28 Haziran 2016 Salı

Fazlalıkları atmanın dayanılmaz hafifliği

Her sabah dolabın önünde geçirdiğiniz ve giyecek hiçbir şey bulamadığınız o dakikalara acıyor musunuz?
Ne kadar toplarsanız toplayın, evde hep bir takım eşyalar bir takım yerlere yığılıp sizi sinir ediyor mu?
Toz alırken bin tane kıvır zıvırı kaldırıp yerine koymak gibi işlemlere lüzumsuz enerji mi harcıyorsunuz?
Ben bu durum için bir yöntem okudum.
Ve bugüne kadar hep “kapı-duvar-beyaz koltuk”tan oluşan dekorasyon stili sandığım ve kıl kaptığım “minimalizm” kavramını yeniden sorguladım.
Sorguladım ve çok da mantıklı tarafları olduğunu fark ettim. (Böyle bi salon istemem, o ayrı.)
21. Yüzyıl dünyasını saran, hem çevreye hem kendimize zararlı olan lüzumsuz tüketimin büyük bir çoğunluğunu besleyen şöyle faktörler var:
-Ucuz mallar (Ucuza çalıştırılan işçilerin, ucuz malzemelerden ürettikleri mallar)
-Bol taksitli kredi kartları
-Sık değişen moda
-Hazıra konmanın rahatlığı ve emek harcanan ürünlere zaman bulamamak.
Bu dört faktörün etkisi altında kalmak, hayatımızda eşyaların yerini ait oldukları yerden çıkarıyor:
-Kalitesiz ürünlerin çok çabuk eskimesi ve sürekli yenisini almak zorunda kalmak
-Yüzlerce kredi kartı ile borca batmak
-Her sene değişen renk ve tarzlarda kıyafet yüzünden, hiçbir kıyafetimizi birbirine uyduramamak ve “giyecek hiçbir şeyim yok böööüüğğğ” diye yine mağazalara koşmak
-Hazır eşyaların bizi zaman kaybından kurtardığına inanarak, aslında “tam istediğimiz gibi” bir şey aramaya korkunç zaman harcamak.
Ve tabii, dolup taşan dolaplar, kapanmayan çekmeceler, eşyaların temizliğine ve toplanmasına adanmış hayatlar….
Peki, janjanlı ambalajlarla, anlık heveslerle kandırıldık, satın aldık, türlü türlü lüzumsuz şey biriktirdik, geçmiş olsun. Şimdi ne yapacağız?
Elimizdekileri bu bakış açısından elemeye başlayabiliriz:
Söz konusu elemeyi giyim alanında yapacağınızı varsayalım…
1. Dolaplarınızdaki, çekmecelerinizdeki tüm eşyaları, -çoraplar dahil!- dışarı çıkarın. Ve manzara karşısında dehşete düşün.
2. Şimdi, eşyalarınızı üç gruba ayırmaya başlayın (dikkat, çok uzun sürebilir.). Bir kere, en sık giydiğiniz ve giymekten keyif aldığınız şeyleri hemen alıp o yığının içinden dolabınıza geri koyun ve onlara bir göz atın; onları bu kadar çok giymenizin nedenleri nelerdir? Yumuşak olmaları? Renkleri? Kullanışlı oluşları? İşte bu bilgileri bir kenara yazın. Aldığınız notlar, bir sonraki alışverişinizde size yol gösterici olacak. Sonra “eh işte”leri de alıp dolaba koyun. Az giyiyorsunuzdur, ama gereklidir. Örneğin siyah bir resmi ceket. Ben pek giymem, ama temel bir giysidir ve dolapta bulunması gerekir. Üçüncü grupta, sevmediklerinizi ayırın. Bu gruptakiler, son 1 yıldır hiç giymedikleriniz, bundan sonra da muhtemelen hiç giymeyeceklerinizdir. Ya da, moda diye aldığınız iddialı bir parçadır (göbeği açık bluz ?!) ve sizin için cazibesini kaybetmiştir. Bu gruba eşya koyarken acımayın; gerçekten sevdiklerinize bir bakın, bir de şu yerde yatan ucubelere yani… Aradaki farkı kavrayın. Aynı “neden seviyorum” listesindeki gibi, “neden sev-mi-yorum” listesi yazın. “Giymiyorum çünkü çok eski, sevmiyorum çünkü rengi çok uyumsuz, kaşındırıyor, batıyor, sündü, çekti, küçük geliyor, söküldü, soldu” vs…
3. Ardından, sevmediklerinizi de kendi içinde ayıracağız… a) Bağışlanacaklar, b) Onarılacaklar c) Çöpe atılacaklar. Örneğin, çekmiş ve size küçük gelen ama sağlam yün bir kazak, bir çocuğun işine yarayabilir. Bunu ayırın. Ama yırtılmış çorabınızı, -yaratıcı bir DIY projeniz yoksa- atın gitsin. Paçasını yaptırmaya üşendiğiniz pantolonlarınızı da, onarılacaklar listesine koyabilirsiniz. Sapa sağlam pantolon sonuçta!
4. Dolabınıza son bir kez bakın. Ne görüyorsunuz? Hangi renkler ağırlıkta? Kıyafetlerin birbiri ile uyumu nasıl? Çoğunlukta olan giysiler var mı? Bunu yapmamızın amacı şu: Belki de 12 çeşit kotunuz var, ama iş yeriniz için sadece tek bir kumaş pantolonunuz var. Demek ki burada, yaşam tarzımıza uygun şekilde alışveriş yapmıyor olduğumuza dair bir ipucu var!
Bundan sonrası için…
1. YAŞAM TARZINIZI KABULLENİN.
Yaşam tarzınıza objektif bir gözle bakın. 2 otobüs, 1 metro ile her sabah işe gidiyorsanız, topuklulara değil düz ayakkabılara ihtiyacınız vardır. Bankada çalışıyorsanız, resmi giysilerinizin çoğunlukta olması gerekir. Daha rahat bir ortamda çalışıyorsanız buna göre giysileriniz olmalı. Haftasonları ve boş zamanlarınızda ne yapıyorsunuz? Eller havaya insanıysanız, düğününüz derneğiniz çoksa, dolapta gece kıyafetleriniz olmalıdır. Yok, çoluk çocuk ev gezmesine gidiyorsanız, rahat kesimli kıyafetlere yönelirsiniz. Kırk yılın başı giydiğiniz topuklu ayakkabılardan 5 çift olmasına gerek yok!
2. RENK PALETİNİZİ BELİRLEYİN.
Zevkleriniz zamanla değişebilir, ama ten-göz-saç renginize yakışan renk skalası pek değişmeyecektir. Bu nedenle size yakışan renkleri bulun ve bu renklerin birbiri ile uyumlu olanlarını almaya çalışın. Örneğin, bütün dolabınız mavi, mor, pembe gibi soğuk tonlardan oluşuyorsa, turuncu ve kırmızı gibi sıcak tonlarda alacağınız kıyafetleri hiçbir şeyle kombine edemeyebilirsiniz. Bunun yerine, iddialı renkleri küçük parçalara, aksesuarlara saklarsınız. Paletinizde mutlaka beyaz, krem, siyah gibi nötr renkler de bulunsun.
3. TARZINIZI BELİRLEYİN.
Tarzımızı belirlemek ve artık bu tarzın dışına çıkmamaya gayret göstermek gerek. (Siz her gün farklı bir şey giyen ünlü modacı gördünüz mü? Daima bir tarz belirlemişlerdir ve aynı şekilde giyinirler. Mesela hep siyah, hep pantolon-gömlek- ya da hep elbise.) Kendi tarzınızı ve renklerinizi bulmak için bir ilham kolajı yapabilirsiniz. Bunun için pinterest, polyvore gibi siteleri kullanabilirsiniz. Ya da eski usul, dergilerden kes yapıştır yapabilirsiniz.
4. MOTTONUZ, “AZ AMA ÖZ” OLSUN.
Bir şeye sırf indirimde ya da moda diye atlamayın. Kalitesine, kumaşının içeriğinin doğal olup olmadığına, dolabımızdaki renklerle uyumuna dikkat edin. Hatta icabında iki katı para verin, ama daha uzun süre ve daha sık kullanabileceğiniz şeylere yatırım yapın. Az olsun, kullanışlı olsun. Kalitesiz şeyleri ayırt etmek için kendinizi eğitin. Aldığınız şeye de doğru bakmayı öğrenin!
5. BUGÜN İŞİNİZİ GÖRMEYEN ŞEYİ ALMAYIN.
Gelecek hayalleriyle alışveriş yapmayın. “Beli biraz dar ama nasılsa kilo veririm” boş bir söylem. Ya kilo verip öyle alışverişe çıkın, ya da bugünkü halinizi kabullenin. Dolabınızda, sadece “şimdiki siz”e uyacak şeyler bulunsun. Aldığınız kıyafetlere gerekiyorsa tadilat yaptırın, üzerinize cuk otursun. Ufak tefek kilo alıp vermelere karşı, beli lastikli, kumaşı likralı şeyler kullanışlı olabilir.
6. KENDİNİZ YAPIN.
Her zaman her şeyi mağazalarda bulamayabilirsiniz. Ama basit şeyleri dikmeyi, örmeyi başarırsanız, markalara ve moda akımlarına bağımlı olmadan kendi tarzınızı sürdürebilir ve hatta bunu çok daha ucuza getirebilirsiniz.
VEEE… TA DAAAAA!!!!
İnsan bakmaya doyamıyor değil mi…
Şimdi, evinizin geri kalanında da bu sistemi uygulayabilir ve gerçekten kullanmadığınız her şeyi hayatınızdan -bir daha geri dönmemek üzere- çıkarabilirsiniz:
Eski makyaj malzemeleriiiii,
kitaplaaaaar,
biblolaaaaar,
cd’leeeer….
Kısa sürede ne kadar hafiflediğinizi ve hayatınızın ne kadar kolaylaştığını göreceksiniz.
Artık hayatınızı eşyalar ele geçiremez!!!
Özetle: MİNİMALİZM CANDIR.

Kaynak: Nil Yalçınkaya

27 Haziran 2016 Pazartesi

DAĞINIKLIK TIKALI ENERJİDİR

Enerji durağanlaştığında dağınıklık yığılır, dağınıklık büyüdükçe de enerji durağanlaşır.


DAĞINIKLIK TIKALI ENERJİDİR
Dağınıklığın karşılığı olan “Clutter” sözcüğü, Ortaçağ İngilizcesindeki donma, pıhtılaşma anlamındaki “clotter” kelimesinden gelmektedir. Arttıkça sizi içine alması, yolunuzu tıkaması da aynı şeye işaret eder.
Dağınıklık arttığı oranda mekana düşük seviyeli enerjiler de çekilmiş olur.
Benzer benzeri çeker, prensibi burada da geçerlidir.
Bunu her insan bilir; Sokakta yürürken birinin bir kenara bir izmarit veya boş bir sigara paketi attığını görürsünüz. Ertesi gün aynı yerden geçerken bir de bakarsınız, izmaritin/paketin yanında daha başka atıklar da birikmiş. Çok geçmeden burada bir çöp tepesi oluşur. Dağınıklık evlerde de aynı şekilde çoğalır. Başta az bir şeyle başlar, derken büyüdükçe büyür, çevresindeki durağan enerji de ona bağlı olarak çoğalır ve yaşamınız üzerindeki durağanlaştırıcı etkisini hissettirir.
İnsan yaşamında yeni bir sayfa açmak istediği zamanlarda, ya da sıkıntı bastığında kendini, evindeki veya odasındaki dağınıklığı toparlarken ya da bazı eşyaların yerlerini değiştirirken bulabilir.
Fakat insanların büyük çoğunluğu dağınıklıklarıyla yaşamaya alışabilmektedirler. Tıkalı enerji son derece yapışkandır ve gerçekten silkelenip bir şeyler yapmak için esaslı bir çaba gerekir.

DAĞINIKLIK NEDİR?
Oxford sözlüğünde “düzensizce birikmiş nesne kalabalığı” olarak tanımlanan dağınıklık, dört sınıfta ele alınıyor:
* Kullanmadığınız ya da sevmediğiniz nesneler
* Dağınık ya da düzensiz eşya
* Çok küçük bir alanda çok fazla eşya
* Tamamlanmadan yarım bırakılmış her şey

Hayatımız boyunca “ne olmamız gerekirdi ne olduk?”mantalitesi ile yaşamamız kadar büyük bir zaman kaybı yoktur.




Kendimizi yarım hissetmeye çok kaptırdık. Kendimizi sürekli yetersiz hissetmemiz de bu yüzden. İyi bir iş, iyi bir aile kurmak, düzenli bir hayat, hepimizin tam olabilmek için kafamızda kurduğumuz illüzyonel kalıptan öte değil. Çünkü herkes çalışırken mutlu olamaz, herkes evliyken huzuru bulamaz, heleki düzenli hayat bazılarımızı çileden bile çıkarabilir. Herkes birbirinden farklı olabilir. Farklı deneyimlerle hayata farklı bakış açılarıyla bakıyoruz. Şu “Yapmam gerekiyor” endişesini kafamızdan uzaklaştırmalıyız. Hayatımız boyunca “ne olmamız gerekirdi ne olduk?”mantalitesi ile yaşamamız kadar büyük bir zaman kaybı yoktur. Olan şey o anda her ne ise zaten olmakta. Bunun geçmişe dair kaygısı veya geleceğe dair vesvesesini yanımızda yük gibi taşımak bizleri sadece yaşamdan uzaklaştırır. Şimdi bir kaç öneri:
1-Karar almayı öğrenin
Alacağınız karar her ne olursa olsun başkalarına danışmadan yapın.Başkalarınnı sizin hayatınız hakkında karar vermesi kadar saçma bir şey olamaz.Eğer kendi kararlarınızı kendiniz almazsanız onları sizin adınıza başkalarının alacağına tanık olacaksınız hayatınız hepten sarpa saracak.
2-Mutlu olmak sadece sizin elinizde:
Başkalarından mutluluk beklemeyin. Siz mutlu olmak istemiyorsanız sizi kimse mutlu edemez zaten. İnsan isterse güzel bir sözden de mutlu olur, isterse tonla kahkahanın içinde de kedere boğulur. Başkaları sadece mutlulukları paylaşmak içindir.Kendi duygularınızı başkaları yaratmış gibi davranmayın.
3-Onay Beklemeyin:
Başkalarının kararlarının kendi hayatımızda yeri olmadığı gibi onaylarının da bir değeri yoktur.Bizler kendi dünyalarımızın yaratıcılarıyız.O dünyayı bilmeyen birinden onay beklemek veya onay vermediğinde buna üzülmekten vazgeçmeliyiz.
4-Hata yapmaktan korkmayın:
Unutmayın hatalarımız başarılarımızdan daha değerlidir.Hatalarımız bizleri geliştirir, olgunlaştırır ve hayata bakış açımızı belirler.Hata yapmamak için kendimizi yormayalım.Hatalar keçınılmazdır ve onlarsız bir yere varamayız.
5-Cesaretli olun:
Risk alın. Kendinizi 5. kattan aşağı atmayın ama size deli demelerinden korkmayın. Hayattaki en büyük başarılar her zaman delilerin olmuştur.Kalıplarınızdan çizgilerinizden, monotonluklarınızdan kurtulmanın tek yolucesaretli olmak.Hayatınızı değiştirmekten korkmayın bırakın başkaları sizden korksun.
6-Hayır demekten kaçınmayın:
Şu vicdanımıza sıkı sıkıya sarılmayalım.Başkaları mutlu olacak diye kendimize eziyet etmeyelim.Herkes herşeyi unuturUnutmayınki siz “evet” dediklerinizle yaşamak zorunda kalırsınız.
7-Zayıflıklarınızı paylaşmayın:
insanlar zayıf bölgelere yumruk atmaya bayılırlar ve sizin dertlerinizi ağızlarında salya akarak dinlerler.Zayıf yönlerinizi ailenizle paylaşın ve başkalarına karşı ketum olun

Alıntıdır..


Bolluk ve bereketin önünde bir tıkanıklık oluşmuş ise...



Günün Tavsiyesi: Eğer uzun zamandır beklediğiniz para gecikiyorsa, arka arkaya beklediğiniz ihaleler işler erteleniyor ya da iptal oluyorsa, kendinizi bir anda kötü mutsuz veya gergin hissediyorsanız, paranın bolluk ve bereketin önünde bir tıkanıklık oluşmuş demektir.

Para ve bereket kendine, çoğalacağı ve dolup taşacağı yer arar. Enerjisel olarak kirli mekana gelmekten kaçınır. Bu sebeple akışın tıkandığını hissettiğiniz zamanlarda evinizde, ofisinizde enerjisel mekan temizliği yapmanız gerekir.

Adaçayı yakmak ve sonra ortamı havalandırmak, temizlik malzemesinin içine üzüm sirkesi ilave edip yerleri temizlemek,

Himalaya tuzlu su kasesi kullanmak,

Ametist, kristal kuartz kristalleri kullanmak

Himalaya tuzu lambası kullanmak,

Mum yakmak mekan temizliğine yardımcı olur.

Kişisel arınma da önemlidir; Sirkeli su ile yıkanmak,

Himalaya tuzu ile yıkanmak,

Ayakları aksam 10 dk tuzlu suda tutmak,

Akik, ametist veya kuartz taşı kullanmak enerjisel blokajları çözmede yardımcı olur.

Mekanınızı ve kendinizi temizleyin. Hakkettiğiniz güzellikleri, aşkı sevgiyi, parayı, sağlığı bolluk ve bereketi kendinize çağırın.

Günün Olumlaması: “Ben para mıknatısıyım. Para bana her türlü kaynaktan ve helal yoldan kolaylıkla ve çabuklukla, attarak gelir. Buna hazırım ve kabuldeyim. ” Sevgiyle

Serkan Sorguç ŞifaChi

26 Haziran 2016 Pazar

Dua, kulun; naz makamında, kendini Yaratan'a vasıtasız ve büyük bir edeb ve sevgiyle çevirip arzularını, dertlerini açıklamasıdır.



Dua, kulun; naz makamında, kendini Yaratan'a vasıtasız ve büyük bir edeb ve sevgiyle çevirip arzularını, dertlerini açıklamasıdır.
Hâlıkıyla senli-benli konuşmasıdır...
Senli-benli konuşmada teklik gizlidir.
ALLAH teki sever.
ALLAH'a: “Siz!” diye hitâbedemezsiniz,
“Sen” diye hitâbedersiniz.
“Sen” kelimesinde teklik vardır.
Dr.Münir Derman (k.s.)


7 Altın Kural -- Dr. Deepak Chopra


1. Saf Güç Kuralı
Bizlerin asıl hali saf bilinçliliktir; bu da saf güç demektir. Saf bilinçlilik ruhsal özümüzdür, sonsuz ve sınırsızdır, saf coşkudur, saf bilgidir, sonsuz sessizliktir, kusursuz dengedir, yenilmezliktir, basitliktir, mutluluktur.

“Saf Güç” Kuralının uygulanması:
A. Sessiz olmak için her gün zaman ayırın. Günde iki defa meditasyon yapın.
B. Doğayla baş başa kalabilmek ve her varlığın içindeki zekâya şahit olmak için her gün zaman ayırın.
C. Yargılamayın. Güne “Bugün hiçbir şeyi yargılamayacağım.” sözüyle başlayın.

2. Verme Kuralı
Evren dinamik alışveriş ile var olmaktadır. Vermek ve almak evrendeki enerji akışının değişik görünüşleridir. Aramakta olduğumuz şeyi istekli olmakla, evrenin bereketinin yaşamımıza yansımasını sağlarız. Coşku istiyorsanız başkalarına coşku verin; sevgi istiyorsanız sevgi vermeyi öğrenin; ilgi ve takdir istiyorsanız ilgi ve takdir göstermeyi öğrenin; maddi zenginlik istiyorsanız zengin olmaları için yardımcı olun.

“Verme” Kuralının uygulanması:
A. Nereye gidersem, kime rastlarsam onlara bir hediye vereceğim. Bu hediye hoş bir söz, bir çiçek veya dua olabilir.
B. Bugün yaşamın bana vereceği bütün hediyeleri şükranla alacağım. Doğanın hediyelerini alacağım; bunlar, güneş ışını ve kuş sesleri… Başkalarından gelecek madde, para, kompliman veya dua şeklindeki hediyeleri almak için açık olacağım.
C. İnsanlara her rastlayışımda onlara mutluluk ve coşku dileyeceğim.

3. “Karma” veya Etki ve Tepki Kuralı
Her hareket bize aynen geri dönen bir enerji gücü yaratır…. Ne ekersek onu biçeriz. Başkalarına mutluluk ve başarı getiren hareketlerde bulunduğumuz zaman, “karma”mızın meyvesi da mutluluk ve başarı olacaktır.

“Karma” Kuralının Uygulanması:
A. Bugün yaptığım bütün seçimlerin sahibi olacağım. Gelecekteki herhangi bir ana hazırlık yapmanın en iyi yolunun şimdiki anın tam olmak olduğunu bileceğim.
B. Her seçim yapığımda kendime şu iki soruyu soracağım: “Yapmakta olduğum bu seçimin sonuçları neler olacaktır?” ve “Bu seçim bana ve bu seçimden etkilenen diğer insanlara doyum ve mutluluk getirecek midir?”
C. Yapmış olduğum seçim bana rahatlık veriyorsa, o seçimi tamamen teslim olarak uygularım. Yapmış olduğum seçim bana rahatlık vermiyorsa, hareketimin sonuçlarını içgörümle görürüm. Bu yol gösteriş kendim ve çevremdeki bütün insanlar için kendiliğinden doğru seçimler yapmamı sağlayacaktır.

4. En Az Çaba Kuralı
Doğanın “zekâsı” işlevlerini en az çabayla yerine getirir… Kaygısızca, uyum içinde ve sevgiyle. Otlar büyümeye çalışmazlar, sadece büyürler. Balıklar yüzmeye çalışmazlar, sadece yüzerler. Hareketleriniz sevgi tarafından yönlendirildiğinde en az çaba harcanır; çünkü doğa, yaşamını sevgi enerjisiyle sürdürür. Egoya önem vermek çok fazla enerji tüketir.

“En Az Çaba” Kuralının Uygulanması:
A. “Kabul etme”yi uygulayacağım. Bugün, insanları, durumu, şartları ve olayları olduğu gibi kabul edeceğim. Bu anın olması gerektiği gibi olduğunu biliyorum, çünkü bütün evren olması gerektiği gibi.
B. İçinde bulunduğum durumun sorumluluğunu kabul edeceğim. Sorumluluk almanın, içinde bulunduğum durum için hiç kimseyi ve hiçbir şeyi suçlamamak olduğunu biliyorum.
C. Görüşlerimi savunmak alışkanlığından vazgeçeceğim. Başkalarını benim görüşlerimi kabul için ikna etmeye çalışmayacağım. Bütün görüşlere açık olacağım ve hiçbir görüşe kaskatı bağlı olmayacağım.

5. Niyet ve Arzu Kuralı
Saf güç alanında niyet ve arzu sonsuz düzenleme gücüne sahiptir. Dikkat, enerji verir, niyet dönüştürür. Dikkatinizi neye yoğunlaştırırsanız, onun, yaşamınızda daha önemli bir yeri olacaktır. Diğer ruhsal basarı kurallarına uymak kaydıyla, dikkatinizi üzerinde yoğunlaştırdığınız şeye ilginiz, niyet edilen sonucun alınması için sonsuz uzay-zaman olayları yaratır. Bunun gerçekleşmesi için, niyetiniz insanlığın iyiliğini gözetmelidir.

“Niyet ve Arzu” Kuralının Uygulanması:
A. Arzularımın listesini yapacağım. Bu listeyi her zaman yanımda taşıyacağım. Sessizlik ve meditasyona geçmeden önce bu listeye bakacağım. Gece uyumadan önce bu listeye bakacağım. Sabah uyandığımda bu listeye yine bakacağım.
B. Olayların istediğim gibi gelişmediği zamanlarda, bunun için bir neden bulunduğuna ve kozmik planın düşünebildiğimden çok daha büyük olduğuna inanarak, arzularımın listesini serbest bırakıp onu yaratana teslim edeceğim.
C. Bütün hareketlerimde, şimdiki anın farkında gerekliliğini kendime hatırlatacağım. Engellerin dikkatimi dağıtmalarına izin vermeyeceğim. Şimdiki zamanı olduğu gibi kabul edeceğim ve geleceği, el üstünde tuttuğum niyetlerim ve arzularımla gerçekleştireceğim.

6. “Ayrı Olmak” Kuralı
Belirsizliğin hikmeti “ayrı olmak”tır. Belirsizliğin hikmeti, geçmişten, geçmişte yaşanan şartlanmadan ve bilinenden kurtulmakta yatar. Bilinmeyene ve saf güç alanına doğru yönelmekteki istekliliğimizle, evrene güzel hareketlerini yaptıran yaratıcı zekâya kendimizi teslim ederiz. Fiziksel evrende herhangi bir şeyi elde etmek için, o şeye olan bağımlılığınızdan vazgeçmeniz gerekir. Bu, arzunuzu Gerçekleştirmek için gerekli olan niyetten vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Niyetinizden vazgeçmiyorsunuz; arzunuzdan da vazgeçmiyorsunuz. Sonuca bağımlılıktan vazgeçiyorsunuz. Ayrı olmak kuralı, evrimin oluşmasını hızlandırır. Bu kuralı anladığınızda, kendinizi çözümü zorlamaya mecbur hissetmezsiniz. Sorunun çözümünü zorlarsanız sadece yeni sorunların oluşmasına sebep olursunuz. Hâlbuki dikkatinizi belirsizliğin üzerinde yoğunlaştırır ve -kaosun içinden çözümün çıkmasını beklerken- belirsizliği yaşarsanız, ortaya harika ve heyecan verici şeyler çıkar.

“Ayrı Olmak” Kuralının Uygulanması:
A. Bugün, kendime ve çevremdekilere oldukları gibi olmaları özgürlüğünü tanıyacağım.
B. Belirsizliği kabullenme arzumdan dolayı, sorunların, kaosun ve karışıklığın çözümü kendiliğinden oluşacaktır. Belirsizliğin özgürlüğe giden yol olmasından dolay, belirsizlik ne kadar fazla olursa kendimi o kadar güvende hissedeceğim. Belirsizliğin hikmetiyle güvene kavuşacağım.
C. “Tüm olasılıklar alanı”na girerek, sonsuz seçime açık olduğumda yaşayabileceğim heyecanı öngöreceğim. Tüm olasılıklar alanına girdiğimde yaşamın tüm macera, gizem ve büyüsünü yaşayacağım.

7. “Dharma” veya “Yaşamın Amacı” Kuralı
Herkesin yaşamda bir amacı ve başkalarına verecek özel bir hediyesi veya yeteneği vardır. Bu özel yeteneği başkalarına hizmetle birleştirdiğimizde, kendi ruhumuzun coşkusunu ve sevincini yaşarız. Yaşam da bütün amaçların esas ve nihai amacıdır.

“Dharma” veya “Yaşamın Amacı” Kuralının Uygulanması:
A. Ruhumun derinliklerinde oluşmakta olan Tanrı’yı sevgiyle besleyeceğim. Dikkatimi hem bedenimi hem de aklımı hareketlendiren ruha yönlendireceğim.
B. Özel yeteneklerimin bir listesini yapacağım. Özel yeteneklerimi ifade ettiğimde ve onları insanlığın hizmetinde kullandığımda zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmadan hem kendi hayatımda hem de başkalarının hayatların da bolluk yaratacağım.
C. Her gün, kendime, “Nasıl hizmet edebilirim?” ve “Nasıl yardım edebilirim?” diye soracağım. Bu soruların cevapları insanlara sevgiyle yardım ve hizmet etmemi sağlayacaktır.

Dr. Deepak Chopra


Psikiyatrist David Hawkins ve BİLİNCİN BASAMAKLARI



2012 yılında Arizona, Sedona’da ölen Dr. David Hawkins Amerika’da gelmiş geçmiş en başarılı psikiyatristlerinden biri idi. Olağanüstü keşif ve yöntemleriyle psikolojik tedavilerde ve teşhislerde olağanüstü neticeler almış ve dünya çapında aranan bir uzman olmuştu. Onu özel kılan mesleği ve başarısı değil günümüzün en değerli aydınlanmış ruhsal rehberlerinden biri olmasıdır.Human energy

Yaşadığı bir aydınlanma deneyimi sonucu işini ve yaşam biçimini terkeder, oldukça büyük varlığını ailesine bırakır ve Sedona’da küçük bir kulübeye yerleşir. Burada 12 yıl gibi bir süre tamamen münzevi olarak ve aydınlanmanın getirdiği vecd halinde yaşar. Günlük ve basit işlerde çalışarak (bir kamyonetle gübre taşımış) günlük ihtiyaçlarını karşılar. 12 yıl sonra tanıştığı eşi onu keşfeder ve tekrar dünyaya dönmesini ve bilgisini insanlığa sunmasını sağlar. Bu dönemde önceden psikiyatri ve yöntemler üzerine yayınladığı kitaplar hariç 8 tane kitap yayınlar. Bu kitaplar onun aydınlanmış zihninin eserleridir.

Ruhsal bilinci yüksek bir psikiyatrist olarak yaptığı araştırmalar sonucu şöyle diyor Hawkins:

Pozitif ve her şeyi olduğu gibi kabullenen mutlu bir insanın yaydığı enerji, 90.000 insanın yaydığı düşük enerjiyi dengeler.
Sevgiyi gerçek anlamda yaşayan bir insanın yaydığı enerji, 750.000 insanın yaydığı düşük enerjiyi dengeler.
Barış ve huzur içinde yaşayan bir insanın yaydığı enerji, 10 milyon insanın yaydığı düşük enerjiyi dengeler.
Mevlanalığı yaşayan bir insanın yaydığı enerji, 70 milyon insanın yaydığı düşük enerjiyi dengeler.
Peygamber, ermiş seviyesinde yaşayan bir insanın yaydığı enerji ise tüm insanlığın yaydığı düşük enerjiyi dengeler.

Hawkins, Bilincin Basamakları adlı ilk kitabında bilinç basamaklarını ve onların derece ve değerlerini göstermiştir.
Kinesiyoloji testi kullanarak oluşturduğu bu tabloda en düşük seviye 1 en yüksek seviye 1000’dir. Her duygu ona eşlik eden bir titreşime ve kalıba sahiptir, bu da o kişinin bilinç seviyesini belirler. 250 birimin üzerinde olmayan bir bilinç seviyesi kişinin mutlu ve doyumlu bir hayat yaşamasını engeller.

200’ün altında bulunan bir bilincin yıkıcı olduğunu ve felaketlere yol açtığını söylüyor.

Bu çerçevede oluşturulan kategoride; 20 kalibreden 1000 kalibreye, utançtan aydınlama duygusuna, yok edicilikten saf bilince, nefretten ben bilincine uzanan 17 sınıf oluşturmuştur. Bu tablo detaylı incelendiğinde birey hem kendini hem muhataplarını, hem de toplumun öncülerine ve üretenlerine yönelik algılarını yeniden gözden geçirebilmekte, insanlara yönelik daha şeffaf bir düzeye gelebilmektedir.
Zarar vermeyen, zarar görmeyen, yorulmadan, yormadan, doyumlarını yakalayabilecek kişiliğe ulaşan bireyler yaşamın gerçek tadına varabilmektedir. Bilinç yapımızı geliştirmenin odağı, eksiklerimizi belirleyerek giderme çabamıza devam etmemizdir.



+ 700 Kalibre = Aydınlanma, Saf bilinç, Ben olma = İnsanlığı etkileyen en üst bilinç düzeyi
+ 600 Kalibre = Dinginlik, Bilgelik, Kendini gerçekleştirme = Beni aşmış bütüne katkıda bulunma düzeyi
+ 540 Kalibre = Haz alma, Dinginlik, kabullenme = Yüksek enerji, uç denemeler
+ 500 Kalibre….Sevgi, Aşkınlık, Zararsızlık ilkesi = Hızlı gelişen, globalleşen, sezgi gücü, duygu dan bilince geçiş.
+ 400 Kalibre = Soyut Kavrama, Objektif ve Rasyonel = Karmaşığı kolay özümseme, sentezci, felsefi yaklaşım
+ 350 Kalibre = Affedici, Uyumlu, Kabulcu = Çözümcü, güçlü öz disiplin, Eşitlik içinde çeşitliliğe saygı…
+ 310 Kalibre = İstekli, Umutlu, teşvik eden, optimist = Açık fikirli, dost, bütüne katkıcı, yeniden alt seviyelerden başlamaktan rahatsız olmayan, yüksek öz saygı…
+ 250 Kalibre = Nötr, güven, deneme ve tatmin = İçsel güçün ve güvenin başlangıcı, özgürlükçü, yargılamayan, .
+ 200 Kalibre….Güç, Cesaret, Olasılıklı = Öz eleştiriye açık, yeniyi deneyebilen, gelişime açık, üretkenliğe geçiş
+ 175 Kalibre = Mağrur, Şişkin Ego, Talepkar = Toplum onaylı şiddet meslekleri, dışsal güçle övünç, milliyetçilik, politik ve dinsel değerlere yükseltme. Duygusal problemlerini yok sayma..
+ 150 Kalibre = Kızgınlık, Şiddet, Saldırgan = Kızgın, Çabuk Parlayan, Kavgacı, abartılmış arzuların çaresizliğini yaşama.
+ 125 Kalibre = Kıskançlık, Arzu, Hayal Kırıklığı = Para, prestij ve güç kazanma arzusu
+ 100 Kalibre = Tutsak, Korku, Ceza = Kıskanma, Endişe, Totaliter yönetim ve Kurtarıcı beklentisi
+ 75 Kalibre = Trajik, Memnuniyetsiz, Depresif = Göz yaşı, Depresyon, Bağımlılık, Kayıp Yaşam
+ 50 Kalibre = Çaresizlik, Umutsuz suçlayıcı, Apati = Umutsuzluk, Yoksulluk, Çaresizlik, bitkinlik,
Başkalarına bağımlılık
+ 30 Kalibre = Gaddar, Kinci, Günahkar, Suçlu = Mazoşist, Öfkeli, Kurban Rolü
+ 20 Kalibre = Yok edici, Utanç, Öfke, Nefret = İçe kapanık, hiç hissetme, Paranoya, Psikoz, Sahte Gurur, tehlikeli kişilik

~Alıntıdır~


Olmuyor başka ... Olmayacak başka...!



25 Haziran 2016 Cumartesi

Burcumuza Göre Faydasını Göreceğimiz Esmalar


GÜNEŞ
Aslan burcunun yönetici gezegeni Güneş’dir. Bu burcun sahibi olan kişiler bu Esma’ları Güneş saatinde okumalıdırlar.
Ya Hayy: Kişinin etrafına yaydığı enerji çoğalır. Bu enerji şifa enerjisi olarak da kullanılabilir. 6.hissimizi açar ve duyularımızı kuvvetlendirir. Şifa içinde okunabilir.
Ya Hadi: Doğru yolu bulmanıza yardımcı olur. Sevilen ve sayılan bir insan olmak için okunabilir. Hafıza güçlendirir. Yeteneklerimizin ortaya çıkmasını sağlar. Henüz Yürüyemeyen ve konuşamayan çocukların yürümesini ve konuşmasını hızlandırabilir. Her iş için okunur.
Ya Mani: Tehlikelerden ve hastalıklardan korur. Sıkıntıları engellemek için okunur.
Ya Rahim: Bolluk ve bereket verir. Ummadığımız kapıların açılmasını sağlar. Şifa alacağı insanlarla karşılaşır ve şifa verir.
Ya Ganiyy: Mal, mülk ve para gibi maddi şeyler için okunur. (Zenginlik) Bolluk ve bereket verir. Ruhen manevi şeyleri çoğaltmak içinde okunur.
Ya Hafız: Korunmak için okunan bir esmadır. Afetlerden tutunda yolculuğa çıkmadan evvel her türlü beladan korunmak için okunur. Zihnimizi sürekli açık tutar.


AY
Yengeç burcunun yönetici gezegeni Ay’dır. Bu burcun sahibi olan kişiler bu Esma’ları Ay saatinde okumalıdırlar.
Ya Rahman: Bilinmeyeni bildirir ve işlerin kolaylaşmasını sağlar. Tüm insanlar için burç ve saat gözetmeksizin ümitsiz anlarımızda okuyabiliriz.
Ya Vedüd: Sevgi enerjisi yayar ve dargınları barıştırır. Sevdiğiniz insanlara size yaklaştırır.
Ya Vasi: Bolluk, bereket, başarı ve uzun ömür verir. Unutkanlıklarımızı giderir. Beynimizin çalışmasını hızlandırır. İlim ve huzur verir.


VENÜS
Terazi ve Boğa burcunun yönetici gezegeni Venüs’dür. Özellikle bu burca sahip kişilerin Venüs saatinde okumaları gereken Esmalar;
Ya Hakim: Adaletli olmanıza yardım eder. Her işin gerçeğine vakıf olur, ilim ve irfan sahibi yapar. Öngörü yeteneğimizi güçlendirir.
Ya Rahman: Bilinmeyeni bildirir ve işlerin kolaylaşmasını sağlar. Tüm insanlar için burç ve saat gözetmeksizin çaresiz anlarımızda okuyabiliriz.
Ya Rezzak: Ruhsal ve bedensel madden ve manen rızık kapılarını açar. Bütün isteklerinizi bir arada verir.
Ya Metin: Hastalıklara şifa olur. Sağlıklı yaşamayı ve uzun ömürlü olmanızı sağlar. Güç ve kuvvet verir.
Ya Kerim: Bolluk ve bereket sağlar. Elini attığı her işi başarır. Her istediğini gerçekleştirebilir.



MERKÜR
İkizler ve Başak burcunun yönetici gezegeni Merkür’dür. Bu burcun sahibi olan kişiler bu Esma’ları Merkür saatinde okumalıdır.
Ya Rahman: Bilinmeyeni bildirir ve işlerin kolaylaşmasını sağlar. Tüm insanlar için burç ve saat gözetmeksizin ümitsiz anlarımızda okuyabiliriz.
Ya Azim: Sevgi ve saygı görmek için okunur. Her yerde sözünü geçirir. Okuyanın tüm istekleri gerçekleşir.
Ya Rauf: Kişilerin arasındaki sevgi ve merhameti sağlar. Maneviyatı güçlendirir.
Ya Fettah: Evlenmek isteyen her kişinin kısmetini açar. Maddi ve manevi her iş ve zorluk içinde okunabilir



MARS
Koç ve Akrep burcunun yönetici gezegeni Mars’dır. Bu burcun sahibi olan kişiler bu Esma’ları Mars saatinde okumalıdırlar.
Ya Rahman: Bilinmeyeni bildirir ve işlerin kolaylaşmasını sağlar. Tüm insanlar için burç ve saat gözetmeksizin çaresiz anlarımızda okuyabiliriz.
Ya Mümit: Haksız yere biri için okunursa etkisi size geri döner. Sadece kendinizi koruma altına almak ve kötü alışkanlıklılardan kurtulmak için okunmalıdır.
Ya Ahir: Herşey için bolluk ve bereket verir. Sonsuzluk anlamına gelir.
Ya Hafid: Haksızlıklar karşısında çaresiz kaldığınızda sadece kendiniz için okumalısınız. Yanlış niyetle okunduğunda tesiri bizi etkileyebilir.



JÜPİTER
Yay ve Balık burcunun yönetici gezegeni Jüpiter’dir Bu burcun sahibi olan kişiler bu Esma’ları Jüpiter saatinde okumalıdırlar.
Ya Rahman: Bilinmeyeni bildirir ve işlerin kolaylaşmasını sağlar. Tüm insanlar için burç ve saat gözetmeksizin ümitsiz anlarımızda okuyabiliriz.
Ya Samed: Maddi ve manevi arzularımızın kabülünü sağlar. Bize bolluk ve bereket kapısı açar. Sıkıntılarımızı giderir.
Ya Alim: Hafızayı güçlendirir. Bilgi akışını sağlar ve okuduğumuzu anlama yeteneği verir. Sınav öncesi okumak yarar sağlar. Sınırsız bilgi akışı verir.
Ya Cami: Kişileri etrafına toplamak, mal ve para biriktirmek, dargın olduğunuz insanlarla barışmak ve kaybettiğiniz eşyanızı bulmanız için okumalısınız.
Ya Kayyum: Sevgi ve saygı kazandırır. Yüksek mevkii sağlar. Dilediğiniz her bilgiye sahip olabilir her dilek için okuyabilirsiniz.



SATÜRN
Oğlak ve Kova burcunun yönetici gezegeni Satürn’dür. Bu burcun sahibi olan kişiler bu Esma’ları Satürn saatinde okumalıdırlar.
Ya Rahman: Bilinmeyeni bildirir ve işlerin kolaylaşmasını sağlar. Tüm insanlar için burç ve saat gözetmeksizin ümitsiz anlarımızda okuyabiliriz.
Ya Halim: Sakin ve huzurlu bir ömür içn okunmalı. Husumet içinde olduğunuz kişiler ve bu işlerin rahat geçmesi için okunur. Kişilerin öfkesinden size korur. Huysuzluk yapan herkes için okunabilir.
Ya Zahir: Gizli sırlara ve bilgilere sahip olur. 6. Hissi artırır. Rüyalarımızda sorulara cevap bulmamızı sağlar. Kötülük yapanlardan korur.
Ya Vacid: Sahip olduğumuz maddi ve manevi şeyleri korur ve kaybettiğimiz eşyaların geri gelmesini sağlar.
Esmaları başkalarının kötülüğü için asla kullanmayınız. Bu hareket okuduğunuz esmaların size dönmesini sağlar. İyi niyet ve sevgiyle çektiğiniz zikir, sizi korur ve kabul olur.


Kaynak: Astrogun


Gerçek sevgi olduğunuz haldir.



Kimseyle rekabete girmek zorunda değilsiniz, kendinizi kimseyle kıyaslamak zorunda değilsiniz. 
Yalnızca neyseniz o olmanız gerek; sevgi olmanız gerek ama gerçek sevgi, ruhunuzu ele geçirip sizi sahte aşka inandıran sevgi değil. 
Başkalarını sahiplenip kıskanmanıza yol açan ve sizi doğrudan tam işkence ve cezalarıyla cehenneme yollayan sevgi değil. 
Adına fedakarlık yaptığınız ya da adına kendinizi ve diğerlerini incittiğiniz sevgi değil. 
Sevgi sembolü öyle çok çarpıtıldı ki... Gerçek sevgi doğuştan sizinle gelendir.

Gerçek sevgi olduğunuz haldir.


Don Miguel Ruiz - Beşinci Anlaşma-




Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...