Aura etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aura etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2016 Cuma

AURA NEDİR… KATMANLARI VE RENKLERİ NELERDİR?


İnsanların vücudunu çevreleyen elektromanyetik alana Aura denir. Bu elektromanyetik alanın birçok önemli fonksiyonu vardır. Evrensel enerjiyi vücudumuza alarak yaşamımızı idame ettirmemizi sağlayan çakralar Aura'da bulunurlar. Aynı zamanda vücudun çevresini sarmış bir kalkan görevi yapar.
Eğer sağlam ve güçlü bir Auramız varsa bize dışarıdan bir hastalığın yada negatif etkinin gelmesi düşünülemez. Ancak auramız zayıflamış veya yırtılmışsa negatif enerjilere ve hastalıklara çok daha açık hale geliriz. O halde auramızın güçlü ve sağlıklı olması fiziksel sağlığımız açısından çok önemlidir diyebiliriz.
Bunun yanı sıra ruhsal zihinsel ve duygusal sağlığımız açısından da auramızın sağlıklı ve güçlü olması gerekmektedir. Aura'nın birden çok katmandan oluştuğunu artık biliyoruz. Bu konuda araştırmacılar arasında çeşitli görüş ayrılıkları olsa da ana 4 katman konusunda genelde fikir birliği vardır. Bu katmanlar eterik beden, duygusal beden, zihinsel beden ve ruhsal bedendir. Bu katmanların her birinin kendine özgü özellikleri ve işlevleri vardır.




ETERİK BEDEN; Şekil ve boyut olarak fiziksel bedene benzer. Adeta fiziksel bedenin üzerine giyilmiş ve ona bire bir uyan bir elbise gibidir. Çakralar bu alanda bulunurlar ve auranın üst katmanlarından gelen enerjileri bedene alma işlevi yaparlar. Organizmanın enerji ihtiyacı tam olarak karşılanmışsa, eterik beden aşırı enerjiyi çakralardan ve deri gözeneklerinden dışarıya verir. Eterik bedenin temel işlevi fiziksel bedenin sağlıklı kalmasını sağlamak ve onu evrensel enerji alanı ile bağlantıda tutmaktır. Sağlıklı bir insanda genişliği 15-20 cm kadardır. Hastalık, yorgunluk ve stres gibi durumlarda eterik bedenin genişliği azalır. Sadece bir kişinin eterik bedenine bakılarak sağlık durumu hakkında bilgi sahibi olunabilir. Eterik beden fiziksel bedeni koruyucu bir tabaka gibi kuşatır ve zararlı maddelerin bedene girmesine izin vermez. Eterik beden aynı zamanda dış dünyaya yaşam enerjisi saçar. Eterik bedeni sağlıklı ve güçlü olan insanlara 20 cm'den fazla yaklaştığınızda sizde kendinizi olumlu ve pozitif hissedersiniz. Eterik bedene sağlık bedeni de demek mümkündür. Hastalıklar vücutta ortaya çıkmadan önce bu katmanda ortaya çıkarlar ve profesyonel biri sadece eterik bedene bakarak kişinin sağlık durumu hakkında bilgi sahibi olabilir. Sağlıklı bir yaşam için eterik bedenin güçlü ve sağlıklı olması şarttır. Eterik bedeni zayıflamış biri hastalıklara açık bir durumdadır.

Eterik bedenin önemli bir işlevi de yüksek enerji bedenleri ile fizik beden arasında aracılık yapmasıdır. Bu da eterik bedenin sağlığını kaybetmesi durumunda duygusal, zihinsel ve ruhsal aura katmanları ile kişinin bağlantısının zayıflayacağı anlamına gelmektedir. Bu durum bir çok psikolojik sorunun yanı sıra önemli kişilik bozuklukları, depresyon hatta intihar eğilimini gündeme getirebilir.

İnsanların yanı sıra hayvanların ve bitkilerin de eterik bedenleri bulunmaktadır. Bir organı kopmuş bir insanın eterik bedeni her zaman o organ varmış gibi görünecektir. Aynı şekilde bir bitkinin yaprağını kesip Kirlian fotoğrafçılık makinesiyle resmini çektiğinizde sanki yaprak tammış gibi görürsünüz. Bu da eterik bedenin bir bütün olduğunu ve sonradan ortaya çıkan kayıplardan etkilenmediğini göstermektedir. Kişinin hafızasında bacağına ilişkin imgeler oldukça eterik bedenin o bacak kesilmiş olsa bile yer alacaktır. Eterik bedeni doğru anlamak ve eterik bedeninizin güçlenmesi için çalışmalar yapmak sağlık açısında çok önemli olacaktır.

DUYGUSAL BEDEN; Eterik bedenin üstünde bulunan ve sıvımsı yapıya sahip olan bir katmandır. Gökkuşağının tüm renklerini barındıran duygusal bedenin o anki rengi kişinin duygusal durumuna göre değişir. Zihinsel bedenden gelen üst düzey enerjiler duygusal bedene ulaşır ve burada bir değişimden geçerek zihinsel bedene iletilir. Kişinin duygusal yapısı bu katmanla ilgilidir. Üst katmanlardan gelen enerjiler burada duygusal anlamlar kazanır ve kişiye özel duygusal süzgeçten geçtikten sonra anlam kazanarak eterik bedene aktarılır. Aurada kişinin o anki ruhsal durumuna göre değişen renklerin en iyi algılanacağı alan burasıdır. Örneğin o anda çok öfkeli olan birinin koyu duygusal bedeninde koyu kırmızı renk hâkim olacaktır. Duygusal bedenin durumu kişinin duygusal yapısı ve anlık duyguları ile ilgili bilgiler verir.

ZİHİNSEL BEDEN; Duygu bedeninin bitiminde başlar ve ruhsal bedene kadar uzanır. Genelde rengi sarıdır. Fikirlerimizin yapısını barındırır ve düşünce formları bu bedende görülebilir. Hastalıklarımızın büyük bir çoğunluğu zihinsel bedenimizden kaynaklanmaktadır. Tüm hastalıkların zihinsel nedenlerinin olduğu artık birçok araştırmacı tarafından ortaya konmuştur.

Zihinsel bedenin en önemli özelliği güçlü olduğu zaman kişinin başka insanların etkisi altında kalmaması ve özgür iradesiyle kendi kararlarını verebilmesidir. Zihinsel beden zayıfladığında ise kişi kararsızlık halindedir ve sürekli başka insanların etkisinde kalarak yaşamına devam eder. Başkaları ne der mantığını sürekli öne süren ve yaşamını başkalarının ne düşüneceğine göre planlayan bir kişinin zihinsel bedeni son derece sağlıksızdır.

Olumsuz düşünceleri elemek ve yerlerine olumlu düşünceler yerleştirmek de zihinsel bedenin en önemli işlevidir. Düşüncelerimizin yaşamımızı hangi boyutlarda etkilediğini gözümüzün önüne getirdiğimizde zihinsel bedenimizin önemini daha iyi anlayabiliriz. Hastalıkların önce zihinsel bedende oluşması ve daha alt bedenlerden fiziksel bedenimize geçmesi de zihinsel bedenin önemini bir kez daha vurgulamaktadır.

RUHSAL BEDEN; Ruhsal bedenimizin titreşimi diğer bedenlere göre çok daha yüksektir ve algılanması da diğer bedenlere göre daha zordur. Evrensel enerjiler ruhsal bedenimizden auramıza girerler ve burada bir değişime tabi tutularak zihinsel bedene aktarılırlar. Ruhsal bedende ortaya çıkan bir sorun er geç daha alt bedenlere ve oradan da fiziksel bedene yansıyacaktır.

Ruhsal beden kişinin bütün ile bağlantısını simgeler. Bütünle bağlantısı güçlü olan bir insanın ruhsal bedeni sağlıklı olacak ve evrensel enerjiyi en iyi şekilde alarak diğer katmanlara ulaştıracaktır. Bu evrensel enerji zihinsel katmanda bir değişimden geçecek, duygusal katmanda daha farklı bir yapıya bürünecek ve en son eterik bedenden çakralar vasıtasıyla fiziksel bedene geçerek kişinin yaşam enerjisi haline gelecektir. Ancak bunun için öncelikle ruhsal bedenin sağlıklı olması gerekmektedir.

Ruhsal bedenin genişliği kişinin ruhsal gelişimiyle doğru orantılıdır. Ruhsal olarak gelişmiş bir kişinin ruhsal bedeni kilometrelerce uzağa yayılabilir. Ruhsal beden kendi yapısına en uygun olarak enerjileri alır ve alt bedenlere iletir. Ruhsal bedenin gelişimi ile alınan enerjinin kalitesinde de değişiklik olacaktır ve bu kişinin tüm yaşamını etkileyecektir.

Ruhsal açıdan gelişmiş olan insanların yanında huzur, sükunet hisleri duymamız yada bu kişilerin şifa enerjisi dağıtmaları ruhsal bedenlerinin canlı, parlak ve güçlü olmasıyla ilişkilendirilir.

AURANIN RENKLERİ

Kırmızı; Koyu kırmızı kızgınlık, sinirlilik ve tedirginlik duygularını gösterir, parlak bir kırmızı canlı bir yaşam gücünü ve azim duygusunu temsil eder. Koyu tonda bir kırmızı bencilliğin ve ihtirasın işaretidir. Kahverengine yakın bir kırmızı korkuyu simgeler. Siyaha dönük bir kırmızı ise negatif niyetlerin habercisidir. Canlı parlak bir kırmızı aynı zamanda fiziksel sağlığın ve ataklığında habercisidir. Pembeye çalan kırmızı duygusal mutluluk ve aile yaşamındaki güzelliklerin işaretidir.

Turuncu; Canlı ve berrak bir turuncu fiziksel gücü, cinsel enerjinin sağlıklı işlediğini gösterir. Aynı zamanda parlak ve canlı turuncu renk olayların akışına iradi etkilerimizi ve sorumluluk alma kapasitemizin göstergesidir. Eğer koyu renk bir turuncu söz konusuysa bu dalak ve üreme organlarında bir sorun olabileceğinin işareti olduğu gibi bencil bir yapının da göstergesidir.

Sarı; Sarı renk zekâ, akıl kapasitesi ve entelektüel düşünce biçimiyle ilintilidir. Mat ve canlı olmayan bir sarı maddi ve dünyasal konulardaki düşüncelerin ve zihni daha çok bu konuların işgal ettiğinin bir göstergesidir. Sarı renk canlı ve parlak ise zihinsel kalitenin yüksek olduğu ve kişinin ruhsal konularda da bir kapasiteye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Kirli ve sisli bir sarı ise kurnazlığın ve ihanetin göstergesidir. Aynı zamanda kirli tonlarda bir sarı mide ve pankreas sorunlarına da işaret edebilir.

Yeşil; Canlı ve temiz bir yeşil dengenin, uyumun ve anlayışın göstergesidir. Özellikle zümrüt yeşil bir renk kişinin şifa çalışmaları yaptığının yada şifa konusunda çok yetenekli olduğunun bir işaretidir. Aurasında canlı yeşil renk hâkim olan kişiler sakinleştirici ve bulundukları ortama uyum getirici etkilere sahiptirler. Eğer yeşil renk koyu ve sisliyse bu açgözlülük ve yalancılığın bir işaretidir. Kahverengine çalan yeşil renk ise kıskançlığın ve negatif ihtirasların habercisidir. Koyu ve çamurlu yeşil renk kalp rahatsızlıklarının da işareti olabilir.

Mavi; Canlı ve parlak bir mavi anlayışın, sezgisel yeteneklerin ve geniş ufuklu düşüncelerin işaretidir. Daha çok dinsel inançları yoğun olan insanlarda görülür. Sanatçılarda ve sanatsal yetenekleri olan kişilerin auralarında da canlı mavi renk bulunur. İletişim yetenekleri güçlü ve ikna etme kapasiteleri güçlü olan insanların auralarında da mavi renk hâkimdir. Eğer mavi renk koyu ve çamurlu ise dinsel konularda bağnazlık yada ruhsal olarak karanlık bir yapının işaretidir.

Çivit Mavisi; Daha çok üçüncü gözle ilişkilendirilen bir renktir. Auralarında çivit mavisi renk bulunan kişiler sezgisel yetenekleri gelişmiş ve vizyon sahibi olan insanlardır. Ayrıca bu rengin parlak ve canlı renkte olması sadık bir kişiliğinde habercisidir. Çivit mavisi renk çamurlu ve sisli ise bu iç görüden yoksun ve sezgilerini ciddiye almayan bir kişilik yapısını gösterir.

Mor yada menekşe; Bu renkler tepe çakra ile ilişkilendirilmiştir. Bu renkler ruhsal gücü ve ruhsal olarak gelişmiş bir yapının simgesidir. Evrensel sevgiye inanan ve yüksek ruhsal hedefleri olan kişilerde bu renklere rastlanır. Daha çok asalet ve ruhsallıkla ilişkilendirilen bu renkler aynı zamanda meditasyon yapan kişilerin aurasında da görülebilir. Daha çok tepe çakrası civarında bulunan bu renkler kişi ruhsal gelişiminde ilerledikçe tüm auraya doğru yayılım gösterir.

Pembe; Aurada görülen canlı pembe renk duygusal yaşamda dengenin ve uyumun işaretidir. Merhametli ve yardımsever insanlarında auralarında pembe renge rastlanır. Evrensel sevgi hisleriyle dolu olan insanların auralarında yoğun olarak görülen bir renktir.

Kahverengi; Genelde maddiyatla ilişkilendirilen bir renktir. Özellikle işkolik insanların auralarında sıkça bulunmaktadır. Genelde fiziksel sağlık için olumlu olarak yorumlanmaz ve hastalıkların bir işareti kabul edilir. Cimri ve açgözlü insanlarında auralarında sıkça görülebilen bir renktir. Kestane rengi ise kişinin üstlendiği görevleri yerine getirebildiğini gösterir.

Siyah; Fizik bedenle, eterik beden arasında dar bir şerit halinde görülmesi son derece normaldir. Ancak bunun dışında görülen siyah renk kişinin yaşamı ve kendi varlığını reddettiği anlamına gelir. Aurayı dolduran siyah renk ışığın olmadığının ve karanlığın işaretidir. Eğer siyah aura içinde çizgiler halindeyse pozitif özellikleri yok edecektir. Karanlık yönleri olan, gizemli insanlarda görülebilecek bir renktir.

Gri; Durgunluk ve donukluğu simgeleyen bir renktir. Genel olarak fiziksel bedeninde enerjiden yoksun kaldığını gösteren bir renktir. Koyu tonlardaki gri ise korkuların ve aşırı karamsarlığın ifadesidir.

Beyaz; Aurasında beyaz renk hakim olan insanların kişisel bütünlüğe ulaştığını ve ruhsal anlamda oldukça gelişmiş olduklarını ve erdem sahibi olduklarını gösterir.
Bu renklerin dışında altın rengi, gümüş rengi ve eflâtun gibi renklerde aurada görülebilir. Bunlar daha çok ruhsal renklerdir ve ruhsal konularda çalışmalar yapan kişilerde bulunur. Ruhsal renkler oldukları için bunların açıklanması ve yorumlanması da kolay değildir

Alıntıdır..

7 Ocak 2016 Perşembe

Aura bir mıknatıs gibidir. Rezonans yasası ile uyum içinde çalışır daima benzer enerji frekanslarını kendisine çeker.

" Sağlıklı yetişkin bir insanın aura enerji alanı 62-68 mhz arasındadır. Aura enerji frekansları zaman zaman yükselebilir veya düşebilir. Aura güçlenirse kişinin hayatında ki tüm süreçler pozitif ilerlemeye, aura zayıflarsa ikili ilişkilerden, bolluk ve berekete kadar birçok süreç negatif yöne ilerleyecektir. Aura dediğimiz enerji alanı, insan bedeninin dış elbisesi veya can yeleği gibi düşünebilir. Koruyucu özellikleri vardır, auranız ne kadar güçlü ve kalınsa dışarıdan gelebilecek negatif enerjilere o kadar savunmalı olursunuz. Bunlardan en çok karşılaşacağımız nazar enerjisidir.

Bu değerler ne kadar yüksek olursa yaşam kalitemizde o derece yüksek olacaktır. Auranın güçlenmesinin en temel ilkesi düşünce biçimlerimizin de pozitif olmasıdır.
Auranın olumlu ya da olumsuz etki altında olduğu, net bir şekilde hislerle algılanabilinir.
Örneğin düşük frekanslı aura kişide yorgunluk, odaklanma sorunu, sıksık esneme hali, zihinsel kaoslar, yalnız kalma istekleri gibi etkiler gözlenir. Tam tersi düşünülürse pozitif değerli aura sahipleri ise mutluluk, huzur hislerini derinden yaşarlar, hayatlarının her alanı pozitif süreçlerle geçer."

Alıntı

9 Haziran 2011 Perşembe

Aura Sağlığımız!

Sağlıklı bir aura hayat doludur. Hayat ve canlılık dolu bir aura; zihin, beden ve ruh sağlığının göstergesidir. Kazalar dışında, bozulmuş bir sağlık (ya da kısaca "sağlıksızlık") yılların birikimi olan negatif düşüncelerin sonucudur. Bu "karaltı" fizik beden belirginleşmeden önce, aurada kendini gösterir. Mantal ve heyecansal etmenler sürekli olarak aurayı etkiler; kişinin, hayatı yaşayış şekline göre aura bundan sağlık ya da sağlıksızlık yönünde etkilenir.
Auranın rengine, dokusuna, görünümüne, şekline ve büyüklüğüne bakılarak; potansiyel durumda olan bir rahatsızlık (önceden) fark edilebilir. Biz (ya da doktor) farkına varmadan çok önceleri hastalık auramıza gelip yerleşmiştir bile. Bitkilerin yapraklarının kirlian fotoğraflarında, hastalık ortaya çıkmadan önce, yaprağın aurasındaki renk değişiklikleri görülebilmektedir.
Aura fotograflarında grimsi kahve renk saptanmış hastalar kronik sağlık sorunlarını deneyimliyorlardı. Bu insanlar sağlıklarına kavuştukça,sağlığın işaretleri olan renkler yeniden ortaya çıkıyordu. Grimsi kahve renk,migren rahatsızlığı çeken hastaların başlarının çevresindeki auralarında da sık sık görülür. Migrende, baş çevresindeki gri renk daha yoğun ve dokusu daha sıktır.
Uyuşturucu nitelikli kimyasal (drugs) aurayı daha başka şekilde etkiler: Bu maddeler auraya kaba bir görünüm vermekle kalmaz, ona sağlıksız bir görünüm de kazandırır. Bunların uzun süreli kullanımları ise aurada sürekli değişikliklere neden olur ki bunlar, bedendeki tahribatı hasarın auraya yansımasının belirtisidir. Kaslardaki tahribatı au raya yansıması (aurada oluşan) if delikler" şeklindedir. Kaslardaki tahribat bir şekilde tedavi edildikçe, auradaki "delikler" de ortadan kalkar.
Eterik bedendeki kirli lekeler de sağlıksızlıkla ilgili işaretler olarak değerlendirilir. Zamanında önlem alınmaz ya da fark edilmezse, bu lekeler siyah ya da kahve renk donuk bölgeler şeklinde gelişme gösterir. Bu arada, auranın içinden doğru gelen radyasyon sönükleşir ve donuklaşır. Fizik bedene hemen hemen yapışık olan eterik bedenin işlevlerinden biri de bizi sürekli olarak çevreleyen enerjileri almak, depolamak ve yaymaktır. Hastalıklar sıksık bu enerji tükendiği zaman; yani, eterik beden bu işlevini gerçekleştiremediği zaman ortaya çıkar. Bu nedenle, eterik bedene zaman zaman if sağlık aurası" da denir.
Ağrı i sızı kendisini aurada çok farklı şekillerde belli eder:
Etkilenmiş olan bölge boyunca eter ik beden' sanki katı bir siyahlık olarak kendini belli eder. Kişi kendini iyi hissetmeye başlamadan önce sanki bir mürekkep bulaşığı gibi ortaya çıkar. Örneğin, eğer göğsünüzü üşütmek üzereyseniz, auranızın göğsünüze rastlayan kısmında böyle gri bir leke ortaya çıkacaktır. Ama tam olarak üşütmüş iseniz, bu gri leke simsiyah olana kadar koyulaşacaktır.
Acılı ağrı lı durumlarda, sanki au ra kendi içine kapanır ve enerji yokluğu deneyimlenir. Örneğin, yoğun migren ağrılarında durum böyledir. Migren geçtikten sonra aura normal şeklini alır. Kronik ağrılı vakalarda ise, ağrı çekildiği sürece aura sanki buruşturulmuş bir görünürne bürünür ve ağrının nedeni olan bölgeye karşılık gelen aura bölgesinde belirgin bir siyahlık olacaktır.

Aura ve Ruhsal Şifa

Aura şifada da kullanılablir. Yaygın kanıya göre pek çok spiritüel ve manyetik şifacı, şifa verirken aurasmı kullanır. Avuçlanmızm içinde şakralara benzer güçlü enerji merkezleri bulunur ki bu merkezlerden, gerektiğinde gereksinimi olanlara enerji aktarabiliriz. Bir bakıma, manyetik yöntemle şifa veren bir şifacı avuç içelrindeki bu merkezlerden iyileştirmeye çalıştığı kimselere enerji aktanr. ABD'de yapılanbir araştırmada Ethel de LOACH adlı şifacmın elerinden şifa sırasında bu enerjinin aldığı kirliarı fotoğraf tekniği ile saptanmıştır. Bu şifacının, dinlenme durumunda yk en ellerinden yayılmakta olan mavi ışıma, şifa yaparken alev yanan turuncu bir ışımaya dönüşüyordu.


Aura şifacılarının bir çoğu hastalarının auralarına doğrudan "iyileştirici düşünceler" göndererek uzaktan şifa yapmaya çalışırlar. Bu çalışmalannda onlar bazen kendi auralarında belirli renkleri oluşturarak, bu renkleri de karşı tarafa göndermeyi dener. Bu çalışmalarda tüm olup biten, mantal ve spiritüel niteliklidir. Böyle bir çalışmanın uygulamaya dayalı (deneysel) ayrıntıları; 1915 yılında Swami Panchadasi tarafından yayınlanan "The Human Aura" adlı eserde bulunabilir. Yazar, kitabının bir yerinde şöyle diyor: Heyecanlı birini menekşe moru bir renk banyosuna zihinsel olarak sokarak, yorgun ve yılgın birisini önce parlak kırmızı ardından da sarı renk banyolarına sokarak iyileştirırieye çalışabilirsiniz ... " Hasta, hangi renk banyosuna sokulursa sokulsun, çalışma bitirilmeden önce, hasta mantal olarak beyaz renk içine alınırsa, bu; hasta ve şifacı için kozmik enerji almak açısından yararlıdır,
Şifacılardan ayrı olarak hastaların da söz konusu renk banyosunu (tercihan açık havada ve güneşte) yapmaları, yani; gözler kapalı durumda gerekli olan bir rengi zihinde canlandırıp, bunu solurcasına ciğerlere doldurmak. Bir renk soluma pratiğine başlamanın belki de en iyi yolu; birkaç derin nefes eşliğinde rahat bir şekilde gevşemektir. Bunun için gözlerinizi kapayın ve istediğiniz rengi solumaya başlayın. Bu arada şifalandırmaya niyetlendiğiniz organınızı da zihninizde canlandırmaya ve onun giderek iyileştiğini görmeye çalışın. Sonuç alana kadar bunu gün boyunca birkaç kez yineleyin.

"Rosicrucians" adlı uluslar arası kuruluşun bünyesinde yaygın olarak uygulandığı biliaen "renk soluma pratiği" ne göre; duygusal sorunları / takıntıları ve çevresine verdiği rahatsızlıkları bulunan birine bu konuda yardım etmek için; o kimseyi pembe renkli koruyucu bir alan içinde zihninizde canlandırmamız yetiyor. Daha da etkili olmak için, bu çalışmayı yaparken düşüncelerinize sevginizi de ekleyin. Eğer hedef şahıs fiziksel olarak yıkıntı ve çöküntü halindeyse, aynı işlemi, onu parlak ve turuncu renkte bir alan içinde zihninizde canlandıratak yapmaya çalışınız.
Peki, burada işleyen mekanizma nedir, nasıl oluyor da "renk şifası" ndan olumlu ve etkili sonuçlar alınıyor? Bilindiği gibi, vücudumuzun her bir kısmı değişik bir renkle bağlantılıdır ve her bir renk ayrı bir vibrasyon demektir. Eğer vücudumuzun herhangi bir kısmı sağlıklı değilse, o organla ilgili doğal rengin titreşimine uygun bir renk titreşimiyle organa yönelirseniz, olumlu sonuçlar alabilirsiniz.
Renklerle şifada aurada doğal dengenin ve iyileştirmenin oluşumu için gökkuşağının renklerinden yararlanılır. Çok eski zamanlardan beri de güneş ışığının bu amaçla (şifacılar tarafından) kullanıldığını biliyoruz. Güneş ışığı beyaz ışıktır. Hatta şifacılar aurada eksik gördüğü tergi tamamlamak için o rengin takviyesini güneş ışığıyla birlikte yapar. Gök kuşagında renkler içinde yeşil renk en doğal iyileştirici renk olarak bilinir ve kullanılır. Birey üzerinde rahatlatıcı ve huzur verici bir etkisi vardır; canlılığı artırır ve sinir sistemini güçlendirir. Özellikle insan gözü için en rahatlatıcı renktir. En yaygın renk olarak kullanılmasının nedenlerinden biri de budur zaten ... Ama tüm öteki renklerin de kendine özgü ayrıcalıklı etkileri oldugu unutulmamalıdır.
Yiyecek ve İçecekler
Aurada yeterli miktarda bulunmayan renkler, o renklere karşılık olan gıdaların tüketilmesiyle (auradaki) yerlerine konulabilir. Dogulu bir aşçı genelikle ilk dört şakranın renklerine karşılık olan yiyecekleri bir öğünde bulundurmaya çalışır. Böyle bir titizlikle hazırlanan bir ögünün sadece görünümü güzel degil, sindirimi de kolaydır. Örneğin, kırmızı et ve dışı kırmızı olan tüm meyve ve sebzeler "kırmızı yiyecekler" grubuna girer. "Turuncu yiyecekler" grubunda ise; portakaL, havuç, kabak ve mısır sayılabilir. Tereyağ, yumurta sarısı, greyfurt, kavun ve öteki sarı renkli sebze ve meyveler "sarı gıdalar" dandır. Bu gruplamayı geri kalan renklere de yaygınlaştırabilirsiniz.

İçeceklere gelince, içme suyunu, gereksinim duyduğunuz renk ile şarj ederek renk şifasında kullanabilirsiniz. Örneğin, yapacağınız şifa için hangi renk gerekli ise, o renkteki bir kaba suyu doldurun ve onu 4 saat kadar, gün ışığı alacak şekilde pencere içinde bekletin (üzeri kapalı olarak elbetteki). Bu şekilde, belli bir renk vibrasyonuyla şarj edilmiş suyu buz dolabında saklayarak 2 hafta süreyle kullanabilirsiniz. Eğer aradığınlz renkte bir su kabınız yoksa, renkli bir cam parçasını, şeffaf su kabı ile gün ışığı arasına yerleştirebilirsiniz. Bu şekilde renklerle şarj edilmiş sular içilerek ye de haricen tüketilebilir.

Aura ve Müzik

Aura için müziğin rahatlatıcı bir etkisi vardır. Bu amaçla kullanılacak müzik elbette ki, yavaş ve hafif nitelikli olmalıdır. Barok ve medttasyon müziklerinin bu konuda ideal türler olduğunu hemen söyleyebiliriz; beşeri au ara bu tür müziklere hemen genişlemeye ve enerji yüklenmeye başlayarak olumlu tepki verir. Her müzik notası renklerden birine karşılıktır ve dolayısıyla aura üzerinde etkiye sahiptir. 16. Y.Y.'ın ünlü okültisti Paracelcus, sadece müzik ile tedavi çalışmaları yapmakla kalmamış, belirli rahatsızlıklar için bazı müzikler de bestelemiştir. Bu bilim adamı; beşeri vücudun, görünen ve görünmeyen olmak üzere iki kısımdan oluştuğunu söylerdi öğretilerinde ... O, bu iki kısmı harmonize ederek, bazı rahatsızlıkların iyileştirilebileceğine inanır ve bunun için de, hastaları sağlıklı insanlar ile temas ettirerek iyileştirmeleı; yapamaya çalışırdı.
Görüldüğü gibi, her bir rengin, renklerle şifa çalışmalarında ayrı bir yeri var ve bunların uygulama şekilleri; zihinde canlandırma, ışık ışmları, içecek / yiyecek ve hatta değerli taşlarla olabilmektedir.
Renklerin aura sağlığı üzerindeki etkilerini aşağıdaki şekilde özetle verebiliriz:

Kırmızı
Kırmızı renk uyarıcı etkisinden dolayı" adrenalin salgılanmasına neden olur ve kan deveranını hızlandırır. Bundan dolayı tek başına ve doğrudan doğruya kullanılmamalı; hemen ardından mavi ya da yeşil devreye sokulmalıdır. İnsanların kırmızı ışıkla sature oldukları zaman kas güçlerinin %50 arttığı laboratuvar testleriyle saptanmıştır. Bu, kırmızı rengin canlılığı artıcı etkisinden dolayıdır.
Turuncu
Bireyde güven duygusunu artırıcı, kendisini iyi hissettirici, pankreas ı ve akciğerleri güçlendirici etkiye sahip olan turuncu rengin; bronşit, astım ve soğuk algınlıklarına da iyi geldiğini biliyoruz.
Sarı
Depresyonu azaltan, zihni uyararak bireyi bir bakıma psikolojik bir coşkuya sürükleyen hoş bir renktir. Birinci derecede sinir sistemi üzerinde etkilidir ama kaslar ve genel canlılık üzerinde olumlu bir etkisi bulunmaktadır. Peklik, gaz, hazımsızlık ve çarpıntı gibi rahatsızlıklarda kullanılabilir. Bu olumlu etkilerine rağmen, yine de dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır. Çünkü aşırısı ishale neden olabilir. Bunlardan ayrı olarak, sarı rengin, enerjilerin tüm şakralara yaygınlaştırılmasına (dağıtılmasına) yardım edici gibi olumlu bir etkisi daha vardır.
Yeşil
Şifa ve armoni rengi olmasından dolayı, yeşil renk doğal bir'toniktir. Yeşil, gerilimi azaltır ve hipofiz guddesini uvarir. Sert olmayan yeşil ışık baş ağrılarına iyi gelir. Kadim zamanlardan beri yeşil renk verimlilik rengi olarak bilinegelmiştir.
Mavi
Mavi rengin antiseptik ve dokuları / damarları büzücü etkileri vardır. Serinlik veren etkisinden dolayı, renklerle şifa çalışmalarında hastaya huzur verme de ve sakinleştirmede kullanılagelmiştir. Mavi aynı zamanda gırtlak şakrasının rengi olduğu için; soğuk algınlıklarında, ses kısıklıklarında ve guatrda kullanılır. Ayrıca; romatizma, kesikler, yanıklar için de önerilmektedir.
İndigo (Çivit mavi)
Çivit mavisirengin "serinletici" etkisi vardır. Fiziksel, duygusal ye ruhsal sorunlarda etkilidir. Kanamayı azaltır ve genellikle de; kulak, göz ve burun rahatsızlıklarında şifacılar tarafından baş vurulan bir renktir.
Viyole (menekşe moru)
En üst düzeylerde iş görür, stresli durumlarda etkilidir.
Akıl rahatsızlıklarında, gözlerle ilgili sorunlarda ve uykusuzlukta yarar sağladığı görülmüştür.
Renklerin etkileri konusunda verdiğimiz bu özet bilgilerin yanı sıra şunları da eklemek te yarar görüyoruz: Renkler kadar, kişinin pozitif durumu da önemlidir. Bildiğiniz gibi, kişinin içinde buiunduğu psikolojik durum hemen aurasına yansır. Durum böyle olduğuna göre, olumlu düşüncelerin ve pozitif hissiyatın aura ve sağlık üzerindeki etkisi elbetteki yapıcı yönde olacaktır. Negatif düşünce ve hissiyatlar ise tam ters yönde aurayı ve sağlığı etkileyeceği aşikardır.

Aura Koruması

Zaman zaman aura enerjilerinizin zayıfladığı olasıdır. Bunun çeşitli nedenlerinden bazıları; stres, aşırı yorgunluk, sağlığın bozulması ya da çevrenizden birilerinin sizden enerji "hortumlamaları" (dramalar ... .). Aura enerjilerinizin şu ya da bu şekilde azaldığını ya da doğrudan doğruya bir aura korunma gereksinimi hissederseniz, hemen;.uygulayabileceğiniz bir yöntem şudur:

Her iki elinizin baş ve işaret parmaklarınızdan birer halka oluşturun ve bu halkaları iç içe geçirin. Kendinizi bembeyaz bir ışıkla sarılı olarak tasavvur edin. Birkaç dakika içinde kendinizi daha canlı ve enerjetik hissedeceksiniz. Eğer her gün karşı karşıya gelmek durumunda olduğunuz kişi ya da kişiler (partneriniz, patronunuz vb.) sizin enerji yitirmenize neden oluyorlarsa, bu yöntemi her gün yinelemeniz yerinde olur.
Sadece zararlı stresten korunmak için vücudunuzu tepeden tırnağa güzel bir gök kuşağına sarılmış olarak tasavvur edebilirsiniz. Bu gökkuşağı koruma sadece stresi sizden atmakla kalmayacak, aynı zamanda size enerji vereceği gibi, sizi çevrenizde daha sevilir bir kişi haline getirecektir.
Başka bir yöntem de, doğrudan doğruya ve sadece kendinizi tertemiz ve bembeyaz bir ışığın içinde tasavvur etmektir. Bu korumaya, "koruyucu aura" da denir. Bu koruma size yönelik olumsuz her şeyi yansıtarak uzaklaştıracaktır. Bu beyaz ışığı, bir bakıma "spiritüel bir zırhlı gibi olası olumsuz durumlara karşı kuşanabilirsiniz.
Elbette korunma, tedaviden daha iyi ve akıllıca bir tutumdur. Sağlıgmızla ilgili herhangi bir olumsuzluk sezinlerseniz, bu bir olasılık olsa bill' yukarıdaki yöntemlerden birini devreye sokrnakta tereddüt etmeyin. Unutmayın ki, eğer bedeninize iyi bakarsanız, o da size bakacaktır ve bunun yararlı sonuçları hemen auranıza da yansıyacaktır..


( Dünden Bugüne Şifacılık ve Ruhsal Şifa - Selman Gerçeksever )


24 Kasım 2010 Çarşamba

AURA nasıl temizlenir?



Önce AURA nedir bilgilerimizi tazeleyelim:)


Aura; bizim vücudumuzun etrafında enerji alanımızı çevreleyen KORUMA KALKANIMIZDIR.. 
Günlük hayatta farkında bile olmadan tüm negatif enerjileri auramıza toplarız. Nefret ve üzüntü gibi negatif düşünce ve duygular bütün enerjimizi düşürür bu da insanları bizden uzaklaştırır. 
Dolayısıyla Auramız ne kadar sağlıklı olursa o kadar doğru insan ve fırsatları çekeriz. Siz ancak mutlu ve huzurlu sevgi içerisinde iseniz auranızın rengi parlak olur.


Auranız ne kadar temiz olursa dıştan gelen negatif etkilere o kadar korunursunuz.


Bunun içinde periyodik aralıklarla auramızı temizlememiz gerekir.. Pozitif enerjiyle dolu olmamız sevgi enerjimizi mümkün olduğunca artırmamız çok önemli.


İdeal olanı, kişinin aurasını günlük temizlenmesidir. Bunu da uyumadan önce yapabilirsiniz.


Aura temizliği neden önemlidir? Çünkü bütün hastalıklar önce aurada başlar daha sonra fizik bedene iner.




Pekii Auramızı Nasıl temizleriz?

Banyo yaparken başınızın üzerinden bir tasın içerisine bir tatlı kaşığı  karıştırdığınız sirke ile tüm vücudunuzu yıkayın. Hem aurayı temizler hemde korur. Bunu Korunma hissettiğiniz zamanlar yapabilirsiniz.

Ayrıca evimizdeki negatif enerjiyi temizlemek için kullandığımız adaçayı ve üzerlik yakmak aurayı temizlemekte de kullanılır.
Kendinizi topraklamak için, çimenlerde çıplak ayakla dolaşabilir, sırtınızı bir ağaca yaslayabilir veya bitki dikebilirsiniz. Bütün bu ve buna benzer uygulamalar sizi doğayla birleştirerek canlandırır ve iyileştirir.


Aurayı temizlemenin bir başka yöntemi daha vardır
Meditasyon.

Öncelikle rahat çalışabileceğiniz bir yer bulun.
İl olarak deriiin bir nefes alıyoruz.
Bu nefesi tıpkı bir balonu şişirir gibi göğsünüzü ve karnınızı havayla doldurur gibi alıyoruz.
Nefesi tutabildiğimiz kadar tutarak sonra bir mumu söndürür gibi dışarıya veriyoruz.
Bunu 3 defa tekrar ediyoruz.
Ve başımızın üzerinden bir ışığın tüm vücudunuza aktığını ve geçtiği her yeri temizlediğini düşünün.
Bu Derin nefesi alırken şöyle diyin
‘Bu Işığın beni iyileştirmesine, temizlemesine ve dengelemesine izin veriyorum.’

Sonrada Nefesi  ağzınızdan verirken ‘Benim için iyi olmayan her şeyi serbest bırakıyorum’ deyin.
Ve böylelikle ışığın tüm vücudunuzdan geçerek temizleyerek ayak tabanlarınızda akıp gittiğini görün.

Hepsi bu.

Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...