14 Aralık 2017 Perşembe

“Baktığımızda gördüğümüz tek hakikat kendi yansımamızdır.”



Günün birinde bir derviş, hocasına “Hocam ‘ayna olmak’ diye bahsettiğiniz konuyu tam olarak idrak edebildiğimi düşünmüyorum. Bu konuda bana yardımcı olur musunuz?” der.
Hocası dervişi dinler ve ertesi sabah onunla göl kenarında buluşmasını ister. Derviş gün ağarmadan yola çıkar. Bu kadar erken bir saatte hocasının ne anlatacağını merak etmektedir.
Gölün kenarında konuşurlar:
- Evlat, senin iki gözbebeğinden birinde bir leke var. Hangisi olduğunu biliyor musun?
- Hocam çok ufak yaştan beri yanınızdayım. Tekkemizde benim bildiğim hiçbir yerde ayna yok. Uzun zamandır kendi gözbebeklerime bakma şansım olmadı.
- Önce gözlerini kapat ve hangi gözbebeğinde leke olduğunu bana söyle. Ama sakın yanlış söyleme. Eğer bilemiyorsan bilmiyorum de.


GÖRMEK İSTEMEYENDEN DAHA KÖR KİMSE YOK


Hoca cebinden çıkardığı bir ayna parçasını dervişin suratına tutar. Derviş gözleri kapalı halde hissetmeye çalışır ama nafile...
- Bilemiyorum.

- Birinci ders: Bu dünyada görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur. Eğer biri görmek istemiyorsa, gözlerini hakikate sıkıca kapatmışsa ona ayna tutman imkânsızdır.

Hoca yavaşça dervişin başını eğer ve bir çamur birikintisine bakmasını ister. Derviş ne kadar dikkatli baksa da gözbebeklerini göremez.

-İkinci ders: Kendini temizlememiş kimse sana berrak bir ayna olamayacaktır. Etrafında seçtiğin insanların samimi birer gönül yolcusu olduklarından emin ol.

Derviş, hocasının dediklerini dikkatle dinlemektedir. Hoca gölden bir kap temiz su alır ve dervişin önüne koyar. Derviş tam eğilip gözbebeklerine bakacakken hoca hırkasını çıkarıp dervişin başını örter. Derviş:
- Hocam bütün güneşi kapattınız. Karanlıkta hiçbir şey göremiyorum.

- Üçüncü ders: Zihnin karanlığı kalbin aydınlığına gölge düşürdüğünde ayna işlevini yitirir. Birine ayna tutmak istiyorsan kalbini sevgiye açtığından emin olmalısın.

Hoca hırkayı kaldırdığında derviş kendi gözlerini görebilmeye başlar. Bir süre baksa da gözbebeklerinden birindeki lekeyi göremez.
- Hocam, ben hâlâ lekeyi göremiyorum.

- Sevgili evlat, aslında gözbebeklerinden birinde leke yok. İnsan zihinle baktığında kusur, gönülle baktığında aşk görür. Kendimizle ilgili takıldığımız kusurların çoğu sahte aynaların bize gösterdiği yanılsamalardır. Bir ustanın çırağa karşı en büyük görevi çırağın kalbinde yatan bir usta olduğunu ona anımsatmaktır. Her insanın kalbinde hakikat gizlenmiştir. Bizim görevimiz o hakikate ayna olmaktan başka bir şey değildir.



Yol ver gitsin...

"Seni düşünmeyen, anlamak istemeyen, anlamamazlıktan gelen insanlara YÖN değil, YOL vermelisin..."
Dostoyevski

13 Aralık 2017 Çarşamba

Bak bu üstünde düşünülecek bir söz işte:)



Güzel söz!

Yorulursan dinlenmeyi öğren, vazgeçmeyi değil!.. 👊🏻

...insanın özü neyse



Mevlana demiş ki;
"Dünya gözüyle bakan yüzü, gönül gözüyle bakan ÖZÜ görürmüş."

Goethe de demiş ki :"İnsan kalbinde ne taşıyorsa dünyaya bakınca da onu görürmüş"

Bende diyorum ki insanın özü neyse onu görürmüş.

(Tamam ben demedim başka biri söylemiş ama kim bilmiyorum:)


12 Aralık 2017 Salı

Dünyaya bakış açınız hissettiğiniz duygulara bağlıdır.



Dünyaya bakış açınız hissettiğiniz duygulara bağlıdır. Kızgın olduğunuzda etrafınızdaki her şey size yanlış gelir. Havaya bile kızarsınız. Yağmurda yağsa güneşli bir gün de olsa kızacak bir şey bulursunuz.Hiç bir şey size haz vermez.
Üzgün olduğunuzda etrafınızdaki her şey size üzüntü verir ve ağlamak istersiniz.Ağaçlar sizi hüzünlendirir, yağmur sizi hüzünlendirir, her şey gözünüze çok hüzünlü gelir.

Dört anlaşma-Toltek bilgelik kitabı


11 Aralık 2017 Pazartesi

Bazen kötü bir dönem geçiren biri şöyle der: "Geldi mi üst üste geliyor."


İşte olayların üst üste gelmesinin sebebi kişinin o negatif durumdan kendini çıkaramadığı ve o frekansı yaymaya devam ettiği içindir. Dolayısıyla benzer olayları çekmeye devam eder. İster kabul edersiniz ister etmezsiniz. Bu bir Kuantum fiziği gerçeği. Her şey enerji ve titreşim. Benzer benzeri çeker. Nefret eken huzur biçemez.
Endişeye odaklandıkça durumu dahada kötü hale getirir, kötü düşünceler yaşadığınız şeyleri de kendine benzetmeye başlar, mevcut durumu daha daha kötüleştirirsiniz.

KARANLIK KARANLIKLA YOK EDİLEMEZ. BUNU ANCAK IŞIKLA YAPABİLİRSİNİZ.


10 Aralık 2017 Pazar

.... insanın içi neyse, dışı da o'dur...!

Bugün ışık saçan bir sağlık ve enerji ile doluyum! Kalbimin her vuruşu ile içimden sevinç akıyor. 
Ben çooook mutluyum!

Evrensel bir kanun vardır; insanın içi neyse, dışı da o'dur...!
Kendi içindeki fırtınalar dinmediği sürece, hayatının fırtınaları da dinmez.
Hayatı suçlamak, kendi sorumluluklarını üstlenmemektir. 

Mevlananın şu sözünü çok severim;

Kendindendir çektiklerin gölgenden değil...
Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin?
Ne ektin de ektiğini biçmedin?
Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar...
Sonra da çocuğun gibi gelip eteğinden tutar..



9 Aralık 2017 Cumartesi

zorlukla beraber bir kolaylık var!

Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var!
O halde boş kaldığında yine kalk yorul!
Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O'na doğrul!

İnşirah suresi 6-7-8


8 Aralık 2017 Cuma

Sesin iyileştirici gücü



Bir şeyin olmasını murad ettiği zaman, o şeye 'Ol!'der; oluverir. ( Bakara Sûresi 117 )

Sayhanın ve kelâmın, kendine âit müthiş bir etki alanı, gücü vardır. 'Es Semi' esması, açığa çıkan esmaları her an algılamakta olan anlamındadır. O, işiten ve işittirendir. 'Es Semi' bu farkındalığı kavramayı yaşatan isimdir. Bunun sonucunda 'El Basir' esmâsını tetikler.

'El Basir', açıga çıkan oluşu her an seyretmekte, görmekte olan; böylece de 'El Hakk' esmasını yaşamakta olanın ismidir. "El Hakk", apaçık ortada olan 'Mutlak Hakikat!' İşiten, gören ve açıga çıkan bütün hakikatleri farkeden.

Sayhâ, ses frekansları; bir kavmin öldürülmesinde ve diriltilmesinde etkin rol oynar. Bu kavim, bizdeki donanımlar, esmalardır. Ses öyle bir desibele gelir ki, hücre zarını yırtabilir. Veya öyle bir desibele ayarlanır ki; hastalık sebebi olan titreşimi ordan söker atar.

Sesler, frekanslar; hem azap hem de şifa olabilir. Evrenin ana maddesi, enerjiden önce sestir. Bilim şu anda enerji diyor ancak ana etken, hammadde sestir; çünkü enerji 'Ol' emri ile meydana gelmiştir. 'Ol' - Künnnn ! frekansının üzerine hangi bilgiyi eklersen, onu oldurabilirsin. Üçüncü göz seviyesi 'Ol' emrinin titreşimindedir. ( theta Frekansı ) Üçüncü göz, Sidret'ül Münteha noktası, 'Ol der, oluverir!' - 'Kün feyekün' ayeti kapsamındadır.

'Hacerül Esved', evrenin üçüncü gözüdür. Ve orası, gayb ve şahadet alemi arası geçişlerden sadece birisidir. Üçüncü göz noktasında hayal ve gerçek iki ayrı olgu değildir. Üçüncü göz seviseyinde hayal ettiğimiz bilgi, doğrudan fizik aleme yansır. Bu dairenin frekansı, Künnn! sesindeki frekansla, yani güneşin sesi ile aynı rezonansa sahiptir. Bunun üzerine (theta frekansı) ile bir olumlama ekildiğinde, o telkin, o olumlama, insanın tüm boyutlarına sirayet edebilir. Diriltedebilir, dağıtadabilir.

'Sadece tek bir sahya ! İşte o zaman onlar, hepsi huzurumuzda hazır bulunanlardır.'
( Yasin Sûresi 53 )

Tüm düşünceler, eterik beden üzerinde bir titreşim, bir enerji alanına sahiptir. Ve bunlar evrendeki temel etkileşimle, 'El Habir, El Basir, El Semi' gibi esmalar kapsamındaki, kendileriyle aynı rezonansa sahip boyutlar ve şuurlu enerjilerle sürekli beslenmektedir.

Şimdi eterik tarlamıza ektiğimiz iç sesler, düşünce tohumlarıdır. İnsan ne düşünüyorsa o dur ve dahi neyi çok beslerse ona dönüşür. Bu bilgi ile insan, cennet veya cehennem ötesine ' sıfır düşünce' noktasına rahatlıkla geçebilir ve bu bilinç ile kendi evrenini yeniden inşa edebilir.

Kubilay AKTAŞ
http://www.namehaber.com/yazi/kubilay-aktas/12760-sesin-iyilestirici-gucu


Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...