9 Nisan 2017 Pazar

...düşüncenle hissinle ve eyleminle bir tohum oluşturur ve onu yaratım toprağı üzerine top gibi fırlatırsın

Sen anın içinde sıfır noktasında dururken düşüncenle hissinle ve eyleminle bir tohum oluşturur ve onu yaratım toprağı üzerine top gibi fırlatırsın..
Topu attıktan hemen sonra aslında yere bir tohum ektiğini unutur ve kaldığın yerden yoluna devam edersin. Fakat ektiğin tohum düşünce, gömüldüğü toprak içinde  filizlenip büyümeyi unutmaz. Mesela aradan aylar geçtikten sonra, sen rutin hayatına devam ettiğin sırada kafana gülle gibi ağır bir top gelip iniverir. Bunun başına neden geldiğini, durup dururken neden böyle bir durumla karşı karşıya kaldığını anlayamazsın yakınıp dövünmeye başlarsın. Sığ bir insan kafasına çakıldığı andan itibaren işleyen zamanı esas alır. O güllenin öncesindeki filizlenme sürecinden haberdar olmadığı için her şeyin birden bire karşısına çıktığını düşünür. Oysa sadece bir kaç ay öncesine bakmayı denese, yediği gülle darbesinin tohumlarını bizzat kendisinin ektiğini zaten görecektir.
Bir hayali oldurma, görünür kılma ve var etme işlemi, tohum düşüncelerin yaratım toprağına ekilmesiyle birlikte başlar. Burada son derece basit işleyen bir sistem vardır.
Tohum düşünceni toprağa ekersin ve bir müddet sonra onun meyvesini yemeğe başlarsın.,Hepsi bu.

Ektiğin kötü tohumu fark edip muhtemel geleceği değiştirerek şekillendirebildiğin çok özel bir bölge var:
"Emin misin bölgesi"
Burası yaratımını yeniden gözden geçirebileceğin ve hatta değiştirebileceğin yerdir.
Evren sana tohum düşüncenin gülle olarak kafana ineceği ilk yarı boyunca  sürekli şu soruyu sorar:
"Bak sen kendin için bir karar verdin. Bunun olmasını istedin. Bende senin kararını gerçekleştireceğim. Fakat sen verdiğin kararı gerçekten deneyimlemek istiyor musun? Emin değilsen hemen şu anda kararını değiştirebilirsin.
Bu topu kafana yemek istediğinden emin misin?

Eğer sen bu emin misin bölgesi boyunca aynı enerjiyi taşımaya devam edersen, artık yolun ikinci yarısına adım atmış olursun ki bu bölgede karar değişikliği yapamazsın. Çünkü evren sana o şansı çok önceden tanımış ve kararını sorgulamanı beklemiştir.

Metin Hara- Dem

6 Nisan 2017 Perşembe

Nasihat:

Bir gün bir adam İmam Gazâli’ye gider. “Efendim,” der, “son nefesime kadar hayatımı çok güzel yaşamak istiyorum ama cahil bir insanım. Uzun sözleri kafamda tutamam. Bana kısaca ne yapmam gerektiğini anlatır mısınız?”

İmam Gazâli, “Evladım,” der,

“Her gördüğünü Hızır, her geceni Kadir bil.”


Etkileyici bir hikaye...



Bir hastanede yatalak hastaların bulunduğu bir odaya, cam kenarındaki yatağa yeni bir hasta gelir. Bu hasta camdan dışarı bakarak, her gün bir öykü anlatır, oradaki diğer hastaları eğlendirir.

 Öyle güzel şeyler anlatır ki; bazen onları güldürür, bazen duygulandırır, bazen hayranlık ve hayret duyguları uyandırır.
Mesela; “Şimdi bir anne ve kucağında bir çocuğu geçiyor, çocuk annesinin omuzuna başına dayamış uyuyor. Annesi onu büyük bir şefkatle kucaklamış.” veya “Çocuklar okuldan çıkmışlar, şakalaşıyorlar. Şimdi simitçi geçiyor. Çocuklar simit alıyorlar.”, “Bu sabah köşedeki ağaç bahar çiçekleriyle donanmış. Gelen geçen mis gibi çiçek kokularını soluyor.” Birkaç gün sonra ise; “Hafif esen rüzgâr, ağaçtaki beyaz pembe bahar çiçeklerini savuruyor. Çiçekler yerlere yayıldı. Ağaç yaprakları filiz veriyor.” gibi çok güzel şeyler anlatıyor.

Bunları dinledikçe kapı tarafında, cama uzak düşen bir yatakta yatan hasta, için için “Keşke ben cam kenarında olsam, oradan bu güzellikleri ben de görsem.” diye hayıflanır, o hastanın yerine geçmek istermiş.
Cam kenarında yatan hasta bir hafta sonu bir gece rahatsızlanır, ilacını almak ister. Eli uzanamaz. Kapının yanında yatan hasta onu görür ama ilgilenmez. Seslense hemşire gelecek, müdahale edip ilacını verecek ama o içinden o hastanın ölmesini istemektedir. Çünkü onun yerine cam kenarına kendisi geçecektir. Sabahleyin vizite çıkan doktor ve hemşireler cam kenarında yatan hastayı ölü bulurlar. Derhal oradan çıkartılır, morga götürülür.
Bu arada kapı eşiğindeki hasta, hemşireye: “Beni cam kenarına alır mısınız?” diye seslenir. Hemşire, “Hay hay.” der. Yatak değiştirilir. Hasta yerleşir yerleşmez büyük bir keyifle yatağından doğrulur, cama doğru bakar… Bir de ne görsün. Camın arkasında uzun ve kapkara bir duvardan başka bir şey yok. Ne gelen var, ne geçen. Üstelik camdan soğuk rüzgâr esiyor, üşüdüğünü hisseder.
Artık hasta odası, soğuk ve sessizdir. Diğer hastaların bakışları o güzel hikâyeleri anlatan hastanın yerini alan, cam kenarındaki yeni hastaya döner.
O ise anlatacak hiçbir şey bulamaz.
“Burada sadece kapkara bir duvar var.” der


5 Nisan 2017 Çarşamba

....

Kim bir şey isteyip de ciddiyet gösterirse istediğini bulur.
Kim bir kapıyı çalmakta ısrar ederse o kapıdan girer.
Mesneviden...

"Kapıyı çalın açılacaktır, dileyin verilecektir. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır. " diyor Hz İsa'da..

Dikkat ederseniz oturun Allah bilir benim kalbimdekini deyip öylece bekleyin demiyor.
Kapıyı çalın diyor!...

Kapının açılmasını istiyorsan o kapıyı çalacaksın, çalacaksın ki açılsın!
🙏


4 Nisan 2017 Salı

Kendini bir şey sanma...!

Göğsünün içindekini gerçek gönül sanan kimse, Hakk yolunda iki üç adım attı da her şey oldu bitti sandı. Aslında tesbih, seccade, tevbe, sofuluk, günahdan sakınma bunların hepsi yolun başıdır.
Hakk yolcusu aldandı da, bunları varacağı yer sandı.

Rubai 465



Mesajları al...

"...Rüyalarımızda bazı kıvılcımlar çakar.... kriz zamanlarında.... gerekli olduğu zaman, kişilerin hangi yönde yürümeleri gerektiğine dair iç bilgiler vardır. Ve bazen arkadaşlarında bir şeyler fısıldayabilir..."



Değişim...

Şifa rehberleri, nihai ölümü "ölümün ölümü" olarak adlandırırlar ama bu yolda, bir çok ufak ölümler deneyimlenir. Değiştirdiğimiz her düzen eski bir şeyin ölümüdür ve her ölüm yeni bir oluşuma yer açar. Değiştirmeyi başaramadığımız her mutsuzluk ve keyifsizlik, enerji bedenimize çakılmış ve yaşam gücümüzü azaltarak öldüren bir çividir.
Leo Rutherford-
.


Ne kadar doğru değil mi? Hayatınızda yaşamak zorunda kaldığınız ve değiştirmediğiniz her sıkıntı enerji bedeninize bir blokaj oluşturarak hastalık olarak size dönüyor.
Bu yüzden değişime karşı gelmemek akışta olmak ve hayatla uyum içerisinde dengede olmak gerekir.

Ne yaşanıyorsa bilin ki hayrınıza..
Olan her şeyde hayır var, ve hatta olmayanda da...


Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...