Her gün yeni bir başlangıçtır!

20 Nisan 2014 Pazar

Nazar etme ne olur!:)



Bundan önceki oturduğum evde bir gün misafirim geldi.. 10 sene öncesinden bahsediyorum.. Allahım bi sevdi evimi bi bayıldı.. Övgü, övgü.. Her şey çok güzel ama bir ağırlık var dedi. Nasıl yani dedim??? "Ağır bir nazar var" dedi, insan kendini kaldıramıyor.
Kadının dediğinden bir kaç gün sonra salondaki avize yere düştü, üstelikte tam ben iki adım geçtikten sonra arkamda büyük bir şangırtı ile patladı..
Göz şeklinde Nazar boncuğu bir kolye takmıştım, bir gün boynumda çıt bir ses, baktım kolye ikiye ayrılmış bi parçası yere düştü!

Böööyle  garip şeyler oluyor!..:) Aslında çok oluyordu ama kadın dedikten sonra daha bir dikkatimi çeker oldu.. Aman ben bir kork!:))

Kim ne derse desin inanıyorum ben nazara... Hemde çok.
Araştırmaya başladım.. Ne önler, ne yapmak lazım.. Nasıl korunur insan kem bakışlardan?..

Öğrendikçe uygulamaya başladım, fayda gördüm mü evet, büyük ölçüde..

Ancak hep dediğim gibi böyle uygulamalar periyodik aralıklarla yinelenmeli..
Öyle bir yaptım oh daha bana bi şey olmaz yok..

Bu konuda benim muhteşem üçlüm; tuz, sirke, üzerlik:)

Şimdi nereden aklıma geldi bunları yazmak? Evdeki kaselere koyduğum tuzları yeniliyorum..:)

Enerji temizliği ile ilgili yazıların linkleri aşağıda

http://nrlstyle.blogspot.com.tr/2013/11/uzerlik-tohumu-tutsusu-ile-buyu-ve.html
http://nrlstyle.blogspot.com.tr/2013/08/enerji-temizliginde-bitkiler.html
http://nrlstyle.blogspot.com.tr/2013/12/yeni-yla-son-uc-gunde-arnma-calsmalar.html
http://nrlstyle.blogspot.com.tr/2013/04/nazara-karsi-ne-yapilir.html
http://nrlstyle.blogspot.com.tr/2010/11/aura-nasl-temizlenir.html

Çekirdek inancınızı bulmak için egzersiz

Psikolog David Fontana'nın, ‘Kendinizi Tanıyın Dilediğiniz Gibi Olun’ adlı kitabında körükleyici düşünceleri {çekirdek inancınızı} bulmak için şöyle bir egzersiz vardır;



“Rahatsız edilme olasılığınızın en düşük olduğu bir zaman diliminde birkaç dakikalığına sessizce oturun. Derin ve düzenli nefesler alarak bütün vücudunuzu gevşetin ve zihninizi boşaltın. İçinizde var olan ve keşfetmek istediğiniz duygusal tepkiyi düşünün. Şimdi de bu duygunun ortaya çıkmasına neden olan bir olayı aklınıza getirin. Hayalinizde bunu olabildiğince canlandırmaya çalışın. Şimdi de bu olayı canlandırdığınız anda aklınıza gelen ilk düşünce ya da izlenimi gözleyin, başka bir deyişle bu olayın bilincinize yansımasıyla buna bağlı olan duygunun ortaya çıkmasına müdahale eden düşünce ya da izlenimi gözleyin.”

Bunu yaptığınızda çekirdek inancınızı bularak bunları olumlamalarla değiştirmeniz mümkün..


Aşağıdaki yazıyı NilGün yazmış. Ve öyle de güzel anlatmış ki.. Okuyun bence..

Günümüzde spiritüel öğretiler pek moda. Facebook sayfaları özlü sözlerden, spiritüel bilgi paylaşımlarından geçilmiyor. “Gel, gel… Kim olursan ol gel!” diyen Mevlana’dan alıntı yapan biri, birkaç dakika sonra milliyetçi naralar atarak ötekileştirdiği kişilerin ölü bedenlerinden “leş” diye bahsedebiliyor; beddualar yağdırabiliyor; her türlü ayrımcı söylemde bulunabiliyor.

İnsanlar kolay yollardan DNA kodlarını aktive etmeye, meleklerden yardım almaya pek meraklı oluyorlar; geçmiş yaşam terapilerine zaman ve para akıtıyor ama bu hayatındaki geçmişinin yaralarını iyileştirmeyle ilgilenmiyorlar; kendini tanımaya meraklı olmuyor, kendini geliştirmeye emek vermiyor ve bu hayatının sorumluluğunu almaya yanaşmıyorlar. Birileri onun için bir şeyler yapsın, onu iyileştirsin, onu düzeltsin istiyorlar. Melekler bile özel emir kulları olarak her daim hizmetlerinde olmalı. Çağır hemen gelsinler… Taleplerini hemen yerine getirsinler… Oh ne güzel, gel keyfim gel!

Spiritüellik, yeterince anlaşılmayan her konu gibi istismara en açık alanlardan biridir.
Sözde spiritüel uzmanların(!) ekmek kapısıdır “kolay yol”cular.
Spiritüellik, geçmişimizle yüzleşip kucaklaşma sürecinde ter ve gözyaşı akıtmaksızın; kendimizi ve başkalarını affedebilmenin özgürleşme basamağından geçmeksizin; birtakım hap çözümler vadeden sözde “spiritüel” eğitimler alarak, beş dakikada çakralar auralar açılarak emek vermeden ulaşılabilen boyutumuz değildir. Bizi besleyen kaynağa açılan kabuğu kırmadığımız sürece açılan çakralar beş dakika sonra yine kapanır; genişleyen auralar beş dakika sonra yine daralır, aktive olan(!) DNA kodları yine aktivasyonunu yitirir.

Ne çok insan spiritüel gelişimin böylesine kolay ve kursa/uzmana ödenen para dışında bedelsiz
olduğunu sanıyor. Kolaycı zihinler çıkarcı zihinlerin kurbanı olur.

Nilgün


Diğerlerini Suçlamaya Karşı Olumlama

 (Başkalarını Affetme Olumlaması)



Evrende her şeyin birbirine bağlı olduğunu biliyorum.
Her şey birbirine bağlı ve Olan her ne ise Olması gerektiği için Olduğunu biliyorum.
Karşımdakinin o anki algılama yapısına göre o şekilde davrandığını biliyorum ve anlıyorum.
Olan her şeyin en yüksek hayra hizmet ettiğini biliyorum.
Beni etkileyen tüm olayları affediyorum ve ders alıyorum.
Karşılaştığım her şeyi olduğu gibi kabul ediyorum.
Karşılaştığım her şeyi affediyorum ve teşekkür ediyorum.


Bütün bunları öğrendikten sonra, nefsini tezkiye etmeye çalış... İşe buradan başla:
“GERÇEKTEN ONU (bilincini) ARINDIRAN KURTULMUŞTUR.”
(91.Şems: 9)

Bak, eğer bu işe girişebilecek meyli hissedebiliyorsan gönlünde -ki niyetin gerçek mânâsı, gönlün bir işe olan meylidir-; bil ki; yaratılışından takdir gereği bu yol sana kolaylaştırılmıştır. Artık sakın, değerli zamanını yarın pişman olacağın işe harcama!..

“RABBİNİN İSMİNİ ZİKRET (hatırla) VE HER ŞEYDEN KESİLİP SIRF O’NA YÖNEL!”
(73.Müzemmil: 8)

Çünkü;
“... ALLAH DİLEDİĞİNİ KENDİNE SEÇER; KENDİNE YÖNELENLERİ DE HAKİKATE ERDİRİR!”
(42.Şûrâ: 13)

Bu hâl üzere, çok çalış!.. Çalış ki aslına yönelişinde güçlü olup, tekâmülünde hız kazanasın. Zira sen, gerçek yol üzeresin.
Çünkü yönelişin sonunda, sana hidâyet verildi. Sana yardım elleri içinden ve dışından uzanır; okumadın mı Kitabı;

“BİZ’E (ermek için nefsine karşı) SAVAŞ VERENLERE GELİNCE, ELBETTE ONLARI YOLLARIMIZA ULAŞTIRACAĞIZ...”
(29.Ankebût: 69)


 — Ahmed Hulusi-Tecelliyat okuyor.

19 Nisan 2014 Cumartesi

İnsanın varoluş sebebi üzerine

Ahmed Hulusi' den beğendiğim bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim..



Dünyada insanın varoluşunun iki ana sebebi vardır:

1. Ölüm ötesi sonsuz hayatın değişik boyutlar hâlinde devam edecek şartlarına, biyolojik beyni en iyi şekilde değerlendirmek suretiyle hazırlanmak.

2. "Nefs"ini tanıyarak "RABB"ini bilmek ve böylece hakikatin olan ALLÂH'a ermek!.
Birinci şıkkı daha önceki yayınlarda detaylı bir şekilde açıkladığımızı düşünerek bu ve bundan sonra yayınlamayı tasarladığımız iki kitapta insanın "manevî hayatıyla" ilgili konuları izah etmeye gayret edeceğiz.

Düşünerek, sorgulayarak, araştırarak ve öğrendiklerinin gereğini tek tek yaşamında uygulayarak geçen 30 küsur yıldan sonra; edindiğim bilgileri, bulguları ve deneyimi, Rasûlullâh Aleyhisselâm’a hizmetim, insanlığa borcum anlayışıyla sizlere ulaştırıyorum.

"Okur" - "yazar" bir "düşünür", olmamın dışında, hiç vasfım, ünvanım yoktur!.

Kim, bize mürşitlik, şeyhlik, hocalık, önderlik, liderlik ve bu gibi pâye yakıştırırsa, bu o kişinin kendisini aldatan zannı ve tasavvuru dolayısıyladır!.. Biraz da Din ve tasavvuf konusundaki cahilliğindendir!.

Benim dinim, Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’ın Dini'dir!..
Benim mezhebim, Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’ın mezhebidir!..
Benim tarikatım, Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’ın tarikatıdır!..
Benim meşrebim, Muhammed Mustafa Aleyhisselâm’ın meşrebidir inşâallâh!..

Kısacası;

Ahmed Hulûsi, MUHAMMEDÎ'dir!..

Elden geldiğince "okur" - "yazar" ve "düşünürdür"!.. Ve düşündüklerini, arzu edenlerle paylaşandır; işte hepsi o kadar!..

Dostlarım,

Lütfen elinizden geldiğince hakikati araştırınız ve yarın size hiçbir faydası olmayacak "dedi-kodu"yu "gıybeti" derhâl terk ediniz!..
Neyinize gerek insanların hâlleri, yaşamları!.. Siz, geleceğinize ışık tutacak fikirlerle, düşüncelerle ilgilenin!..
Biz bu dünyaya başkalarının neler yapıp neler yapmadığıyla uğraşmak ve onları yargılamak üzere gelmedik!..

Zaten hepimiz bu dünyada yaptıklarımızın cezasını tam hakkıyla göreceğiz!.. Bundan kesinlikle kuşku duymayın!.. Çünkü sistem, bir mekanizma olarak yürürlüktedir.

Herkes yaptığının sonucuna katlanacaktır!..
Öyle ise, bırakın insanların yaptıklarıyla kafanızı meşgûl etmeyi!.. Başkalarının kulvarlarıyla ilgilenip yol almaktan geri kalacağınıza; kendi kulvarınızda olabildiğince ileriye gitmeye çalışın!

Biliniz ki, İNSANLAR FİTNEDİR; yani imtihan vesilesidir!

Onlardan Rabbinize, Melikinize ve İlâhınıza sığının!

Bu âyeti kerîmeye çok dikkat ediniz:

"Kul;
Eûzü Bi'RABB'in nâs;
MELİK'in nâs,
İLÂH'in nâs,
min şerr'il vesvâsil Hannas,
elleziy yüvesvisü fiy sudûr'in nâs,
min el CİNNETİ ven NÂS!.."

Hemen hepinizin bildiği "NÂS" = "İNSANLAR" Sûresi'nin yorumuna girmeyeceğim burada elbette... Ancak, konumuzla ilgili olarak son âyetindeki çok çok önemli bir noktaya, değerli bir arkadaşım istediği için dikkatinizi çekmek istiyorum.
Bu sûrenin son âyetinde, hiçbir sınırlama ve ayırım yapılmaksızın şöyle uyarılmaktayız:

"Bütün görünmeyen varlıklardan; ve İNSANLARDAN sığınırım!" de... "RABB'ime, MELİK'ime ve İLÂH'ıma!"

Tek şansımız olan şu kısacık dünya yaşamını, Hakikatı kavrayıp gereğini yaşamak ve ölümötesi boyuta hazırlanmak yerine; insanların dedi-kodusuyla harcarsak, sonuçta çok çok yazık olacaktır bize!..

"İNSANLARDAN sığınmak" demek, "onların bizim için oluşturacağı fitne yani imtihanlardan sığınmak" demektir!..

"İNSANLARIN hakikati olan ALLÂH'ı" göremeyerek, onlara kötü davranmak, hakkını yemek, dedi-kodu ve gıybetini yapmak, iftira etmek; kısacası, yüzünü çevirdiğin her mahalde ALLÂH'ı değil İNSANLARI görmek, ALLÂH'a sığınılması gereken en önemli belâdır!..

İşte "tasavvuf" çalışmaları ve terbiyesinin çok önemli bir amacı da insanı bu en büyük belâdan; perdelilikten korumaktır...
Bu yüzdendir ki "tasavvuf" en değerli konudur!..

Allâh nasip ede...
Kolaylaştıra...
Muvaffak ede!..
AHMED HULÛSİ

Ben her zaman doğru yerde ve doğru zaman içinde bulunuyorum.
Bana her şey iyilikle, kolayca ve çaba sarfetmeden geliyor
Bu verimli evrende hepimize yetecek kadar bolluk ve bereket var.





18 Nisan 2014 Cuma

Olumlama ve niyet etmek aynı şeyler değildir!

Niyet etmek ve olumlama yapmanın farkı nedir?

Olumlama yapmak herkesin artık bildiği bir teknik ve bir çok kişi olumlamalarla bilinçaltını yeniden programlama üzerinde çalışıyor. Ama olumlama kadar hatta doğru yapılırsa ondan daha güçlü sonuçlar verebilecek bir teknikte niyet etmektir. Niyet etmek, bir şeye kesin karar verdiğinizi ve bunu yapmak istediğinizi evrene deklare etmektir. Niyet ederken bazı kurallara dikkat etmelisiniz. Doğru şekilde edilmiş niyet çok güçlü sonuçlar verir.

Olumlama ile niyetin farkı nedir?

Olumlama her hangi bir konuda bilinçaltımızı programlamak için kullandığımız bir yapıdır. Bir olumlamayı defalarca tekrar ederek, bilinçaltımızdaki, üzerinde çalıştığımız inancı değiştirmeye ve bunun yerine yeni bir inanç ekleyemeye çalışırız. Çekim yasası gereği, benzer enerjiler birbirini çekeceğinden, bilinçaltımızdaki mevcut kaydın, yani inancın kendisine uygun şeyleri çekmesini bekleriz. Eğer ben her gün ” Kolay ve hızlı para kazanıyorum” olumlamasını yapıyorsam amacım bilinçaltımdaki, para zor kazanılır inancını değiştirmektir. Yeni inancı bilinçaltıma kabul ettirerek, parayı hayatıma kolay ve hızlı çekmeye çalışmaktayımdır.

Niyet çalışmasında ise, bilinçaltının konu ile direk ilgisi yoktur. Bilinç düzeyinde evrene bir mesaj gönderirim ve ne istediğimi açıkça bildiririm. Niyeti bir kere etmek bile yeterli olabilir ama önemli olan gerçekten hissederek ve kalpten yapılmasıdır.Yani defalarca tekrar koşulu yoktur, anahtar kavram bir kere ama kalpten yapılan niyettir.

Olumlamalarda kısa, bilinçaltının anlayacağı şekilde net düzenlenmiş, bir konuda olan ve şimdiki zamanı içeren cümleler kurmak zorundayız. Aksi halde bilinçaltı olumlamanızı anlayamayacak ve sonuç alamayacaksınız demektir. Niyette ise bunlara gerek yoktur, süreç bilinç düzeyindedir ve niyetiniz uzun, bir kaç konuda, farklı zamanları içeren bir niyet olabilir. Ama niyet ederken dikkat etmeniz gereken başka konular vardır. Niyetiniz kesin olmalıdır yani ne istediğinizi tam olarak bilmelisiniz, koşullara bağlı olmamalıdır, niyette alma- verme dengesi gözetilmelidir ve neyi kabul ettiğiniz çok açık olmalıdır. Aksi halde zayıf bir niyet olacaktır ve sonuç almak zor olacaktır.

Olumlamayı sadece kendiniz için yapabilirsiniz, çünkü değiştirmeye çalıştığınız kendi bilinçaltınızdır, niyeti ise zarar vermemek ve bencilce isteklerde bulunmamak şartıyla herkes için yapabilirsiniz.

Niyette kullanacağınız kalıplar, niyeti söylerken hissettiğiniz kararlılık duygusu, pozitif enerji, kalbinizin sevinçle dolması ve inanç faktörü çok etkilidir. Olumlamada ise bunların önemi yoktur. Siz inanmasanız bile, olumlama sonuç verir, önemli olan sürekli tekrarlarla bilinçaltını ikna etmektir.


Peygamberimiz Efendimiz buyuruyorlar ki;


“Bir işiniz meydana gelinceye kadar onu gizleyiniz, zira her nimetin birçok hasetçisi bulunur.”




Hayırlı CUMALAR olsun!

Kimin bir ihtiyacı dileği olursa;

 170 Ayetel Kürsi 
3000 adet ya Kafi Ya Gani Ya Fettah Ya Rezzak 

okursa ne dileği varsa olur diyor Usulül Bast




Gönlünüzde ne dileğiniz varsa hakkınızda hayırlısıyla en kısa zamanda rabbim verir inşallah! 


Bumerang - Yazarkafe
Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...