28 Nisan 2016 Perşembe

ağzımızdan çıkan her söz evrenle aramızda bir anlaşma imzalamamıza sebep oluyor.

Toltek Bilgeliği, Meksika Kızılderilileri tarafından temelleri atılan bir düşünce sistemidir. Bu sisteme göre, ağzımızdan çıkan her söz evrenle aramızda bir anlaşma imzalamamıza sebep oluyor. Eğer kötü anlaşmalar imzalamak istemiyorsanız bu kısa ve uygulanabilir kurallara bir göz atmanızı öneririm.


1. Söz Büyüdür / Anlaşmaları Bozmak

daha İyi bir yaşam İçin dört kural toltek bilgeliği 03 Daha İyi Bir Yaşam İçin Dört Kural: Toltek Bilgeliği
Ağzımızdan çıkan her sözle, aslında bir anlaşma imzaladığımızdan yukarıda da bahsetmiştik. Bu kavramı biraz daha açacak olursak, sözlerimiz zamanla inandığımız kavramlara dönüşüyor. Örneğin sürekli ”Ben başarısızım, asla bu işi yapamayacağım” dediğinizi düşünün. Nasıl bir ruh halinde olabilirsiniz ki? Gerçekten önünüzdeki işi başarmak için gerekli gücü kendinizde bulabilir misiniz? Tabiki hayır! Lütfen ama lütfen, konuştuğunuz her kelimeyi özenle seçin ve enerjinizi boşuna tüketmeyin. Anlaşmaları bozmak kavramının içini dolduralım şimdi de. Diyelim ki küçük kardeşiniz sürekli sizinle konuşmak istiyor, sizin de hiç keyfiniz yok ve ona ”Yeter artık, senin yüzünden kafamı dinleyemiyorum!” dediniz. Kardeşiniz kafasında, sizin ondan hoşlanmadığınızı canlandıracak ve bu sözünüz nedeniyle istemsiz de olsa onunla olumsuz bir anlaşma imzalamış olacaksınız.
Kötü kelimeleri ve kırıcı sözleri kırın, atın! Yaptığınız tüm olumsuz anlaşmaları yırtıp atın, yerine yenilerini imzalayın!

2. Hiçbir Şeyi Kişisel Almamak

daha iyi bir yaşam için dört kural toltek bilgeliği 03 Daha İyi Bir Yaşam İçin Dört Kural: Toltek Bilgeliği
Bunu çoğumuz yapıyoruz. Sevgilimizin yüzünü asık gördüğümüz anda başlıyoruz kafamızda senaryolar üretmeye. ”Kesin benden sıkıldı, yok yok kesin başkası var!” Bir sakin olun çocuklar! Dünya sizin etrafınızda dönmüyor ne yazık ki. İşte tam da bu yüzden karşınızdaki kişinin sorununun ne olduğunu tam olarak bilmeden önce, onun sıkıntısını kendinize mal edip de boşuna canınızı sıkmayın.

3. Varsaymda Bulunmayın

daha İyi bir yaşam İçin dört kural toltek bilgeliği 01 Daha İyi Bir Yaşam İçin Dört Kural: Toltek Bilgeliği
Annenizin telefonu kapalı. Kesin üzerine uzay mekiği düştü! Ay ya da alış veriş merkezinin içindeki bataklığa saplanıp kaldı kimse onu kurtaramadı!
Bir soluklan hele yeğenim. Belki telefonunun sarji bitti? Olamaz mı? Olabilir.
Şaka bir yana başımıza gelen en küçük olayları büyütüp, küçücük bir pireyi deve yapabiliyoruz. Varsayımda bulunmadan önce, lütfen mantıklı olmaya çalışın ve olayın gerçek nedenini anlamadan kafanızda senaryolar üretmeyin.

4.  Yapabildiğinin En İyisini Yap

daha iyi bir yaşam için dört kural toltek bilgeliği 04 Daha İyi Bir Yaşam İçin Dört Kural: Toltek Bilgeliği
Elindeki iş ne olursa olsun, her zaman en iyisini yapmaya çalış. Bu sayede kendine olan güvenin artacak ve zamanla işinin en iyisi olmaya başlayacaksın. Kural bu kadar basit!
Kaynak:İçeriks.com

26 Nisan 2016 Salı

Para Yağdıran Dua

Okumanız Gereken Dua:

Ya Rahman Ya Rahim Ya Fettahu Ya Vehhab İfteh Li Kulubi Verzukni Bi La Te’ab
Okunma Zamanı ve Adedi:
Akşam Namazından sonra 21 gün boyunca günde 70 Kere

25 Nisan 2016 Pazartesi

Kötü şans peşinizi bırakmıyor mu? Korktuğunuz her şeyin başınıza gelmesinden şikayet mi ediyorsunuz? Peki sizce bunun sorumlusu kim olabilir?


Aslında olumsuz düşünceleri bir kenara bırakıp, pozitif düşüncenin gücünü keşfederseniz hayat daha keyifli olabilir. Bunu başarmak sandığınızdan daha kolay. İşte bilinçaltınızı yönlendirerek mutlu yaşamanın yöntemleri...
Doç. Dr. Kemal Yeşilçimen, korkularımızla karşı karşıya gelmemizin nedeninin sadece kendi bilinçaltınız olduğunu söylüyor.
1- Bizi kötü alışkanlıklarımıza sıkı sıkıya bağlayan dış kaynaklı programların silinmesi için, derin yönetimi, içe dönük konuşma ile bizi bağımlılıktan kurtaracak yeni programlarla aldatmak gerekir. Çünkü beynimizdeki Alaeddin’in lambasında oturan dev, elleri bağlı emrimize hazır bir şekilde beklerken sıklıkla tekrarladığımız cümlelere inanır, onları emir olarak kabul eder.
2- Bilinçaltı, neyin gerçek olduğunu neyin olmadığını bilmez. Ona anlattığınız her şeyi emir olarak algılar ve buna göre hareket eder. Bir nevi aptal kutusudur.
3- Söylenen şeyin doğru veya yanlış, , mantıklı veya mantıksız olduğuna da bakmaz. Ona ne söylerseniz onu yapacaktır. Başka seçeneği yoktur.
4- Bilinçli veya bilinçsiz yaptığımız her seçim bilinçaltına gönderdiğimiz gizli bir emirdir.
5- Bu yöntemde, bilinçaltınıza verdiğiniz emirler ayrıntılı ve kesin olmalıdır. Belirsizlik, çözüm imaları ve beklentiler işe yaramaz. ‘ Sigarayı kesince kilo alıyorum’ tarzındaki söylem yanlış ve eski programdır. Doğrusu ; ‘Sigara içmiyorum, kilo da almıyorum.’ Hedef veya başarmak istediğimiz sonuç şimdiki zamanda ifade edilmelidir.
6- ‘Sigara ve alkol sevmem, gerektiği kadar yerim, bir lokma bile fazla yemem’ gibi program cümleleri binlerce kere tekrarlanarak beyne yerleştirilir. Söylediğiniz şeyin gerçek olması gerekmez. Arkanızdan yalancı diyebilirler, hiç önemli değil. Nasıl olmak istiyorsanız önce onu belirleyin, her yere yazın, herkese söyleyin, sürekli tekrarlayın. Hepsi bu, başardınız.
7- Beynimizi bu yöntemle sürekli olarak doldurur ve meşgul edersek, eski programların hayat alanı giderek daralacak ve sonunda yaşama şansı kalmayacaktır. Eski bilgilerin oluşturduğu programlar ve bunların yönetim kurulu üyeleri derin yönetimden kovulacaktır.
8- Bütün alışkanlıklar, daha önce beynimize yerleşen şartlanmanın oluşturduğu programlardır. Eski bir alışkanlığı değiştirmek için, eski program bulunur, silinir ve yerine bizim yararımıza olan en doğrusu yazılır. Sonuçta özgürlük ve bağımsızlığa kavuşur ve kötü alışkanlıklarımızdan kurtuluruz.

24 Nisan 2016 Pazar

UYKU TEKNİĞİ;


Uyku haline geçtiğinizde, çabalarınız en aza iner. Uyku halindeyken bilinç büyük ölçüde geri çekilir. Bunun nedeni uyumadan hemen önce ve uyandıktan hemen sonra, bilinçaltının kendini en üst derecede göstermesidir. Bu durumda arzunu etkisizleştiren ve böylece bilinçaltı tarafından kabul edilmesini engelleyen olumsuz düşünceler ortadan kalkar. Yıkıcı bir alışkanlığınızdan kurtulmak için, rahat bir duruş belirleyin, gevşeyin ve hareketsiz kalarak uyku haline geçin, bu haldeyken tekerleme gibi şunu tekrarlayın:
“BU ALIŞKANLIKTAN TAMAMEN KURTULDUM. ZİHNİMİN UYUM ve HUZUR'U MUHTEŞEM DURUMDA.”
Her sabah ve her gece 5-10 dakika süreyle bu sözleri yavaş yavaş sevgiyle tekrarlayın. Her tekrarladığınızda, duygusal değer büyüyecektir. Olumsuz alışkanlığı tekrarlama dürtüsü hissettiğinizde, kendi kendinize aynı sözleri yüksek sesle tekrarlayın.
Böylece bilinçaltınıza fikri kabul etme komutu verirsiniz ve iyileşme gerçekleşir.
Bilinçaltının Gücü-Joseph Murphy..

Olur olmaz şeylerin üstünde durmayacakmışım, böyle emrediyor ilerleyen yaşım:)

 Sizde durmayın.. :)


Her şeyde bir hayır var dedim sustum

Hep bu güne baktım ben, katmadım dünü..
Tek kalbime inandım temizdi çünkü
Neler gördüm ne savaşlar, bilsen kaç kez öldüm
Oysa büyük bir ödülmüş bu hayattan yoksa ben nasıl büyürdüm
Her şeyde bir hayır var dedim sustum
Bazen de kocaman bir hayır vardır yine sustum
İnandığın ne varsa vazgeçme ve sakın isyan etme
Karanlık bir gün döner güneşe o günü bekle
Ah da yerini bulur er ya da geç hak da yerini bulur!..
Sen iyi şeyler düşün içinden ne düşünürsen o olur!..



Olumlama duası, olmasını istediğiniz şeyin zaten olduğuna inanmaktır.



Yazan : Tom Casano-
Olumlama duası, olmasını istediğiniz şeyin zaten olduğuna inanmaktır.
Ben kişisel olumlama dualarımı şöyle yapmaktan hoşlanıyorum:
"Tanrım, bana işimde harika bir hafta, ilişkilerimde bol neşe ve coşku, ve bu haftanın her günü mutluluk bahşettiğin için teşekkür ederim."
Michael Beckwith’in dediği gibi, şükran duygusu hissettiğimizde zihnimizi, mutlu ve minnettarlık duyacağımızı şeyleri aramaya yönlendiririz, şikâyetçi olacağımız şeyleri aramaya değil.
* Bu olumsuz duygular içinde bulunduğunuz ya da basitçe mutsuz hissettiğiniz zamanlar için en güçlü iyileştiricidir.
Minnettarlık veya şükran duygusunu hissetmek için bir liste yapmak ve her gün minnettar olduğunuz şeyleri buraya yazmak iyi bir yoldur.
Ben kişisel listeme 5 ilâ 10 şey yazarak başlamıştım ve 10’a ulaşmak için bile epeyce bir düşünüp kendimi zorlamam gerekiyordu.
Şimdiyse bana verildiği, sahip olduğum için minnettarlık beslediğim 50-100 şeyi rahatlıkla yazabiliyorum.
Bu tamamen hayatımı değiştirdi. 

23 Nisan 2016 Cumartesi

Duanın şekli

"BANA DUA EDİN, SİZE İCABET EDEYİM!" (40.Mu'min: 60)
DUALARIMIZI MAX. DÜZELTEREK ! … 
YÖNELİYORUZ AHADİYETE …
Resulum nasıl dua edermiş ? ! … kollar tam omuzlara 90 derece sağa ve sola açık … ve max dik , yukarıya ! ama T gibi yaparak … dirseklerin omuz hizasını geçmesin ! … eller de avuç içleri yüze … yani beyne dönük ! … parmaklar dik ve gergin , parmak araları kapalı gibi azcık açık ! …vücut max dik … kambur yok ! … alın Kıbleye dönük … eveeet ANTENİ ! kurduk … basit anlamda …ve şimdi evrene. beyninden istek yolluyorsun … (ayette OLder ... olur der ya ! hani ‘’Kûn...Fe Yekûn"… ! ) 5 duyu kaydıyla ötelere gibi gelse de … mikrodan makro ya zannetsen de ! … DERUNİ itibarıyla da bir o kadar içsel … orijinine uzanan derin arzu ve istek oluşturma ! … OL sun diyor …. KÜN ! 

Cenap Çetinkaya dan alıntı-

Müminun 99- 100 ayetleri

Nihayet onlardan birine ölüm geldiğinde dedi ki: "Rabbim beni (dünya yaşamına) geri döndür. "

"Tâ ki (önemsemeyip) uygulamadığım şeylerde (iman üzere yaşamda, kuvveden fiile çıkarmadıklarımda) sonsuz geleceğime yararlı çalışmalar yapayım!". . . Hayır (geri dönüş asla mümkün değil)! Öyle bir şey söyler ki geçerliliği yoktur (sistemde yeri yoktur)! Arkalarında yeniden bâ's olunacakları sürece kadar, bir berzah (boyutsal farklılık) vardır (geri dönemezler; reenkarnasyon da {ikinci defa dünya yaşamı} mümkün değildir)!

Ahmed Hulusi-

GÖRMEK İSTEMEYENDEN DAHA KÖR KİMSE YOK

Sufizmde bir deyiş vardır:
“Baktığımızda gördüğümüz tek hakikat kendi yansımamızdır.”

Tabiatında kusur görmek varsa; Tavuskuşunda çirkin ayaktan başka bir şey görmezsin demiş Mevlana..


Günün birinde bir derviş, hocasına “Hocam ‘ayna olmak’ diye bahsettiğiniz konuyu tam olarak idrak edebildiğimi düşünmüyorum. Bu konuda bana yardımcı olur musunuz?” der.
Hocası dervişi dinler ve ertesi sabah onunla göl kenarında buluşmasını ister. Dervi
ş gün ağarmadan yola çıkar. Bu kadar erken bir saatte hocasının ne anlatacağını merak etmektedir.
Gölün kenarında konuşurlar:
- Evlat, senin iki gözbebeğinden birinde bir leke var. Hangisi olduğunu biliyor musun?
- Hocam çok ufak yaştan beri yanınızdayım. Tekkemizde benim bildiğim hiçbir yerde ayna yok. Uzun zamandır kendi gözbebeklerime bakma şansım olmadı.
- Önce gözlerini kapat ve hangi gözbebeğinde leke olduğunu bana söyle. Ama sakın yanlış söyleme. Eğer bilemiyorsan bilmiyorum de.

GÖRMEK İSTEMEYENDEN DAHA KÖR KİMSE YOK

Hoca cebinden çıkardığı bir ayna parçasını dervişin suratına tutar. Derviş gözleri kapalı halde hissetmeye çalışır ama nafile...
- Bilemiyorum.

- Birinci ders: Bu dünyada görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur. Eğer biri görmek istemiyorsa, gözlerini hakikate sıkıca kapatmışsa ona ayna tutman imkânsızdır.


Hoca yavaşça dervişin başını eğer ve bir çamur birikintisine bakmasını ister. Derviş ne kadar dikkatli baksa da gözbebeklerini göremez.

-İkinci ders: Kendini temizlememiş kimse sana berrak bir ayna olamayacaktır. Etrafında seçtiğin insanların samimi birer gönül yolcusu olduklarından emin ol.

Derviş, hocasının dediklerini dikkatle dinlemektedir. Hoca gölden bir kap temiz su alır ve dervişin önüne koyar. Derviş tam eğilip gözbebeklerine bakacakken hoca hırkasını çıkarıp dervişin başını örter. Derviş:
- Hocam bütün güneşi kapattınız. Karanlıkta hiçbir şey göremiyorum.

- Üçüncü ders: Zihnin karanlığı kalbin aydınlığına gölge düşürdüğünde ayna işlevini yitirir. Birine ayna tutmak istiyorsan kalbini sevgiye açtığından emin olmalısın.

Hoca hırkayı kaldırdığında derviş kendi gözlerini görebilmeye başlar. Bir süre baksa da gözbebeklerinden birindeki lekeyi göremez.
- Hocam, ben hâlâ lekeyi göremiyorum.

- Sevgili evlat, aslında gözbebeklerinden birinde leke yok. İnsan zihinle baktığında kusur, gönülle baktığında aşk görür. Kendimizle ilgili takıldığımız kusurların çoğu sahte aynaların bize gösterdiği yanılsamalardır. Bir ustanın çırağa karşı en büyük görevi çırağın kalbinde yatan bir usta olduğunu ona anımsatmaktır. Her insanın kalbinde hakikat gizlenmiştir. Bizim görevimiz o hakikate ayna olmaktan başka bir şey değildir.

Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...