsuz bakan olumsuzluklardan oluşmuş bir hayatla karşılaşır. Tabi” ki yaşam ona zehir olur. Bu bir hastalıktır, ama yenilmesi mümkün bir hastalıktır.
Şimdi hayatımıza olumlu yaklaşım ile bakmaya çalışalım:
* Hayat aslında güzeldir, ancak dikkatsiz, duyarsız ve duygusuz yaşadığımızdan güzellikleri ıskalıyoruz.
* Ne güzelliklere özen gösteriyoruz, ne ayrıntılara dikkat ediyoruz, ne de elimizdeki artıları görmek için çabalıyoruz.
* Düşünün lütfen: Sabah uyandığımızda hangimiz, bize o günü de yaşama şansı vereni hatırlayıp şükrediyoruz?
* Kaçımız, “Bugün çok özel, çok güzel bir gün, çünkü ben bugün de yaşıyorum” deyip neşeyle kendimizi kutluyoruz?
* Hadi bugün bilinçli yaşayalım...
* Herkesin bugünü yaşama şansı olmadı, dün gece binlerce kişi öldü; biz ise yaşıyoruz.
* Ayrıca ağrılar içinde kıvranmadığımız için de çok şanslıyız.
* Önce uykudan uyanalım. Rengarenk bir gökkuşağına dönüşmek istiyorsak hemen dönüşelim, aya ulaşmak istiyorsak derhal ulaşalım; bilirsiniz ya, hayallerin sınırı yoktur; gerçekte yapamadığınız her şeyi hayalimizde yapabilirsiniz.
* Bu kadar tembellik yeter, artık yataktan çıkalım. Lavaboda dişlerimizi fırçalarken aynaya bakıp kendimizi sevelim...
* Biz kendimizi sevmezsek, başkaları bizi niçin sevsin?
* Hem neden kendimizi sevmeyecekmişiz? Biz ALLAH’ın müstesna eserleriyiz.
İnancınız varsa umudunuz da olacak...
* Umudumuz olunca korkmayalım; inanalım ki, imkânlarımız ve fırsatlarımız da olacaktır.
* Pencereyi açıp nemli sabah meltemini, hayatı içimize çeker gibi, soluklanalım. Soframızda pastırma-sucuk yoksa ne gam; soframızdakini bulamayanlar da var, şükredelim.
* Kapıdan çıkarken eşimizi öpmeyi unutmak yok, işten telefon etmeyi de...
Keyifsizim öpemem. Hem ne telefonu, kontür ücretlerinden haberin var mı?
* Sorunlarımız elbette olacak. Sorunsuz insan, sorunsuz cihan olmaz, ama hiç bir sorun kıyamete kadar da sürmez. Bir şekilde çözülür.
* Başınızı dik tutun, ufka doğru bakın: Çiçekler, kelebekler, deniz, rüzgâr, güneş ve her şey... Gözlerinizin önünde sergilenen her şey sizin huzur ve mutluluğunuz için yaratıldı. Siz çok özelsiniz. Ve çok da şanslısınız.
* Herkes hayata kendi yürek penceresinden bakar ve sadece görmek istediğini görür.
Hayata olumlu bakan, olumlu bakıştan üreyen umut ve cesaretle daha atak, daha cesur, daha moralli oluyor. O zaman sorunların üstesinden daha rahat geliyor.
Sorunları bahane ederek mutsuzluğa ve umutsuzluğa kilitleniyoruz...
Oysa çözümü olan her sorun “küçük sorun”dur. Aslında ölüm dışındaki tüm sorunlar küçüktür! Bunu gerçekten büyük ve çözümsüz problemlerle karşılaştığımız zaman anlarız.
Ben öyle bir çaresizliği soluk soluğa yaşadım. Gördüm ki, o zamana kadar beni mutsuz eden, rahatsız eden pek çok sorun, aslında sorundan sayılmazmış; hattâ bazıları mutluluk kaynağı bile olabilirmiş. Mutluluk kaynağı bile olabilecek anları soruna dönüştürüp kısacık ömrümü ziyan ettiğim günlerine yandım. Şimdi telâfi etmeye çalışıyorum.
Bilin ki, her şey telâfi edilebilir. Telâfisi imkânsız tek şey var: Ölüm. Yaşıyorsak sorun yok! Nasılsa çözeriz. Nasılsa telâfi ederiz.
Yine de sorunların sonu gelmez. Biri bitince öbürü başlar. Önemli olan problemlere hapsolmamak, hayata olumlu yaklaşmak ve mutlu anları yakalamaya çalışmaktır.
Bunları niçin yazıyorum, mutluluk ve umut insanın karnını doyurur mu? Evet dostlarım, doyurur. Çünkü mutluluk moral ve umut verir.
“Bunlar neye yarar?” derseniz;
* Düşünmek için morale ve umuda ihtiyacımız var...
* İlâhi” bir armağan olan doğal güzellikleri görüp idrak ederek hamd etmek için morale ve umuda ihtiyacımız var...
* Çocuklarımıza ilgi göstermek için morale ve umuda ihtiyacımız var...
* Yeni yatırımlar yapıp üretmek için morale ve umuda ihtiyacımız var...
* Başarmak için, kazanmak için morale ve umuda ihtiyacımız var...
* Karnımızı doyurabilmek için morale ve umuda ihtiyacımız var...
* Kısacası, yaşamak ve sevmek için morale ve umuda ihtiyacımız var.
Alıntı


14 Mayıs 2015 Perşembe

18 Mayıs Yeniay!



☾ 18 Mayıs Pazartesi BOĞA burcunda ☽ bir YENİ AY gerçekleşecek.

Yeni ay döneminde daha çok hayatımızda büyütmek istediğimiz olaylar üzerinde çalışmamız gerekir. Her yeni ay bazı konuların ön plana çıkmasına destek veriyor


Ne yapıyoruz;

Yeni ayın gerçekleştiği saatlerde (07:13) bir kağıt kalem alıyoruz ve kağıda dileğimizi yazıyoruz. Dileğimiz bir tane olması konsantre olmamız açısından bizim için daha iyi..
Ayın gerçekleştiği saatler ve sonraki sekiz saat tesirin ve enerjinin çok yüksek olduğu bir zaman dilimi. Ama bu sekiz saatlik sürede yapamadıysanız bile üzülmeyin 48 saat daha ayın yüksek enerji etkisi devam ediyor..
Yeniayın doğduğu anda üzerinde bulunduğu burcun ne olduğu çok önemli. Çünkü her burç başka enerjileri yönetiyor. Dileğinizi de buna göre belirleyebilirsiniz.
Çok karmaşık cümleler yazmıyoruz olabildiğince olumlu net, sade ve anlaşılır olmalı.



Bu yeniay BOĞA burcunda gerçekleşiyor bu da maddi konularla ilgili olan dileklerimize, 
parasal olarak yaşadığımız zorluklarımıza niyet olarak çalışmamız daha doğru olur.

Ayrıca da sağlık olarak; boğaz, kulakla ilgili her türlü rahatsızlıklar,tiroit bezi rahatsızlıklarına çalışmakta doğru enerji akışını sağlayacaktır.

Okunacak esma: Ya Kafi Ya Gani 1171 adet. YADA OKUYABİLDİĞİNİZ KADARDA OLUR..


Gurpla beraber çalışmak ve sinerjiden faydalanmak içinde esmanızı 21:50 de okuyoruz.




Bir hafta boyunca çalışacağımız OLUMLAMA:

Para hayatıma özgürce akıyor


Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...