24 Haziran 2018 Pazar

Değişim...

Şifa rehberleri, nihai ölümü "ölümün ölümü" olarak adlandırırlar ama bu yolda, bir çok ufak ölümler deneyimlenir. Değiştirdiğimiz her düzen eski bir şeyin ölümüdür ve her ölüm yeni bir oluşuma yer açar. Değiştirmeyi başaramadığımız her mutsuzluk ve keyifsizlik, enerji bedenimize çakılmış ve yaşam gücümüzü azaltarak öldüren bir çividir.
Leo Rutherford-
.


Ne kadar doğru değil mi? Hayatınızda yaşamak zorunda kaldığınız ve değiştirmediğiniz her sıkıntı enerji bedeninize bir blokaj oluşturarak hastalık olarak size dönüyor.
Bu yüzden değişime karşı gelmemek akışta olmak ve hayatla uyum içerisinde dengede olmak gerekir.

Ne yaşanıyorsa bilin ki hayrınıza..
Olan her şeyde hayır var, ve hatta olmayanda da...


23 Haziran 2018 Cumartesi

Şansı Kendine Çekmek İstiyorsan?

Niye kıskanır insan?
Kendinde olmadığı için. Dolayısıyla Kıskançlık bir yokluk enerjisidir.
Yokluğa odaklanan kişi kendini daha da kıtlık bilincine sokar. Yaşamına bir düğüm koyar.
Nefret, kıskançlık, öfke gibi duygular düşük titreşimli olduğu gibi bloke edicidir.
Etrafında negatif manyetik bir enerji alanı oluşturur ve daha da olumsuz olayları ve kişileri mıknatıs gibi çekmeye başlarsınız.
Evrene verdiğiniz her şeyin kat be katını siz alırsınız. İyilik gönderirseniz hiç ummadığınız bir anda yaptığınız iyiliğin karşılığını bulursunuz. Para yardım etseniz on katı size geri döner. Refahın sırrı budur!
Ayrıca eğer siz sürekli kendinizi mutsuz hisseden bir insansanız çevrenizi de mutsuz edersiniz.
Doğal olarak bir süre sonra da çevrenizde kimse kalmaz.
Ben ne kadar mutlu, huzurlu ve aydınlıksam çevreme de o enerjiyi yayarım. Ve tıpkı kelebeklerin ışık etrafında buluşması gibi kendi enerjimdeki insanlarla buluşurum. Sizin ışığınız ve çekim gücünüz etrafınızdakileri çeken. Unutmayın öfke nefret ve kıskançlık enerjisiyle dolu olan kimse bütün kötü ve benzer enerjileri kendine çeker. Sonra neden hep beni buluyor demeyin!

Rhonda Byrne Çekim yasası kitabında şöyle der.
"Çekim yasası yapışkandır. Başkalarının iyi şansına sevindiğinizde onların şansı siz de yapışır.
Başka bir insandaki bir şeyi beğendiğinizde ya da takdir ettiğinizde onları kendinize yapıştırırsınız.
Ama biri hakkında olumsuz düşünür ya da konuşursanız o olumsuzlukları da kendinize yapıştırırsınız ve hepsini hayatınıza alırsınız. 
Hayat bana iyi davranıyor diye düşünüp hissederseniz hayatınızı iyileştirecek kişileri ve olayları kendinize çekersiniz.
Şu an düşünmekte olduklarınız gelecekte yaşantımızı oluşturmakta. Üzerinde en çok düşündüğünüz ya da odaklandığınız şey hayatınız olarak karşınıza çıkacaktır.
İnsanların istediklerini elde edememelerinin tek sebebi olmasını istedikleri şey yerine olmamasını istedikleri şeyler üzerine düşünüyor olmalarıdır.
Kendinizi sevmek zorunda olmanızın nedeni kendinizi sevmediğiniz takdirde mutlu olmanızın imkansız olmasıdır.Kendinizden hoşnut olmadığınız zaman hayatta sizin için var olan tüm iyilik ve sevgiyi bloke etmiş oluyorsunuz.
Senaryonuzu yazın. Arzu etmediğini şeyler gördüğünüzde onları düşünmeyin. onları yazın, onlarla konuşun, onları uzaklaştırın, dikkatinizi arzu edilmeyen şeylerden uzaklaştırın. arzu edilen şeylere odaklayın." 

Başkalarının şansını başarısını, mutluluğunu, güzelliğini, ilişkisini vs. kıskanmayın.
Onlar adına sizde mutlu olun. Ancak böyle yaptığınız sürece şansı kendinize çekmiş olursunuz.

Sevgiler tüüüm kalbimden,
Nur Demir
http://www.milliyet.com.tr/sansi-kendine-cekmek-istiyorsan--pembenar-yazardetay-saglik-2510264/






22 Haziran 2018 Cuma

SPİRİTÜEL UYANIŞIN BELİRTİLERİ SPIRITUEL UYANIS


Ellen L.Montgomery
GIRIS
Son zamanlarda, arkadaslarimin, ögrencilerimin ve müsterilerimin çogu, çok sayida ve çesitli degisimler, garip hisler ve fiziksel duyumlar deneyimlediklerini bildirdiler. Kendim de arkadaslariminkine uyan bir çok sekilde hayatimin olagan olmayan periyodundan geçmekteyim. Önce, bana olmakta olan seyi orta yas krizi ve/veya menopoz olarak etiketlendirdim. Ancak benzer durumlari erkeklerde ve tüm yas gruplarinda da gözlemeye basladim. Bu noktada notlarimi digerlerininki ile karsilastirdim ve bu konu ile ilgili biraz arastirma yaptim. Asagidakiler bulduklarimin bir derlemesidir. Bunlarin çogu bazilarina garip görünebilir, ama bu durumlarin tüm dünyadan fiziksel olarak saglikli, zihinsel ve duygusal olarak saglikli yetiskinler arasinda olduguna sizi temin ederim. Bir uyari notu : Hiç kimseye profesyonel dikkat gerektiren büyük fiziksel veya duygusal durumlara aldirmamalarini tavsiye etmiyorum. Ancak bu liste herhangi bir sekilde bu semptomlardan sikayetçi olanlara yardimci olabilir. Belirtilerin çogu için verilen tavsiyeler de degisik kaynaklardan toplandi ve benim kisisel deneyimimi yansitmayabilir. Eger bu faydali ise, iyi. Eger degilse, bunlara aldirmayin. Hepimiz kendi spiritüel gelisimimizi kendi essiz yolumuz ile deneyimliyoruz. Bazilarimiz için degisimler yavas oluyor ; digerleri için bir seri olay ani büyümeyi/gelismeyi tetikleyebilir. Hepimiz ayni belirtileri veya degisimleri paylasmiyoruz. Ve tabi ki, kendi spiritüel inançlarimiza sahibiz. Hepimiz kar taneleri gibi farkliyiz, ancak ortak bir özü ve genel şekli paylasiyoruz. Bu bilginin bir kismi sizinle rezonansa girmeyebilir. Diger kavramlar sizin için rahatsiz edici olabilir. Her birimiz yeni bilgiyi incelemeliyiz ve kendimiz için neyin dogru oldugunu ve bize neyin hizmet etmeyecegini ayirdetmeliyiz. Bu listeyi okurken bunu kendiniz için yapmanizi istiyorum. Kendi yorumlarinizdan siz sorumlusunuz. (Her konu ile ilgili inançlariniz ve düsünceleriniz sizin kendi sorununuzdur)
Baris ve Sevgi,

4 Elma


Franklin bir çocuğa bir elma vermiş.

Çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş.
Çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince çocuk sevinçten deliye dönmüş....
Ve bir elma daha verince, çocuk dört elmayı elinde
zapt edememiş, sonuncusunu düşürmüş yere...
Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.

Hayat böyledir iste...

Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra da, onun bir
lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.

Aza kanaat etmek, insanın ruhunu olgunlaştırır,

Çok istemeye değil, bir ideale ada kendini,

Yolun kısalır, basamakların hızlanır…


”Keyifler değildir yaşamı değerli yapan.
Yaşamdır, keyif
almayı değerli kılan"


Bernard Shaw


21 Haziran 2018 Perşembe

YILDIZ SAATLERİNİN ÖZELLİKLERİ:

Hepimiz günlük yaşamamızda, kendimizi bazen iyi, bazen kötü hissettiğimiz olur.Bazen işlediniz çok tez biter, bazen de çeşitli engeller, terslikler olur... Hoşça vakit geçirmek isteriz ama ortada bir sebep yokken tartışmalar, kırgınlıklar yaşayabiliriz. Bunlar gibi daha pekçok örnekler verilebilir.Hepimiz büyüklerimizden duymuşuzdur... Aman Salı günü iş yapma sallanır... Pazartesi günü erkenden kalk, işe başla, işlerin rast gider... Cuma günü; yıkan ve yeni elbiseler gjy, hayırlı olur. Veya, Cuma günü, Cuma saatinden evvel alışveriş etmeyin, fazla konuşmayın, gibi... Haftanın günlerinde yapılabilecek veya yapılması iyi olmayacak konularda çeşitli tavsiyelerde bulunulur!..

Bütün bunlar sanki boş laflar gibi gelse de, aslında gerçek payı da yok değildir. Bu gibi sözlerin hikmeti, belli gün ve saatlerdeki yıldız etkilerine dayanır.

Günlerin ve gecelerin her saatinde, çeşitli gezegenlerden yeryüzüne sürekli olarak gelmekte olan kozmik ışınlar, tüm birimleri etkileyerek, ihtiva ettikleri manalar yönünde düşünce, konuşma, davranış ve olayların meydana gelmesine vesile olurlar...Gerçekte hepimiz, astrolojik etkileri almakta ve onların bizi yönlendirmesine göre yaşamaktayız; ama bunun farkında değiliz!...

.Bu bilgilerin İşığında ve tecrübelerim doğrultusunda, tesbit ettiğim sonuçlar şunlardır. Şayet dilerseniz sizlerde araştırıp, deneyip görebilirsiniz...

Yıldız saatleri 7 ana grupta toplanır:

1 - Satürn saati

2 - Jüpiter saati

3 - Mars saati

4 - Güneş saati

5 - Venüs saati

6 - Merkür saati

7 - Ay saati



Bu gezegenler aynı sıra île sürekli olarak, hergün ve gece, eşit saat bölümlerinde etkili olurlar.

Haftalık YILDIZ SAATLERİ günler ve geceler 12 şer eşit dilime bölünmüştür. 12 dilimin herbirinde, hergün bir yıldız tesiri etkiliolmaktadır.

Gündüz bölümü, güneşin doğuşundan batışına kadar olan zamandır.

Gece bölümü, güneşin batışından doğuşuna kadar olan süredir. Burada esas; önce gecenin, sonra günün gelmesidir.

Günlük konuşmalarımızda pratik oiarak akşam diye bahsedilen zaman aslında bir sonraki günün gecesidir.Örneğin; Pazar akşamı, Pazar günü güneşin batışından itibaren Pazartesi gecesi başlamış demektir. Aynı şekilde, Pazartesi akşamı Salı gecesidir, Salı akşamı Çarşamba gecesidir v.s...

Pazartesi günü AY saati ile başlar. İşte, büyüklerimizin tecrübeleri neticesi, Pazartesi gününe erken başlarsınız işleriniz rast gider!.. demelerinin nedeni, AY saatinin tezlik ve verimlilik vermesinden dolayıdır.Salı günü Mars saati ile başlar. Tecrübelere dayanılarak, Salı iş yapma, sallanır!.. denilmesinin hikmeti de; Mars etkisinin tersliklere neden olmasındandır.Çarşamba günü, MERKÜR saati ile başlar.Perşembe günü; JÜPİTER saati ile başlar.Cuma günü ise; VENÜS saati ile başlamaktadır. Cuma vaktinden evvel alışveriş yapmayın!.. denilmesinin hikmeti ise; Cuma vaktinde bir evvelki saatin daima Mars saati olması nedeni iledir ki, tersliklere, kavgalara müsait bir saattir.Cumartesi günü; SATÜRN saati ile başlar. Genellikle bu gün ağır geçen bir günolur.Pazar günü; güneş saati ile başlar. Ziyaretler için iyi bir gündür.

Pazartesi gecesi; JÜPİTER saati, Salı gecesi VENÜS saati, Çarşamba gecesiSATÜRN saati, Perşembe gecesi GÜNEŞ saati, Cuma gecesi AY saati,Cumartesi gecesi MARS saati ve Pazar gecesi de MERKÜR saati ile başlar.

Genel olarak, hergün ve hergece hangi Yıldız saati ile başlıyorsa onun tesirinde olmakla birlikte, diğer saat dilimlerinde de sıra ile bir yıldızın kuvvetli tesirlerin! alır.Gündüz beyinlerimiz bu tesirleri aldığı ve bunun neticeleri yaşandığı gibi; tecrübeler göstermiştir ki; gece de beyin bu tesirleri almaya devam etmektedir...Örneğin, gece uyurken gördüğümüz rüya;Mars saatine denk gelmişse, şiddet ve sex ağırlıklı olur. Veya Jüpiter saatinde neşeli, hoş rüyalar görmek mümkündür. Ay saatinde ise romantik veya duygusal rüyalar görebiliriz.Aynı şekilde; ölüm sonrasında devam eden ruh bedenli hayatta da kişi bu tesirleri almaya devam eder, aynen burçlardan gelen tesirleri aldığı gibi...Kıyamete kadar...Kısaca; gerek burçlardan, gerek yıldızlardan gelen tesirler dünyada yaşanırken de, ölüm sonrasında da kendilerini daima hissettireceklerdir...






SATÜRN SAATİ:

Ağır bir saattir. Genellikle sebepsiz bir sıkıntı ve karamsarlık hissedilir. Sabır ve dikkat gerektiren işler yapılabilir. Ancak, özellikle uzun sürecek işlere Satürn saatinde başlamak, işinizin devamı süresinci, pek çok zorluklar, gecikmeler, engellerle karşılaşmaya zemin hazırlar. Örneğin başlayıp da bir türlü bitiremediğiniz, defalarca sökmek zorunda kaldığınız bir örgünüz, dikişiniz v.s ler çok büyük bir olasılıkla bu saatte başlanmıştır...

Yolculuk yapmak için de uygun değildir. Hele uzun bir yolculuğunuza başlamanız bu saate denk gelmişse, yollar uzar da uzar bir türlü bitmek bilmez.

Tabii ki, bu saatte yapılması uygun işler de vardır. Kitap okumak, düşünmek, belli konularda konuşmak, fikir tartışmaları yapmak son derece faydalı sonuçlar verir. Gene öğrenciler, zor anladıkları, dikkatlerini kolayca toplayamadıkları derslerini bu saatte çalışırlarsa çok daha faydalı olduğunu göreceklerdir.

Ayrıca, anlaşmakta zorlandığınız kişilerle yüzleşmeniz gerekliyse ama tatsız sonuçlar doğmasından korkuyor iseniz bir de bu saatte konuşmayı deneyin. Bu saatin ağır ve kısıtlayıcı etkisi olayların, nahoş sonuçlanmasını büyük bir ihtimalle engelliyecektir.

Bu saat alışveriş yapmak için de uygun değildir. İstemediğiniz şeyleri alarak sonradan, "Ah keşke bunu almasaydım..." diyebilirsiniz. Ancak, daha önceden karar vermiş olmak şartıyla, emlak veya toprakla ilgili ticaretler yapılabilirler... Bina yapımı, inşaat işleri için uygundur.

JÜPİTER SAATİ:

Hoş bir saattir. İnsanın içine rahatlık, hoş görü, sevinç gibi duygular verir. Birtakım sıkıntı ve problemlerinizin olduğu zamanlarda bile Jüpiter yıldızının etkilerinin güçlü olduğu saatlerde, nasıl olduğunu anlamadığınız, geçici de olsa bir rahatlama hissedersiniz. Çok bunaldığınız anda size bir nefestir..

Şans gerektiren konularda yapacağınız çalışmaları bu saatlere denk getirirseniz daha iyi sonuçlar elde edersiniz. Hele, size özel diğer astrolojik etkilerde uygunsa, turnayı gözünden vurdunuz demektir. Yarışmalara katılmak, piyango bileti almak veya başka konularda şansınızı denemek gibi.

İbadet yapmak, zikir çekmek, dini bilgilerinizi genişletmek, tefekkür etmek, öğrenmek, bilgi alışverişi yapmak vey aders çalışmak için uygun bir saattir. Anlaşmazlık ve ters giden iş ve ilişkileri düzeltmek için de girişimlerde bulunmağa uygundur.

Sevgi, muhabbet, dostluk, arkadaşlık kurma saatidir. Arkadaşlarınızla toplandığınız da, Jüpiter saatine sıra geldiğinde, havanız şenlenir, şakalaşmalar, eğlenceler artar...

Çarşı - pazar alışverişi yapmak, sevdiklerinize hediye seçmek için iyi kararlar vermenize yardım eder. Bu saatte yapılan alış verişlerden genellikle daha sonra pişmanlık duyulmaz.

Yolculuğa çıkmak, araba kullanmak için en uygun saatler olan AY ve MERKÜR saatlerine zamanınız uymadıysa 3. cü tercih olarak Jüpiter saatini seçebilirsiniz.

Eğitim ve öğrenim için, öğrencilerin öğretmenlere veya kurslara gitmesine, ders çalışmaya son derece müsaittir.

Başlangıçlar yapmak için de uygundur. Bir işe başlamak istiyorsanız, Jüpiter saatini tercih edebilirsiniz.

MARS SAATİ:

Yaşantımızdaki şiddet, gibi faktörlerde imzası tanımak ve onlara göre olacaktır. öfke, yüksek aktivite olan Mars etkilerini tedbirli olmak faydalı

Cesaret, acelecilik, çabuk parlama ve aksiliklere dönük güçlü bir enerji verir. Kolay halledilebilecek bir mesele bu saate denk gelmişse, istenmeden tatsız gelişmelere yol açar. Olabilecek işi imkansız hale getirir ki, nasıl böyle olabildiğine şaşar kalırsınız. Bu saatte artan vehim gücü ile insanlar istemedikleri şeyleri yapabilirler. Bu tesir geçtikten sonra, normal düşünmeye başlayınca da, "Ben bunu nasıl böyle yaptım..? Pişmanım!.." diyebilirler.

Bozuşmalara, insanların aralarının açılmasına, ağız kavgası veya tabancalı bıçaklı, yumruklu kavgalara çoğunlukla bu saatte rastlanır. Beşeri ilişkiler sert, kırıcı ve tartışmaya dönüktür.

Cuma namazı saati öncesi daima MARS saati olduğu için, bu saatte birşey yapılmaması ve ilişkilerde dikkatli olunması önemli bir noktadır. Cumaya hazırlanmak, sessiz kalmak iyi olur...

Ayrıca cesaret ve güç verir. Bunun ne yönde kullanılacağı önemlidir. İbadet edilmesi tavsiye edilir. Diğer zamanlarda yapmağa cesaret edemediğiniz, faydalı şeyleri Mars saatinde kolaylıkla yapabilirsiniz.

Ameliyatlar, diş çektirmek, kan aldırmak, iğne olmak, tırnak kesmek gibi tıbbi konularda hem yapan hem de yaptıran yönden kolaylık verir.

Spor yapmak, jimnastik, futbol oynamak, yürüyüşler için, avcılık veya fiziki güç gerektiren işleri yapmağa son derece uygundur.

Trafiğe çıkmak, araba kullanmak için, dikkatli olmak şartıyla uygundur. Çünkü bu saatte araba kullanırken insan hızlı gitmek isteği hisseder. Hareketleri çabuk ve dikkatsizce olabileceğinden tehlike ile karşılaşma riski doğar.

Ortaklıklarınbu saatte kurulması, iş ilişkilerinin özellikle kritik durumların Mars saatine denk gelmemesi herkes açısından faydalı olucaktır.

GÜNEŞ SAATİ:

Egoların güçlendiği, kendine güvenin arttığı, benliklerin kabardığı bir saattir. Gerek bu yönü ile gerekse sahip olduğu güçlü enerji potansiyeli dolayısıyla, özellikle trafik için son derece uygunsuz bir saattir. Dikkat edilirse, bu saatte trafikte çok belirgin bir karışıklık görülür. Hani, başım serseme döndü dedirtecek bir biçimde karışıklık...

Bu nedenle trafik kazalarına en çok Güneş saatinde rastlanır. Tesbitlerime göre her 10 kazadan en az 8' i bu saatte meydana gelmiştir.

İbadet yapmak, dua, zikir ve tefekkür gibi çalışmalar için çok uygundur. Daha önce de belirttiğim gibi, dinimizin son derece önemle üzerinde durduğu CUMA NAMAZI vakti daima güneş saatine denk gelmektedir.

Nişan, düğün gibi mutlu beraberliklerin kurulmasına, söz kesmeğe uygundur. Yüzleşmelere, itirafta bulunmağa, yüksek makamlardan talepte bulunmağa, istekleri arzetmeğe son derece müsait bir saattir. Olmasını istediğiniz bir iş için bir makarna baş vurmanız gerekiyorsa Güneş saatini tercih etmek yararlıdır. Kolaylık verir, işlerin yolunda gitmesine yardım eder. Çünkü idrakların daha iyi çalıştığı bir saattir.

Dostlarla bir arada bulunmak, büyüklerin gönlünü almak, saygı göstermek, çocuklarla ilgilenmek, eş dost ziyaretleri yapmak gibi şeyler de bu saatin özelliklerine ters düşmeyen konulardır.

VENÜS SAATİ:

Aşk, meşk, sevme ve sevilme, musiki saatidir. İnsana hoş bir rahatlama ve gevşeklik verir. Sevgi duyguları ve romantiklik verir. Sevdiğinize duygularınız! sözle veya hareketlerle en güzel ifade edebileceğiniz bir saattir. Sevdiğiniz kişiye bunu söylemeğe cesaretiniz yoksa bu saatte deneyebilirsiniz. Eşler arasındaki dargınlıkları düzeltebilirsiniz.

Müzik dinlemek, enstürman çalmak, beste yapmak, aşk ve sevgi ilişkileri, musiki toplantıları yani her türlü müzik etkinlikleri için çok iyi enerji bulabileceğiniz saatlerdir. Ayrıca misafirlikler, neşeli ve dostça vakit geçirmek için, sevişmek için uygundur.

Nişan, nikah, düğün toplantıları veya bu tip başlangıçlara atılacak adımlar için iyi bir zamandır.

Güzeli görme, seçme, yaşama zamanıdır. Sanat etkinlikleri, resim, heykel v.s çalışmalarına, moda, süsleme, dekarasyon işlerine uygundur. Bu saatte evinizi dekore edebilir, güzel giysiler satın alabilirsiniz. Kuaföre gitmek, saç yaptırmak, makyaj yapmak için de iyidir.

Jüpiterden sonra ikinci olarak şans ve mutluluk veren bir saattir. Bu tip işlerin dışında güç, cesaret, dikkat ve sabır isteyen işler için uygun değildir.

Özellikle, tecrübelerimize göre Trafik ve yolculuk için de pek uygun bir saat olmadığı tesbit edilmiştir, insanların romantikleşmesine ve gevşekliğine sebep olduğu için kaza ve tehlike riski artmaktadır.

Kısaca bu saatlerde hoş, nazik, ince ve zevk veren sanatsal işlerle meşgul olmak daha uygundur.

MERKÜR SAATİ:

Mantık, zeka, düşünme potansiyelini kuvvetlendirici bir enerji verir. Hele beyin haritanızda Merkür güçlü bir konumdaysa, İkizler veya Başak burcundan iseniz özellikle Merkür saatlerinde süper beyin olmağa namzetsiniz demektir.

Kitap okumak, hesap yapmak, matematik konuları ile ilgilenmek, bulmaca çözmek, yarışmalara katılmak, zeka oyunları ile ilgilenmek ve daha başarılı olmak için uygun bir saattir. Konuşmak, sohbet yapmak, konferans vermek, dinleyen ve veren açısından da rahat ve zevkli olur.

Mektup yazmak zor geliyorsa bir de bu saatte yazmayı deneyin. El mahareti isteyen işlerle uğraşmak, tamirat işleri, dikiş, nakış, örgü örmek, yemek yapmak, mutfakla ilgili çalışmalar için çok uygun bir zaman olduğundan işleriniz hem rahat ilerler hem de çabuk biter.

Çözmekte zorlandığınız konulara bu saatte çok kolay ve mantıklı çözüm yolları bulabilirsiniz. İş görüşmelerine, yaratıcılık, isteyen konularla ilgilenmeğe müsaittir.

İsabetli, kolay ve yorulmadan alış veriş yapmak, satıcılık, pazarlamacılık için birebirdir.

Eğer yolculuğa çıkmak için programınız AY saatine denk gelmiyorsa ikinci tercihiniz MERKÜR saati olsun. Trafik için de iyidir.

Öğrencilere tavsiyem, eğer dersleriniz! daha rahat zorlanmadan ve çabuk öğrenmek istiyorsanız MERKÜR saatlerim mutlaka ders çalışmak için ayırmalısınız.

Özellikle hesap işleri, yaratıcı düşünme gerektiren konularda...

Ancak şu hususu da dikkate almak gerekir. MERKÜR yılda 3 kez Rotara girer. Bu süre zarfında etkileri bu kadar verimli değildir. Özellikle yanlış karar almağa neden olup sonradan pişman olmanıza yol açar. Biz deriz ki; Rötar dönemlerin de yeni kararlar almayın ve yeni bir işe başlamayın.

AY SAATİ:

Yüksek pozitif enerji veren bir saattir, işlere tezlik ve çabukluk verir. Örneğin; Pazartesi günü güneşin ilk ışıkları ile başladığınız ev işleriniz veya yazdığınız yazılar veya başladığınız yolculuğunuz çok rahat ve nasıl geçtiğin! anlamadan bitiverir.

Özellikle yeni ay zamanlarında ki verimli enerji hem kendimizi daha zinde hissettirir, hem de bu zamanda bitki yetiştirmek, saksıları yenilemek, çiçek daldırmak iyi yetişmelerim sağlar.

Yeni Ay dönemlerinde ve Ay saatlerinde yapılan pasta, börek, mayalı hamurlar çok güzel kabarır.

Seyahat yapmak, trafiğe çıkmak, direksiyon kullanmak için uygundur. Uzun bir seyahate çıkacaksanız yolculuğa Ay saati içinde başlamanız size kolaylık getirecektir.

Postaya mektup vermek, koli, paket göndermek veya bir yere ulaştırmak istediğiniz şeyleri bu saatte göndermek çok daha iyidir. Ticaret yapmak, iş ilişkileri, ortaklık kurmak, alışveriş yapmak için de uygun bir saattir.

Yeni bir şeye başlamak, dikiş, nakış, örgü gibi işlerinizin başlangıcım bu saatte yapmak işinizin çabuk ve rahat gitmesin! sağlar.

Gönül işlerine, duygulu davranışlara, nişan nikah düğün işlerine uygundur. İbadet, dua, zikir çalışmaları yapmak, namaz kılmak için bu saatler tercih edilmelidir.

Spor yapmak için de çok uygundur. Bunun için iyi bir enerji sağlar.

Yeni başladığınız işlerin ilkini JÜPİTER gününün AY saatine uydurursanız çok faydasını görürsünüz...

Kısaca sevilen ve hoş gelen her türlü işin yapılmasına ve yeni bir işe başlamaya çok müsait bir saattir...

Eğer, bir sistemin çalışmasını anlatan bu konuları bilir ve mümkün olduğunca bunları yaşantımızda uygulayabilirsek çok iyi neticelerle karşılaşma şansımız fazla olur.

Çok değerli İslam büyüklerimiz, asırlar evvel bu konuları araştırıp, tatbik etmiş ve insanların faydalanması için de bunları kitaplarında açıklamışlardır. Bize de bunları öğrenip denemek kalmış...

Değerlendirebilirsek ne mutlu bize!..

İçinde yaşamakta olduğumuz, İlahi sistemin çalışma mekanizmasını ne kadar tanıyabilirsek, o nisbette rahat, bilinçli ve kolay bir yaşam sürmemiz mümkün olacaktır. Bu sayede hayatımıza güzel günler ilave etme şansımız olabilir...

Asırlar evvelinden bize ulaşan bu bilgileri değerlendirerek, belli saatlerin etkilerine ters düşmeyen fiilleri yapıp, günlerimizi daha kolay bir hale de getirebiliriz veya o saatin enerjisine ters olan davranışlarda bulunarak yaşamı kendimiz için cehenneme de çevirebiliriz.

Denizde akıntıya karşı da yüzmeğe çalışabiliriz; akıntıyı arkamıza alarak rahatça da yüzebiliriz.

Tabii ki; hayatta her şey rast gidecek tün-isteklerimiz olacak değil... Ama karşımıza çıkar bilgilerden faydalanmakla terslik oranın azaltmak mümkündür.. Böylece, ALLAH bize yaşamı kolaylaştırmış olur...

sufizmveinsan.

İnsanın içine attığı her şey karın çakrasında birikiyor.



Evet aynen başlıkta dediğim gibi insanın içine attığı her şey hooop direk karın çakrasında birikiyor.
Midemize taş oturma hissinin bununla çok alakası var! 
Sistem bu mesajı veriyorsa en baştan bunu çözmekte fayda var.
Karın çakramızın rengi sarı. Sarı rengin enerjisinden faydalanmak bu çakraya çok iyi geliyor.
(Koku olarak ise lavanta ve biberiye koklamak )
Gözlerinizi kapatın ve 4 derin nefes alıp vererek gevşeyin.
Göbek deliğinizden sarı, çok parlak pırıl pırıl bir ışığın (güneş ışığı da olabilir) girdiğini ve buradaki tüm blokajları çözdüğünü hayal edin. 
Louise Hay'in bir kitabında canlandırma tekniklerinden biri ile ilgili çok güzel bir öneri vardı ve şöyle anlatıyordu:
"Kanser hastası bir kadın bedeninde oluşan iyi katil hücrelerin, kanserli hücrelere saldırdığını ve onu yok ettiğini hayal ediyordu. Ona sordum sen cinayet işleyecek biri misin? Açıkçası bedenimde bir savaş yaratmak konusunda kendimi iyi hissedemem. Ona zihninde canlandırma yöntemini daha nazik bir başkasıyla değiştirmesini önerdim. Güneşin hasta hücreleri erittiğini hayal etmek daha iyi olabilir.
(Kendisi de kansere yakalandığında serin temiz suyun rahatsız hücreleri bedeninen temizlediğini hayal edermiş.. )
Bilinç seviyesinde bize fazla saldırgan gelmeyecek canlandırma tekniklerine ihtiyacımız var.
Ailesi ve dostları arasında hasta insanlar olanlar sürekli onları hasta görmekle aslında onlara zarar verirler. Onların iyileştiğini zihninizde canlandırın. Onlara iyi titreşimler gönderin."

Nur Demir
Sevgiler tüüm kalbimden:)



http://www.milliyet.com.tr/insanin-icine-attigi-her-sey-karin-cakrasinda-birikiyor--pembenar-yazardetay-saglik-2630069/



20 Haziran 2018 Çarşamba

SENİ OLUMSUZ ETKİLEYEN ETERİK KORDONLARI (BAĞLARI) KESEREK/ÖZGÜRLEŞ!


Eterik bağları kesmek
Başka insanlarla ilişkilerimizde geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler ya da bazen onlarla ilgili beklentilerimiz, onları kaybetme korkumuz, bağımlılığımız gibi durumlar bizimle o kişi arasında görünmez bağlar oluşturur.
Fakat bu bağlar tıpkı bir insanı sararak öldüren sarmaşıklar gibidir; kimse kendisi olamaz, gelişemez, aradaki o bağlar; sevdiğimiz insanı da bizi kısıtlayan, gelişmekten-mutlu olmaktan alıkoyan, nedenini anlayamadığımız bizi aşağıda tutan bir “hal” içine sokar:
Zaman zaman şunu söyleriz: “Herşey yolunda, bir sorun yok, ama içim sıkılıyor.” yada “şunu yapmak istiyorum, içimde birşey sanki mani oluyor..” “evimi satmak istiyorum, satışa da çıkardım ama satılmıyor” Bunların hepsi gerçektir, yaşayanlar vardır ve durugörürler etrafımızdaki bu bağları görürler; bu bağ ister evimizle, ister sevgilimizle, ister çocuğumuzla olsun…
Hatta bazen kendi korkularımız, kendi yargılamalarımız, beklentilerimiz… Sebebiyle
Kendi kendimizi bile bağlarız. Yani en sevdiklerimizi yahut kendimizi İLERLEMEKTEN ALIKOYARIZ bilmeden…
Bu şuna benzer: Çocuk üniversite sınavında en sevdiği bölümü, ülkenin en iyi üniversitesini kazanmıştır, fakat o üniversite başka şehirde ya da ülkede olduğu için anne-baba
“ben seni çok seviyorum, dizimin dibinde kal, gitme…” demektedir… Belki “o mesleğin” en parlak kişilerinden biri olabilecekken, onu çok sevdiğimiz için! Onu yanımızdan ayırmadık diye, onu dünyanın en bahtsız insanı yapmak! İşte bağımlılıklar, korkular, olumsuz deneyimler… Gibi etkenlerle, biri ile aramızda bağların olması da aynı böyle bir şeydir…
Mademki ruh olarak büyümeye geldik… Büyüyelim ve sevdiklerimizin büyümesine “izin” verelim…
Evet, bu çalışma “o bağları” kesmek içindir; ilişkiyi bitirmek için değil. Fakat bitmesi gereken ilişkilere de izin vermeliyiz… Gitmesi gereken’e izin vermeliyiz.
Gözlerinizi kapatıp bir kaç tane yavaş ve derin nefes alın, bedeninize gevşediğini söyleyin.
Sonra deyin ki:
“Sevgili …………
Seninle yaşadığımız ilişki süresince bilerek yada bilmeyerek yaşattığım tüm zorluk ve sıkıntılar için senden özür dilerim. Lütfen beni bağışla.
Ben seni içtenlikle bağışlıyorum. Ve sevgiyle ya da zorlayarak bana öğrettiğin her şey için sana teşekkür ediyorum. Öğrenmem gerekenler için bana “rol arkadaşı” olduğun için teşekkür ediyorum. Aramızdaki bağları kesiyorum ve seni benden, beni senden özgür bırakıyorum.
Hayat Yolun ışık ve sevgi olsun her zaman…”
Bunu yapmak her geçen gün enerjinizi(auranızı) size ait olmayan ama sizi bağlayan, kapatan her türlü enerjiden temizleyecektir.
Bu da şu anlama gelir:
Yepyeni bir kader yaratma şansına sahip olacaksınız.
Öncelikle aile bireyleri, eş, çocuk gibi en yakın ilişkilerimizden başlayarak ilişki içinde bulunduğumuz herkes için tek tek yapılması tavsiye ediliyor. Ölmüş yakınlarımız için de…
Ve özellikle zor deneyim yaşadığımız kişiler için de…
Ta ki affettiğimizi hissedene kadar…
Şu hep hatırımızda olsun lütfen; biz bu çalışmayı öncelikle kendimiz için yapıyoruz; kendi ruhumuzu, hayatımızı, kaderimizi iyileştirmek için…
OLABİLECEĞİMİZ EN YÜKSEK POTANSİYELDEKİ KENDİMİZ OLMAK İÇİN…
Ve hayatımıza girmiş olan herkes rol arkadaşımız…
Oyun bittiğinde bunları konuşuyor ve tüm rol arkadaşlarımıza teşekkür ediyor olacağız.

* Alıntı

19 Haziran 2018 Salı

ETKILI DUA

İsteklerim olmuyor derken... Gerçekten istemeyi biliyor muyuz acaba?





1 Net odak

Odağınızın net olması enerji alanlarına odaklanma konusunda yardımcı olur. Kuantum fiziğinde buna Heisenberg prensibi denir. Dikkatl izlenirse buna gelişigüzel parçacıkların düzenli biçimde hareket ettikleri görülür. Bakışınız ne kadar net olursa alanın bize geri dönüşü o kadar etkili olacaktır. Duanın öncesinde gerçekten ne istediğinizi belirleyin ve sonuca odaklanın.



2 Niyet

Neden bu sonucu istediğinizi kendi kendinize sorun. En derin niyetiniz yada isteğiniz nedir? Neden?En derinlere inene kadar incelemeye devam edin. Sonrada o en alttaki nedene odaklanın Örneğin: Yeni bir ilişki istiyoruz ama niyetimiz sevilmek o halde önce kendimizi sevmeyi öğrenmeliyiz, bunun için dua edelim



3 Sessizlik

Her türlü iletişimde sessizlik çok önemlidir. Çünkü değerlendirmeye ve anlamlı sonuçlara ulaşmaya olanak sağlar. Dua içinde aynı şey geçerlidir, dua sizin ilahi olanla iletişiminizdir. Bu sessizlik anlarında çok değerli iç görüler ortaya çıkar.



4 Dinlemek

Dua ederken dinlemekte çok önemlidir. Bazen korkularımız, isteklerimiz, şikayetlerimiz ağımızdan dökülüverir. Ancak sessizce dinleyince bazen iç rehberimizden hiç aklımıza gelmeyen çözümler gelebilir.



5 Teslim olma

Bir çocuk kırık bir oyuncağını anne babasına getirdiğinde onların sorunu çözeceğine dair sonsuz inancı vardır. Duada hiç farklı değildir. İlahi olanla bu iletişimde istenen sonuç konusunda tereddüt duymamalısınız Çocuksu bir güvenle teslim olmalı sonra onu orada bırakmalıyız. Olması gereken için yapmamız gerekeni yaptıktan sonra olacak olana teslim olmalı güven duymalıyız.



6 Şükran

Şükran duygusunun gücü inanılmazdır. Probleme değil sonuca odaklanmamızı sağlar. Bilimsel araştırmalarla da kanıtlandığı şekilde istenen sonuca odaklanmak çok güçlüdür.

Zihnimizdeki konunun sadece öznesi olduğumuza göre neden probleme odaklanmak yerine sadece sonuç için şükran duymayı denemiyoruz? Şükran duygusu ile aynı zamanda tansiyonunuzu düşürecek stresiniz azalacak ve daha yoğun huzur duygusu iinde olacaksınız.



7 Esneklik

Büyükbabam genellikle bizim yanlış dua ettiğimizi ancak Yaradanın doğruyu duyduğunu söylerdi.Örneğin finansal bir sıkıntı yaşıyor olabilirsiniz ve bunun için bir maaş artışı bekliyor olabilirsiniz. Ancak çözüm yepyeni bir iş ya da kredinizde bir ödeme planı değişikliği olarak gelebilir. Duanızı bitirince gözlerinizi açın zira yanıtlar beklediğinizden farklı bir şekillerde gelebilir.



Kaynak - Seven Keys to Effective Prayer by
Richard F. Ames

17 Haziran 2018 Pazar

ZEHİRLEYİCİ DÜŞÜNCELERİ ÖZGÜRLEŞTİRMEK

Yazarın,http://www.sandraingerman.com/healingtoxicthoughts.html adresindeki makalesinden

çeviren: Yasemin Tokatlı



Bir gece, etkileyici bir rüya gördüm. Çalışma arkadaşlarımdan oluşan bir grupta, bir su soğutucusunun etrafında ayaka durmaktaydım. Aramızdaki konuşmalar samimiydi ama çalışanlardan bazısının diğerlerine psişik/görünmez “yumruklar” attıklarını fark ettim. Yumruk yiyen kişiye “İyi misin?” diyor ve diğerine dönüp “Ne yaptığını gördün mü?” diye soruyordum. İnsanların davranışları bakımından böyle bilinçsiz olması beni şoke etmişti.
Rüyam, görünmeyen etkileşimlerin gücünü göstermişti. İnsanların nasıl davrandıklarını gözlemlediğimizde herhangi bir düşmanlık yok gibi görünebilir. Bizi dinlemekte olan kişinin yüzünde bir gülümseme görebiliriz. Ama görünmeyen düzeyde neler olmaktadır? Konuşmamız veya mevcudiyetimiz aracılığıyla karşımızdaki kişide hangi hisleri tetiklemekteyiz?
Ruh dediğimiz görünmeyen bir boyuta; “tenimizin ötesindeki asıl kimliğimiz” dediğim bir unsura sahibiz. Bu yanımızı göremeyiz ama beden ve zihin ile birlikte bu yan bütün varlığımızı oluşturmaktadır. Fiziksel dünyada başkalarıyla ne zaman etkileşime geçsek, görünmeyen bir enerji alışverişi de gerçekleşir.
Başkalarının davranışlarını tarif etmek için kullandığımız bazı yaygın ifadelerden bazıları:
Çok buyurgan.
Kişisel alanımı işgal ediyor.
Adeta dayak yedim.
Düşünce tekmelenmiş.
Sırtımdan bıçakladı.
Bakışları hançer gibiydi.
Tavrıyla grubu adeta esir aldı.
Oda, patlamaya hazır bir enerjiyle doldu.
Bir öneride bulunayım dedim, vuruldum.
Şiddet enerjisi görünmeyen, psişik düzeyde eyleme geçer ama hem fiziksel sağlığı ve hem de psikolojik esenliğimize etki yapar. Enerji, somuttur. Negatif enerjiyle dolu bir ortamda yaşadığımızda veya çalıştığımızda kendimizi ya fiziksel veya psikolojik düzeyde iyi hissetmeyiz.
Yerli kültürlerin hepsi, öfke gibi negatif bir enerjiyi yollamak ile bunu yalnızca ifade etmek arasındaki farkı anlamaktadırlar. Biri öfkesini “zehirleyici ok” gibi yollamaksızın ifade ederse o kişi öfke hissini tanıyıp kabul etmektedir; bu durumda, öfkenin bir başkasına zarar verebilecek hiçbir kuvveti veya hareketi yoktur. Olanları yalnızca görünür düzeyde tanıyıp kabullendiğimiz kültürümüzde, farkındalığın bu diğer düzeyini inkar etmekte ve bu nedenle, sebep olduğumuz hasarı fark etmeksizin, bilinçsizce “zehirleyici oklar” atmaktayız.
Duygular taşımanın ve duyguları ifade etmenin insanlık halinin bir parçası olduğunu anlamamız önemlidir. Yürütülen araştırmalardan biliyoruz ki duygularımızı ifade etmediğimizde hastalıklar oluşabilmektedir.
Aynı zamanda, bizim için önemli olan bir diğer şey de ne tür durumların ve etkileşimlerin bizi tetiklediğine bakmaktır. Tepkiyi durdurmalı ve düşüncelerimizi ve hislerimizi, enerjilerini pozitif enerjiye, yani gezegen için şifalı olan enerjiye dönüştürerek ifade etmeyi öğrenmeliyiz.
Ruhsal öğretiler, dış dünyamızın; bilincimizin iç durumunun bir yansıması olduğunu, binlerce yıldır öğretmekteler.
Çevre kirliliğine ve günümüzde dünyanın durumuna baktığımızda, içsel dünyamızın bir yansımasını görmekteyiz. Dünyayı değiştirmek istiyorsak kendimizi değiştirme niyetimize odaklanmamız gerekir.
Ruhsal uygulamalar ile çevreyi iyileştirmek ve dünyaya barış getirmek için yapılan dışsal çalışmalar arasında bir köprü oluşturmamızın zamanıdır.
Ruhsal öğretilerin hepsi, fiziksel düzeyde tezahür etmeden önce her şeyin ruhsal düzeyde tezahür ettiğini öğretmekte. Ruhsal uygulamaları yaşamlarımıza sokmakla, kişisel ve gezegensel değişimi yaratma gücüne hepimizin sahip olabiliriz.
Dünyada nasıl biri olduğunuzu dönüştürmek yoluyla barışın gerçek ifadesi olabilmeniz mümkün.
Bir web sitesi için “Zehirleyici Düşünceleri Değiştirmenin 10 Yolu”nu yazmıştım. Sorunlu düşüncelerinizin ve duygularınızın çevresindeki enerji üzerinde çalışabilmenin çeşitli yollarından örnekler vereyim. Böylece, her türlü yaşam formu için değişim yaratmak üzere dünyaya sevgi ve ışık saçmaya başlayabilirsiniz.
Nefes alıp vermek, enerjiyi dönüştürmenin en basit yollarından biridir.
Bu egzersizi gün boyunca yapabilirsiniz:
Ellerinizi kalbinizin üstüne koyun ve nefes alıp verirken kalbinizin hareketini hissedin. Bu, sakinleştiricidir ve dünyadaki sevgi, barış ve uyum enerjisini besler.
Mücadele etmenizi gerektiren bir duruma tepki vermeden önce, kendinizi sanki bir aynada görüyormuşcasına hissetmeyi deneyin. Hiç kimse kendini zehirleyici bir tarzda davranırken görmek istemez. Kendinizi aptal gibi hissedebilirsiniz ama bunun sizi durdurmasına izin vermeyin. Kendimizi gereğinden fazla ciddiye almak, negatif düşüncelerin sebeplerinden biridir.
Stres, daha sonra pişman olabileceğimiz tarzda davranmamıza sebep olabilir. Sorunlu duygulara sahip olmak bir sorun değildir ve hislerinizi tanıyıp kabullenmek önemlidir. Kendinize, başkalarına veya dünyaya “zehirleyici oklar” atmamaya dikkat ediniz.
Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlı varlıklara yayılır. Sizin için sorunlu olan duyguları tetikleyen biriyle karşılaştıysanız, sevdiğiniz birini düşünün ve, size meydan okuyan kişinin siması yerine sevdiğiniz kişinin simasını koymaya çalışın. Örneğin, bir küçük yavru kedinin siması veya sevdiğiniz bir çiçeğin imgesi ile de çalışabilirsiniz.
Düşünceleriniz ve duygularınız gibi sözleriniz de içinde yaşadığımız dünyayı ve deneyimlerinizi değiştirme gücüne sahiptir. Bu, yüksek sesle başkalarına söylediğiniz sözler kadar sessizce kendinize söyledikleriniz için de geçerlidir. Kendinize iyi bir insan olmadığınızı söylemekteyseniz bu gerçekliği tezahür ettirmeye başlarsınız. Zihninizi olumlu sözcüklrle doldurun ki hayatınız da olumlu yönde açılıp genişlesin. “Abrakadabra” kelimesi, Arami dilinde “Konuştuğum üzere yaratacağım” anlamına gelen “Abraq ad habra” cümlesidir. Çocukken, ne anlama geldiğini bilmeksizin, kimbilir ne kadar sık söylemişizdir bu cümleyi.
Istırap çektiğini algıladığınız kişilere acımayınız; bu, onları yalnızca daha da derin bir ıstıraba sevk eder. İnsanları kendi ilahi ışıkları ve kusursuzlukları içinde gördüğünüzde, zorluklarıyla başa çıkmak için ihtiyaçları olan kuvveti onlara vermeye yardımcı olursunuz. Algılamanın gerçekliğinizi yarattığını unutmayın.
Bizler doğanın birer parçasıyız. Stres durumunda olduğumuzda doğanın temel unsurlarından –toprak, hava, su ve ateş (güneşteki gibi)- beslenmemiz kesilir ve gerçekten hastalanabiliriz. Doğa, en büyük şifacıdır. Sık sık zaman yaratıp doğal dünya ile bağlantıya geçin.
Suyun yaşam gücü acılarınızı yıkayıp götürebilir ve en basit faaliyetlerin bile şifa verici bir etkisi vardır. Ellerinizi yıkarken, duş alırken veya yağmur altında ıslanırken negatif enerjinin sizden uzaklaştığını ve ışığa dönüştüğünü imgeleyin.
Birinin size psişik açıdan saldırdığını veya enerjetik açıdan düşmanca davrandığını hissederseniz, etrafınızı saran koruyucu bir ışık imgeleyin. Bazıları bunu beyaz bir enerji alanı olarak düşünmektedir; ben ise şeffaf ve mavi bir yumurtanın içinde olmak şeklinde imgeliyorum. Size uygun rengi bulmaya çalışın. Bu sizi, size doğru yollanan zararlı enerjilerden koruyacaktır.
Başkalarından gelen negatif ve zehirleyici enerjilerin alıcısı olmanız gerekmez. Sevgiyle almak istemediğiniz enerjiyi geri çevirebilirsiniz. Sevgiyle yanıt vermek ise bir saldırı pozisyonu almanızı ve daha çok negatif enerji yaratmanızı önleyecektir. Şifa veren tek şey sevgidir.



Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...