21 Haziran 2009 Pazar

Bu benim hayatım, benim yolum!

"Eğer hayal edemeseydik nerede olurduk?"


Image Hosted by ImageShack.us

Never, one to imitate!

Never, I do not ever think negative!

Never, to leave my own!

I had the most effective drug to laugh

It is always full of love inside...

And I was always proud of my own!


This is my life, my way to my...



Demem o ki...



Asla, kimseyi taklit etmem!

Asla, olumsuz bir şey düşünmem!

Asla, kendimi bırakmam...

Her zaman içim sevgi doludur...

Gülmek en etkili ilacımdır...

Ve her zaman kendimle gurur duydum!

Bu benim hayatım, benim yolum...


Image Hosted by ImageShack.us

Every day is a new beginning
"Her gün yeni bir başlangıçtır"



Image Hosted by ImageShack.us

Arada bir kaybolmak iyidir... Yüzümüz eskimesin di mi? :)

Yani;
Şimdi kısa bir MOLA!


PS:
Bloğumun doğum gününü kutlamadınızya! Ben değil ama o çok kırılmış :)

Image Hosted by ImageShack.us

20 Haziran 2009 Cumartesi

4 yaşına mı girdik biz şimdi blog...?

Image Hosted by ImageShack.us

Waooov...

Sahi o kadar olmuş mu?

Her şey dün gibi oysa...

İkinci yaşı

Üçüncü...

Derken 4'e girmişiz bak...

Hadi nice yıllara blogcum... Öptüm yanaklarından.

Image Hosted by ImageShack.us

19 Haziran 2009 Cuma

Hafta sonu tebessümü...

Image Hosted by ImageShack.us

"Orta Doğu ‘ya Cola pazarlamaya giden ancak başarısız olan bir satıcıya arkadaşı sormuş

-Neden başarısız oldun?


-Arabistan'a indiğimde çok ümitliydim ve kendime güveniyordum,çünkü henüz Cola'yı bilmiyorlardı.Ancak Arapça bilmiyordum ve 3 poster aracılıgıyla amacımı taşımayı planladım.

İlk poster:Çölde susuzluktan bitkin düşmüş kumda yatan bir adam

İkinci poster:Adam Cola içiyor.

Üçüncü poster:Adam tamamiyle taptaze ve dinç oluyor!
Ve bu posterleri her tarafa yapıştırttım.


-Sonra yani bu işe yaramadı mı?


-Yarayacaktı, ama Araplarin sağdan sola okuduklarını kavrayamadım.

Image Hosted by ImageShack.us

18 Haziran 2009 Perşembe

Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli şekerim!

Herkeste bir şikayet bir şikayet... Efendim böyle YAZ olur muymuş? Hava nasıl serinmiş... Bu sene yağmurlarda bitmek bilmemiş... miş miş miş...

Bende gık yok... Sessiz sessiz dinliyorum. Suratımdaki kocaman gülümsemeye mani olamıyorum ama... İçimde kahkahalar atıyorum sevinçten, bi bilseler!
"E ne güzel işte keşke hep böyle geçse ya! Serin serin oooh!" Desem herkes üstüme hoplıyacak biliyorum...

Sevmiyorum YAZ'ı... Niye? Çünkü çok sıcak! Enerjimi yok ediyor. Böyle külçe gibi oluyorum. Kendimi kaldıramıyorum yerimden. Geceleri boğulacak gibi oluyorum sıcaktan. Sivrisineklerde cabası...

Ben baharın { ilk- son her ikiside } aşığıyım...

Şaşırıyorsunuz bana biliyorum... YAZ sevilmez mi diye... Dimi?

Bakın şimdi birşey söyleyeceğim ona daha çok şaşıracaksınız. Denizde sevmem ben... Hayır, yani bi dakka görüntü olarak severim tabi ama içine girmek... I- ıh.Image Hosted by ImageShack.us

Korkumdan yüzmeyi de ilerletemedim zaten...

Kendimi kurtaracak kadar biliyorum birazcık ama su üzerinde yatmayı/dinlenmeyi beceremiyorum. Öyle olunca da habire kulaç at bi süre sonra yoruluyor insan tabii... Fazla açılamıyorum anlayacağınız. Zaten açılmak nerdeee, saniyede bir bacağımı yere uzatıp derinliği kontrol ediyorum ayağım yerden kesilmiş mi diye? Eğer öyleyse seyreyle bende paniği... Bu yüzden herkes denize doğru açılır, ben tersine sahil boyu yüzüyorum, boğazımı geçmeyecek o su! J

Yosun+ denizanası korkusu... Köpek balıkları... Dalgalar... Tsunami... Hangi birini sayayım ki?

Bundan yıllar önce Erdek'e kampa gitmiştik... Hiç gittiniz mi? Süper olur kamplar. Bi kaç günden sonra herkes birbiriyle ahbap olur. Bir muhabbet ki sormayın gitsin; gündüzü ayrı eğlence, gecesi ayrı.
18-19 yaşlarındayım... Bir arkadaş grubu var beni de çağırdılar aralarına. Şamata gırgır her şey çok güzel... Hoş beşten sonra hadi dediler denize açılıyoruz. Yeni tanışmışız. Yok, da diyemedim ben yüzmeyi çok iyi bilmemde...
Denizde sığ... Biraz boyu aşan bir bölgeyi geçtikten sonra tekrar belinize iniyor su. "Oraya kadar gideceğiz orada voleybol oynayacağız" dedi bunlar. {Kumsalın suyu çıktı ya.!} Neyse açıldık bakalım. Ben o arayı {boyu yutan bölgeyi} hızlı bir şekilde geçtim hiç dinlenmeden... Kumsaldan denize doğru bakınca bi sorun yoktu ama oraya gidipte sahile doğru bakınca ne halt ettiğimi anladım. Millet ufacık gözüküyor. Başladı mı başım dönmeye midem bulanmaya. Ağladım ağlayacağım panikten... Ne Voleybolu ayakta duramıyorum ben... Allahım ben o sahile geri nasıl dönücem. Hayatta yüzemem oraya kadar diyorum. Başladım ağlamaya... Hepsi etrafıma toplandı. "Ben fenalaştım beni götürün lütfen, hemen" dedim... "Yüzemez misin?" dediler... "Yok" dedim. İki kişinin sırtında döndüm sahile...
J
Rezalet!

Bir keresinde de Çınarcıkta sahilde kayalıkların üzerinde otururken dalga gelip beni denize atmıştı. Ne olduğumu anlayamadan denizin içinde bulmuştum kendimi... Üstüm başım berbat olmuştu. Saçımın diplerine kadar kum dolmuştu...
Çevredeki bakışları anlatmama gerek var mı?


Yine başka bir seferinde Alanya'da o sene deniz bir dalgalı bir dalgalı anlatamam... Bir adam boyunu aşıyor dalgalar, öyle böyle değil. Bizimki de bayılıyor dalgaya. Neymiş, dalgaya doğru yüzmek üstünden hoplamak çok zevkliymiş.

Dedi ki "ben seni tutarım sen hiç endişe etme!" Güven geldi MyHusband yanımda ya! Denize doğru yavaş yavaş yürüyoruz elele... {Deniz kenarına sadece oturmaya güneşlenmeye gittiğim için bende bi havalıyım bi havalıyım bu arada sorma!...} Bir baktım karşıdan kocaman bir dalga geliyor ama benim iki katım. Ay! Ben bir panikledim yok dedim ben vazgeçtim dönüyorum... bi anda geri döndüm kaçacağım güya... Bu kadar mı hızlı gelirmiş bu dalga, beni bir aldı anında denizin dibindeyim... O iki karış suda altımı üstümü şaşırdım çıkamıyorum denizin üstüne... Ben çıktım çıkmasına sonunda ama karizma yerlerde... Saç baş dağılmış... Ağlamaklı bir halde söylene söylene çıktım denizden... "Dalgaya doğru yüzmesi zevkliymiş, yok benim yanımdaymış bişi olmazmış ha! Bıdı bıdı bıdı...."

MyHusbandda peşimden koştura koştura geliyor... "Valla bitanem öyle hızlı oldu ki yakalayamadım seni kaybettim bi anda..." Özürler özürler özürler... "Şöyle oldu böyle oldu...." sürekli bişiler anlatıyor ama dinleyen kim...

İşte böyle...

Hangi birisini anlatayım. Her girişim ayrı bir âlem... Bu yüzden ben girmeyim mümkünse sadece seyredeyim...
Oturup kenarda bergamutlu çayımı içip seyredeyim... Güneşleneyim... Kenarında dolanayım. Deniz kabukları toplayayım... Çok bunalınca sahil boyu bi kaç kulaç atıp çıkayım... Kumdan kaleler yapayım... Akşamına kumda ateş yakalım etrafına oturup dostlarla sohbet edelim... Hafiften bir rüzgar essin... Denizin kokusunu getirsin...
Dalgaların sesi uzaktan gelsin { ama uzaktan sadece, üzerime üzerime değil:) }
Sevgilim üşündün mü desin, kalkıp omzuma şal getirsin... Ben başımı omzuna koyayım...
Şarkılar söyleyelim hep birlikte... Ama en eskilerinden...

"Seni uzaktan sevmeeek aşkların en güzelii!" Diyelim...

Ben dönüp denize bir göz kırpayım... "Seni de" diyeyim...

Image Hosted by ImageShack.us

Aquatic Blues

Image Hosted by ImageShack.us


Aquatic blues
Su mavisi...


Çok sevdiğim renklerden. Su kadar rahatlatıcı, ferahlatıcı bir renk. Image Hosted by ImageShack.us


Turkuvaz rengini ve taş olarak özelliklede takıda çok seviyorum... Hatta abartıp üç ayrı kolyeyi
aynı anda takıyorum. Altın, Turkuvaz ve Akik kombiniyle... Taşlarla ve renklerle ilgilendiğimi biliyorsunuz. Biraz iyileştirici etkisi olduğunu düşündüğüm için olsa da görsellik kısmını da inkar edemem tabii...
Çok hoşuma gidiyor mavili takılar takmak.


Kardeşimin düğününde iki ayrı gece için iki ayrı renk seçmem gerekiyordu bende bir tanesi için bu rengi tercih etmiştim gece kıyafeti hazırlatırken.


Turkuvaz rengi krep şifondan çok hoş bir gece kıyafetiydi... Yürürken, dans ederken etekleri uçuşan çok şık rüya gibi bir tuvalet olmuştu...



Diğeri mi? O kırmızıydı. Kırmızıyı günlük giysilerde çok tercih etmesem de gece kıyafetlerinde doğru bir model seçimi yapıldığında çok iddialı ve güzel buluyorum.
Kırmızı öyle bir renk ki insanı vezir de yapabilir, rezil de! Eğer modeli abartırsanız rüküşler kraliçesi olmanız da mümkün... Hatta kimi zaman yanlış model seçimlerinden dolayı kişileri çok basit gösterdiğini de düşünüyorum...
Bu yüzden çok dikkatli olunması gereken bir renk... Bence.

Neyse konumuz zaten kırmızı değildi onu başka bir post'a bırakalım...

Maviye geri dönelim...

Önce mavinin zihinsel ve duygusal özelliklerine bir göz atalım mı?

YÜKSELEN ÖZELLİKLERİ: Mavi renk, derin ruh dünyasını ve sonsuzluğu ifade ederken sakinliği, güven ve sadakat duygusunu sembolize eder. Yeteneğin, güzelliğin, barışın, sevginin, şifanın ve görev bilincinin rengidir. Mavi tedavi edicidir. Onur ve gurur yükler.

KOYBOLAN ÖZELLİKLER: Mavi renk, sürekli bir arayış içerisindedir.Şüphe, güvensizlik ve yetenek eksikliği bu rengin olumsuz yönleridir. Kozmosun rengi olan mavi insanı gerçekleşmesi mümkün olmayan hayallere de sürükleyebilir. Bu sebepten ötürü kendi özgüveni olmayan, aşırı duygusal karakterler de yaratır. Mavi insanlar, tekdüzeliğe alıştırabilecek özelliğe sahiptir. Mavi durgun, ağır ve soğuk bir kişilik de oluşturabilir.

FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ: Mavinin sakinleştirici ve dinlendirici özelliği olduğu gibi yüksek nabız, hipertansiyon ve ateşli hastalıklarda tedavi için kullanıldığında iyi bir şifacıdır. RenkCenter



Ve işte huzurlarınızda.... Gözlükten çantaya, kıyafetten aksesuarlara, her yerde MAVİ.




Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
kaynak



PS:
Aa birde...
*Chanelin N5 parfümünün İstanbul'da çekildğini biliyor muydunuz? Çok hoş olmuş. Bakın, Şuradan bakabilirsiniz...

Image Hosted by ImageShack.us

17 Haziran 2009 Çarşamba

PİŞİ… TEMBEL KADININ İŞİ!

Image Hosted by ImageShack.us
En kolayından pişi tarifi:

Önce;

Fırından ekmek hamuru alınır.

Hamurdan küçük küçük parçalar alıp içleri peynirli maydanozlu harçla doldurulur. Özenle kapatılır.

Sevgili'yi mutfağa gelme konusunda ikna edilir. Kızartma işi ona satılır.

Afiyetle yenir...


Pişi tembel kadının işi mi? Yook canım ne alakası var.

J

Image Hosted by ImageShack.us

Clouds land...

Image Hosted by ImageShack.us

Bazen oturup dakikalarca onları izliyorum... Bulutları... Şekilden şekile girmelerini...

Orada farklı bir diyar var biliyorum. Bulutlar ülkesi...

Bazen kralını görüyorum bulutlar ülkesinin, reverans yapıyor bana... Tüm kibarlığıyla...
Tebessümle karşılık veriyorum bende... Çabukça kaçıyor ama acelesi varmış bir yere yetişecekmiş gibi...

Bir prensese dönüşüyor zaman zaman... Eteklerini sürüyerek sarayın bahçesinde çiçek topluyor... Onunda acelesi oluyor niyeyse... Kaşla göz arasında kaçıyor o da...

Herbiri şeklini değiştirmek için çok acele ediyorlar nedense...
Saniye meselesi, gördün gördün... Çabucak değişiveriyor yoksa. Tıpkı bir İlizyon gibi.

Bazen bir ejderha... Bazende kötü kalpli cadı çıkıyor... Süpürgesinin üzerinde oradan oraya uçuyor... Şimşekler çakıyor bir anda her yan kararıyor... Pis kahkahalar atıyor.
Siz o sesi gök gürültüsü sanıyordunuz di mi? Diil işte, o cadının sesi, yaaa :)



Bence gözler siz neyi görmek istiyorsanız onu görüyor birazda...


Bulutlar mesela... Siz mutluysanız onlarda mutlu, değilseniz onlarda değilller...Image Hosted by ImageShack.us

16 Haziran 2009 Salı

İşte YAZ'ı bu yüzden sevmiyorum birazda!

“Blogcu’da Tarih tekerrürden ibaret” anlaşıldı!

Aynı şeyler senesi devriyesinde, yazıyorum yutuyor, yazıyorum yayınlamıyor… Canı istemiyor içeri almıyor… Bir afra tafra…

Peki, tamam bu sefer üzerine gelmiyorum… Kafana göre takıl. Sakin ol tamam. Bir yere falanda gitmeyeceğim söz!

Bende sakinim bak. Yoo yüzümdeki kırmızılık sinirden değil! {Relaks relaks…}

Burnumdan mı soluyorum? Sana öyle gelmiş çok sakinim çook!

Ateş mi? Nerde? Kulaklarımdan mı çıkıyor…

Ayyy çıkar tabii…!


İç ses:

-Sakin ol NRL… Derin nefes al. Yüze kadar say bence.

- Oldu canım... İkişer mi olsun? Üçer mi?


Blogcuuu…! Çıldırtma beni Allahaşkına…

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

11 Haziran 2009 Perşembe

Tak tak... Takıntı!

Ünlülerin takıntılarını okuyordum bir dergide düşündümde ben nelere takığım?

*Daha öncede söylemiştim mükemmeliyetçilik var biraz diye... Image Hosted by ImageShack.us

*Kapı kollarına dokunmaktan hoşlanmıyorum mesela... Benden evvel birilerinin dokunmuş olması düşüncesi rahatsız ediyor.

*Kara kedi önümden geçecek gibiyse yolumu bile değiştirebilirim... Uğursuzlukdan ziyade korkuyorum ben ondan.

*Birilerinin elinden makas bıçak almam... {kavga edilirmiş güya ya ondan}

*Terlik ters dönmüşse düzeltirim... {sebebini bilmiyorum ama}

*Birinin kalktığı koltuğa hemen oturamam. {Sıcaklığın geçmesi lazım :) }

*Kötü bir şey duyduğumda tahtaya vururum, ama bazen espri olsun diye daha çok:)

*Masa hazırlarken değişik tabaklar ya da çatal kaşık koyamıyorum illa takım olacak! Uyumsuz kıyafet de giyemiyorum...

*Son zamanlarda birde ocağı, ütüyü... vesaireyi kapattım mı diye kontrol etme başladı... Bu da sürekli ondan bundan duyduğum; -yok tüpü açık bırakmış elektirik düğmesine basınca patlamış. Yok saç kurutmayı prizde bırakmış yangın çıkmış- şeklinde haberlerden sonra oldu.

Bu kadar galiba başka aklıma gelmedi...

Birde
şurada yazmıştım ben bu konuyu... Ondan beridir çoğalmış mı ne bende takıntılar...? Gerçi hiç biri hastalık derecesinde değil ama olsun... Dikkatli olmak lazım.

Image Hosted by ImageShack.us

Ammaaa hepsini geçtim hadi bir şekilde üstesinden gelebilirim diyelim... Ya şu kedi! {Bakma bana öyle şaşkın şaşkın boynunu büküpte...Geçen gün yoluma çıkıp tısss'larken hiçte masum durmuyordun böyle.}

Korkuyorum diyorum! Bu nasıl geçer ki...

Image Hosted by ImageShack.us

09 Haziran 2009 Salı

Komplo teorisi!

Son zamanlarda aklımı kurcalayan bir şey var!

MyHusbanddan şüpheleniyorum!

Aklımdan her geçeni saniyesinde tahmin edip; istediğim, canımın çektiği her şeyi içine doğmuş gibi önüme sunması, onu her düşündüğümde ya da adı bir şekilde geçtiğinde ani şekilde çalan telefonumun ucundan çıkışı...!

Sorarsan o beni benden daha iyi tanırmış! Onun içine doğarmış!

Bu işin içinde bir iş var ama ne?


Image Hosted by ImageShack.us

Şimdi jeton düştü.

Çip!

Çip taktı bu adam benim beynime! Uyurken falan belki! Geçenlerde ben uyurken kafama dokunuyordu; Uyandım, saçlarımı okşuyormuş gibi yaptı! O esnada taktı işte...

Tabii yaa! Kesin öyle.

Nasıl düşünemedim ki ben! Başka nasıl açıklaması olabilir ki yoksa...

Hadi her canım çikolata, çilek vesaire istediğinde olmasa da {tabii işine gelmiyor da olabilir J} ama araması konusunda özellikle çok ciddiyim... Adı geçtiği anda arıyor yemin ederim yaa!

Bak bak deniyorum şimdi! Transa geçiyorum... Hıımmm....

Hııınnnnnnn....

Image Hosted by ImageShack.us

Şşşş.... Huuuu!

...!!!


...???

MyHusbannnddd! Heeey! Duymuyor musun?

{Arasana ayol, resiil ettin beni...}

İspatlayalım dedik ya aramayacağı tuttu!


{Zaten bir kocanı bir de çocuğunu övmeyeceksin demişti biri zamanında! Bi şeyi -Yapar dersin yapmaz, yapmaz dersin yapacağı tutar! - diye...}

Bak post'u bitiriyorum... Arıyor musun, aramıyor musun sen şimdi?!

...

Peki, tamam! Arama bakalım...

{E, ben sana sormaz mıyım?!!}





İçine doğuyormuş ha!

Peh!Image Hosted by ImageShack.us

07 Haziran 2009 Pazar

Sunday...

Image Hosted by ImageShack.us

♥ Sabah; Çayımı demledim, sonra tost yaptım... 1156255. kez yaktım! Şu tostu yakmadan yersem zaten duvara çöp sokucam!

♥ Hava çok güzeldi. Balkonu yıkadım. Kahvaltımı orda yaptım.


Image Hosted by ImageShack.us

♥ Sardunyama konmuş bir serçe gördüm cep telefonuyla çekmek için heyecanla oturduğum yerden zıplayınca o da korktu uçtu... Bir dahakine daha yavaş hareket etmem gerektiğini anladım!
Image Hosted by ImageShack.us

{Bu arada; Dün TV 'de çiçeklere akşam saatlerinde ya da sabahın çok erken saatlerinde su vermenin daha doğru olduğunu öğrendim. Öğlen saatlerinde güneşe odaklandıkları için su verince şok etkisi yapıyor çiçek bocalıyormuş... Unutmayım diye önce kafama yazdım... Sonra güvenemedim kendime -sabah mı, akşam mı?- ne demişti bu adam demeyim diye buraya da yazdım!

Image Hosted by ImageShack.us


♥ Sonra; Özcan Deniz'in yeni albümünü dinledim. "İllallah aşktan, yine sil baştan, neden hep taştan kızların kalbi" dedi... Güldüm!

♥ Pinhani "Hele bir geeel" derken Tontişimin geçen yaz tencere kapağını kendine müzik aleti yapıp bu şarkıyı söylemesi geldi gözlerimin önüne... Özledim!

Image Hosted by ImageShack.us♥ Demet Akalın'ın yeni albümünde de EX aşkına göndermeler olduğunu farkettim. -Hala seviyor mudur acaba?- diye düşündüm. Üzüldüm!

♥ Gülben'in "Çilekli"sine oturduğum yerden dans ederek yüksek sesle eşlik ettim... Neden bu kadını bu kadar çok seviyorum dedim. Kendime benzettiğime karar verdim!

♥ Bengü dinleyip "Bak taktik yaptırtma bana bilirsin alasını yaparım" da dedim!



♥ Cildime bal maskesi yaptım... Parladım:)

Azıcık dergi karıştırdım, sıkıldım bıraktım.

♥ Sonra hiç telefonumun çalmamış olduğunu fark edip hayret ettim... Kimsenin aklına gelmedim mi? :( diye düşünürken tam da o esnada çaldı... Annem ve MyHusband peş peşe "hayır aklımızdasın" der gibi aradılar... Sevindim!

♥ Bu arada akşam üzeri olmuştu, acıktım, çikolatalı kek ve sodalı börek yaptım... Yedim.


♥ Bilgisayarı kurcaladım... Gerekli gereksiz kaydettiklerimi ayıkladım, düzenledim... Bloğuma yazı ekledim.

♥ Tam da şu esnada TV de işaretlediğim program başladı ve ben kaçtım!

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

Name issue!

Image Hosted by ImageShack.us

Aile soy kütüğüyle alakalı bir kitapta adımı yanlış yazan şahısa teessüflerimi iletiyorum!
Düzeltme şansım yok, basılıp yayınlanmış bile kitap...
İşin en -komik mi demeliyim bilmiyorum aslında ama- sinir bozucu yanı ismimin erkek ismi olarak yazılması... Nural olmuş orada Murat... Ne alaka!
Komik olan ne derseniz; Listede eşimin ismiyle yan yana olunca iki erkek birbiriyle evli gibi gözüküyor! hah ha! :)



Birde; En sinir olduğum şeylerden biri yeni tanışmış olduğum insanlar tarafından ismimin yanlış telaffuz edilmesi...
Nuray- Nurhan- Nuran-Nurlan .......... vesaire demeyin bana artık, lütfen! :(

Gırrr!

Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us

06 Haziran 2009 Cumartesi

Hayat dersi - 1


Image Hosted by ImageShack.us


Çaresizlik öğrenilmiştir.
Başarılı olmak da öğrenilebilir.
Sende sandığından fazlası var!
Gelebileceğin en iyi yerde değilsin.
Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır.
Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur.
Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren!
Seyirci koltuğundan sıkıldıysan, sahneye çık.
Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var.
Her şey seninle başlar!
Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın.
Hayatta ya tozu dumana katarsın,
Ya da tozu dumanı yutarsın.

Seçim senin!
Mümin Sekman

Image Hosted by ImageShack.us


Bu da, bu hafta sonu için seçtiğim şarkı...

Haydi bakalım eller havaya hoop 1 - 2 - 3 :)

Un, dos, Tres! Ole, Ole, Ole...



The Cup Of Life - Ricky Martin
Image Hosted by ImageShack.us

Asla!

Ne şu aşağıdaki gökdelende otururum ne de o şelaleye giderim!

Asla ve Kat'a...! Dünyayı bağışlasalar! Bu kadarda kesin konuşuyorum...

Bir tek durum dışında... Bilinçaltım bana pis bir oyun yapıp rüyamda götürmezse!
{Şimdi bu resimleri gördüm ya, kesin yakın zamanda ordayım zaten! Kabuslar hit listeme 1 numaradan giriş yapar çok geçmez!
Demedi demeyin! Alın işte yazdım buraya... Ben beni bilirim...}


Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us

05 Haziran 2009 Cuma

Siz hangi ağaçsınız?

Celtic astrolojisine göre doğduğumuz gün hangi ağaçla ilgili olduğumuzu gösterirmiş.
Bu sisteme göre sizde hangi ağacın özelliklerini taşıdığınızı merak ediyorsanız bakın cevaplar aşağıda...

*Ben Erguvan olmayı isterdim aslında ama o ısrarla Çınarsın diyor!

"Sıradan değildir. Hayal gücü geniş ve orijinal karakterdedir. Hırslı, biraz çekingen, kendine güvenen ve sürekli yeni hedeflere koşan bir yapıdadır. Yeni deneyimlere açıktır. Zaman zaman sinirli olabilir ama hayatı sever. Etkileyici olmak başlıca görevidir."

→Yeni deneyimlere açık olmak mı? Atıyorsun gibi geldi! Benim kadar rutin yaşamayı seven biri daha var mıdır? Mümkün olduğunca hiç bir şey yerinden kıpırdamasın!

Değişik meyve suyu içmem ille şeftali olacak...
Çaydan taviz vermem
Dondurma yiyeceksem çikolatalı ve böğürtlen, vanilya üçlüsünden vazgeçmem...
Yıllardır aynı renkleri severim...
Mecbur kalmadıkça ev değişmem, şehir olayına hiç girmeyelim bile!
Tatile bile gitsem bir günde evimi özlerim...
Ara sıra değişiklik namına eşyaların yerlerini değiştireyim ama sonra beğenmeyim alışık olduğum eski düzenine geri getireyim böyle bir döngüde mutlu mesut devam etsin gitsin hayatım :)
Vesaire...vesaire...

İşte tüm hayat ritüelim bundan ibaret:)



Erguvanda seçenekler arasında yokmuş zaten... Onu da tipinden dolayı kendime yakıştırmıştım... Romantik pembe. Yakışırdı sanki...

Image Hosted by ImageShack.us



23 Aralık - 1 Ocak - Elma ağacı
1 Ocak - 11 Ocak - Köknar ağacı
12 Ocak - 24 Ocak - Karaağaç
25 Ocak - 3 Şubat - Selvi ağacı
4 Şubat - 8 Şubat - Kavak ağacı
9 Şubat - 18 Şubat - Sedir ağacı
19 Şubat - 28 Şubat - Çam ağacı
1 Mart - 10 Mart - Söğüt ağacı
11 Mart - 20 Mart - Ihlamur ağacı
21 Mart - Meşe ağacı
22 Mart - 31 Mart - Fındık ağacı
1 Nisan - 10 Nisan - Üvez ağacı
11 Nisan - 20 Nisan - Çınar ağacı
21 Nisan - 30 Nisan - Ceviz ağacı
1 Mayıs - 14 Mayıs - Kavak ağacı
15 Mayıs - 24 Mayıs - Kestane ağacı
25 Mayıs - 3 Haziran - Dişbudak ağacı
4 Haziran - 13 Haziran - Gürgen ağacı
14 Haziran - 23 Haziran - İncir ağacı
24 Haziran - Huş ağacı
25 Haziran - 4 Temmuz - Elma ağacı
5 Temmuz - 14 Temmuz - Köknar ağacı
15 Temmuz - 25 Temmuz - Karaağaç
26 Temmuz - 4 Ağustos - Selvi ağacı
5 Ağustos - 13 Ağustos - Kavak ağacı
14 Ağustos - 23 Ağustos - Sedir ağacı
24 Ağustos - 2 Eylül - Çam ağacı
3 Eylül - 12 Eylül - Söğüt ağacı
13 Eylül - 22 Eylül - Ihlamur ağacı
23 Eylül - Zeytin ağacı
24 Eylül - 3 Ekim - Fındık ağacı
4 Ekim - 13 Ekim arası - Üvez ağacı
14 Ekim - 23 Ekim - Çınar ağacı
24 Ekim - 11 Kasım - Ceviz ağacı
12 Kasım - 21 Kasım - Kestane ağacı
22 Kasım - 1 Aralık - Dişbudak ağacı
2 Aralık - 11 Aralık - Gürgen ağacı
12 Aralık - 22 Aralık - İncir ağacı
22 Aralık - Kayın ağacı

Elma ağacı (Aşk)
Biraz sessiz, sakin ve utangaç olur. Cezbedici özellikleri vardır. Çekici bir tarafı da olan elma ağacı grubunun çapkın gülüşleri vardır. Maceracı ruhunu her zaman ön planda tutan elma ağacı, sevmeyi ve sevilmeyi de hayatının en önemli yerine koyar. Eşine sadıktır ve aynı saygıyı karşı taraftan da bekler, çocuklara da özel bir düşkünlüğü vardır.

Dişbudak ağacı (Hırs)
Çok çekicidir. Hayat dolu kişiliği olan bu kişilerin yetenekleri de her zaman ön plandadır. Eleştiriyi hiçbir zaman önemsemez ve zekasıyla alt karşısındakini alt edebilir. Ayrıca çok zeki, egoist ve güvenilir olurlar. Zaman zaman paranın cazibesine de kolayca kapılabilen dişbudak ağacı grubu, ilgiye her zaman ihtiyaç duyar.
Kayın ağacı (Yaratıcılık)
Lider olma özelliğiyle ön plana çıkar. Çok iyi hayat ve kariyer planı yapabilir. Gereksiz risklerden her zaman uzak duran bu grup, maddi konulara da yatkındır. Kendine çok iyi bakar. Spor, diyet gibi konularda oldukça hassastır. Yaratıcı yönleri ön plandadır.

Huş ağacı (İlham)
Hayat dolu bir kişiliğe sahiptir. Dost canlısı, alçak gönüllü, dürüst ve abartıdan uzaktır. Sakinliği ve doğayı çok sever. Yaratıcı yönü çok gelişmiş olduğu için hayalperest bir tarafı vardır. Hiçbir zaman hırslarına yenik düşmez. Bu yönden ayrı bir çekiciliğe sahiptir.

Sedir ağacı (Güven)
Hediyelere bayılır. Uyum sağlama konusunda gelişmiş yetenekleri vardır. Hiç utangaç değildir. Diğerlerine biraz yukarıdan bakmayı sever. Çok iyi konuşmacıdır. Kafasında konuları çok kolay organize ederek çevresindekileri etkileme özelliğine sahiptir. Çok sayıda yeteneği vardır. Optimisttir ve gerçek aşkı bulmak için çaba harcar. Hızlı karar verebilme yetisine de sahiptir.


Kestane ağacı (Dürüstlük)
Etkileyici bir yönü vardır. Adalet duygusu çok gelişmiştir. Plan yapmayı çok sever. Adeta diplomat olarak doğmuştur. Çevresindeki diğer insanların duygularına karşı çok duyarlıdır. Çalışkan ve lider konumdadır. Aile kurmayı seven bir yapısı olan kestane ağacı grubu,sevdiğine oldukça sadıktır.


Selvi ağacı (Sadakat)
Güçlü, kaslı ve sağlam bir görüntüsü vardır. Hayatın ona sunduğu şeyleri kabul eder fakat hiçbir zaman o kadarla yetinmez. Mücadeleci bir ruha sahiptir. Maddi olarak da birine bağlı yaşamaktan pek hoşlanmaz. Aşkı sever, yalnızlıktan hiç hoşlanmaz. Sevdiğine tutkuyla bağlıdır. Zaman zaman dikkatsiz ve tez canlı davranabilir ama bilgi sahibi olmak onun en sevdiği şeydir.

Karaağaç (Asalet)
Dış görüntüsüne çok önem verir. Zevk yönü çok gelişmiştir. Hataları affetmeyi pek sevmez. Kuralları koyar ama hiçbir zaman uymaz. Dürüst ve sadık bir eştir. Başkaları için karar vermeyi sever ve eli çok açıktır. Espri anlayışı oldukça gelişmiş ve pratik zekalıdır.


İncir ağacı (Duyarlılık)
Azimli ve kararlı bir kişiliktir. Dürüst, bağımsız olmayı seven ve aynı zamanda sadık bir karakteri vardır. Tartışmaktan nefret eder. Zıtlıklardan hoşlanmaz. Dost canlısıdır ve çocuklara bayılır. Hayvanları da aynı oranda sever. Aslında sosyal bir kelebektir diyebiliriz. Espri yönü gelişmiştir ve uzun çalışma seanslarının ardından tembellik yapmaya bayılır.



Fındık ağacı (Sıradışılık)
Espri yeteneği gelişmiştir. İsteklerinde ısrarcı davranır ama bir o kadar da anlayışlıdır. Sosyal ve toplumsal olaylar karşısında çok duyarlıdır. Bu konularda aktif olarak görev alır. Mükemmelliyetçi yapısı vardır ve dürüsttür

Gürgen ağacı (Zevk)
Hayatını mümkün olduğu kadar kolaylaştırmayı sever. Zevklidir. Görsel ve tat algısı gelişmiştir. Karşısındaki kişiden nezaket bekler. Duygusal yönlerinin doyurulması onun için önemlidir. Sıradışı aşkların insanıdır. Duygu ve düşüncelerinden hiçbir zaman tam emin olamaz. Vicdan sahibidir ama çevresindeki insanlara hiçbir zaman tam güvenle bakamaz.

Ihlamur ağacı (Şüphe)
Zeki ve çalışkandır. Hayattaki kötü durumları iyiye döndürme konusunda çok başarılıdır. Kavgadan ve stresten nefret eder. Uzak tatillere bayılır. Özveride bulunmayı sever. Ailesi ve arkadaşları için birşeyler yapmayı sever. Çok yetenekleri vardır fakat hepsini kullanmak için zaman bulamaz. Liderlik vasıflarına sahiptir. Zaman zaman da kıskanç olabilir.

Çınar ağacı
Sıradan değildir. Hayal gücü geniş ve orijinal karakterdedir. Hırslı, biraz çekingen, kendine güvenen ve sürekli yeni hedeflere koşan bir yapıdadır. Yeni deneyimlere açıktır. Zaman zaman sinirli olabilir ama hayatı sever. Etkileyici olmak başlıca görevidir.


Meşe ağacı (Cesaret)
Doğa dostudur. Cesur, güçlü ve biraz da sağlamyüreklidir. Bağımsız olmayı sever. Duyarlıdır. Değişime çok açık değildir. Ayakları her zaman yere bassın ister. Kontrollüdür.

Zeytin ağacı ( Bilgelik)
Güneşi çok sever. Sıcakkanlılık ve nezaket olmazsa olmazıdır. Dengeli kişiliği her zaman örnektir. Agresif davranışlardan sakınır, sakin ve duyarlı bir yapıya sahiptir. Şiddeti hiç sevmez. Kıskançlık yapmak da adeti değildir. Daha sofistike bir kişilik yapısı vardır

Çam ağacı (Barışçı)
Uyumlu kişiliğiyle çevresindekileri etkiler. Barışın ve iyi niyetin sembolüdür. Etrafındakilere yardım etmeyi sever. Şiir yazmaktan çok hoşlanır. Aşık olduğunda acı çeker. Başkaları tarafından korunmaktan çok hoşlanır. Duygusallık olmazsa olmazıdır.

Kavak ağacı (Kararsızlık)
Dış görünümüne çok önem verir. Yetenekleri oldukça gelişmiştir. Kendine çok güvenmez ama gerektiğinde çok cesur olmayı bilir. Seçicidir. Yalnızlıktan hoşlanır. Planlama konusunda oldukça iyidir. Felsefeye düşkündür. Her durumda güvenebileceğiniz bir yapısı vardır. İlişkilerini çok ciddiye alır.


Üvez ağacı (Duyarlılık)
Cazibelidir. Dikkat çekmekten hoşlanır. Hayatı ve dinamizmi sever. Birinie bağımlı da bağımsız da yaşayabilir. Tutkuyla sever. Artistik yönü gelişmiştir. Affedici değildir. Her konuda duyarlı bir karakteri vardır. İyi dosttur.

Ceviz ağacı (Tutku)
Zıtlıklarla doludur. Zaman zaman bencil ve egoist davranabilir. Merhamet yönü de çok gelişmemiştir. Geçinmek biraz zordur. Hırslarına yenik düşebilir. Beklenmeyen tepkiler de verebilir. Hayatını belli stratejiler üzerine kurar. Tutukuludur ama bir o kadar da kıskançtır. Uzlaşmacı değildir.

Söğüt ağacı (Melankoli)
Stresten hiç hoşlanmaz. Aile hayatını sever. Hayalleri peşinde koşmayı sever. Güzel olan herşeye ilgi duyar. Estetik yönü gelişmiştir. Dürüsttür ve başkalarını güldürmekten hoşlanır. Aşkta doğru insanı buluncaya kadar bıkmadan arayışını sürdürür. Asla yorulmaz. Egzotik yerler başlıca ilgi alanıdır.

Köknar ağacı (Gizem)
Stresle kolayca başa çıkabilir. Güzel olan herşeyi sever. Kıskançlık yönü vardır ve kendine yakın olan kimseleri korumayı sever. Dürüsttür, kötülükle mücadele eder. Çalışkan, yetenkli ve kendinden emindir. O'nun için cinsellik çok önemli değildir ama çevresinde çok insan bulunur. Oldukça güvenilir bir karakteri vardır.

04 Haziran 2009 Perşembe

Göz her zaman ölçü müdür gördüklerimiz için?

Mesela; AY tırnağımız kadar mıdır? O kadarcık görüyoruz diye...
Image Hosted by ImageShack.us

Ama bazende;

"Ne kadar anlatırsan anlat, anlattıkların karşıdakinin anladığı kadardır!"
Image Hosted by ImageShack.us

02 Haziran 2009 Salı

İki grup insan vardır:

Image Hosted by ImageShack.us

→Korktuğu başına gelenler!

→Aklına gelmeyen başına gelenler!


Ben bu ikinci gruptayım işte...

Bir şeyi planlarken neyi atladıysam; Hıh işte ben onu aklımın köşesinden dahi geçirmiyorum ama o beni üşenmeden her seferinde gelip buluyor!

Bi de sözde o kadar detaycıyımdır ha!

Zaten "ya şöyle şöyle olursa" diye aklımdan geçirseydim o zamanda korktuğu başına gelenlerden olurdum di mi?
Ama ben geçirmiyorum yine oluyor! Bu nasıl iş şimdi...?

Düşünsen de düşünmesen de o seni buluyor mu neticede?

O zaman her şey olacağına varıyor, sen ne düşünürsen boş mu yani!

Uff karışık mevzular... Sıkıldım.


...



Alakası var mı bilemiyorum ama...?

Bir şey daha...


Son günlerde çok dikkatimi çekmeye başladı... İnsanlar neleri ile ön planda iseler o özelliklerine bir fenalık geliyor sanki!

Nerden çıktı şimdi bu?

Bugün Tuna Huş'u izlerken çok ağladım... Ama çok.
{Hatırladınız mı onu? Bir zamanlar TRT de haber spikeriydi... }
Geçirdiği bir rahatsızlıktan {sanırım beyin kanamasıydı} dolayı şimdi konuşamıyormuş. Onu o vaziyette görmek beni çok Image Hosted by ImageShack.usüzdü!
Süper düzgün konuşan bir adam {haber spikeri işte ötesi var mı?} bugün hiç konuşamasın! Yürüyememe değil sorunu... Ya da körlük değil, vücudunun başka bir yerinde sakatlık vesaire... Hiç biri değil... Ko-nu-şa-mıyor...
Alakayı kurdunuz mu? En önemli özelliği...

Peki, buna ne diyorsunuz şimdi; Nazar mı, yoksa imtihan mı?

Bunlar sadece göz önündekiler... Perde arkasında o kadar çok örnek var ki...
Siz de biliyorsunuz?
Hatta şu an başınızı sallıyorsunuz... Biliyorum. Hissediyorum...Image Hosted by ImageShack.us