Mesnevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mesnevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Kasım 2015 Pazar
Mesneviden;
Bir gün Ebu Cehil, Peygamber’i gördü ve, ‘Haşimoğullarından bir çirkin belirdi’ dedi.
‘Haddini aştın, fakat doğru söz söyledin’ dedi Peygamber.
Sonra Ebu Bekir, Peygamber’e, ‘Sen bir güneşsin, parla ve dünyayı aydınlat.’
Peygamber ona da, ‘Doğru söyledin ey Ebu Bekir’ dedi.
Tanık olanlar bunun nedenini sordular...
Peygamber: ‘Ben bir aynayım, kim bakarsa bende kendini görür’ diye cevap verdi.
Mesneviden bir hikaye:
AVLANMAYA ÇIKAN ASLAN, KURT VE TİLKİ
Bir gün, arslan kurt ve tilki avlanmak için dağa çıkarlar. Avlanırken geniş arazide daha çok av yakalamak için birbirlerine yardım etmek için aralarında sözleşirler.
Aslanın kurt ve tilkiyle arkadaşlık yapmak zoruna gitse de, yoldaşlığını ikram ve lutuf olarak görür.
Aslanın kurt ve tilkiyle arkadaşlık yapmak zoruna gitse de, yoldaşlığını ikram ve lutuf olarak görür.
İşleri rast gider. Bir yaban öküzü, bir dağ keçisi, bir de tavşan avlarlar. Avlarını kanlar içerisinde sürükleyerek ağaçlık bir su başına getirirler. İyice yorulmuşlar ve acıkmışlardır. Özellikle kurtla tilkinin, ağzının suyu akmaya başlar, paylarını bir an önce almanın hırsı içerisindedirler.
Ormanlar padişahının, bu avları adaletle paylaştırmasını beklerler.
Ormanlar padişahının, bu avları adaletle paylaştırmasını beklerler.
Aslan, kurtla tilkinin açgözlülüklerini farkeder fakat sesini çıkarmaz. Yüzlerine gülerken, kendi kendine, ”Dağıtacağım paya, adaletime güvenmeyene ben ne yapacağımı bilirim” diye düşünür.
Aslan, ”Ey tecrübeli ve ihtiyar kurt, avladığımız hayvanları aramızda adaletli bir şekilde paylaştır. İyi bir adalet ortaya koy, vekilim sensin.”
Kurt, ”Padişahım! Sizin büyüklüğünüze, iri ve büyük olan bu yaban öküzü yakışır. Çevikliğinize ve semizliğinize uygun düşer. Keçi, orta boyda ve irilikte, o da bana uygun düşer. En küçüğümüz tilki olduğuna göre, avımızın en küçük parçası olan tavşan da onun hakkıdır” der.
Kurt, ”Padişahım! Sizin büyüklüğünüze, iri ve büyük olan bu yaban öküzü yakışır. Çevikliğinize ve semizliğinize uygun düşer. Keçi, orta boyda ve irilikte, o da bana uygun düşer. En küçüğümüz tilki olduğuna göre, avımızın en küçük parçası olan tavşan da onun hakkıdır” der.
Aslan bu paylaştırma karşısında kızıp kükrer, ”Ey kurt! Nasıl paylaştırdığını pek anlayamadım. Ey kendini bilmez eşek! Yaklaş ve karşıma geç de bir daha söyle” der. Yanına yaklaşınca bir pençe vurarak kurdu parçalar.
Aslan tilkiye: ”Ey tilki! Şimdi bu avları adaletli bir şekilde sen paylaştır bakalım.
Aslan tilkiye: ”Ey tilki! Şimdi bu avları adaletli bir şekilde sen paylaştır bakalım.
”Tilki önce aslanın önünde saygıyla eğilir, yer öper sonra,
”Bu semiz yaban öküzü, efendimizin kuşluk yemeğidir, güne bunu yiyerek başlarsınız. Şu keçi de aziz padişahımıza, öğle yemeği için güzel bir yahni olur. Lutuf ve kerem sahibi sultanımızın akşam yemeğindeki çerezi de tavşan olsun” der.
”Bu semiz yaban öküzü, efendimizin kuşluk yemeğidir, güne bunu yiyerek başlarsınız. Şu keçi de aziz padişahımıza, öğle yemeği için güzel bir yahni olur. Lutuf ve kerem sahibi sultanımızın akşam yemeğindeki çerezi de tavşan olsun” der.
Aslan, ”Ey tilki, adaletin ışığını sen yaktın. Tam hakça paylaştırdın. Söyle bakalım, bu taksimi kimden öğrendin?”
Tilki kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırıp kurnazca gülerek, ”Kurdun başına gelenlerden efendim, kurdun başına gelenlerden” der.
Aslan, ”Alçak kurdun başına gelenlerden ibret alıp hikmetle davrandığın için, bütün avları sana bağışlıyorum” diyerek tilkiyi ödüllendirir.
Paylaştırma işi önce kendisine verilmiş olsaydı, kurdun akıbetine uğrayacak olan tilki, avların taksimini kurttan sonra yapmış olmaktan dolayı yüzlerce kere şükreder.
4 Ocak 2015 Pazar
Mesneviden..
Bir gün Ebu Cehil, Peygamber’imizi gördü ve, ‘Haşimoğullarından bir çirkin belirdi’ dedi.
‘Haddini aştın, fakat doğru söz söyledin’ dedi Sevgili Peygamberimiz.
Sonra Ebu Bekir, Peygamber’e,
‘Sen bir güneşsin, parla ve dünyayı aydınlat.’
‘Sen bir güneşsin, parla ve dünyayı aydınlat.’
Peygamber ona da, ‘Doğru söyledin ey Ebu Bekir’ dedi.
Tanık olanlar çok şaşırırlar ve bunun nedenini sorarlar...
Peygamber:
‘Ben bir aynayım, kim bakarsa bende kendini görür’ diye cevap verdi.
SPONSOR REKLAMI
30 Kasım 2012 Cuma
Mesneviden bir hikaye
MECNUN VE DEVESİ
Mecnun, Leyla’sının köyüne gitmek için dişi bir deveye bindi. Bir süre yol aldılar. Mecnun’un bütün derdi, sevgilisinin köyüne bir an önce ulaşmaktı. Dişi deve ise geride bıraktığı yavrularını düşünüyordu. Onun da tek derdi, bir an önce geriye dönüp yavrularına kavuşmaktı.
Mecnun bir an dalıp gittiğinde deve geriye döner, köye yavrularına kavuşmak için koşmaya başlardı. Mecnun kendine geldiğinde, devenin yönünü tekrar Leyla’nın köyüne doğru çevirirdi.
Bu yolculuk iki-üç gün böyle, iki ileri bir geri devam etti. Mecnun yıllardır yollardaymış gibi şaşırıp kalmıştı. Baktı ki bu yol böyle bitmeyecek, devesinden indi ve,
”Ey deve! İkimiz de aşığız, ama sevdiklerimiz farklı yerlerde. Biz birbirimizle yol arkadaşlığı yapamayız. Beraberliğimiz ikimizi de hedefe ulaştırmayacak. En doğrusu biz yollarımızı ayıralım” dedi ve deveyi serbest bıraktı.
-----
Bu hikayede Mecnun insan ruhunu temsil eder. Ruh rabbine aşık olduğundan ona doğru gitmek ister. Fakat nefis devesi, maddi arzularının peşinden koşarak ona devamlı engel olur.
Mecnun, Leyla’sının köyüne gitmek için dişi bir deveye bindi. Bir süre yol aldılar. Mecnun’un bütün derdi, sevgilisinin köyüne bir an önce ulaşmaktı. Dişi deve ise geride bıraktığı yavrularını düşünüyordu. Onun da tek derdi, bir an önce geriye dönüp yavrularına kavuşmaktı.
Mecnun bir an dalıp gittiğinde deve geriye döner, köye yavrularına kavuşmak için koşmaya başlardı. Mecnun kendine geldiğinde, devenin yönünü tekrar Leyla’nın köyüne doğru çevirirdi.
Bu yolculuk iki-üç gün böyle, iki ileri bir geri devam etti. Mecnun yıllardır yollardaymış gibi şaşırıp kalmıştı. Baktı ki bu yol böyle bitmeyecek, devesinden indi ve,
”Ey deve! İkimiz de aşığız, ama sevdiklerimiz farklı yerlerde. Biz birbirimizle yol arkadaşlığı yapamayız. Beraberliğimiz ikimizi de hedefe ulaştırmayacak. En doğrusu biz yollarımızı ayıralım” dedi ve deveyi serbest bıraktı.
-----
Bu hikayede Mecnun insan ruhunu temsil eder. Ruh rabbine aşık olduğundan ona doğru gitmek ister. Fakat nefis devesi, maddi arzularının peşinden koşarak ona devamlı engel olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



