Her gün yeni bir başlangıçtır!
SELFİE İÇİN UYGULAMA NASIL OLSUN İSTERDİN?

22 Kasım 2014 Cumartesi

Tezahür çalışması-22 Kasım {Yeniay}

Çalışma ile ilgili not: Kişi başına düşen okuma adeti 658
----------------------------------------------------------------------

☾ 22 Kasım 2014 günü Yay- burcunda bir YENİ AY ☽ gerçekleşecek.
Astrolojik olarak Yeniay, yeni projeler, yeni girişimlerin başlangıcıyla ilişkilendirilirken, Dolunay, bir tamamlanma sürecidir. Her yeni ay bazı konuların ön plana çıkmasına destek veriyor. Yeniayın enerjisini bu yönde kullanabiliriz.


Şeref Meselesi: James Dean İstanbul'da



Önce kendimi Sicilya'nın arka sokaklarında bir mahallede hissettim, o sırada bir Ege kasabasını (Ayvalık) izliyor olmamıza rağmen.. Yaklaşık 30 dakika sonra bu kez Asi Gençlik filminin bir sahnesindeydik. James Dean o kendine has havasıyla montunu sırtına vurmuş, ağzını hafif yamultmuş, farklı yürüyüşüyle İstanbul'un ara sokaklarından birini arşınlıyordu. Bir süre sonra Ağır Roman'ın Kolera Sokağı'ndaydık, itilmişlerin, ezilmişlerin, ötekilerin dünyasında.. Bir ara Çağan Irmak filmlerinin duygulu dünyasına göç ettik...

Açık söyleyeyim uzun süredir hiçbir televizyon dizisi beni ne İtalyan işi suç dünyasına, ne aile-toplum ilişkilerini sorgulayan Asi Gençlik filmine, ne Ege kasabalarına, ne de Kolera Sokağı'na sürüklemişti. Türk dizilerinin uzun uzun diyaloglarına, ağır bakışmalarına, takla atıp duran senaryolarına, bir türlü bitmek bilmeyen sorunlarına alışmıştık. Öyle geçinip gidiyorduk. ''Şeref Meselesi'' dizisinin galasına çağrıldığımda ise, yine benzer duygular ve düşüncelerle Kanyon'daki etkinliğin yolunu tuttum. Kafamda dizi klişeleri ''kuyrukları birbirine değmeyen kırk tilki gibi'' dolanıp dururken dizi beni şaşırttı.

-Kamera teknikleriyle gökyüzüne resim çizme..



''Şeref Meselesi'' dizisi ''L'Onore e il Rispetto-Onur ve Saygı'' adlı İtalyan dizisinden uyarlanarak ekrana getiriliyor. Konusu 1956 yılında Sicilya'dan başlayıp büyük şehire uzanan bir İtalyan ailesinin öyküsünü konu alan dizi, gösterildiği dönemde reyting rekoru kırmış. Büyük ihtirasları olan Ersilia Fortebracci adlı bir kadının oğulları Tonio ve Santi üzerine hayaller kurarak zenginliğe kavuşma hayallerinin onları suç dünyasının ortasında bırakmasını konu alan dizi, 3 sezon ekrana gelmiş.




Ayvalık'taki yaşamlarını bırakıp aileleri ile yola çıkan Yiğit (Kerem Bürsin) ve Emir (Şükrü Özyıldız) kardeşler de aynı öyküyü İstanbul'da yaşıyor ve de günümüzde.. Dizinin Salvatore Riccardi ve Yıldıray Gürgen'in imzasını taşıyan müzikleri eşliğinde ''gökyüzüne resim çizen'' fragmanı, görüntü yönetmeni Orkun Çatak'ın dizi boyunca bu ''mavi tuvali'' sık sık kullanacağının ilk işaret fişeklerini gönderiyor. İki kardeşin Ayvalık'taki düğünde harmandalı oynadığı sahne, İstanbul'a doğru yola çıkarken neredeyse üç boyutlu hissi yaşatan bir kamera tekniğiyle seyirciyi yola düşürüp göğe yükseltmesi, küçük mahallenin çatılarını göstererek büyük şehirdeki kaybolmuşluğu sergilemesi, dizinin artı puan hanesinde şimdiden...

-''Asi Gençlik'' ile ''Ağır Roman'' arasında



Dizinin İstanbul'un Balat semtinde kurulan seti seyirciyi büyük İstanbul'daki kaybolanların küçük dünyasına en sahici biçimde götürüyor. Sokaktan sakız çiğneyerek geçen kadınlar, birbirini kovalayan kediler, top oynayan üstü başı kirli çocuklar, hurda motosikletlerini her gün tamir edip yeniden bozan, zenginlik hayalleri kuran gençler, pazardan 5 liraya aldıkları elbiselerle birbirine caka satan güzel kızlar..


Arnavut kaldırımı sokaklarda mahallenin güzeli geçerken ancak televizyonda görebilecekleri türden bir kızın arkasından iç geçiren gençler, kızlarını bir zenginle evlendirip ''bu hayattan kurtulmayı düşünen'' anneleri, ilk kez eline kitap alan bir kız, üvey babasına rakı parası yetiştirmek için çalışan bir başka kız, bir ayağı sakat, başını evden bile çıkaramayan bir başkası.. Her biri bir roman olabilecek bunca hikayeyi tek bir dizide toplayan Şeref Meselesi, pavyonda aşk hayalleri kuran bir Rus konsomatrisi de bizimle yüzleştiriyor, hani şu Nataşa deyip geçtiklerimizi..



Kerem Bürsin'in canlandırdığı Yiğit karakteri ise ekranların ''kült dizi karakteri'' olmaya aday.. Bakışı, gülüşü, kızları çapkınca süzüşü, yürüyüşü, ille de boynuna sardığı, zaman zaman parmaklarının arasında salladığı ince zinciri.. Bu zinciri yakın zamanda bir trend olarak gençlerde göreceğimize şimdiden 1'e 5 bahis...

Erkek kardeşinin tamamen zıddı olan Emir'i ise tiyatro çalışmalarıyla da tanıdığımız genç aktör Şükrü Özyıldız canlandırıyor. Özyıldız'ın yalın oyunculuğu, canlandırdığı karakterin hakkını veriyor. Dizide küçük mahallenin evlilik hayalleri kuran işveli kızı Derya rolündeki Şükran Ovalı ise buram buram gerçeklik kokuyor, eteğini savuruşundan göz süzüşüne kadar ''ne güzel komşumuzdun sen Fahriye Abla'' dedirtiyor izleyene.. Yasemin Allen ise bu dörtlü arasında en az öne çıkanı, ilk bölüm itibarıyla tarih yazmıyor.. Ama balkonda etekleri hafif sıyrılmış, oje süren görüntüsünün o sahneye ''en bi yakışmış'' hali dışında..

Senaryo uyarlamasını yapan Seray Şahiner'in diziye en büyük katkısı ise bir kenara not edilesi replikler yaratması.. 

 -Abi biz Robin Hood gibiyiz

-Robin Hood zenginden alıp fakire veriyor, biz kime veriyoruz?

-Biz de zenginden alıp kendimize veriyoruz. Biz fakiriz ya abi..

-Son söz..



İlk bölümü şöyle reklamsız, gizli reklamsız, öz reklamsız, kamu spotsuz, özetsiz ve sinema salonunda izlemenin verdiği keyfin de Şeref Meselesi'ne şimdilik sınıfı geçirmeme katkıda bulunduğunu yadsıyamayacağım.


Gala gecesinden birkaç not da düşmek gerekirse..

-Genç kızların Kerem Bürsin hayranlığı zirvenin de ötesinde, bir dönemin Tarkan hayranlığını anımsattı bana..

-Kızlar Kerem Bürsin'in peşindeyken Şükrü Özyıldız da bize kaldı. Son derece mütevazı, duruşu sağlam, genç bir oyuncu. İleride ondan daha çok bahsedeceğimizi hissettiriyor bana.. Bir dönem Engin Akyürek de aynı şekilde zirveye yavaş bir yürüyüş yapmıştı, bir de bunu hatırladım.

-Yasemin Allen çok güzel bir oyuncu, dünya süper modelleriyle boy ölçüşebilir. Ama Şükran Ovalı tam bizden, siyah gözlerine şiir yazdırası cinsten. Tuba Büyüküstün, Bergüzar Korel gibi ''hoşbulduk Ortadoğu'' der yakında..

-Gecede Kanal D ailesinden ''Evim Şahane'' Selim Bey'i görünce evimizin bir türlü düzelmeyen su tesisatından bahsetmemek için kendimi zor tuttum.

-Bize verilen notlarda uzun uzun bahsedilen kafes dövüşü teknikleri, boks antrenmanları, koşular, verilen 7 kilolar filan Kerem Bürsin'e yaramış. Moda deyimle ''baklavalar'' yerli yerinde ama dizideki baklava yeme sahnesinde bu nedenle sinsice gülümsedim.

-Özyıldız'ın da avukat rolüne çok iyi hazırlandığı söyleniyor. Bir hukukçu kızı ve ailesinde 5 avukat olan bendeniz iyi izleyeceğim, yanlışını görürsem ileride not kırarım...




İlk bölüm itibarıyla son dönem dizilerindeki gibi uzun bakışmalı, uzun konuşmalı, sıkıntı verici tekrarları olmayan, görüntü yönetmeni çalışkan, yönetmeni (Altan Dönmez) yaratıcı, bizden, sahici bir yapım Şeref Meselesi.. Umarım bu çizgide gider ve ''uğursuz Pazar'' diye anılan Pazar gününde ''reyting şehidi'' olmadan yoluna devam eder..



Bir sinema filmi olsaydı, finaliyle beraber ''çok iyi bir film izledim'' derdim.. O şekilde ilginç bir bütünlüğe de sahip ilk bölüm.. Ama dizi olduğu için şimdilik iyi, önümüzdeki maçlara bakalım derim..

Bu içerik http://seyircikedi.com/ tarafından hazırlanmıştır.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

21 Kasım 2014 Cuma

Geçmeyen kuru öksürükler için Ahmet Maranki önerisi.. Turp ve bal!

Kara turpu üst kısmından kesdikten sonra içini oyuyoruz..

Daha sonra içini oyduğumuz turp içerisine balı koyuyoruz.. 

Su bardağının üzerine koyup kesilen üst kısmı üzerine kapatıyoruz.

10 saat kadar bekletiyoruz.. 

Turp içerisinden geçen bal süzülerek bardağa dolacaktır.




Daha sonra şurup içer gibi içiyoruz.
ŞİFA OLSUN:)


İnternetten bulduğum şöyle bir tarifi de vardı.. Dilerseniz bu şekilde de yapabilirsiniz.

1.Uygulama;Bir adet turpu rendeleyin (siyah veya kırmızı turp olabilir). Hakiki bal ile karıştırdıktan sonra bir tülbentin içerisine koyun. Sonra tülbenti yüksek bir yere asarak altına bir tas koyun.10-12 saat kadar balın süzülmesi için bekletin. Süzdüğünüz bal -turp suyu karışımını büyük-küçük, yaş sınırı olmadan herkes içebilir.

"Hayat bu kadar basit bir şeydi işte.



"Hayat bu kadar basit bir şeydi işte.
Yaptıklarımız,
Yapmak istediklerimiz,
Özlediklerimiz,
Pişman olduklarımız,…
Onardıklarımız,
Onaramadıklarımız…
Hepsi basit, minicik şeylerdi ama ulaşamadıkça,
Çözemedikçe,
Yenemedikçe bize kocaman geliyordu.
Kitlelerin sevgisi, para,ün, güç…
Hiçbiri, hiçbiri bedel olamıyordu,
Özlemini çektiğimiz o şey her ne idiyse…
Sevildiğini bilmek,
Bir vicdan rahatlığı,
Bir tabak pilav,
Bir sağlıklı nefes…
Hayat bu işte; basit, küçük bir hadise…”
Can Dündar-


2015 için Tezahür Çalışmamız başlıyor! :)


2015 için Tezahür Çalışması 22 Kasım CUMARTESİ


Biliyorsunuz o gün YENİAY ve gördüm ki yeni ay ile yeni yıla girmemizin arası tam 40 gün!
Bu blogta her sene yeni yıla 40 gün kala bir tezahür çalışması yapıyoruz takip edenlerle beraber..
Bu sene başlayacağımız çalışmanın yeni ayın enerjisiyle buluşması Muhteşem!
Üstelik YAY burcundaki iyimser enerjileri de göz önünde bulundurunca enerji açısından iyi bir başlangıç diye düşünüyorum..:)


Bedeniniz söylediğiniz her söze inanır!


Tıpkı telefon mesajlarının elektrik sinyalleri halinde kablolar üzerinden ilerlemesi gibi düşünceler de sinirsel sinyaller halinde aksonlar boyunca ilerleyerek kasları ve bezleri harekete geçirir.

Barbara Hoberman- Your Body Believes Every Word You Say-

Stres faktörü!

Zihnin beden üzerindeki en olumsuz etkileri stres yoluyla ortaya çıkar.. Ağzı kapalı bir diş macununu sıktığınızı düşünün. Ne olur diş macunu çıkacak bir yer bulmak zorundadır..
Dolayısıyla tüpün alt kısmından yada yakınından bir yerden tüpün en zayıf noktasından fışkırır..
Şimdi söz konusu diş macunun kendiniz olduğunu düşünün. Baskı altındasınız ve psikolojik yada duygusal stres yaşıyorsunuz.Ancak kapağınızı açmıyorsunuz.Yani olup bitenleri anlatmaya içsel çatışmalarınızı çözmeye ve rahatlamaya gayret etmiyorsunuz. Peki bu durumda içinizde büyüyen zihinsel yada duygusal basınç ne olacak?
Dışarı çıkmanın bir yolunu arayacak ve kapağınız kapalı olduğu için başka bir yerlerden en zayıf noktanızdan fışkıracak. Bu nokta sindirim sisteminiz de olabilir bağışıklık sisteminizde uyku düzeninizde... İçinizdeki bu duygular bastırıldığı sürece hastalıklara, depresyona bağımlılıklara ve anksiyeteye dönüşecek ve kendisini düşmanca duygular, suç, ön yargılar ve saldırgan davranışlarla gösterecektir!

Debbie Shapiro

20 Kasım 2014 Perşembe

İş kaybettiren 10 başvuru hatası

1. Eğitim ve deneyim bilgilerinizin, başvurduğunuz işle ilgili olmaması 
2. Özgeçmişinizde hiçbir iş deneyimi olmadan deneyim gerektiren bir işe başvurmanız 
3. Önceki işlerinizle ilgili detay vermemeniz 
4. Stajınızda ne yaptığınızı yazmamanız 
5. Cep telefonu numaranızı yazmamanız. Sadece e-posta adresiniz yeterli değil. 
6. İngilizce seviyenizi çok iyi gösterip nasıl öğrendiğinizi yazmamanız veya yanlış bilgi vermeniz 
7. Önceki işlerin giriş çıkış tarihlerinde tutarsız bilgi vermeniz 
8. Yazdığınız önyazıda, başvurduğunuz işten çok başka konulardan bahsetmeniz 
9. Yazım hatalarıyla dolu ifadeler kullanmanız 
10. Özellikle bankacılık gibi sektörlere başvururken ciddiyetten uzak (örneğin çılgınca eğlenirken çekilmiş) fotoğraflarınızı kullanmanız. 



Soru - Cevap :)

Şimdi bana çok sorulan sorulardan birini daha yanıtlıyordum ki buradan yazayım toplu bir cevap olsun dedim:)
Soruyu aynen kopyalıyorum isimsiz:)
"Çok merak ediyorum bu kadar çalışmalar, teknikler, sizin her dilediğiniz oluyor mu yani?"



EVET!:)

Çok mu iddialı bir cevap oldu:)

Ben bütün dileklerin kabul olduğuna inanıyorum..
Ama aynen istediğiniz gibi verilerek....... AMA sizin hayrınıza değiştirilerek..... AMA hemen..... AMA sonra.....
AMA MUTLAKA!...


Bir şeyi dilerken hayırlısını istiyorsanız eğer; Bunun her zaman kolaylıkla çarçabuk olamayabileceğini de bilmelisiniz... Bunun için en uygun zaman ve şartların oluşması için bazen gerçekleşmesi çok uzun zaman alabilir... 

Siz Allah'tan dileyin ve gerisini ona bırakın..
O ennn güzel ayarlayandır emin olun. 

19 Kasım 2014 Çarşamba

Üslubunuz nasıl?

İletişim becerisine sahip olmak, hayatta ne yaparsak yapalım bizim başarımızı en çok etkileyen beceridir.

İletişimde ne söylediğimiz kadar nasıl söylediğimiz de önemlidir. Eğer söyleme biçimimiz (üslubumuz) söylediklerimizi desteklemezse, söylediklerimizin değeri kalmaz. İnsanlar bizi değerlendirirken, ne söylediğimizden çok nasıl söylediğimize bakarlar. Bir insanın ne söylediğinden çok, hangi tonda, hangi bakışla, nasıl davranarak söylediği önemlidir.
Üslûp, duygu ve düşüncelerimizi ifade ederken tercih ettiğimiz yoldur. Üslup, anlatım biçimidir. Sanatta eserin “ne söylediği” kadar “nasıl söylediği” de önemlidir. Sanatçılar işledikleri konular kadar üsluplarıyla da hafızalarda yer ederler. Bu durum sadece sanatta değil hayatta da geçerlidir. Yaptıklarımız, söylediklerimiz unutulabilir ama üslubumuz uzun süre hafızalardan silinmez.
David Merrill, Jung’un teorisinden hareket ederek yeni bir model geliştirip insanların kendilerini nasıl dışa vurduklarını incelemiş bir bilim insanıdır.  David Merrill, Roger H Reid’la yaptığı çalışmalarda insanları tarzlarına (üsluplarına) göre dört farklı gruba ayırır:
1. Analitikler: Daha yavaş hareket eden, sessiz; gerekmedikçe doğrudan ilişkiye girmeyi tercih etmeyen, verilere odaklı,  kimi zaman soğuk ve coşkudan yoksun olarak nitelendirilebilecek ama karar almada iyi, dikkatli ve kapsamlı düşünen insanlar.  Analitikler daha az girişken ve daha az tepkiseldirler; hoşlanmadıkları bir durum ortaya çıktığında ortamdan uzaklaşma, herhangi bir görüş belirtmeden sessizce ayrılma ya da kimi zaman pasif agresif davranış içine girme eğiliminde olabilirler.
2. Yönlendiriciler: Sonuç odaklı, hızlı, aktif, etkili olan; doğrudan iletişim kuran,  isteklerini net belirten, iş bitirici ve etkin ancak karşısındakilerin duygu ve beklentilerine uzak kalabilen insanlardır. Yönlendirici üsluba sahip olanlar daha buyurgan ama daha az duyarlı olurlar. Olaylar istedikleri şekilde yürümediği taktirde daha hükmedici bir tavır içine girebilirler.
3. Dışavurumcular: Coşkulu, konuşkan, her konuda olumlu ya da olumsuz fikirlerini ortaya koymaktan çekinmeyen, hızlı karar alan ama aniden karar değiştirebilen, hata yapmaya daha eğilimli insanlardır. Dışavurumcular aynı anda hem buyurgan hem de tepkisel olabilme potansiyeline sahiptirler. Hoşlanmadıkları bir durumla karşılaştıklarında kolayca sinirlenebilirler, saldırganlaşıp kırıcı bir üslup sergileyebilirler. 
4. Sıcakkanlılar: Kolay iletişim kuran, anlaşması kolay, iyi “dinleyici” olan, insan ilişkilerine düşkün, başkalarının duygularını incitmemeye azami özen gösteren ama kendi konfor alanlarından dışarı çıkmayı sevmeyen, değişimi kolay kabul etmeyen insanlardır. Sıcakkanlı bir üslubu olanlar daha tepkisel olurlar. İlişkilerde gerilimin arttığı durumlarda, tansiyonu düşürmek adına taviz vermeye daha eğilimlidirler. 
Her üslubun güçlü ve zayıf yönleri var. İnsanın iyi ilişkiler kurması için kendini tanıyıp, zaaflarını  yenmesi ve sahip olduğu potansiyeli en iyi şekilde kullanması gerekir.
Temel nezaket ve saygı çerçevesinde kalındığı takdirde; kırıcı, yıkıcı, alçaltıcı, olunmadığı sürece hiçbir üslup diğerine göre iyi ya da kötü olarak değerlendirilemez. Üslup farklılıklarımız bizi biz yapan, kendimize ait farklı renkler demektir.
Üslubumuzla kişiliğimizi yansıtır. Üslubumuz, sahip olduğumuz değerleri ve ilkelerimizi kendimize özgü bir tarzda dışa vurma biçimimizdir. İnsanın üslubu, karakterinin yansımasıdır. 
Hayatta başarmak, elbette önemlidir ama bir hedefe her ne pahasına olursa olsun ulaşmak yetmez. İnsanın o hedefe nasıl vardığı, hangi yoldan gittiği de çok önemlidir. İnsanın hedefe giderken kimi kırdığı, kimin gönlünü aldığı vardığı hedef kadar önemlidir.
Nasıl yaptığımız ne yaptığımız kadar önemlidir.
Üslubumuz, zannettiğimizden daha önemli bir etkiye sahiptir. Eğer üslubumuzu güzelleştirebilirsek insanlar üzerinde sihirli bir etkimiz olur. Güzel bir üslup iyi bir özle birleşince çok yüksek bir etki yaratır.
Mevlana’nın dediği gibi, “Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et. Çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.” 
Yazar: Temel Aksoy

Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...