12 Kasım 2008 Çarşamba
Kendi halinde bir hafta...
Sürekli evdeyim.
Sadece iki yada üç kezdi galiba çıktığım. Dışarı çıkmak istemiyor canım. Gelen gidenlerde sağolsun hiç boşta kalmadım ama. 'Geçmiş olsuna' gelen dostlarımızla doldu taştı evimiz.
Misafirlerin gelirken getirdiği kurabiye ve pastalardan oluşan sanırım bir yıllık stoğum var... Dolapları açtıkça üzerime üzerime yağıyorlar.
Dolaplar demişken de; Evde fazlalıklardan arındırma, dolap çekmece içlerini düzenleme, evi kırklama operasyonları tam gaz devam etmekte.
Uzun süre kapalı kalan ev içinde insan olmayınca bile nasıl böyle kirlenebiliyor hayret doğrusu!
Sadece bu hafta içerisinde üç defa çaylı kek yaptığımı söylersem bazı şeylerde de ne denli takıntılı olduğumu yeterince ifade etmiş olurum değil mi? Bir şeyi sevdiysem cılkını çıkarana kadar takarım! Çaylı kek seansı 1, Çaylı kek seansı 2, Çaylı kek seansı 3...
3 Seansta çözdüm işi.
Psikoloğa gitmeye gerek yok!
Hmm! birde Tv' ye sardım bol bol... Yeni yayın döneminde benden beklenmeyecek derecede yüksek bir performans sergiliyorum!
Dizimin üstünde bir dolu kase kurabiyem ve çaylı keklerimle pür dikkat izliyorum TV de ne var ne yok! Reklamları bile...
Yakında bu blogta acil rejim reçeteleri yayına girebilir hazırlıklı ol sevgili blog okuyucusu Yada ben sürmenaj olabilirim gibi gibi...
Aralarda bişilerde okumalı elbette; Hemen hemen hepsini okudum ama ben bu kitapların. Kura mı çekmeli?
Gözlerimi kapayıp parmaklarımı kitapların üzerinde gezdirip, birini çekiyorum.
Hıh! seni seçtim pikaçhu...
* Oof Ahmet Altan'mı çıkmışki, hiç çekemem şimdi*
Evet mızıkçılık yapıyorum işte.
"Maksim Gorki; Üçler" iyi mi?... Değil! Üf bunu da okumak istemiyor ki şimdi canım ama...
Hmm hangisi, hangisi... "Secreti" okuyayım ben en iyisi!
Okuyorum. Okumuştum ama unutmuşum. Sanki yeni okuyormuş gibiyim.
Balık hafıza NRL!
Bu sayede kitaplıktaki tüm kitapları iki senede bir okuyabilirim.
Anladığınız üzere gittikçe iyiye gidiyor sağlık durumları. Hala nefes almakta zorlanıyorum ama. Birde araba korkusunu yenmekte. Hepsi geçecek biliyorum. Az kaldı.
Hayat devam ediyor... Her şeye rağmen. Etsin de!
Bu arada son bir şey. Yazmazsam çatlarım...
Şu aşağıdaki resime dikkat.
Online sayısına özelliklede.
141 kişi aynı anda ONLİNE!
Şakamı bu ? dedim... Değilmiş.
Doğruymuş valla, diğer sayaçları da kontrol ettim.
NRLblog tarih yazmış!:)
8 Kasım 2008 Cumartesi
Masa düzenlemesi özen ve incelik ister!
Bu sıralar "yemekteyiz" tarzı programlarla gündeme gelmiş olsa da sofra kültürü oldum olası çok önem verdiğim değerlerden.
Aile bireyleri eksiksiz olarak yemek saatinde masada olmalı, ayaküstü atıştırmalarla öğün geçiştirilmemeli, masa düzeni kesinlikle göz zevkime de hitap etmeli... Yemekler de mutlaka ve mutlaka birbiriyle uyum içerisinde olmalı... Vesaire.
Bizim evin olmazsa olmaz, tarafımdan konulmuş kuralları. Aslında buna kural mı demeli bilemiyorum ki...? Bana göre hiç bir şey özensiz olmamalı... Resmiyet boyutunda yaşamaktan da söz etmiyorum tabi ki ama keyfini çıkararak yapılmalı her şey.
Mesela, bayılırım yemek sonrası yerinden kalkmadan yapılan masa üstü sohbetlere...
Neyse lafı nereye getireceğim ben;
Masa düzenlemesinden sofrada görgü kurallarına kadar faydalanabileceğiniz çok detaylı arşiv değerinde bir yazı... İnternetten değişik sitelerden topladım ve tamamı alıntı.
{Baştan söyleyeyim de sonra yazı sahiplerini kızdırmayalım dimi? Yalnız ne zamandı, nerelerden aldım gerçekten hiç ama hiç hatırlamıyorum.}

ZİYAFET MASASI
Masaya pastel rengi keten, beyaz keten, nakışlı keten veya dantel örtü konmalıdır. Çok renkli alacalı örtü seçimleri ağır davetler için uygun değildir. Masaya konan örtü 30.cm.'den fazla sarkmamalıdır. Oturan kişilerin ayaklarına dolanacak şekilde abartılı bir uzunlukta olmamasına dikkat etmek gerekir. Masa'da "uyum" çok önemlidir. Yemek takımları, bardaklar, örtü ve diğer gereçler "uyum" içinde olmalıdır. Uyum sofranın ortasına yerleştirilecek bir tanzimle daha da çarpıcı bir hale getirilir. Burada, seçilecek çiçekler bile mümkünse yemek takımlarınızla ve masa örtüsüyle uyum içinde olmalıdır. Bir renk armonisi yaratmak özenle hazırladığınız bu daveti daha da hatırda kalıcı yapacaktır.
Vereceğiniz menüye uygun olarak tabakları yerleştirmelisiniz. Şayet; menüde çorba yer alıyorsa, o takdirde düz yemek tabaklarının üzerinde çorba tabakları yer almalıdır. Eğer çorba menüde yer almıyorsa o takdirde ordövr servisi için düz ve büyük tabaklar yerleştirilmelidir. Tabakların yerleştirilmesi menüdeki düzenlemeyle paraleldir.
Sofranızı hazırlarken "peçeteler" özenle katlanmalı ve yerleştirilmelidir. Değişik şekillerde katlanan peçeteler, isteğinize göre yine yemek takımlarınıza uygun halka biçimde bir peçetelik arasına konarak da sofralarda yerini alabilir.
Peçete katlama stilleri:Kare:
Peçete her yönde bir kere katlanır. Sonra "kare" şekline getirilir.
Üçgen:
Peçete önce "kare" şekline getirilir. Sonra, aksi köşeler birleştirilerek "üçgen" şekli verilir.
Koni:
Peçete önce "kare", sonra da "üçgen" şeklinde katlanır. Dışarıda kalan uç "dik" duracak şekilde olmalıdır.
Çatal, kaşık ve bıçaklar:
Kullanış amaçlarına göre, dıştan başlayıp içe doğru gelecek şekilde yerleştirilir. Tabağın sağına kaşık ve bıçak, soluna ise çatal konur. Bıçağın ağzı tabağa dönük olmalıdır.
Tabaklar:
Servis tabağı, yemek tabağı, salata tabağı ve ekmek tabağı kullanılmalıdır. Ancak yukarda da bahsedildiği gibi yemek menüsünde yer alan yiyeceklere göre uygun tabaklar ilave edilebilir.
MASAYA KONAN TAKIMLARIN YERLERİ
Yemek çatalı: Tabağın solunda.
Yemek bıçağı: Tabağın sağında.
Yemek kaşığı: Tabağın sağında, bıçağın dışında.
Balık çatalı: Tabağın solunda, çatalın dışında.
Balık bıçağı: Tabağın sağında, yemek bıçağı dışında.
Meze çatalı: Tabağın solunda, diğer çatalların dışında.
Meze kaşığı: Tabağın ön kısmında.
Çerez ve pasta çatalı: Tabağın ön kısmında, sapı sola doğru.
Çerez ve pasta bıçağı: Tabağın ön kısmında, keskin tarafı tabağa, sapı sağa doğru. Çatalın yanında.
Su bardağı: Tabağın sol ön kısmında
Şarap bardağı: Su bardağının sağında.
Rakı bardağı: Su bardağının yanında.
Tuz, biberlik: İki servis tabağı arasında.
Yağ, sirke: Sofranın ortasına yakın.
Hardal ve diğer soslar: Yağ ile sirkeye yakın.
Yağ tabağı: Servis tabağının sol ilerisinde.
Salata tabağı: Servis tabağının sol ilerisinde.
Meyva tabağı: Ortada.
Ekmek tabağı: Ortada.
Çiçek tanzimleri: Masanın ortasında.
Peçete: Servis tabağının solunda.
YEMEKLERDE UNUTULMAMASI GEREKENLER
Yemek süresince dikkat edilmesi gereken bazı davranışlar vardır; bunlardan bazıları...
Tabakta yemek bırakmak pek hoş bir davranış değildir. Ekmeğin ufalanarak yenmesi, yemeğin koklanarak adeta "test" edilmesi, masada saç taramak, makyaj tazelemek, elleri masanın altında tutmak, masada şampanya patlatmak, kürdansız ve aleni bir şekilde diş karıştırmak, sesli bir biçimde burun temizlemek, ev sahibinden önce yemeğe başlamak ve masada kültablası konmamışsa ısrarla sigara içmeye çalışmak, puro vb. herkesce hoşlanılmayacak tütünleri müsaadesiz içmek ve yemek devam ederken izinsizce sofrayı terk etmek, abartılı gülmek veya uzun sıkıcı konuşmalar yaparak diğer konukları rahatsız etmek yapılmaması gereken davranışlardandır.
SERVİS KURALLARI
GENEL SOFRA ADABI
Görgü kuralları;
| ||||||||||
- Servisi evin hanımı yapıyorsa, sağında oturan bayandan başlanır.
- Servisi garson yapıyorsa, servise ev sahibinin sağında oturan bayandan başlar, soldan devam eder, en son ev sahibine servis yapar.
- Garsonun elinden hiç bir şey alınmaz. Garsondan bir şey istenecekse alçak sesle istenir.
- Tatlı servisinden önce masa temizlenir.
- İçki istenmediği zaman açıkça söylenmelidir. Kadeh el ile veya ters kapatılmaz.
- Servisler yapılırken ısrarcı olunmamalıdır. Ancak; yemeğin niteliğine göre serviste 2. kez istenip istenmediği kişilere sorulabilinir.

