
Işık Elçinin "Rüyalar gerçektir" diye bir programı var. İzlediniz mi hiç?
Bir süredir rastladıkça izliyorum ben... İlginç geliyor. Özellikle de şu söylemi çok ilginç geldi;
"rüya tabirlerindeki anlamlara çok takılmayın herkes rüyasındaki gördüğü sembolü kendine özel yorumlamalı... Rüya kitapları felaket habercisi gibi. Gördüğünüz o anlamı bilinç altına yerleştiriyor, kaydediyor sonra da çekiyor yaşıyorsunuz. Oysa herkesin gördüğü rüya kendine özel tıpkı parmak izi gibi"Nasıl? Gerçekten ilginç değil mi?
Birde sürekli görülen rüyalar var ya. Eğer yorumlayıp hayata geçirmediğimiz sürece görmeye de devam edermişiz! Benim var mesela senelerdir aynı konsept, neden görüyorum diyip duruyordum. Meğer yorumlanması gerekiyormuş demek!
Proğramını izledikçe beni korkutan bazı rüyalarımın aslında bilinçaltı korkularım olduğundan daha emin oldum...
Şimdi bunun üzerinde titiz bir çalışma yapmalıyım belki de...
"Rüyalarınızın size "ne" ve "nasıl" sorularını sordurarak hayat amacınıza katkı sağlar,
Yüksek benliğinizle ve onun da ötesinde tüm evrenle işbirliği kurmanızı , yaratıcılığınızı geliştirmenizden , kısır döngülerinizi kırmaya , özgüveninizi artırmaya pek çok konuda yükselmenizi ve kendinizi doğru bir şeklide ifade etmenizi vesile olur. Doğru yorumlandığında uyanık yaşamınızda pek çok mucizeyle karşılaşırsınız." diyor Işık hanım..
Onun röportajından bir alıntı yaptım. Okumak isterseniz hemen aşağıda... Gerçekten çok ilginç
{Ha! bu arada Program; Her Salı ve Perşembe günleri Show Max te
10:30 - 11:45 'de}
İnsanlar bize geldiklerinde 'ilişki problemim' ya da 'parasal sıkıntım var' derler. Çünkü kafalarında onu diğer sorunlarından ayırırlar. Oysa kişinin bir sorunu olsa bile o bilinçaltındaki çekirdek inancın yansımasıdır. Eğer parasal sorunu varsa ilişkisinde de bedeninde de bir sorun vardır. Sivilceleri vardır, migreni vardır. İnsanın zihni, bedeni, başka zihinlerle ve hayatla ilişkisi bütündür. Hepsini belirleyen de insanın düşünce ve inançlarıdır. Düşünce derken; insanlar 'zan'neder. Kendileri hakkında fikirleri vardır ve bu tamamen 'zan'dır. Hepsi de yanlıştır. 'Aslında ben' diye söze başlar ve 'Çok pozitif bir insanım' der. Neden 'aslında' kelimesini kullanıyor? Çünkü arkadan bu cümle gelecek: 'Bu kadar pozitif olmama rağmen neden hayatımda hep negatif olaylar yaşıyorum?' Çünkü er meydanı hayat! Hayatta ne varsa, senin inancın da o. Direkt şöyle demesi lazım: 'Ben pozitif olmayı istiyorum ama görünen o ki ben negatif bir insanım.' Negatif, işe yaramayan inançlar demek. Biz, insanların yaşadıkları şeyler ile kendi inançları arasındaki ilişkiyi gösteriyoruz. Kader tam da bu demek; yasa, kural, nizam ve ölçü demek. Bunları gösterdiğimizde insanlar hayatlarını film gibi izliyor. Hayatının sorumluluğunu nasıl eline alacağını gösteriyoruz çünkü yüzümüzde çıkan bir sivilcenin bile sorumlusu biziz...
İnsanlar değişmedikleri sürece aynı sorunları yaşıyor. İnsanların kişisel tarihlerinde tekerrürler var. İlişkilerinde kandırılıyorsan, hep aynı tip adamları seçiyorsun ya da bir süre sonra o adamları sen o hale sokuyorsun demektir. Burada uyanmak lazım. Neden böyle oluyor diye sormamak için ellerinden geleni yapıyorlar! Kendileri gibi başkalarını suçlayan arkadaşlar seçiyorlar. Onların bütün sohbetleri hayatın acımasız, insanların kötü ve güvenilmez olduğu üzerine yoğunlaşır. İnsanlar değişimden korktukları için potansiyellerinin çok altında bir hayat yaşıyorlar.
Kişi hayatında en çok hangi konuda sorun yaşıyorsa o olumsuzluk, semboller halinde rüyaya yansıyor. Örneğin, kişinin kendini ifade etmekle ilgili bir sorunu varsa buna göre rüyalar görüyor. Bu işaretleri, sembolleri yorumlayıp o kişiye 'duygularını, düşüncelerini artık içine atmayıp kendini ifade etmeyi seçeceksin' diyoruz. Kişi bunu gerçekleştirdiğinde hem ilişkileri düzeliyor hem de sürekli olarak hayatına çektiği, onu etkileyen olumsuz deneyimleri de iyileştirmiş oluyor.
Bilinçaltı rüyaları çok karışık olur. İşin içinden çıkamayacağınız semboller görürsünüz. Mutlaka rüya öncesinde yaşadığınız bir deneyimin ya da bilinçaltında bastırdığınız bir duygunun yansımasıdır. Rehber rüyalarda ise görüntüler çok nettir, sesli mesajlar çok fazladır. Rehber rüyalar bilinçaltı rüyalar gibi yorgunluk vermez. Uyandığınız zaman bir rahatlık duygusu, merak, araştırma isteği ve içinizde bir heyecan hissedersiniz. Ve mutlaka o rüyanın peşinden gitme duygusu olur. Hayatla işbirliği içindedir rehber rüyalar. Ama bilinçaltı rüyalarından korku ve endişe duygularıyla uyanırsınız. Ve çok net de hatırlanmazlar. Örneğin bir sembolü dev haliyle görürüsünüz. Rehber rüyalar ise çok net, berrak hatırladığımız rüyalardır. İkisinin ayrımını yapmak için de bir rüya günlüğü tutmak gerekiyor. Kişi, uyku sürecine başlamadan önce birkaç cümleyle o gün neler yaşadı, hissetti ya da düşündü yazmalı. Rüya günlüğü düzenli tutulursa kişi bir süre sonra rüyanın bilinçaltından mı yoksa ruhun aklından mı geldiğinin ayrımını yapmaya başlıyor.
Diyelim ki kişinin çevresinde bir hırsızlık olayı yaşandı ya da kendi böyle bir olay yaşadıysa rüyasında bir hırsız tarafından kovalandığını görebilir. O zaman bu bir bilinçaltı rüyasıdır. Ama böyle bir deneyim yaşamadığı halde bir hırsız onu kovalıyorsa o zaman bu rüya, güven duygusuna ihtiyaç duyduğuna işaret ediyordur. Biz de bu durumda olan kişiye 'hayatında ne yaparsan kendini güvende hissedersin?' diye soruyoruz ve yapması gereken eylemi belirliyoruz. Rüyaların böyle bir artısı vardır, kişinin mutlaka rüyada yapılması gereken eylemi belirleyip hayatın içinde onu gerçekleştirmesi gerekir ki rüyanın size gösterilmiş olmasının bir anlamı olsun. Yani rüya, yorumlayıp geçebileceğiniz bir şey değildir, bunlar sorumluluk aldığınız rüyalardır. Rüyanın kişinin hayat yoluyla, tekamül süreciyle ilgili bir önemi varsa 20 yıl da geçse o rüya unutulmuyor çünkü yorumlanıp hayata geçirilmesi gerekiyor. O rehber rüyayı yorumlayıp hayata geçirmezseniz ve eylem planını çıkarmazsanız o rüyayı sık sık görmeye devam edersiniz.
Rüya görüyoruz ama hatırlamamayı seçenler var. Bunun sebebi de rüyalara yaklaşımımız. İnsanları korkuttuk, hep bilinçaltı rüyalardan bahsettik, bu rüyaları da cinsel içeriğe bağladık. Dolayısıyla insanlar rüyalarını paylaşmamaya başladı. Ya da yanlış yapılan yorumlardan ötürü hatırlamamayı seçiyorlar. Rüya tabirleri kitaplarını bir açıyorsunuz hepsi felaket habercisi! Kişi rüyasında bir sembolü görüyor, anlamını bilinçaltına yerleştiriyor ona inandığı için de çekip hayatında yaşıyor ve rüyalar kötüdür diye bir sonuca varıyor. Oysa herkesin gördüğü rüya kendine özel, tıpkı parmak izi gibi. Rüyalarını hatırlamayanlar yatmadan önce ılık bir duş alıp meditasyon yapıp namaz kılıp ruhu, bedeni ve zihni dinlendirebilirler. Yatağa uzandıkları zaman gözlerini kapatıp 'rüyalarımı hatırlıyorum' cümlesini tekrar edebilirler, çünkü bilinçaltı en son neyi duyarsa fotokopi makinesi gibi sabaha kadar onu basıyor. Siz bir endişe duygusuyla yatınca bilinçaltı o endişeyi basıyor, rüyalar da karışık ya da tedirgin edici olabiliyor. Rüyada ters giden bir şey varsa, yaşamda ters giden bir şeyler vardır. Yani rüyalar şimdiki yaşama ayna tutuyor. O aynayla yüzleştiğinizde hayatın içindeki sorunu kendiliğinden çözmüş oluyorsunuz.Kaynak:Akşam.com.tr