31 Ocak 2009 Cumartesi

Kader çarkı söyle bana; Öyle mi yapmalıyım, böyle mi?

Diyelim ki kafanız çok karışık... İçinden çıkamadığınız durumlar var. Bir karar veremiyorsunuz.
O zaman kader çarkına tıklayın sizede yardımcı olsun.

Cevabını aradığım sorularım vardı. Bana duymak istediğim şeyi söyledi tam da!

Sizde tıklasanıza. Şuraya...
Cidden çok hoş.

Hızımı alamadım birde şu testi yaptım. Hayatınızı değiştirmeye hazır mısınız?
Hayır tabiki değilim!
Ne zaman maceraperest biri oldum ki ben. İlla bir kılı kırk yarıcam.
O da zaten farklı bir şey söylemedi.

Temkinlisiniz

Hayattan istediğinizi almak konusunda çok ısrarcı değilsiniz, hızlı kararlar almıyorsunuz ancak emin adımlarla ilerliyorsunuz. Bir işe başlamadan önce mutlaka bir ön araştırma yapıyor, olaya bilimsel verilerle yaklaşıyorsunuz. Aksi takdirde kendinizi güvende hissetmiyor ve huzurlu olamıyorsunuz. Öyle ki sizin bu incelemeci yapınızı bilenler, kendi hayatlarıyla ilgili bir karar alacaklarında, kendilerini sizin güvenli ellerinize bırakmak istiyorlar. Siz nasıl olsa olayı tüm artı ve eksileriyle masaya yatıracak ve onlara ne yapmaları gerektiği konusunda neredeyse bilimsel bir rapor sunacaksınız. Bu yüzden bir çok insanın evlilik, aşk, iş veya ülke değiştirme gibi kararları size danışmadan almazlar, mutlaka sizin onayınıza ve görüşüze ihtiyaç duyarlar.

Ben bu tür testlerden hoşlanıyorum.
Gerçi; Bloga bile akıllar danışan, oyuncak bebeğiyle hayali diyaloglar yaşayıp sorular soran, sonra hayatının en önemli kararını bir testen çıkacak sonuca bırakan biri olarak durumum çok mu vahim bilmiyorum!Image Hosted by ImageShack.us


Herkese harika bir hafta sonu diliyorum...
Image Hosted by ImageShack.us




Image Hosted by ImageShack.us

Mehmet Öz'den Belinizi İnceltme Sırları...

Süper bir adam bu adam.
Dediklerini harfiyen uygulayamasam bile dinlemek izlemek hoşuma gidiyor. Bu arada kolayıma gelen tarif ve önerilerini mutlaka not alıyorum. {Ev notlardan geçilmiyor}

Ben biri bana bir şey anlatırken kendisini incelerim. Mesela güzellik uzmanıysa önce onun cildine bakarım güzel mi diye? Bana güzellik önerileri verirken kendi cildi berbat durumdaysa inandırıcı gelmez dediği hiç bir şey.
Ya da diyetisyense kendi kilosu nasıl ona bakarım.
Ama bu adamı dinlerken öyle değil, neden bilmiyorum dediği her şey çok inandırıcı geliyor. Belki inanılmaz enerjisi, ışıltısı, neşesi, yaşına rağmen dinç duruşu yüzünden olabilir.
{Bize dediklerini kendi hep yapıyor mu? Emin değilim.}

Onun en fazla üstünde durduğu şey bel kalınlığı.
Tansiyon, kolesterol, şeker gibi rahatsızlıkların bile sebebi olarak gösteriyor.
"Siz kiloya takılıyorsunuz ama asıl önemli olan bel çevrenizin genişliği" diyor.
Bayanlarda 88 santim ideali, 93 santimi geçerse tehlikeli; Erkeklerde 88.5 ideali, 101 santimi geçerse tehlike çanları çalıyor demekmiş!

E.. o zaman ne yapıyoruz. Var ise, belimizin çevresindeki simitlerden bir an evvel kurtuluyoruz.
Gerçi benim şu an için hiç öyle bir problemim yok ama ne olur ne olmaz, dursun bir yerlerde...
Bazen soruyorsunuz "paylaştığın her şeyi sende yapıyor musun?" diye...
Yook canıım nerde...
Sadece içlerinden seçiyor bir kısmını aklıma geldikçe uygulamaya çalışıyorum.
Benim sağlıklı beslenmek/yaşamak adına kendime yaptığım tek iyilik sanırım fazla et yememek, egzersiz ve bol yürüyüş yapmak ve bol bol bitki çayları içmektir.
Fazla su içemem. Meyve çok fazla yemiyorum. {Sevmediğimden değil, aklıma gelmiyor!}
Süt, yoğurt, peynir yeteri kadar tükettiğimi hiç sanmıyorum!
Bunlar hep eksi puan benim için biliyorum.

{Bel çevrem bahsettiğiniz ölçümüm baya altında.
Kiloma da dikkat ederim...
Bunlar yeterli mi sizce Mehmet bey?
Hiç yapmıyorum demiyorum dikkatinizi çekerim bakın, aklımaa estikçe!
Ne dersiniz kurtarıyor muyum?}


Yine çok mu uzattım?
Tamam, konuyla ilgili yazı hemen aşağıda. Ben gittim.

Bi dakka... Bi dakka!
Mehmet Öz'le alakalı diğer yazılarımsa;

Şurada ve şurada...

Tamam, şimdi gittim. Valla. Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us
Kilo verme veya alma konusunun temeli bel ölçüsüyle başlıyor.Bunu aklınızdan çıkarmayın.

Birçoğumuz kilolara kafamızı takarız ama aslında önemli olan bel ölçüsüdür. Çünkü, bel ölçünüz genel sağlığınız açısından en iyi ve tek göstergedir. Bel ölçüsü kontrolü programınızın işe yaraması için, ne kadar çok yediğinizi veya yemediğinizi asla düşünmeyeceğiniz pratik bir plana ihtiyacınız var.


Image Hosted by ImageShack.us

Nasıl bir egzersiz programı olmalı?

'SİZ Egzersiz'in bir parçası olan, son derece basit ama bir o kadar da etkili egzersizimi bir deneyin. 'Görünmez sandalye' adını verdiğim bu egzersizi herkes yapabilir. Basit ve çok etkilidir. Bütün bacağı güçlendirir. Sırtınızı bir duvara dayayarak sandalyeye oturur gibi havada oturun (sandalye olmadan!) ve avuçlarınızı dizlerinize dayayın.

Image Hosted by ImageShack.us
İşiniz bittiğinde kolayca ayağa kalkabilmek için bu hareketi tutunabileceğiniz bir mobilyanın yanında yapın.

Topuklarınızı dizlerinizin tam altında, 90 derecelik açıyla tutun; omuzlarınız arkaya kıvrılmalı, başınız duvara dayanmalı. Bu şekilde olabildiğince uzun süre durun ve her seferinde süreyi 2 dakika artırmaya çalışın. Yüz kaslarınızı gevşetin ve yavaş nefes alıp verin.

Image Hosted by ImageShack.us

Bel çevresi büyük olan insanlarda omentum yağ perdesi büyümeye başlar, böbreklere baskı yapar, tansiyonu yükseltir, karaciğeri zehirler, yüksek kolesterol yaratır, insülini bloke ederek şeker hastalığını ortaya çıkarır. Safra taşları yapar, bu taşlar da safra yolunu kapatır, safra inemez, bağırsaklarda tehlikeli durumlar yaratır.

Image Hosted by ImageShack.us
Çalışanların uygulaması kolay tarif

Yeme sisteminizi otomatikleştirirseniz kolay. İşte sizler için ailemle birlikte her sabah yediğimiz kahvaltının tarifi; özellikle damak zevkinize alternatif önerilerimizden biri olarak da kabul edebilirsiniz.

5 dakikada hazırlanabilen tipik bir tarif ki ben buna 'sihirli kahvaltı bombası' adını veriyorum:

- 2 kişilik, kişi başına 136 kalori

- 1 kaşık (1/3 fincan) soya proteini

- 1/2 çorba kaşığı keten tohumu yağı

- 1/2 fincan donmuş çay üzümü

- 1 büyük boy muz (veya hangi meyveyi seviyorsanız)

- 1/2 çorba kaşığı elma suyu konsantresi veya bal

- 30 gram buzlu su ve eğer isterseniz, vitamin tozları


Image Hosted by ImageShack.us
Neden çoğu diyet başarısızlıkla sonuçlanıyor?

Çoğu insan doğrusal bir zihin yapısına sahiptir. Şöyle düşünürler; eğer biraz iyiyse, daha fazla daha iyidir. Ama sağlıklı beden, genellikle doğrusal değildir. Günde 100 kalori daha az alırsanız, her ay yarım kilo verirsiniz ve bir etki görmezsiniz. Ama günde 100 kalori daha az alırsanız (daha fazlası daha iyi değil mi?) muhtemelen yoyo diyetine girersiniz ve verdiğiniz kiloları geri alırsınız. Bunun nedeni, açlığın metabolizmayı yavaşlatmasıdır.

Aynı zamanda karbonhidrat metabolizmanız da yavaşlar. Dolayısıyla, sonunda elinize bir şeker çubuğu geçirdiğinizde, aldığınız kalori çabucak yağa dönüşür.

Image Hosted by ImageShack.us
Stres şişmanlatıyor mu?

Göbek yağı (omentum) özellikle stresle artar ve stres hormon alıcıları vardır; dolayısıyla bel ölçünüz, bedensel stresiniz açısından en iyi göstergedir. Stresle ve bel ölçüsüyle başa çıkmak, büyük ölçüde vücudunuzdaki iltihaplanma seviyeleriyle başa çıkmak demektir. Omega-3 yağ asidi, karaciğerlerimizde iltihaplanmaları önleyen proteinleri (PPAR denir) harekete geçirir ve böylece biyolojimiz obezlikten kaynaklanan iltihaplanmaları gidermede daha etkili olur.

Bu, fazla kilolardan kaynaklanan hastalıklardan uzak durmamızı sağlar. Aynı sağlıklı yağlar, açlık hissi uyandıran 'grelin' hormonu saklar. Yapay yağlar tam aksi etki yapar ve 'nfKB'yi (hücresel seviyede iltihaplanmalar için en önemli etken) uyarır ve çok zararlı bir etki yaratır

Image Hosted by ImageShack.us
Tartılmak yerine belinizi ölçün

Bazı insanlar, televizyon programlarının sadece akşamları yayınlandığı günlerden beri basküle çıkmamıştır. Bu sorun değil. Bizim için kilonuzu bilmeniz önemli değil; ama yine de bu programda ilerlemek istiyorsanız hemen gidin tartılın. İhtiyacınız olan tek şey bir mezura. Göbek deliğinizin hizasından bel çevrenizi ölçün ve bulduğunuz rakamı yazın. İdeal sağlık göstergesi olarak, kadınlar için ideal bel ölçüsü 82 santimdir. Eğer 93 santimi geçerseniz, sağlık riskiniz artar. Erkekler için ideal ölçü ise 88.5 santimdir. 101 santimden yukarısı sağlık riski demektir.
Image Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us

30 Ocak 2009 Cuma

Ferrarisini satan bilge.

Image Hosted by ImageShack.us

Aslında bu kitap çıkalı beş sene oldu ama ben daha yeni okudum. Çok kötü bir huyum var. Bir kitaba başlamışsam bitirmeden elimden bırakamıyorum. Gece 01:00 gibi falan okumaya başladım 05:00 'e geliyordu bitti. Bende bittim. (198 sayfa) Artık sonlara doğru uyku iyice bunalttı. Gözlerim çift görmeye başlamıştı. Ama inadım inat bitirmeden uyumadım.

Nasıldı? Eh!
Sanırım ismi bu kadar çok sattıran.
"Ferrasini satan bilge" diyince ister istemez bir merak uyanıyor.
Onun dışında diğer kişisel gelişim kitaplarından çok farkı yoktu. Yine de sıkılmadan okudum diyebileceğim bir kitaptı.

Kitaptan tabi ki notlar aldım;

Image Hosted by ImageShack.us

*Acı bile mükemmel bir öğretmendir. Acının üstesinden gelmek için önce onu yaşamak gerekir.Başka bir deyişle bir dağın zirvesinde olmanın keyfini önce eteklerinde yürümeden nasıl yaşayabilirsin.

*İyiden zevk almak için kötüyü tanımalısın. Sana olayları iyi ve kötü biçimde değerlendirmeyi bıramanı öneririm. Bunun yerine basitçe onları kutla ve onlardan ders al. Her olay sana dersler verir. Bunlar olmadan ilerleme kaydedemez durumda bir düzlükte takılır kalırsın. Şimdi kendi yaşamını düşün. Çoğu kimse en büyük gelişimi karşılaştıkları büyük güçlüklerle kazamışlardır.

*Beklenmedik bir olayla karşılaşır ve biraz düş kırıklığı yaşarsan anımsaki doğa yasaları bir kapıyı kaparken her zaman başkasını açar.

Gülün Kalbi; Tüm gereken sessiz bir yer ve taze bir gül. Her gün ne kadar meşgul olursan ol ve ne kadar güçlükle karşılaşırsan karşılaş gülün kalbine dön.
Düşüncelerine disiplin katmaya yarar. Gülün renklerine,dokusuna ve şekline odaklanmayla birlikte tüm düşünceler zihninden uzaklaşır..

21 Gün Kuralı; Bir eylemin alışkanlık haline gelmesi için aralıksız 21 gün tekrarlanması gerekir.

Karşıt Düşünce; Zihininin odak noktasını istemediğin bir düşünce işgal ettiğinde hemen canlandırıcı bir başkasıyla değiştir.Neşeli ve enerjik olmaya yoğunlaş.
Dik otur,derin nefes al ve zihin gücünü pozitif düşünceler için eğit.

Gölün Sırrı;
Bilgeler gölün durgun sularına bakarak düşlerinin gerçekleştiğini orada canladırırdı.
zihninin perdesine esin verici canlı resimler yansıtırsan yaşamında mükemmel şeyler olmaya başlar.



On Ritüel,


Yalnızlık Ritüeli: Her gün aynı saatlerde yalnız kalarak ruhu dinlendirmek insana iç huzur, iç sessizlik, derin iyilik hali ve sınırsız enerji gibi faydalar sağlar, günün gerginliğinin atılmasına yardımcı olur.

Fiziksel Ritüel: Bedenimizi egzersizlerle beslemek, vücudun kendi doğal canlılığına dönmesini sağlar.

Yaşam Gıdası Ritüeli: Doğal gıdalarla, taze sebze, meyve ve tahıllarla beslenmek, vücudun sağlıklı ve dinç olmasını sağlar.

Bereketli Bilgi Ritüeli: İnsan hayatı boyunca öğrenmeli ve öğrendiklerini kendisinin ve çevredekilerin iyiliğini esas alarak geliştirmelidir. Düzenli okumak bunun için en iyi yöntemdir.

Kendin Hakkında Düşünme Ritüeli: Biten her günün sonunda tüm davranışlarımızı gözden geçirmeliyiz.

Erken Uyanma Ritüeli: Normal ve sağlıklı bir insan için altı saat uyku yeterlidir. Güneşin doğuşunu izlemek, kişinin yaşam enerjisini ortaya çıkarır. Duygusal ve fiziksel canlılığını tazeler. Uykunun süresinden ziyade kalitesi önemlidir. Kesintisiz altı saatlik uyku yeterlidir.

Müzik Ritüeli: Müzik ruhun gıdasıdır. Her gün mutlaka müzik dinlemek için zaman ayırmalıyız. İnsanı motive eden en iyi araçlardan birisi müziktir.
Sözcükleri Tekrarlama Ritüeli: Kelimeler insan zihnî için güçlü etkilere sahiptirler.

Sözcükleri tekrarlama Rirüeli: Bilgeler sabah, öğle, akşam tekrarladıkları bir dizi mantraya sahipti. Mantra pozitif etki yaratmak amacıyla birbirine eklenmiş kelimelerin oluşturduğu bir dizeden başka bir şey değil..

Ahenkli Karakter Ritüeli: İnsanın her gün artan biçimde kendisini geliştirmesi gerekir. Yaptıklarımız alışkanlıklarımızı oluşturur. Alışkanlıklar ise hayatımızı yönlendirir.

Sadelik Ritüeli: Hayatımızın önceliklerine, önemli ve anlamlı şeylere odaklanarak yaşamımızı sadeleştirmeliyiz.


Image Hosted by ImageShack.us

28 Ocak 2009 Çarşamba

Gitmek mi zor, kalmak mı?

Blogcum,
Bazen canım çok sıkıldığında "beni kimsenin tanımadığı yerlere gitsem" derdim...
Demese miydim acaba?


Şu sıralar hayatımda neler olup bitmekte olduğunu; heyecanımı, içinden çıkamadığım durumları, kararsızlığımı, korkularımı, karmaşık ruh hallerimi sayfalar dolusu yazsam yazsam yazsam...

Bu post'u uzattıkça uzatıp seni daha da meraklandırırdım amma..! Sonrasında gelecek telefon ve mail trafiğini düşününce vazgeçtim!




2009 sana inanamıyorum! İlk sürprizin bu mu yani?
Bambaşka diyarlara yelken açmak!

Evet, taşınmaktan bahsediyorum.
Lütfen haberin yokmuş gibi davranma!
Sadece başka bir ev olsa iyi... Bambaşka bir şehre üstelik...
Hiç tanımadığım insanlarla dolu.

Karar veremiyorum veremiyoruz.
Şimdilik MyHusband gidip geliyor. İş görüşmeleri falan... Oldu olacak gibi.
Henüz tam karar vermemiş olsakta... Büyük ihtimal yol göründü bize.
Bir süreliğine de olsa bu şehirden ayrılıcağız galiba...


Image Hosted by ImageShack.us


Hmm... 2009 unutmadan bu not sana;

Allahtan; "Hayatta başınıza gelebilecek her şeyde bir hayır vardır" inancı yüksek biriyim.

Yoksa şu sürprizine bi ton yaygara yapardım!

Efendim? Ne dedin?

"Yapmadın mı sanki" mi dedin?

Eh o kadarda olsun...

Bilmem farkında mısın? Hayata yeniden hatta sıfırdan başlama gibi bir şeyden bahsediyoruz!
Bambaşka bir şehirde bambaşka insanlarla...
Durumun ciddiyetinin farkındasın sen değil mi?

Bu arada...

Tebdili mekânda ferahlık var mıdır blog?


Image Hosted by ImageShack.us

Ve bir diyalog:

- Ne o Image Hosted by ImageShack.us ağlıyor musun?
- Yoo..! Gözüme toz kaçtı da. {Hüngürt}

[Tabi ağlıyorum sersem]

Zaten hiç karda yağmadı!
Evde çikolata da kalmamış! Gecenin bu saatinde napiyim şimdi...?
Bana bakma blog sen, her şeyi bahane eder eder ağlarım bundan sonra...
Alışsan iyi olur!
Image Hosted by ImageShack.us

27 Ocak 2009 Salı

Ne tür bir zekaya sahipsiniz?

Image Hosted by ImageShack.us
Duygusal Zeka
Siz hem kendinizin hem de başkalarının duygularını önemsersiniz. Bir şey iyi niyetle yapılmışsa karşı taraf hatalı bile olsa affedicisinizdir. Sizin için her işte öncelikle niyet ve insanların tavrı önemlidir. Olayları bu açıdan ele alır ve sorunlara yine iyi niyetinizle yapıcı çözümler bulmaya çalışrısınız. Bir çok olayda hakem yerine konulmanız bu yüzdendir.



Dedi bana...

Tıklayın, testi yapın, sizede bir şeyler söylesin...

Image Hosted by ImageShack.us

26 Ocak 2009 Pazartesi

Değişik fikir isteyenlere...


Image Hosted by ImageShack.us
IKEA
'ya bayılıyorum...
Ama sadece İstanbul'a gittiğim zamanlarda gezme fırsatım oluyor.
O da senede bir ya da iki...
Sanırım orada yaşıyor olsaydım hafta sonları çıkmazdım.
Orada resmen insan kendini kaybediyor.
Küçücük mekanları bile düzenlemedeki ustalığa, ağzım açık bakıyorum.
55 metrekarelik bir alana yatak odası, oturma odası, banyo ve mutfağı sığdırıp üstelikte hiç bir detayı da atlamıyorlar ya, bitiyorum!
Kataloglarına bakmak isterseniz şurayı tıklayın.

Image Hosted by ImageShack.us



Şu dantel görünümlü koli bandına bayıldım. Ne kadar zarif öyle...
Nerde satılıyor acaba? Bilen?
Elime geçirsem her yeri bantlardım herhaldeImage Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us


Bunlarda çantalarınızı düzenleme üniteleri... Çantalarına bir türlü yer bulamayanlara...
Mesela bana!

Image Hosted by ImageShack.us
Organize.com Image Hosted by ImageShack.us




Açık Gardrop...


Önce seçtiğiniz duvar kağıdını suntayla kaplıyor kaplıyor üzerine rafları monte ediyorsunuz. Geriye sadece istediğiniz bir duvara uygulamak kalıyor. Bu kadar.

Bana bu fikir çok cazip gelmedi ama hoşlananlar olabilir.
Tek sorun açık sistem olduğu için eşyaların tozlanması.




Image Hosted by ImageShack.us

25 Ocak 2009 Pazar

Çirkin kadın yoktur! Makyaj yapmayı bilmeyen kadın vardır! :)



Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Bundan mı eskiden kızları hamamda beğeniyorlarmış kayınvalideler?! Image Hosted by ImageShack.us

Kim ne derse desin azıcık makyajdan bi şeycik olmaz.
3. ve 4. Resimlerdeki kadınlar kadar büyük bir değişim oluyorsa korksunlar bence!

Aklıma ne geldi...

Hani Nasreddin hocanın karısı o kadar çirkin o kadar çirkinmiş ki!
Evlendikleri gün hocaya sormuş;
-Sevgili kocacım kime görüneyim kime görünmeyeyim?
Nasreddin hoca;
-Hanım bana görünme de kime görünürsen görün!!!
Demiş!
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

23 Ocak 2009 Cuma

?

Image Hosted by ImageShack.us




Kendi siparişlerim olduğunu bile bile neden her defasında, biri bana hediye göndermiş gibi sevinirim acaba?




{Kargo geldiğinde diyorum!}
Image Hosted by ImageShack.us

21 Ocak 2009 Çarşamba

Günün tebessümü...




Recai sehrin en gözde semtinde bir büro tutmus, içini güzelce dösemis,kapiya da
'AVUKAT RECAI SASMAZ' yazili bir tabela asmis.
Yeni bürosunda ilk sabah otururken kapi Image Hosted by ImageShack.usçalininca

Recai sekreterine:

'Kapiyi aç kizim' demis.

Sekreter kapiyi açip gelen adami Recai'nin odasina soktugu an da Recai eline telefonu alip konusmaya baslamis

-"O is tamam beyim, zaten benim aldigim bir davada kötü bir netice çikamaz, tabi...tabi hemen kurtaririz. Saban'i da ben kurtarmistim. Mahir'i de. Siz hiç merak etmeyin Ankara'da çok tanidik var...."
Konusma böylece bir kaç dakika daha devam ettikten sonra Recai sekreterinin odaya getirdigi adama dönüp:

-"Ahh efendim" demis
"Kusura bakmayin sizi beklettim. Ama görüyorsunuz ki isler çok yogun..
Sizin ne davaniz vardi?"

Adam
-"Hiiç" demiş.

-"Benim davam filan yok, ben telefonu baglamaya gelmistim!"
Image Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us

20 Ocak 2009 Salı

İçimdeki minik kız çocuğu, sakın büyüme sen emi!

Image Hosted by ImageShack.us
Hala çocuk oyunlarına bayılıyorum desem, hakkımda ne düşünürdünüz?

"Hey! Kadına bakın halaa çocuk oyunları oynuyormuş-mu?"

Ama öyle!

İçimde ciddi ciddi minik bir kız çocuğu var benim. Büyümüyor ısrarla. Belki de ben büyütmüyorum. İyi geliyor bazen.

Herkes göremez onu. Hatta bazıları, bazen öyle olduğuma bile şaşabilir. Ağır başlı görünümüme bağdaştıramayanlar olabilir.

Ama var.

Hem sürekli aynı modda olmak sıkıcı! Bayarsınız ben diyim. Hem kendinizi hem çevrenizdekileri.
Renkli bir kişilik en güzeli. Arada bir çocuklar gibi davranmakta, şımarıklık yapmakta bir sakınca yok!
Yerine göre ayarladığınız sürece...
Tüm marifet orada zaten, yerine ve zamanına ve de adamına göre...

Misal; Yeni girdiğiniz bir ortamda bu şekilde (şımarık kız çocukları gibi) davranırsanız, sonsuza değin onların gözünde öyle kalırsınız. Bir ön yargıyı yıkmak atomu parçalamaktan zordur bilirsiniz.
Yeterince tanımadığınız insanlara karşı; Ağır taş olun siz yinede, kimse kaldıramasın... Hafif olursanız kaldırıp fırlatırlarImage Hosted by ImageShack.us
Bak bak baaak lafa bak... Eski bir atasözü-ki atasözlerini çok severim. Ağır taş, batman dövermiş

Ne bileyim siz eşinize şımarın, çocukluk yapın, annenize, akrabanıza, çok yakın dostunuza, samimi arkadaşınıza, falan...
Annenizin küçük kızı olmaya devam edebilirsiniz mesela! Hem zaten ne kadar uğraşsanız da siz onun gözünde minik kızı olmaktan bir adım öteye gidemeyeceksiniz.
Bütün sohbetlerinizin arasına, ortasına, sonuna sizin bebeklik anılarınızdan sıkıştırmaya bayılır. Çocukken yaptığınız bir şeyi 2436587. kez anlatacaktır.
"Anneee biliyorum daha öncede anlatmıştın. Ve üstelik ben büyüdüm artık" diye diretmenin bi manası yok. Bırakın o orada yaşasın!
Sizinde içinizdeki çocuk yaşasın...

Herkesin görmesine gerek yok! {pek ders verir gibi oldu ama sadece bir dost tavsiyesi olarak alın, lütfen... Ben buyum, içimden geldiği gibi davranırım diyorsanız da hayat, seçim sizin... Nasıl mutluysanız!}



Hepsi bir yana;
Oyunlar istiyor üstelik benimkisi.

Kafam çok dolu olduğunda bir şeye üzüldüğümde, dalıp gidiyorum herhangi bir PC oyununa bir bakıyorum kafamın içi komple boşalmış. Yerine kelimeler, toplar, küçük sevimli karakterler doluşmuş. Gözümü kapattığımda bile kelime türetmeye devam ediyor beynim.

Ankara- Kara- Ara- ra... (Kelimatör, Laf cambazı)
Ya da hala o küçük renkli topları vuruyorum. Kaçıyorlar. Yakalayamıyorum... (Luxor)
Restoranda servis yetiştiriciyim diye canım çıkıyor (Diner dash)
Evler yapıp kiracıları memnun etmek için kira topla level atla derken gözlerim şeş beş oluyor (Jane's realty)
Belediye reisi olup şehrin ihtiyaçlarını karşılayacağım diye kan ter içerisinde kalıyorum (Sims City)


Ah birde Sims var. Göz bebeğim. Benim küçük, sevimli karakterlerim. Bundan 9-10 sene evvelinde içim geçene kadar oynadığım... Şimdilerde fazla oynamadığım ama haberlerine de ilgisiz kalamadığım.

Esas konu da o zaten...
Sims'in yeni paketi çıkıyormuş. Videosuna ve haberlere Şuradan bakabilirsiniz.
Harika. Benim gibi Sims-severler bayılacak.
İçindeki çocuğu şımartmak isteyenleri ya da gerçekten çocuk olanları haberdar etmek istedim...


"MyHusbaaand... Hani telefon açıp "bir şeye ihtiyacın var mı" diye sormuştun ya canım.Öpücük
İhtiyaç mı? Tartışılır!
Ama istiyoruuuuum."
Image Hosted by ImageShack.us




Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us





Image Hosted by ImageShack.us

19 Ocak 2009 Pazartesi

Kimim ben?

Image Hosted by ImageShack.us

Sevgili blog okuyucuları...

Toplanın basın toplantısı düzenliyorum. Duyanlar duymayanlara anlatsın please.

Tanıyan zaten tanıyor, biliyor. Ancaak birde beni tanımayan bir kesim var ki biliyorum beni çok merak ediyorsunuz. Çünkü bu konuda çok mail/mesaj geliyor. Hakkımdaki ısrarlı sorularınız şüpheli yaklaşımlarınız -siz falanca ünlü müsünüz' ü de geçti direk bana o ünlünün ismiyle hitap etmeye başlayanlarınız bile var.

Önceden "Siz falanca kişi misiniz" diye sorardınız... Son bir kaç mail "Merhaba .. Hanım" şeklinde gelmeye başladı.
O kadar eminsiniz yani!

Nerden o kanıya vardınız bilmiyorum ama valla billa değilim. Bahsettiğiniz bayanla da röfleli uzun saçlarımız dışında hiç bir benzerliğimiz yok! Uzaktan yakından... Ha! Bir de çok pozitif olmamız olabilir.

Üzgünüm ama tutturamadınız. O diye de bloğumu takip ediyorsanız valla üzülürüm! Ağla


Hakkımda ille de daha fazlası diyorsanız;

Yaşımı az çok tahmin ediyorsunuz bir ipucu içerisinde 3 var... Artık başında mı, sonunda mı onu da söyleyememImage Hosted by ImageShack.us
Hem bayanlara yaş sorulur mu ayol, ne ayıp? Valla nazara geliyorum sonra. Zorlamayın. Aaaa!

Evliyim... Çocuğum yok... Olmasını da hiiç düşünmüyorum. Yani tontişim benim oğlum değil yeğenim.

Başında {A} olan çok çok güzel bir şehirde yaşıyorum. Bloğu takip ediyorsanız zaten biliyorsunuz!

Stilistim ama uzuuun yıllardır çalışmıyorum.

Çok fazla hayat dolu. İnsanları çok seven. Çok gülen, çok ağlayan, çok duygusal, çok süslü, çok prensipli, çok merhametli, çok detaycı, çok inançlı, kendiyle son derece barışık hatta kendine âşık, hayatında basitliğe tahammül edemeyen, mesafeleri olan, kolay kolay taviz vermeyen, fazla ince düşünen, çevresine güzel enerjiler yaydığı söylenen biriyim, vesaire...

Sevmem; basitliği, kabalığı, laubaliliği, patavatsızlığı, kin tutmayı, iğneleyici konuşanları...

Daha fazlası sevdiklerim ve sevmediklerim bölümünde.


Bu kadar işte, bundan fazlasına da gerek yok. Gerçekten gerek yok!

Anlaştık değil mi? Ben ünlü biri falan değilim. Hele sandığınız kişi hiiç değilim.

Bu bahside burada kapatalım artık lütfen.



Image Hosted by ImageShack.us

16 Ocak 2009 Cuma

Alzeheimer başlıyor olabilir mi?

Bir test. Yine mail olarak geldi.
Alzeheimer başlıyor olabilir mi? Ölçmek için.
Şaka ya da oyun falan değilmiş. Emin olun.
Ben mi? Yaptım tabii. Sadece Cyi görmekte biraz zorlandım. O da 30 saniye kadar falan. Diğerlerini çok çabuk gördüm.
Çok şükür her şey yolunda- mı demektir şimdi bu?Image Hosted by ImageShack.us

Bakalım siz neler yapacaksınız?

This is a REAL neurological test. Seat comfortably and feel calm
.


Bu GERÇEK bir nöroloji testidir. Rahatça oturun va sakinleşin

1- Find the C below. Do not use any cursor help.


Aşağıda C'yi bulun. imleç yardımı almayın.

OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOCOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO
OOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOO

2- If y ou already found the C, now find the 6 below.

Eğer C'yi bulduysanız, şimdi de 6'yı bulun

9999999999999999999999999999999999999999999999999999999999
9999999999999999999999999999999999999999999999999999999999
9999999999999999999999999999999999999999999999999999999999
9999699999999999999999999999999999999999999999999999999999
9999999999999999999999999999999999999999999999999999999999
9999999999999999999999999999999999999999999999999999999999
99999999999999999999999999999999999999999


3- Now find the N below. It's a little more difficult..


Son olarak N'yi bulun biraz daha zor gibi..

MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMNMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM

This is NOT a joke. If you were able to pass this 3 tests, you can cancel your annual visit to your neurologist.
Your brain is great and you're far from having Alzheimer Disease.
Congratulations!


Üç testi de geçebildiyseniz, Nöroloğunuza yıllık ziyaretinizi iptal edebilirsiniz.

Beyniniz muhteşem çalışıyor ve Alzeheimer hastalığından uzaktasınız. Tebrikler!

"On dakikada 81 ilimizi bulabilir misiniz?" desem bulabilir misiniz?

Image Hosted by ImageShack.us


Bir site keşfettim az önce 81 ilimizi bul!
Kolay gibi geliyor "aman ne var bunda" diye düşünebilirsiniz ama insan takılıp kalıyor.
Mesela ben 23 tanesini hatırlayamadım iyi mi? Tamam benimki çok kötü bir sonuçtu.
Çıldırdım. Tek tek alfabeyi sayıyorum. Cıks! olmuyor. Aklıma gelmedi bir türlü.
Hele K harfinde nutkum tutuldu adeta!

Unuttuklarımı yazardım ama şimdi kopya olur sizeImage Hosted by ImageShack.us


Hadi bakalım hodri meydan. Siz on dakikada 81 ilimizin kaçını bulacaksınız?
Tıklayın.

Yapanlar sonucu banada yazsın emi?
Çok zevkli... Üşenmeyin, yapın. Hadi hadii...
Image Hosted by ImageShack.us

14 Ocak 2009 Çarşamba

Ses denemesi 1-2... Huu! Orada kimse var mı?

Blog, naber?

Hayırdır, aramıza kara kedi falan mı girdi? Image Hosted by ImageShack.us
Hiç arayıp sormuyorsun... Hayırsız seni! İnsan bir arayıp sormaz mı? Bu hatun, nerede napıyor? Bi derdimi var.

Ama yok hep ben arıyıciiim dimi? Öyle alıştırdık! Seni seniii...Image Hosted by ImageShack.us

Ben olmasam napıcaksın bilmiyorum yani... Bir hafta gelmedik şunun şurasında örümcek ağı bağlamış her yerin, hale bak!
Olmuyor ama böyle ben sana diyim. Biraz kendini idare etmesini öğren artık canııım! Sürekli arkanı toplayamam ki...
(Ben bu konuşmaları bir yerden hatırlıyorum. Yoksa, yoksa Dejavu mu Allahım!)


Aaah ah!
"Aşk adamı inletir, dert adamı söyletirmiş" blogcum.
Bir tutuldum ki sorma gitsin.
Sabah bir kalktım ki- pardon-kalkamadım! Telefon sesine gözümü açtım. Kalkıcam kalkamıyorum. O ne! "Ne oluyor Allah'ım" dedim.
Belim, nasıl tutulmuş anlatamam!
Bildiğin robot. Ya da oklava yutmuş gibi mi deseydim.
Sağa dönüyorum Ay ay ay! Sola dönüyorum aman aman aman!
Eğilemiyorum, uzanamıyorum.
Nasıl tutulmuşum nasıl.
Soran herkese -Ay bilmiyorum ki neden oldu acaba?- diye dudak büzüyorum ama ben sebebini çok iyi biliyorum, sus kimseye çaktırma! Söylesem "afeeerin haketmişsin" dicekler!
İşte böööylee...
"Hastayııım yaşıyorum, görünmez hayalinle" durumları bende...

Image Hosted by ImageShack.us

Bir de bi konu var blogcum.
Bazen seni bırakmak aklımdan geçmiyor değil.
Böyle paat! diye suratına söyledim kusura bakma ama; Benim yapımda var bu. Canım sıkıldığında tasımı tarağımı toplar kabuğuma çekilirim ben. İsterim ki kimse bana ulaşamasın, göremesin beni. İşte öyle hırslı anlarımda bir tıkla her şeyi silmek çook aklımdan geçti. Ama tam da öyle bir günde ya da anda öyle bir mesaj+mail+yorum alıyorum-ki işte hayatın o tılsımına bayılıyorum ben. Beni sana bağlıyor!
Bazen okunmak hoşuma gidiyor senin sayende dünyanın bir ucundaki yakınım/sevenler/blog sayesinde tanıdığım okuyucularım beni senden takip etmekten hoşlanıyor biliyorum ama benimle ilgili hiç bir şey bilmesini istemeyeceğim insanlarda okuyor mesela blog. Bunu bilmek rahatsız ediyor işte ne bileyim.
Sakın "o zaman ne yazıyorsun, yazma sende" diye klişe bir çözüm üretme. Bu benim aradığım cevap değil. Hele çözüm hiç değil.

Biliyorsun zaten can sıkıcı olaylara hiç girmiyorum. Herkes her yerde zaten yeteri kadar görüyor bunları. Bu yüzden bazende hiç tanımadığım kişilerden "hayat hep böyle lay lay lom değil, sizin açlardan, yokluktan, savaşlardan haberiniz var mı" diye (belkide beni tanıyan biride olabilir, kimbilir?) şeklinde de mailler alıyorum.

Geçenlerde de yazım şeklinden bayan olması muhtemel biri canımı sıktı mesela!
"Çok pembe gözlüklerle bakıyormuşum hayata, hep ben ben ben diyormuşum..!"
Ay hayır, diycem ki madem öyle gelme okuma beni, ama yok insan bazen gıcık kaptığı, için için deli gibi kıskandığı birini de böyle gizli gizli takip eder dimi? Ne yazmış, ne yapmış?
Madem hem gıcık oluyor hem de yinede beni takip edemeden yapamıyorsun.
O halde kahrol düşman al sana bomba booom!
Oku ve çatla...
Hah ha!
Evet, sahiden gerçeğim ben, sahiden bu kadar neşeli ve bu kadar pozitifim!

Bu şekilde düşününce, onu yazma bunu yazma beni geriyor bazen blogcum!
Ama sevgili büyük düşünür Hülya Avşar hanımefendinin de dediği gibi "insan sevmeyenleriyle, kıskananlarıyla büyürmüş"


Ve yine bir büyük sözü;
"Dünyada arkasından konuşulmaktan daha kötü bir şey vardır; Arkasından konuşulmamak!"

Bak şimdi sana bir hikâye anlatıciyiiim... İçimden geldi.

"Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş. Ve ona “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Guru derlermiş.

Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış. Son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru ise, “Sen artık ressam sayılırsın Raciçi. Artık senin resmini halk değerlendirecek” diyerek, resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yere koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş.

Raciçi denileni yapmış. Birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki!

Resmi alıp Ranga Guru’ya götürmüş ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi resmi yeniden yapmış ve yine ustasına götürmüş.
Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte. Ve yanına, insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazıyı da bırakmasını istemiş.

Raciçi denileni yapmış. Birkaç gün sonra meydana gittiğinde resmine hiç dokunulmadığını görmüş. Fırçalar da boyalar da hiç kullanılmamış. Çok sevinmiş. Koşarak Ranga Guru’ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış.

Ranga Guru ise, “Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. Oysa ikinci konumda, onlardan hatalarını düzeltmelerini, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi…
“Sevgili Raciçi, mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Onlara göre senin emeğinin hiçbir değeri yoktur. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma...”



Neyse konuyu tatlıya bağlayalım.
Tatlı demişken aşure yaptım blogcum koca bir tencere. Of yemede yanında yat... Deli misin ne yatıyorsun ye!
Malum ayındayız ya... Kimseye dağıtmadım ama. Adettir bilirsin dimi? Yok dağıtmaya kıyamadığımdan değil. Dağıtacak kimse yok valla. Bir üst komşuya birde yandakine verdim o kadar.
Geçen seneki meçhul aşure getiren komşum bu sene yok ortalarda hatta o günden beri bir daha hiç görmedim desem. Valla doğru!
Nasıl bir apartmansa artık.
Yolda görsem aynı apartmanda oturuyoruz deseler hiç şaşırmam.
Komşuculuk oynamayıda nasıl severim oysa!
Çocukken ki komşularımız geldi aklıma bak şimdi... Üst komşumuz bana "prenses" derdi. Ya kapıdan beş dakika uğrayıp ya da balkondan seslenip "şu prensesimi bir göreyim de işlerim rast gitsin" derdi... Çok severdi beni. On daire vardı. 10'uda birbirini tanırdı. Akraba gibiydik biz onlarla.
Bir gün unutturma da sana eski komşuculukları anlatayım. Şimdi çok uzattım birazda dağıttım -kafan şişti-farkındayım...
Özellikle dayıcım kesin yarıda bırakmıştır bu yazıyı, kesin! Birazdan bana mesaj atar - off kızım o ne uzun yazı yaw, içimi baydın, diye.Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Son bir şey...
Bir dahaki geldiğimde o tepedeki örümcek ağını görmeyim. Alırdım ama ben örümcekten korkarım.
Kediyi de kapıyı açıp gönderiyor musun, ne yapıyorsan artık.
Kediden de korkarım bilmiyor musun? Aaa!

Hadi şimdilik kaçtım.
Ay lav yu blogcum. Kalp Her şeye rağmen. Valla!

Bırakmak geliyor içimden dedim ya, unut gitsin! Ben kimseyi kolay kolay bırakamam.
Hele sevdiklerimi hiç!
Image Hosted by ImageShack.us

08 Ocak 2009 Perşembe

Pembe gönlüm sende!

Image Hosted by ImageShack.us
Hey klavyeye bakın! Tam hayallerimdeki gibi... Pembe klavye. Hem de pespembe...
"Yuppi!"
Diye seviniyordum kiii...

Yok artık dedim!


Enter tuşunun üstünde "yes! Want it!" Image Hosted by ImageShack.us





Esc'de "NO" Image Hosted by ImageShack.us




Back space'de "Oops!" Image Hosted by ImageShack.us


Tuşların üzeri uyarı notlarıyla dolu. Biraz daha inceleyince sebebi ortaya çıktı.
Bu klavye tamamen aptal sarışınları(!) düşünerek tasarlanmışta ondan!

Ben gerçek bir sarışın olmadığım için hiiiç üstüme alınmayıp güldüm ama bence buna çook kızarlar! Kızmakta haklılarda hani!
Bu sarışınların adı çıkmış dokuza inmez sekize valla!

İncelemek isterseniz buradan buyurun.
Klavyeyi incelemek için huuu!
Sarışın dedim diye aklınız gitmesin.
Claudia Sheffer yok linkin öteki ucunda:)
Image Hosted by ImageShack.us

07 Ocak 2009 Çarşamba

Zevkler tartışılmaz deme bana!

Image Hosted by ImageShack.us
Blog bak ne diciyim,

Benim çok sevdiğim şeyleri başkasının sevmemesini anlayamıyorum. "O nasıl bir ruh hali ve zevktir ki böyle güzel bir şeyi sevemez" diyorum.
Ya da tam tersi benim hiç sevmediğim hoşlanmadığım bir şeyi karşıdakinin sevmesini de anlayamıyorum!

Mesela bezelye! Bezelye sevilmez mi?
İncir peki?
Aşure ya da?
Ceviz.
Fiyuuww! Örnekleri çoğaltabilirim... Dünya kadar.
Ama nesini sevmiyorsunuz bi anlayabilsem.

Peki, sakatatın nesini seviyorsunuz?
Hele bir çorba var-ki inan yazarken bile içim kalkıyor blog!
Kelle -paça.
Oy oy oy!!! Bak yine aynı şey oldu midemin içerisinde karıncalar geziyor sanki!

Ah birde o sütün kaymağı. Yemin ederim onun kadar midemi kaldıran başka bir şey yok!

Çocukken sütü hiç sevmezdim. Annem de içmem konusunda çok ısrarcıydı nedense. Birde ısıtıp getirirdi o sütü. Sıcak sıcak. Böyle içerken burnuna çarpar o kokusu! İiuuuv!!! Tabi ben içmemek için 40 takla attığımdan o süt olurdu en sonunda buzz gibi. Üzerinde de soğuyunca bir parmak kalınlığında kaymak!
Bak şimdi ben ne yapardım. Önce kaymağı kenara sıyırıp dudağımı süte değdirirdim ve asla onu ordan silmezdim. Geri kalanı lavaboya annem görmeden boşaltırdım. Annem geldiğinde sütü biraz evvel içmiş gibi süt kalıntıları bırakırdım yani anlayacağın. Ne akıl ama?
Şimdi anneme söylediğimde "Tüh tüh söyleseydin ya, yazık değil mi dökmüşsün onca sütü" diyor.
Anneee...! Eğer söyleseydim sen o inatla burnumu sıkar yine bana o sütü içirirdin.
İçirmez miydin? Valla içirirdin!
J


İşte böyle, ne diyordum ben. Hmm! Benim sevdiğim şeyleri başkası nasıl sevmiyor anlayamıyorum!
Sevmediklerimi de nasıl seviyorlar anlayamıyorum!
Hayır, aslında çokta empati yapan biriyimdir ha!
Ama valla anlayamıyorum blog.

Zevkler ve renkler tartışılmaz meselesi deme lütfen!


*Sanki birileri bu yazıyı yazdığımı hissetti ve şu an herhangi bir sakatat şeysi yapıyor!
Mutfağı doldurdu kokusu.
1 kilometreden tanırım ben bu kokuyu!
Böyle durumlarda apartmanda oturmuş olmaktan nefret ediyorum!

Ne dersin blog, gidip kapısını çalıp sorayım mı?
"Afedersiniz ama siz şimdi şu yaptığınız şeyin nesini seviyorsunuz?"

"Sa-na-ne" derse ne diyim blog?

Image Hosted by ImageShack.us

Fashion Trends 2009

Hmm bir bakalım 2009'da neler modaymış... Sizler için araştırdım.

*2009'da siyahın her bir tonunun yanısıra, metalik renkler, kırmızı ve naturel renkler

*Üst üste giyme modası bu senede devam edecekmiş.

*Kıyafetlerde belirgin dikişler, baskı, leke ve formlar.

*Ekoseler, ve her zaman olduğu üzere leopar ve kaplan desenleri...

*Ayakkabılarda küt burun ve yüksek topuk...

*Makyajda göz makyajı ağırlıklı... Altın sarısı ve duman rengi farlar özellikle. Rujlarda ise mürdüm rengi, koyu kırmızı koyu kahverengi...

*Takılarda büyük ve üst üste takma modası. Özellikle kolyelerinizi üstüste takın takıştırın. Hiç birinin hatırı kalmasın:)

*Saçlara gelince renklerde kumral tonlar ve bebek sarıları ve hatta sarının her bir tonu... Ama kızıldan uzak duracaksınız maalesef. Çünkü bu sene hiç moda değilmiş.
Önleri asimetrik kesilmiş kısa saçlar, düz fönlenmiş parlak uzun saçlar...


Image Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us
Kaynak



Image Hosted by ImageShack.us


Her şeyin modası olurda, Şemsiyenin modası olmaz mı? Olur elbette!
Celal Birsen imzalı şemsiye modelleri; taşlı, leopar desenli her zevke uygun değişik renk ve desenlerde...
Sadece bir kaç örnek... Daha fazlası kendi sitesinde...



Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us



Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us





Bunlarda yabancı modacılardan örnekler...


Image Hosted by ImageShack.us
Chantal Thomass (buna bayııldııım)


Image Hosted by ImageShack.us


Jean Paul Gaultier
Image Hosted by ImageShack.us
Chantal Thomass


Image Hosted by ImageShack.us

Sur Mesure Publicitaire


Image Hosted by ImageShack.us

06 Ocak 2009 Salı

Bırak dağınık kalsın!

Image Hosted by ImageShack.us

Çok şey yazasım var ama hiç bir şey yazmayasım var!
Bir şey anladın mı blog?
Zorlama fazla, boş ver!

Tipik bir Terazi tembelliği günümdeyim, anlayacağın! Elim kolum kalkmıyor. Nasıl bir rehavet aman rabbim nasıl bir tembellik-ki ben bu hissi iyi biliyorum aslında. Ama tüm suç burcun!

Başka zamanlarda eğik duran çerçeveye kafayı takıp düzeltmeden rahat etmezken böyle zamanlarda yere düşmüş kırlentin üstünden hoplayıp gider, eğilip almaya bile üşenebilirim mesela...

Her şey bırak dağınık kalsın!
No problem.

Dönem dönem böyleyim işte ben. Bi ara coşuyorum, bir enerji bir enerji... Sonra şarjı bitmiş telefon gibi. Pısss... Görüntü var ses yok. Aradığınız kişiye ulaşılamıyor modları. Kabuğuma çekiliyorum.
Havam iyi değil yani!
Havalarda iyi değil zaten!
Header'a bakıp da yanılma, öyle lapa lapa kar falan yok buralarda!

Sevmiyorum böyle havaları, yağmur mu, kar mı? Ne olduğu belli olmayan.
Vıcık vıcık her taraf, bazen don!

Neyse, havaları boş ver de sen.
Hemen şu kötü enerjiyi üzerimden atmam lazım. Acil.

Diyorum ki; şu günü kendime bakım günü mü ilan etsem acaba?

Meyveli-yoğurtlu maske yapsam mesela? Şöylee bir güzel cildimi şımartsam.
Yoksa maskeyi boş verip onun yerine yesem mi meyveleri?
Şimdi kim yapacak; iki saat meyveyi ez, yoğurtla karıştır, yüzüne sür, çıkarmak için kırkla!
Sonra tonikle, kremle...
Ufff...

Üşendim blog, kaldı ki yazarken bile zor geldi. Boş ver! Vazgeçtim.



PS:
Beni bırakın da, siz Hadise'nin Eurovision parçasını dinlediniz mi izlediniz mi?
Ben biraz evvel gördüm. Şarkı fena değil de acaba diyorum biraz göbek dersi falan mı alsa?Sanki azıcık shov kısmı eksik geldi.Kararsız

İşte; Düm Tek



Image Hosted by ImageShack.us

02 Ocak 2009 Cuma

2009' da sizi neler bekliyor!

Image Hosted by ImageShack.us

Bakın burada ne buldum?

Bir test.


" 2009'da sizi neler bekliyormuş." Onu söylüyorlar.

Çok ciddiye almayın ama hiç bir bilimsel değeri yokmuş!

Eğlenmek içinmiş sadece...
Böyle birde not düşmüşler!


Laf aramızda sanki birazcıkta tutturuyor mu ne?

Bana çok güzel şeyler çıktı da. İnanmak istiyorum! Öpücük
"2009 sizin ömrünüz boyunca unutmayacağınız güzellikte bir yıl olacak.Yıllardır hayalinizi kurduğunuz şeylere kavuşmuş olacaksınız" Dedi.

Siz olsanız inanmak istemez miydiniz? :)



Haydi durma, merak ettiysen sende tıkla!


Image Hosted by ImageShack.us

01 Ocak 2009 Perşembe

Hoşgeldin 2009!

Geliyordu, gelecekti, az kaldı derken işte geldi bile.
Hepimiz için hayırlı bir yıl olsun inşallah!

Sağlıklı, mutlu, huzurlu ve bol kazançlı...

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us



Yılbaşı sabahlarında gözümü açtığımda güne farklı bakarım hep!
Sanki bir şeyler değişmiş, farklı bir sayfa açılmıştır,
Sıfırlanmıştır her şey sanki!
Öyle gelir işte!


Büyükler "40 gün ne dersen o olur" ya da "ağzını hayra aç" derken ne demek istediler hiç düşündünüz mü?
Ben çok düşündüm!


"Nasıl başlarsan öyle devam eder" inancı çok yüksek biriyim...
Ağızdan çıkan, tekrar eden kelimelerin çekim gücüne de.

Sizde inanın bence!


Image Hosted by ImageShack.us