Deepak Chopra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deepak Chopra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2018 Pazartesi

Güne “Bugün hiçbir şeyi yargılamayacağım.” sözüyle başlayın.



Sessiz olmak için her gün zaman ayırın.
Günde iki defa derin düşünme yapın.
Doğayla baş başa kalabilmek ve her varlığın içindeki zekâya şahit olmak için her gün zaman ayırın.
Yargılamayın. Güne “Bugün hiçbir şeyi yargılamayacağım.” sözüyle başlayın.
DeepakChopra

20 Kasım 2017 Pazartesi

”Başarının Kanunu”



Başarılı olmayı hemen herkes ister ama gene aynı çoğunluk başarının, çok çalışma ve gerektiğinde birilerine zarar verme pahasına elde edilebileceği düşünülür. Bedeli yüksektir kısacası…

Dr. Deepak Chopra’nın, ”Başarının Kanunu” adlı kitabı tam da bu noktada karşımıza çıkıyor: Chopra, doğayla uyum içinde yaşadığımızda, ne o kadar çabaya, ne de bu bedellere gerek kalmayacağını söylüyor. İşte Chopra’nın anlattığı, mutluluğa götüren yedi anahtar…

1- Salt mümkünlük kuralı

Deepak Chopra kitabına, ilk tinsel kural olarak salt mümkünlük kuralı ile başlamış. Bu kurala göre, gerçek doğanızı, özünüzü ne kadar çok anlarsanız, salt mümkünlük alanına o kadar çok yaklaşırsınız.

Salt mümkünlük kuralını nasıl uygulayabilirim?

Chopra’nın özellikle altını çizdiği noktalardan birisi yargılamamak ve yargıda bulunmaktan kaçınma çalışması. Diyor ki, ”Bugün olup biten hiçbir şeyi yargılamayacağım diyerek güne başlayın ve gün boyunca yargıda bulunmaktan kaçının.”
Her gün, en azından bir çiçeği koklayarak, mümkünse denizin ya da bir akarsuyun sesini dinleyerek, günbatımını izleyerek doğayı, her canlıda bulunan zekâyı gözlemlemek için zaman ayırın.
Her gün sessiz kalmak ve yalnızca var olmak için zaman ayırın.


2- Verme kuralı

Chopra bu kuralı, ”Evrenin işleyişi, dinamik alışverişle olur: Vermek ve almak evrendeki enerji akışının farklı yönleridir” diye açıklamış ve devam etmiş: ”Ne kadar çok verirseniz, o kadar çok alırsınız çünkü evrendeki bolluğun yaşamınızdaki dolaşımını korumuş olursunuz. Aslında, yaşamda değerli olan her şey vermekle çoğalır. Vermekle çoğalmayan şey ise ne vermeye, ne de almaya değerdir. Vermenin ve almanın ardındaki en önemli şey niyettir. Niyet, daima veren ve alan için mutluluk yaratmak olmalıdır.”

Verme kuralının uygulanması:

Nereye gitsem ve kiminle karşılaşsam, ona bir armağan götüreceğim: Bu armağan bir iltifat, bir çiçek ya da bir dua olabilir.
Bugün yaşamın bana sunduğu bütün armağanları minnet duygusuyla alacağım.
Birileriyle her karşılaştığımda, sessizce onlara mutluluk, sevinç ve kahkahalarla dolu bir hayat dileyeceğim.
3- Karma ya da neden sonuç kuralı

Her eylem bize aynı türde geri dönen bir enerji üretir: Ne ekersek onu biçeriz. Düşüncelerimiz, sözcüklerimiz ve yaptıklarımız etrafımıza ördüğümüz ağın iplikleridir. Başkalarına mutluluk getiren eylemleri seçtiğimizde, neden sonuç kuralının meyvesi mutluluk ve başarı olur.

Neden-sonuç kuralı nasıl uygulanır?

Bugün, her an yaptığım seçimleri gözleyeceğim. Bu seçimleri yalnızca gözlemekle, onları bilinçli algılama alanıma getireceğim.
Ne zaman bir seçim yapsam, kendime iki soru soracağım: ”Yapmakta olduğum bu seçimin sonuçları ne olabilir?” ve ”Bu seçim bana ve bu seçimden etkilenenlere başarı ve mutluluk getirecek mi?”
Bana rehberlik etmesi için yüreğime danışacağım ve onun rahatlık ya da rahatsızlık mesajiarına göre yönümü tayin edeceğim. Eğer seçimim rahatsızlık duygusu veriyorsa duracak ve yüreğimin gözüyle eylemlerimin sonuçlarını izleyeceğim.


4- Asgari çaba kuralı

Chopra, asgari çaba kuralını, ”Doğa zekâsının, çaba gerektirmeyen bir kolaylıkla ve sınırsız bir kaygısızlıkla işlediği gerçeği üzerine kurulmuştur: Kuşlar uçmaya çalışmaz, uçar; çiçekler açma çabası göstermez, sadece açarlar. Bu asgari çabanın, direnç göstermemenin ilkesidir. İşte bu nedenle de, uyum ve sevgi ilkesidir” şeklinde anlatıyor.

Asgari çaba kuralı nasıl uygulanır?

Bugün kişileri, olayları, durumları oldukları gibi kabul edeceğim.
Her şeyi olduğu gibi kabullenerek, içinde bulunduğum durumun ve sorun olarak gördüğüm bütün olayların sorumluluğunu üstleneceğim. Sorumluluğun, içinde bulunduğum durum için hiç kimseyi (kendim dahil) suçlamamak olduğunu biliyorum.


5- Niyet ve arzu kuralı

Her niyet ve arzunun yapısında gerçekleşmesini sağlayan mekaniği mevcuttur. Bir niyeti salt mümkünlüğün bereketli zeminine attığımız zaman bu sonsuz düzenleme gücünün lehimize çalışmasını sağlarız.

Niyet ve arzu kuralı nasıl uygulanır?

Bütün arzularımın bir listesini yapacağım. Nereye gitsem bu listeyi de yanımda götüreceğim. Gece yatmadan önce, sabah uyandığımda bu listeye bakacağım.
Arzularımın bu listesini salıverip yaradılışa teslim edeceğim. Bunu yaparken işler istediğim gibi gitmediğinde bunun bir nedeni olduğuna ve evrensel planın benim için kendi tasarladıklarımdan çok daha büyük projeleri olduğuna inanacağım.


6- Bağlanma kuralı

Deepak Chopra diyor ki, ”Hiçir şeye bağlanmamak belirsizliğin bilgeliğini barındırır. Belirsizliğin bilgeliğindeyse geçmişteki şartlanmaların hapishanesi olan bilinenden bağımsız olma vardır. Her şeyin mümkün olduğu bu alana, yani bilinmeyene geçmeyi istediğimiz zaman, kendimizi tüm evrenin dansını düzenleyen yaratıcı zekâya teslim etmiş oluruz.”

Nasıl uygulayabilirim?

Bugün kendime ve çevremdekilere oldukları gibi olma özgürlüğünü tanıyacağım. Sorunlara zorla çözüm bulmaya çalışarak, yeni sorunlar yaratmayacağım.
Bugün belirsizliği yaşantımın temel bir öğesi olarak kabul edeceğim. Belirsizliği gönülden kabul etmemle birlikte tüm karmaşanın içinde çözümler belirmeye başlayacaktır.
Tüm imkânlar alanına adım atacağım ve kendimi sonsuz seçeneklere açık tuttuğum zaman ortaya çıkacak mükemmel heyecanı bekleyeceğim.


7- Dharma kuralı ya da yaşamın amacı

Dharma, ”yaşamın amacı” anlamına gelen Sanskritçe bir sözcük. Dharma kuralı, bir amaca ulaşmak için maddi şekle büründüğümüzü söylüyor, ”herkesin yaşamda bir amacı vardır” diyor Chopra: ”Başkalarına vereceği benzersiz bir armağan ya da özel bir yetenek. Biz bu benzersiz yeteneği başkalarına hizmetle birleştirdiğimiz zaman, bütün amaçların nihai amacı olan kendi ruhumuzun coşkusunu ve mutluluğunu yaşarız. ”

Dharma kuralının uygulanması:

”Nasıl hizmet edebilirim?” ve ”Nasıl yardımcı olabilirim?” sorularını kendime her gün soracağım.
Benzersiz yeteneklerimin ve onları ortaya koyarken yapmayı sevdiğim şeylerin tümünün bir listesini yapacağım. Benzersiz yeteneklerimi dışa vurup bunları insanlığın hizmetinde kullandığımda, zamanı unutur ve başkalarının yaşamına olduğu kadar kendi yaşamıma da zenginlik yaratırım.


27 Eylül 2017 Çarşamba

”Seçimlerinizin doğru olmasının bir testi olarak vücudunuzun nasıl sinyal verdiğine dikkat edin”

diyor Dr.Deepak Chopra “Başarının 7 Spiritüel Yasası” adlı kitabında. 


Ve şöyle ekliyor :
“Şu an farkında olarak bir seçim yapın, bedeninize odaklanın ve bedeninize sorun: Bu seçimi yaparsam ne olur? Eğer bedeniniz rahatlık mesajı gönderiyorsa bu doğru bir seçimdir .Eğer bedeniniz huzursuzluk, tedirginlik mesajı gönderiyorsa, bu uygun bir seçim değildir. Bazı insanlarda bu rahatlık ve huzursuzluk hissi solar plexus’ta yani karın boşluğunda hissedilir, fakat çoğu insan için en çok hissedildiği yer kalptir. Farkındalıkla dikkatinizi kalbinize yöneltin ve kalbinize ne yapması gerektiğini sorun. Sonra kalbinizin fiziksel ya da duygusal bir tepki vermesini bekleyin. Hissettiğiniz şey belli belirsiz bir şey olabilir, fakat bilin ki o oradadır, bedeninizdedir.
Doğru cevabı sadece kalp bilir. Birçok insan kalbin aşırı duygusal ve yumuşak olduğunu düşünür. Oysa,kalbin çok güçlü sezgileri vardır; bütünleyicidir, olayların iç yüzünü bilir ve olaylar arasında kolay bağlantı kurabilir. Kazanma, kaybetme derdi yoktur. Kozmik bir bilgisayarmış gibi çalışır. Belleği sınırsız içsel güç, saf bilgi, sonsuz planlama yetisidir ve her şeyi hesaba katar. Bazen hiç mantıklı görünmese de kalbin seçimleri her zaman mantıklı bir düşüncenin asla ulaşamayacağı kadar doğru ve kesindir”.

25 Ağustos 2017 Cuma

Tekrar edilen düşünceler gerçeğe dönüşür.




Niyet tekrar edildikçe  alışkanlığa dönüşür. Bir niyet ne kadar çok tekrar edilirse, evrensel bilinçte aynı örgüyü yaratarak niyeti fiziksel alanda vücuda getirir. Şayet daha önce tartıştığımız fizik konusunu hatırlayacak olursanız gözlemlenmeyen bir kutudaki dalga parçacığının aynı anda hem dalga hem de parçacık olduğunu ve gözlemlendiği takdirde kesin şeklini aldığını anımsayacaksınız. Olasılık gözlem anında çöker ve artık kesin bir şekil alır. Buradaki düşünce yolu aynıdır; sınırsız idrak seviyesindeki örgü, sadece tekrar edilen niyet sayesinde sizin istediğini doğrultusunda çöker ve kesin şeklini alır ve bu sebeple de fiziksel bir gerçeklik olarak karşımıza dikiliverir. Neyin kolay neyin yanlış olduğu, neyin mümkün neyin imkansız olduğu aldatmacasını yaratan da budur. Bu sebeple şayet alışılmışın dışına çıkmak istiyorsanız, imkansızı  düşünmeyi ve hayal etmeyi öğrenmelisiniz.
Sınırsız aklın niyeti sayesinde, sadece tekrar edilen düşünceler imkansız olanı mümkün olana dönüştürür.

Deepak Chopra

25 Mayıs 2017 Perşembe

Dışsal dünya yer ve zamanda belirli bir notada kim olduğunuzun aynasıdır.

Ruhani öğretmenler, kişisel bilincinizin halini öğrenmek istiyorsanız çevrenize bakın ve size neler olduğunu görün diyorlar.
Toplumsal bilincin halini öğrenmek istiyorsanız çevrenize bakın ve dünyada neler olduğunu görün. Zamanda herhangi bir noktada, kişisel gerçekliğiniz tesadüfler yoluyla ve benlik hissiyle yönetilir.

Eğer benlik hissiniz kısıtlanırsa o zaman kendini kısıtlanmış bir beden, güvensiz bir çevre ve korku dolu bir gelecek olarak ifade eder. Diğer taraftan, benlik hissiniz genişlerse kendini rahatlamış bir beden ve niyetlerinizin uyum içerisinde gerçekleştiği dostça bir çevre olarak ifade eder. Genişlemiş benliğiniz her zaman değerli, huzurlu , özgür, sınırsız hisseder. Benlik hissi ayrıca tavırları belirler. Hırs kibir, öfke, mutsuzluk, tüm bunlar kısıtlanmış benlik hissinden doğar. Paylaşım, besleyicilik, alçak gönüllülük, kibarlık tüm bunlar genişletilmiş benlikten doğar.

Deepak Chopra

19 Mayıs 2017 Cuma

Bize gelen mesajları nasıl ayırt edeceğiz?


Peki ama üzerimize gelen milyarlarca bilgi arasından hangisine odaklanmamız gerektiğini nereden bileceğiz.
Kendimizi yudumladığımız her çayda veya izlediğimiz her televizyon reklamında yada yolda yürüyen herhangi bir yabancıda bir anlam bir işaret arama gayesine düşmekten nasıl alıkoyacağız? Tam tersi önümüze çıkan değerli fırsatları da atlamadan nasıl geçeceğiz.

Doğal olarak dikkatinizi çeken şey en güçlü ve de en sıradadışı olandır. Üzerinize eğilmeniz gereken şeylerde bunlardır işte.
Evlenmeyi düşünüyorsanız alyans reklamları ilginizi çekiyor olması olağandır. Ama Joanaya evlenme teklif etmek konusunda tereddüt içindeyseniz ve tepenizden geçen bir uçaktan sallanan pankartta kocaman puntolarla JOANNA BENİMLE EVLEN yazıyorsa işte bu son derece sıradışı bir tesadüftür ve evrenin sizin için tasarladığı yolu gösteren çok kuvvetli bir işarettir!
Kapınızı çalan bu tesadüfü asla göz ardı etmeyin!
Kendinize Buradaki mesaj nedir diye sorun.
Soruyu sorduğunuz anda cevap kendiliğinden gelecektir.
Belki gelişen tesadüfle ilgisi olabilecek birine rastlarsınız. Herhangi bir yakınlaşma, şans eseri karşınıza çıkan bir birileri bu ipuçlarının ne anlama gelebileceği konusunda bilgi verir.
"İşte bu" Demek tüm olanların sebebi buymuş!

Deepak Chopra


18 Mayıs 2017 Perşembe

Tesadüfler...



Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız bu düzeni bozmak için bir yol bulmalısınız. En iyi yol, yeni olasılıkların işaretlerine, bize tesadüfler halinde gelen işaretlere dikkat etmektir.
Tesadüfler sınırsız alandan mesajlardır, karmik bağlarımızı kırmak için gelen davetiyelerdir. Tesadüf Yaratıcı Kuantum sıçramadır.
Kelime anlamı olarak tesadüf senkronize deneyimdir. Sınırsız alandan gelir ve hayatımızı beklenmedik şekilde etkiler. Tesadüf Yaradandan mesaj demektir. Dikkat etmeli ve harekete geçmeliyiz. Bu yüzden hiç bir tesadüfü görmezden gelmemek önemlidir. Evrenin sizin için neler planladığını görmek için hiç bir şansı kaçırmayın. Ve eğer tesadüflere dikkat ederseniz hızlandıklarını ve daha fazla fırsat yarattıklarını göreceksiniz. Senro-kaderin sırrı budur. Burada bahsedilen tüm fikirler Evrenin yönetim kurallarıdır. Eğer bunları yol göstericisi haline getirirseniz hayalinizdeki hayatı yaşarsınız.

Deepak Chopra- Yeter ki iste

4 Mayıs 2017 Perşembe

Maddesel evrende enerji ve bilgi alışverişi sürekli biçimde devam etmektedir.

Şimdi sokağın ortasında beklerken bir sigara kokusu aldığınızı farz edin. Bu koku bir blok ötede elinde sigara ile yürüyen birinden kaynaklanıyor olsun. Siz bir bakıma da yaklaşık bir kilometre ötede yürüyen bir başkasının nefesini içinize çekiyorsunuz demektir. Burada alacağınız koku sizi başka birinin nefesini içinize çektiğiniz konusunda uyaran bir -iz-dir. Bu önermede -iz- var olmasaydı da siz halen o başkasının nefesini içinize çekiyor olacak ama sizi uyaracak bir belirti olmadığı için bu durumun farkında olmayacaktınız.
Ve nefes nedir ki zaten? Karbondioksit ve oksijenin o yabancının metabolizmasındaki hücrelerde metabolize olmuş halidir. İşte içinize çektiğiniz şey budur. Tıpkı başkalarınında sizin nefesinizi içine çektikleri gibi. Bu durumda hepimiz ölçülebilir moleküller anlamında vücutlarımızdan parçalar veriyor ve karşılığında parçalar alıyoruz!
Deepak Chopra

6 Mart 2017 Pazartesi

“Yaşlanma algısı değişirse, yaşlanma değişir”


Dr. Chopra yaşlanma üzerindeki algının değişmesiyle yaşlanmanın da değişebileceğini anlattı.
Birinin Yaşlanma Üzerindeki Algılamasını Değiştirerek, Yaşlanmamızı Değiştirebiliriz. Nasıl?
Dr. Chopra: Pekâlâ, pek çok insan yaşlanmanın kaçınılmaz olduğunu düşünür ve bilimsel veri bunun doğru olmadığını göstermektedir. İnsanlar yaşlılıktan ölmezler; yaşlılık beraberinde gelen hastalıklardan ölürler ve onlar da önlenebilir.
Pek çok insan, yaşlanmanın değiştirilemez olduğunu düşünür ve biz; insan makinasında bile beslenme düzeninin düzeltilmesi, antioksidanlar, vücuttan toksinlerin atılması, egzersiz, yoga, nefes alma teknikleri ve meditasyon aracılığıyla yaşlanmanın tersine çevrilebilir olmasına izin veren mekanizmaların olduğunu biliyoruz.
Birçokları yaşlanmanın normal olduğuna inanıyor, fakat normal yaşlanmanın ne olduğunu kimse tanımlamıyor. Normal olarak adlandırdığımız, averajın psikopatolojisi olabilir. Pek çok insan yaşlanmanın genetik olduğunu düşünüyor, ama anne-babanız 80+ yaşa kadar yaşadıysalar; bu sizin hayatınıza üç yıl katabilir.
Düşünme biçiminiz, davranma biçiminiz, yeme biçiminiz hayatınızı 30 ila
50 yaş etkileyebilir. Çoğu kişi, yaşlanmanın evrensel olduğuna inanır, fakat asla yaşlanmayan biyolojik organizmalar vardır.
Pek çokları yaşlanmanın ağrı verici olduğuna inanır ve biz biliyoruz ki; ağrı hastalıklardandır ve önlenebilir, yaşlanmaktan değildir.
İnsanlar yaşlanma kavramlarını değiştirmeliler, onları gerçek dışı bir düşünceye dayanarak değil; bilimsel-olgusal gerçeğe dayanarak böyle yapmaya davet ediyorum. Onu değiştirdikleri zaman; çok geçmeden yaşlanma algıları değişecek ve onlara; yaşlanmak, daha bilgili hale gelmek, daha yaratıcı hale gelmek, yaratıcılık için sıçrama tahtası haline gelmek ve varlık daha anlaşılır bir hale gelecek. Tüm fenomendeki algılamanız bir kez değiştikten sonra; realiteniz değişecek, çünkü realiteniz sizin onu algılamanızdan başka bir şey değildir.
Veronica: Yaşlanmama niyetini eğer etkili olarak tetiklersek; bedenin bunu otomatik olarak gerçeğe dönüştüreceğini belirttiniz. Bunu açıklayabilir misiniz?
Dr. Chopra: Evet, çünkü niyetler bedendeki dönüştürülme için olan tetiklerdir. Eğer ayak parmaklarınızı hareket ettirmek isterseniz; onu niyet aracılığıyla yaparsınız.
Bedeninizdeki biyolojik bilgiye iki öğe vardır: Birisi niyet, diğeri de dikkattir. Öyleyse size verdiğim örneğe, ayak parmaklarını hareket ettirmeye geri dönün. İlk olan şey, dikkatinizin oraya gitmesi ve ikinci olan şey de, orada niyetin olmasıdır; böylece bu dikkatle ve niyetle olan biyolojik bilgi, hangi biyolojik bilginin verildiğidir. Biyolojik bilgi gibi davranan farkındalık; öğelere, daha sonra bilgilendirme amaçlı olan öğeye gider ve daha sonra lokalize olmuş bir öğe vardır ve bu da bedenin nasıl davrandığıdır.
Eğer ayak parmaklarınızı niyetin önemsiz bir titreşimiyle kımıldatabiliyorsanız; biyolojik saatinizi neden yeniden ayarlayamazsınız?
Pek çok insanın onu yapamamasının nedeni, ilk olarak onu asla düşünmemeleri ve ikinci olarak da belirli şeylerin diğer şeyleri yapmaktan daha kolay olduğunu düşünmeleridir. Örneğin ayak parmaklarını kımıldatmak, biyolojik saati yeniden ayarlamaktan daha kolaydır; fakat o, batıl inançtan kaynaklanan bir inançtır. Eğer insan bedeninin bir bilgi ve enerjinin iletişim ağı olduğunu anlayabilirsek; o zaman aynı prensiplerin bedenin her yerinde uygulandığını görürüz.
Veronica: O söylemek üzere olduğum şeydi. Meselelerin özünü kavrayacak kadar yaşlanma sürecini durduran veya aslında yaşlanma sürecini tersine çeviren, birinin çalışması için derin seviyede yerleştirileceğini düşündüğü şeydir.
Dr. Chopra: Hayır, o aynı mekanizmadır. Sadece bazı şeylerin daha kolay, bazı şeylerin daha zor olduğuna inanmamız bize aşılanmış. Neticelere her zaman beklentiler karar verir!
Veronica: Siz bedenlerimizin de fiziksel ifadeye dönüştürülmüş deneyimler olduklarını, bir başka deyişle; bedenlerimizin düşünce sistemimizin içini dökmesi olduğunu söylediniz?
Dr. Chopra: Ve deneyimler. Bundan dolayı eğer endişeyi deneyimliyorsanız; vücudunuz adrenalin ve kortizon yapmakta, eğer sakinliği deneyimliyorsanız; vücudunuz diyezepam yapmaya başlar, eğer canlılık ve neşeyi deneyimliyorsanız; vücudunuz kanser karşıtı güçlü ilaçlar olan interlökinleri ve interferonları yapar. Bundan dolayı bedeniniz, deneyimlerinizi sürekli olarak moleküllere dönüştürmektedir.
Veronica: Ve dünya yorumumuzu veya deneyimimizi her an değiştirebiliriz.
Dr. Chopra: Bu doğru. Bir kişinin düşmanı, bir diğer kişinin en iyi arkadaşıdır. Benim en favori yiyeceğim sizin cildinize kaşıntı yapabilir, vesaire. Her deneyimimiz bize mahsustur, çünkü onun yorumunu derin düzeyde yapıyoruz.
Veronica: Siz hatta daha da ileri gidiyorsunuz ve kendinizi zamansız, ölümsüz bir varlık açısından gördüğünüzde; her hücrenin yeni bir varoluşun farkına vardığını ileri sürüyorsunuz.
Dr. Chopra: Çünkü, beden zekânın son ürünüdür ve zekânızın sizin realitenizi nasıl şekillendirdiği ise, vücudunuzun realitesini şekillendirecektir. Beden; düşüncelerin alanıdır, yorumlamalar alanıdır ve siz kendi kimliğinizin deneyimini ilahi bir varlığa dönüştürdüğünüzde beden, o ilahi realitenin fiziksel dışavurumunu ifade eder.
Veronica: Gerçek ölümsüzlüğün burada ve şu anda, bu yaşayan bedende deneyimlenebileceğini söyleyecek kadar ileri gidiyorsunuz. O, varlığın aşılamasını her düşündüğünüz ve yaptığınızın içerisine çizdiğinizde meydana gelir. Bu, zamansız zihin ve yaşsız bedenin deneyimidir.
Dr. Chopra: Evet.
Veronica: Coşkuyla yaşamak, bir rüyaya sahip olmak, bir yaşama nedeni ondan mı önemli, eğer o rüya sadece kendi neşeniz için olsa bile?
Dr. Chopra: Benim düşünceme göre; bir arzuya sahip olmak, bir rüyaya sahip olmak, hayatta bir amacının olması, çok önemli bir tamamlayıcıdır. Ve, o amaca üç tane tamamlayıcı vardır: Bir tanesi sizin gerçekten ne olduğunuzu bulmanız, Tanrıyı keşfetmek, ikincisi diğer insanlara hizmet etmek, çünkü biz onu yapmak için buradayız ve üçüncüsü de kendinize özgü yeteneklerinizi ifade etmenizdir. Kendinize özgü yeteneklerinizi ifade ederken zamanın izini kaybedersiniz.
http://www.intouchmag.com/chopra.html ’den çevrilmiştir.)
Röportaj: Veronica M.Hay (‘Rüyada Herşeyi Yapabilirsiniz’ E-Kitabının Yazarı)


9 Ocak 2017 Pazartesi

Deepak Chopra dan 15 önemli spiritüel sır



Yaşamın gizemi gerçektir

Hayatınız hiçbir rastgele durum içermez, bu dünyada şu anda gerçekleşen oluşunuz tamamiyle bir bütünün parçasıdır ve bir amaca hizmet etmektedir. Bu yüzden yaşamınızı gerçekleştirmek ve hayatınızı en yüksek farkındalıkla yaşamak sizin görevinizdir.

Bu yüzden günlük yaşantınızda da uygulayabileceğiniz; Yüce amaç (Ben hizmet etmek için buradayım, Ben ilham vermek için buradayım, Ben sevmek için buradayım, Ben kendi gerçeğimi yaşamak için buradayım), Alışveriş (Birini takdir etmek, duygularımızı ifade etmek, dostça yaklaşmak), Farkındalık (Gün içerisinde en az 5 dakikanızı meditasyona ayırmak) ve Kabul (Beğenmediğiniz birinin bile en güzel yanlarını görebilmek, kendinizi olduğunuz gibi kabul edebilmek) gibi en temel çalışmalar ile yaşamınızın ne kadar değerli olduğunu her an hisseder hale gelebilirsiniz.

Dünya sizin içinizdedir:

Hayatımızı, oluşun en birim parçası olan bir hücre gibi yaşamak gerekir. Bir hücre sadece oluşu izler, dış dünyanın nasıl olduğu, onu nasıl gördüğü akışını etkilemez. Tüm dünyanız aslında sizin içinizde yaratılmaktadır, yani siz dünyanın içinde değilsiniz aslında dünya sizin içinizdedir.

Günlük yaşantınızda da uygulayabileceğiniz; yaşadığım her şey beni yansıtır (Kendimi kendi gerçekliğimin yaratıcısı olarak görüyorum) ve benim yaşamam tüm diğer yaşamların bir parçasıdır (Bir hücrenin her hücreyle bağlantıda olması gibi her şey birbiriyle bağlantılıdır, her şey olması gerektiği gibidir, karşı çıkmak, kendinizi ayırmak, ayrı görmek sadece sizin bütünlüğünüzü böler) gibi en temel çalışmalar ile bu farkındalığınızı artırabilirsiniz.

Birliğe uzanan 4 yol vardır

Bu sırrın temelinde kabul etmek yatar, bunun temelleri ise güvenmekte yatar. Her tecrübe bize dört yolla ulaşır: Bir duygu olarak, bir düşünce olarak, bir eylem olarak veya sadece bir varoluş hissi olarak. Umulmadık anlarda tecrübe eden kişi için bu dört bileşen olağandan fazladır.

Hissetme, sevgiyi yaşadığınızda ve ifade ettiğinizde size yolu gösterir. Bu yolda, kişinin öz sevgisi tüm evren ile bütünleşir. Düşünme, zihniniz huzursuz ve spekülatif olmayı bıraktığında yol gösterir; bu yolda açıklık ve durgunluğu bulmak üzere iç diyaloğunuzu susturursunuz. Eylem, teslim olduğunuz anda yol gösterir. Bu, egonuzun eylemleriniz üzerindeki kontrolünün gevşemesidir. Var olma, egonun ötesinde bir ben beslediğinizde yol gösterir. Unutmayın ki; birini sevmek ona içerlemekten veya onu itmekten daha ince bir iştir, birini kabul etmek onu eleştirmekten daha ince bir iştir ve birini yargılamadan görmek o kişiyi eleştirmekten daha ince bir iştir. Günlük hayatınızda bunu uygulamak üzere loş ışıkta meditasyon yapabilir, özellikle yaşam enerjinize etki edecek nefes egzersizleriniz ile bu dört yolu yaşamınızda daha açık hale getirebilirsiniz.

Aradığınız şey kendinizsiniz

Farkındalığın kaynağı birliktedir, aradığınız her şey sizde mevcuttur. Günlük hayatınızda bu farkındalığı arttırmak üzere; farkındalığın akışını izleyebilir, içinizde olanlara direnmeyi bırakabilir, kendinizi her zaman bilinmeyene açabilir, hissettiklerinizi sansürlemeden olduğu gibi ifade edebilir, anda kalarak var olan sınırlarınızın ötesine geçebilir, yani genel olarak samimi ve kendiniz gibi olmayı hayatınızın her saniyesine yansıtabilirsiniz.



Farkındalık
Aslında farkındalığın kaynağı kendinizsiniz, aradığınız her şey sizde mevcut.
Kitaptan alıntı bu bölümde örnek alınması gereken açıklamalar vardır, aşağıda özellikle paylaşmak isterim;

‘Birini ne kadar çok seviyor olursanız olun, onun istediği kişi olamayacağınızı bilmek,
Söylemekten korktuğunuzda bile sevdiğinizi bilmek,
Başka birinin mücadelesinin sizin mücadeleniz olmadığını bilmek,
Göründüğünüzden daha iyi olduğunuzu bilmek,
Ayakta kalacağınızı bilmek,
Bedeli ne olursa olsun, kendi yolunuza gitmek zorunda olduğunuzu bilmek.’
Her yaşam manevidir

Evren şu anda sizin vasıtanızla yaşamaktadır, manevi dönüşüm ise kişisel olarak bireyin kendine yönelmesi ve böylece çevresine yansıtacağı süreç ile gerçekleşir. Bunun için günlük hayatımızda uygulamayabileceğimiz bazı ilkeler ise şöyle özetlenebilir:

Açıklık

Her an farkındalığın en üst seviyesinde olmak sizi uyanık ve keyifli hissettirir.

Bilgelik

Akıl düzeyi ile her an iletişim halinde olmanızdır ve sizi öz güvenli, sarsılmaz ve alçak gönüllülüğe yöneltir.

Yaşama saygı

Yaşam gücü ile temas halinde olmak; size sıcak, yaşam ile barışık ve neşeli bir bakış açısı kazandırır.

Şiddetsizlik

Her eylemle uyum halinde olmaktır ve hayatınızda huzurlu, sakin ve dirençsiz hissetmenizi sağlar.

Korkusuzluk

Olan her şeye güvenmektir ve kendinizi sadece olduğunuz gibi hissetmenize yardımcı olur.

Bütünlük

Kişiliğinizin de ötesini görebilmektir ve yaşadığınız her an size tam ve bir bütün gibi olma bakış açısı kazandırır.

Bu sır aynı zamanda manevi bir simyayı kapsar, yani sizin algınız değiştiğinde tüm dünya simyanızı yansıtacaktır, bu açıdan sevgili Deepak Chopra’nın şu cümlelerinin anlamını kendi hayatımız ve bakış açımız yönünden tekrar tekrar değerlendirmek gerekir;

‘Yaşamımdaki olaylar kim olduğumu yansıtıyor,
Yaşamımdaki kişiler benim özelliklerimi yansıtıyor,
Dikkatimi verdiğim şey gelişecek,
Hiçbir şey gelişigüzel değildir; yaşamım işaret ve sembollerle doludur,
Herhangi bir anda evren bana mümkün olan en iyi sonuçları veriyor,
İç farkındalığım sürekli gelişiyor,
Kendimi evrenin gücüne açarsam, o beni istediğim yere götürecek’’.


Evren sizin aracılığınızla düşünür

Evrenin devinimi birbirine bağlı birçok olay ve akıştan meydana gelir. Bu akış içerisinde özgür irade gücü yani seçimlerimiz, düşüncelerimiz ve bize sunulan yollar ve hayata bakış açımız aslında yaratım sürecinin de bir parçası olur. Bu noktada yaşamınızın evrimi için daha güzeli imgelemek; yaşam gücünü ve potansiyelini arttıracak, evriminizi ve gelişimizi destekleyen, büyüyen bir kabarcık gibi düşünülebilir. Yaratıcı olursanız yani her daim yeniyi bulmaya çalışırsanız evrilirsiniz, fakat yeni sorunlara eski çözüm yollarıyla bakarsanız evriminiz yavaşlar. Farkına varırsanız yani farkındalığınızın seviyesini her daim arttırırsanız evrilirsiniz, fakat aynı bilgi ve bilinç seviyesini kabullenerek devam ettiğinizde bu evrim süreci yavaşlar.

Evren canlıdır ve öznelliklerle doludur, karşınıza çıkan neden-sonuç ilişkileri evrenin ayrılmaz bir parçasıdır ve yine sizinle ilişkilidir. Bu yüzden her anınızda sizinle birlikte yol alan canlı evrenle bağ kurun ve bağlantıda kalın, işte Deepak Chopra’dan güzel tavsiyeler:

‘Evrenle konuşun,
Cevabını dinleyin,
Doğayla içli dışlı olun,
Her şeydeki yaşamı görün,
Evrenin çocuklarından biriymişsiniz gibi davranın’’.


Deepak Chopra’nın ‘Sırlar Kitabı’

4 Haziran 2016 Cumartesi

Toksin duygular yaşlanma sürecinin en tehlikeli hızlandırıcısıdır.


Toksin maddelerin ve toksin besinlerin sağlığa zararlı etkilerinden hepimiz haberdar olsak da toksin duygular sık sık yaşlanma sürecinin daha zararlı hızlandırıcılarıdır. Kırgınlık, düşmanlık, pişmanlık ve keder taşıdığımızda canlılığınız aşınır ve sevgi de üretemez hale geliriz.

Kalbinizi toksin duygularla yüklemek sizin için tam şu anda, mümkün olan sihir, gizem, sevgi ve neşeyi tam olarak yaşamanıza engel olur. Size herkesten daha fazla zarar veren bu kırgınlıkları, üzüntüleri ve pişmanlıkları atmaya bakın.

Duygusal toksinleri atma süreci fiziksel olan toksinleri atmayla aynıdır. İlk önce yaşamı tüketen duyguları, yaşamı güçlendirenlerle değiştirmeyi istediğinize dair belirgin bir niyetinizin olması gerekir. Pişmanlık ve kırgınlığın, merhamet ve affediciliğe metabolize edilmesi belirgin bir şekilde bedeninizi, zihninizi ve ruhunuzu ezeli hayati enerjinize uyandırabilir.

Toksin duygular yaşlanma sürecinin en tehlikeli hızlandırıcısıdır. Onları kalbinizden atmaya kendinizi adayın.

Deepak Chopra


Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...