Rüyalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rüyalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2016 Cuma

Rüyalar üzerine...

Başınızı yastığa kotyduğunuz an artık burada değilsiniz, çizgiyi aşıp yaşamla ölüm arası bir yerdesiniz artık. Araf değil sakın sözlerimi yanlış anlamayın. Bambaşka bir alemdesiniz.. Hiç tanımadığınız bir alem. Ve bir sürü insan var orada. Hemde her gece her uyuduğunuzda. Şaşırır kalırsın o alemin şartları karşısında. Bir çok şeyi aynı anda yaşarsın.


Gecenin belli bir anında kuantum profesörlerinin tabiriyle tüm paralel evrenler bizim tabirimizle yaşanılan tüm alemler iç içe geçer.Tek bir evrende bütünleşir. Tek bir an yaşanır.İlk insandan son insana kadar herkes gerçek ama farklı bir boyutta dünyada yaşar.

Dostum aslında bir insanın rüyasına girmek bir nevi şekli taydır.. Duymuşsunuzdur dinimizde bir tabir vardır. ve her zaman nasıl yapıldığı kafaları kurcalar. Her zaman dillerden düşmeyen ve çok merak edilen tayyi mekan tayyi zaman tayyi ses mevhumları vardır.
Tayyi zaman şu anın anlatımıyla zaman yolculuğu, tayyi mekan bulunduğun yerden anında başka çok uzak bir yere   itmek, tayyi ses bulunduğu yerden çok uzaklara ses iletmek şeklinde tasvir edilebilir. İşte bir insanın rüyasına girmekte bir nevi şekli taydır.

Size bir vereceğim-Mustafa Kaya

17 Şubat 2014 Pazartesi

Psikoloji ve Tasavvuf Açısından Rüyalar



Psikolog Robert Ornstein rüyaların önemini şöyle vurgulamaktadır:

"Rüya bir yerlerde bir ateş yandığını gösteren bir dumana benzer. Usta bir oduncu dumanı dikkatle izleyebilir ve ne çeşit bir odunun yandığını söyleyebilir."

İbn Haldun'a göre,

Allah'tan gelen rüyalar apaçık olur ve yorum gerektirmez.
Meleklerden gelen rüyalar tabir gerektirir.
Şeytandan gelen rüyalar ise karışık olur.

Kübreviye tarikatının piri Necmüddin Kübra rüya yorumu konusunda şu örnekleri veriyor:

"Mesela adi bir düşman köpek suretinde, haysiyetli bir düşman aslan şeklinde, büyük bir adam dağ biçiminde, padişah deniz tarzında, faydalı bir adam meyveli ağaç şeklinde, faydasız adam meyvesiz ağaç biçiminde, fayda ve rızk yemek halinde, dünya necaset ve koca karı vaziyetinde… tasavvur edilir, böyle suretlerde görülür. Tabir ilmindeki sır budur."

İslami Geleneğe göre,

"Tabir kitaplarına bakmakla, yani taklit yoluyla rüya tabir edilmez... Çünkü rüya tabiri, şahıs ve zamanlara göre farklılık gösterir." "İbn Sirin'in tabirlerinden faydalanarak yaptıkları gibi rüya tabiri ilmi kitaplardan öğrenilmez. Kitaptan alınan bilgilerle rüya tabir etmek haram olup tabir ancak zaman ve şartları kavrama ve "mana"ları anlama yoluyla olur." (Muhammed Abdülhay el-Kettani, et-Teratibul'l-İdariyye/Hz. Peygamber'in Yönetimi, çev., Ahmet Özel, İstanbul-1990, İz Yay., I/142 vd)


Bu konuda İbn Haldun'un aynı imgelerin kişinin durumuna göre çok farklı biçimlerde yorumlanabileceğini şöyle örnekler:

"Deniz, bir hadisede sultana, diğer bir hadisede dargınlığa, üçüncü bir hadisede kaygıya ve işlerin karışmasına delalet eder. Yılan bir hadisede düşman, diğer birinde sır saklamak, üçüncü bir hadisede hayat diye karine ve işaretlere göre tabir ve düşleri kanunlarına uygun olarak tevil eder."

İbn Haldun, rüya tabirinde dikkat edilmesi gereken noktaları belirttikten sonra şunu vurgular: "… bu gibi şeylere dikkat etmediği takdirde tabiri karışır ve tabir kanun ve kaideleri altüst olur."

Tasavvuf geleneğinde rüya yorumunda nefsanî ve ruhani haller ve makamlar ön planda tutulur. Niyaz-ı Mısri'nin rüya ve yorumu hakkındaki yazdıkları bu bağlamda anılmaya değer:

"Mısrî, rüyaları nefsin yedi mertebesine göre açıklar; bu mertebelerin her birinde rüyaları farklı şekilde yorumlar. Ta'bîrâtü'l-Vâkı'ât'ta rüya yorumları, nefsin mertebeleri, yedi gezegen ve Allah'ın yedi ismine göndermeler içerir. Bunlar, eserdeki şu sözlerden anlaşılmaktadır: "(Göklerde yedi gezegen yıldızının dönmeleri, Allah'ın yedi ismine mazhar olmalarındandır. Yedi yıldız, ilâhî isimlerin hararetiyle dönerler; onların dönüşüyle gökler (dahi) dönerler. Büyük şeyhler, sûfîlere yedi yıldızın dönmesine sebep olan yedi zikir isimlerini telkin ederler; O kadar (çok) yıldızı ve gökleri döndüren (bu) isimlerin insanın yastık kadar (küçük) vücudunu döndürmesine şaşılmamalıdır. Eğer talip, gayret gösterip (zikrini) sürdürdüğü isimle çok meşgul olursa; o isim onu, meşgul olduğu (derece) kadar döndürür.)" … (yedi esmâ-i usûliyye: Lâilâhe İllallah, Allah, Hû, Hakk, Hayy, Kayyûm, Kahhâr) göndermeler vardır."

Ruh sağlığımız, beden sağlığımız üzerinde son derece etkilidir. Çünkü hastalıklarımızın önemli bir kısmı psiko-somatik karakter taşır; yani hastalıklarımızın her ne kadar bedensel olsa da kökeninde psikolojik faktörler yatmaktadır. Gastrit, ülser ve hipertansiyon örneğinde olduğu gibi. Öyleyse ruh sağlığımız açısından rüyalarımıza gereken değeri vermemiz gerekiyor. Allah'ın her gün ortalama 2.5 saat rüyayı bize boşu boşuna gösterdiğini söylemek saçmalık olur.

sufiterapi.com

23 Ocak 2014 Perşembe

Karışık ve hoşunuza gitmeyen rüyalar gördüğünüzde ...



Buhari’nin Sahih’inde Allah Rasulü (S.A.V.)’nün şöyle buyurduğu rivayet edilmektedir:

‘’Güzel rüya Allah’tandır. Çirkin ve karışık rüya da şeytandandır. Bir kimse çirkin ve korkun. Bir rüya görürse sol tarafına üç defa tükürsün. Sonra da şeytanın şerrinden Allah (C.C.)’a sığınsın. Bu taktirde şeytan ona zarar veremez.’’

Bir başka hadis-i şerifte de bu konuda şöyle buyurmaktadır:

‘’Karışık veya korkunç rüya gören kimse üç defa euzü besmele çeksin. Sonra da rüya gördüğü tarafı üzerine yatsın.’’

Bir diğer hadis-i şerifte ise Allah Rasulü (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:


‘’Bir kimse hoşuna gitmeyen bir rüya görürse üç defa tükürsün ve sonra da şöyle dua etsin:
Allahümme inni euzü bike min ameliş şeytani ve seyyiatil ahlam*
Böyle yaptığı takdirde hiçbir fenalık görmez.’’

alıntı





Bunu çok uzun zaman önce öğrenmiştim ve ne zaman hoşuma gitmeyen bir rüya görsem yaparım..  Uyandığım an sol tarafıma döner Eüzü besmele okur ve gördüğüm rüyanın şerrinden sana sığınırım Allahım derim...

Ayrıca birde çeşmeyi açar ve su akarken  "gördüğüm bu rüyadaki ki tüm kötülükler su gibi aksın gitsin" demekte içimi rahatlatır:) 

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Rüya Hali Başka Bir Boyuttur

Rüya alemi bambaşka bir boyut... Gerçekten çok enteresan! Olmadık insanları olmayacak olayları görüp bazen -hoppala bu da neydi şimdi, nereden çıktı, hayırdır inşallah- deriz.. Sevdiklerimizi kaybetme korkumuz vardır, onların ölümünü yada bizi terk ettiklerini görüp -bilinçaltı korkularım ya ondandır ondan- deriz.. Bazı durumlarda gerçek olur -bak gördün mü rüyam çıktı- deriz.. 
Bazıları vardır uyanır uyanmaz rüyasını anlatır, yorumlayan kitaplara vs. bakar bi merakla nedir, ne değildir..
Ben öyle herkese aynı yorumları sunan rüya kitaplarına çok inanmam mesela... Rüya kişiye özeldir ve öyle önüne gelen herkese de anlatılmamalıdır diye düşünürüm yıllardır..


Hiç sabaha karşı rüyanızda gördüğünüz birinin telefonu ile uyandığınız oldu mu? Benim çok olur... Hele bir defasında rüyamda bir arkadaşımı gördüm öyle sık görüştüğüm bir arkadaşımda değildir..Telefon salonda kalmış çalmış çalmış duymamışım... Bir baktım ki o arkadaşın ismi ekranda!.. Hemde rüyamda bana anlattığına benzer şeyler söylemişti... Ciddi tırsmıştım o gün kendimden. Hah, ha! :)

Eminim sizinde benzer deneyimler yaşadığınız olmuştur, olmuştur dimi?:)

Aşağıdaki alıntıladığım yazıda rüyalarınızdan nasıl cevap alabileceğinizle ilgili ufak teknikler var... İlginizi çekeceğini umuyorum.



Stanford Üniversitesi’ndeki araştırmalar lüsid rüyanın REM (hızlı göz hareketi) sırasında gerçekleştiğini belirtiyor ve çoğu REM uykusu gece uykusunun son kısmında gerçekleştiği için, sabahları muhtemelen lüsid rüya görmek için en favori zamandır.

Aşağıda lüsid rüya görme yeteneğinizi geliştirmek için harika bir egzersiz var.
Bu egzersizin amacı bilinçaltımızda rüyalarımızı yaratmamızı engelleyen herhangi bir şey olup olmadığını keşfetmektir. Bilinçaltı zihnimizde sürüp giden, anlamadığımız ya da farkında olmadığımız programlar veya fikirler var mı?

Eğer varsa, bilinçaltımız arzuladığımız şeye sahip olmamızı engelliyor mu? Aşağıdaki lüsid rüya tekniğini izleyerek keşfedeceğimiz şey budur.

Lüsid rüyayı uygulamak için, önce yaşamınız ile ilgili bir soru veya anlamayı istediğiniz bir şeyi düşünün. Sorunuz belki özel ilişkiniz ile ilgili olabilir veya sağlığınız ile ilgili olabilir, işinizle ilgili olabilir. Her ne ile ilgiliyse, onu yazın.

Sorularınızı çok basit tutun. Mümkün olduğu kadar az sözcük kullanın. Sorunuzda ne kadar fazla sözcük kullanırsanız, daha fazla bilgi alırsınız ve rüyalarınız daha fazla kafa karıştırıcı olur. Ken’in durumunda, o dünyadaki en çok tanınan şifacılardan biri olmasını neyin engellediğini bilmeyi istedi.
Ken, lüsid rüya işlemine başlarken sorusu şuydu; Nasıl dünyadaki en iyi şifacı olabilirdi? Lüsid rüyası vasıtasıyla, kendi bilinçaltı zihninin, eğer çok ünlü olursa onun özgürlüğünü kaybedeceğini, dışarı çıkamayacağını ve halk içinde olamayacağını, kendisini gizleyeceğini veya hapsedeceğini düşündüğünü keşfetti.
Ken bu bilgiye şaşırdı, çünkü, özgürlüğü onun için her zaman önemli iken, ünlü veya başarılı olmasına engel olacağını düşünmemişti.
Ken’in bilinçaltı zihni, onun popüler olmasını engellemek için her şeyi yapıyordu, çünkü onun özgürlüğünü kaybetmesini istemiyordu. Kendi bilinçaltının bilincinde olarak, Ken eski programını anlayabildi ve onu değiştirebildi.
Özgürlüğün kendisi için gerçekten ne anlama geldiğini anlayarak, Ken şimdi özgürlüğünü kaybetmeden popüler olmasının güvenli olduğunu biliyor. Lüsid rüya boyutunu keşfederek, Ken başarısını etkileyen gizli bilinçaltı programlarının bilincinde olabildi.



Lüsid rüya boyutunu keşfetmenin harika bir yolu, çalar saatinizi sabahleyin normalde kalktığınız saatin yarım saat öncesine kurmaktır. Her on dakikada bir çalan tekrarlamalı alarmı olan bir saat edinin. Alarm çaldığında, kalkmak zorunda değilsiniz.
Alarm çaldığı zaman, sorunuzu sorun, alarma basın ve tekrar uyuyun. Rüya görmeye ve yanıtlar almaya başlarsınız.
Bilinçaltı zihniniz size hikayeler anlatır, böylece sahip olmayı istediğiniz şeyi engelleyen düşüncelerinizin veya nedenlerin bazılarını anlamaya başlayabilirsiniz. Bırakın on dakika geçsin. Alarm saati tekrar çalacaktır.
Bu yeni uyanık uyku halinde, ne rüya gördüğünüze göz atabilirsiniz. Sonra tekrar aynı soruyu sorun ve tekrar uykuya dalın. Bunu otuz dakika bitene kadar yapın.
Kalkar kalkmaz, aldığınız bilgiyi ya kasede kaydedin veya yazın. Rüyalarınızı yazmak için yanınızda kağıt, kalem bulundurun. Tüm rüyayı yazmak zorunda değilsiniz, sadece fikirleri ve ana sözcükleri yazın.
On günden iki haftaya kadar, bilinçaltınızın fiziksel olarak yaratmayı istediğiniz şeye olan direncini ortaya çıkarabilirsiniz. Lüsid rüyayı ne kadar çok uygularsanız, o kadar çok kolaylaşır. Berrak bir yanıt alıncaya kadar aynı soruyu sormaya devam edin, sonra başka bir soru sorun.


Kısa bir süre sonra, bilinçaltı zihninizin, bilinçli zihninizi ve yaratmayı istediğiniz şeyi tamamen destekleyip desteklemediğinden emin olmak için, farklı zamanlarda ve yerlerde kontrol edebilir ve Yüksek Benliğinize sorabilir hale gelirsiniz. Bu, yapılabilecek en önemli egzersizlerden biridir. Yaşamınızın anlayışına sahip olmanıza yardımcı olur.


ALINTIDIR..


1 Mart 2013 Cuma

UYKU VE RÜYALAR

Uyku nedir? Neden uykuya ihtiyaç duyuyoruz? uyku düzensizlikleri hangi hastalıklara işaret, uykunun dönemleri nelerdir, psikologlar rüyalar hakkında ne söylüyor merak ediyorsanız aşağıdaki yazıda buyrun:)




Evrime göz atacak olursak.. Uyku ilk olarak, günümüzden yaklaşık 3 milyon yıl önce bazı organizmalarda görülmeye başlanmış. İnsan türündeki biyolojik saatleri düzenleyen mekanizmaların geçmişiyse 500 milyon yıl öncesine dayanıyor.
. Her ne kadar bireylerin uykuya duydukları ihtiyaç çeşitlilik gösteriyor olsa da normal bir insanın uykuda geçirdiği süre 6.5 saat ile 8.5 saat arasında bir değer oluyor.
ANCAK
. Çocuklar günün 2/3'ünü (16 saat) uykuda geçiriyorken yaşlandıkça bu süre günün 1/4'üne (6 saat) kadar düşebiliyor.
. Nedeni henüz anlaşılamamış olsa da insanların uyuma süreleri ile ölüm yaşları arasında bir ilişki bulunuyor. Araştırmalar, uykuları anormal seviyelerde uzun ya da kısa olan kişilerin normal olanlara göre erken ölmeye daha yatkın olduklarını gösteriyor.
Döngüsel Ritimler
. Gün ışığı ve karanlığın günlük devrimi çerçevesinde evrimleşen döngüsel biyolojik işleyişlere döngüsel ritim deniliyor.

Nasıl yani???
. Sözünü ettiğimiz bu döngüsel ritimler dikkat ve uyarılmışlık seviyelerimizle ilişkili. Örneğin, kimimiz dikkatini gece daha iyi toplayabiliyorken kimimiz gün ışığında daha etkili çalışabiliyor. Neden dersiniz? Yanıt sizi çok da şaşırtmayacak. Uzmanların yaptığı araştırmalarda, içsel saatlerimizi kontrol eden bir takım sorumlu genler bulunmuş.


"Melatonin"in rolü ne?

. Döngüsel ritimlerin beynimizdeki sorumlu merkezi hipotalamus. Görüntünün gözümüze düştüğü bölge olan retinadan beynimize ulaşan ve yalnızca gün ışığı gibi kuvvetli ışıklara yanıt veren özel bir sinir yolu bulunuyor. Karanlıkta ise, beynimizin ortasında bulunan pineal bezi adına melatonin denilen bir hormon salgılıyor. Bu hormon hem uykuyu hem de cinsel uyarılmışlık seviyesini etkiliyor.
. Gece nöbeti gerektiren işler, döngüsel ritimlerde aksaklığa neden olduğundan kişide sağlık problemlerini tetikleyebiliyor. Her ne kadar kimileri bu aksaklıktan diğerleri kadar etkilenmiyor olsalar da huzursuzluk ya da çalışma veriminde düşüş gösteren kişilerde melatonin tedavisine gidilebiliyor.


  Uykuya niçin ihtiyaç duyuyoruz?
. Bu sorunun yanıtına dair tartışmalar hala sürüyor. Ancak uykunun öne sürülen işlevlerini şöyle listeleyebiliriz:
1.) Vücudumuzdaki biyolojik işleyişleri yavaşlatarak enerji korumak.
2.) Beden ve zihnimizi yenilemek, büyümek.
3.) Gün içinde öğrenilenlerle belleği güçlendirmek.
4.) Bilinçaltımızdaki korku ve bastırılmış güdülerle yüzleşmek (Freudyen yaklaşım).
. Yalnızca bir gece uykusuz kalmış olmak bile ertesi gece uykuya hemencecik dalmamıza neden olabiliyor. Bunun nedeninin, uyanık geçen her saat beynimizin thalamus ve serebrum bölgelerinde sayısı artan adenozin isimli nörotransmitter olduğu düşünülüyor. Bu kimyasal beyinde uyarılmışlık yaratan sistemleri bastırıyor ve uzun süre uyanık kalan bedenin uykuya dalmasını tetikliyor.

EEG makinesi

. Uyku birbirini takip eden bir takım evrelerden oluşuyor. Bu evreler sırasında kişinin yaydığı beyin dalgaları EEG adı verilen makineler sayesinde ölçülebiliyor. Kişi uykuya daldığı andan itibaren uykusu giderek ağırlaştıkça, beyin dalgaları da yavaşlayıp daha ritmik bir durum almaya başlıyor.
. Uyanıkken beynimiz alfa dalgaları yayıyor.
. Uykunun Erken Evreleri:
Evre 1: Bu evre yalnızca birkaç dakika sürüyor ve bu süre içerisinde teta dalgaları gözlemleniyor. Göz hareketleri yavaşlıyor, kaslar gevşiyor, kan basıncı düşüyor ve kişi uykuya dalıveriyor.
Evre 2: Bu evrede tetaya göre daha yavaş ve geniş dalgalar olan K kompleksleri gözlemleniyor. Alfa aktivitesi sona eriyor.
Evre 3: Yavaş, geniş ve ritmik delta dalgaları gözlemleniyor. Delta dalgaları kaydedilen beyin aktivitesinin yarısını geçtiğinde kişi Evre 4'e giriyor. Kaslar gevşiyor, solunum yavaşlıyor, vücut ısısı düşüyor.
REM Dönemi: Hızlı göz hareketleriyle tanımlanan bu dönemde kişinin gözleri göz kapağının altından sürekli titriyor. REM dönemi başlı başına farklı bir dönem olduğundan ilk 4 evre REM dışı evreler olarak da anılıyor.

. REM döneminde ne olup bitiyor?
Otonom sistem faaliyetleri artıyor: Nabız ve kan basıncı yükseliyor, soluk alıp verme hızlanıyor, hem kadın hem erkeklerde birkaç dakika boyunca cinsel uyarılmışlık durumu gözlemleniyor.
Beyin dalgaları uyanıkken yaydığımız dalgalarla benzerlik gösteriyor: Bu da vücudumuz uykuda olsa bile beynimizin oldukça aktif olduğunu gösteriyor.
Rüya görüyoruz: Gördüğümüz rüyaların birçoğu REM dönemi rüyaları.
. Rüyalarımız neden bilim kurgu tadında oluyor?
Çoğumuz rüyalarımızda garip yaratıklar, günlük hayatta rastlamayacağımız türden ilginç hikayeler görürüz. Bunun nedeni, beynimizin mantıksal işleyiş ve kavramadan sorumlu tutulan frontal bölgesinin rüya görüyor olduğumuz sırada aktif olmaması. Rüyalarımızda yine oldukça duygusal hissetmemizin nedeni ise aktivite düzeyi oldukça yüksek olarak saptanan amigdala bölgesiyle bağdaştırılıyor.


Rüyalar hakkında.
. Psikodinamik Görüş: Freud rüyaların, bilinçaltımızdaki düşünce, his ve isteklerin su yüzüne çıkabildiği bir pencere olduklarını düşünüyor. Çocukluğumuza kadar uzanan ve bilinçaltımıza ittiğimiz, bastırdığımız ve kökeninde cinsel arzularla öfke barındıran bu his ve isteklerle rüyalarımız yoluyla yüzleşebiliyoruz. Freud rüyaları ikiye ayırıyor:
1.) Gizil anlamlı rüyalar: Bu rüyalar sembolik anlamlar taşıyor ki Freud'a göre psikolojik yorumların bu rüyalar üzerinden yapılması gerekiyor.
2.) Görünür içerikli rüyalar: Bu rüyalarsa günlük hayatımızda duyduğumuz, yaşadığımız olaylarla bağlantılı olarak gördüğümüz rüyaları oluşturuyor.
Psikodinamik görüşe göre, uyandığımız zaman rüyalarımızı unutuyor olmamızın nedeni bu rüyaların bizde kaygı uyandıran niteliklere sahip olması, haliyle uyanıkken onları bastırma eğiliminde oluyoruz.
. Bilişsel Görüş: Bilişsel görüş, rüyaların uyanıkken aklımızı kurcalayan kaygı ve düşünceleri içeren zihinsel işleyişlerin bir sonucu olduğunu düşünüyor.Diğer bir deyişle, rüyaların yalnızca bir düşünce biçimi olduğunu savunuyor. Öyle ki, rüyaların bazen gün içinde çözümünü bulamadığımız kimi soru ve sorunlara çözümler üretebileceğimiz dönemler olduğunu öne sürüyor.
Bilişsel görüşe göre rüyalar zihinsel gelişimle ilişki içerisinde.Yetişkinlerin rüyaları, çocuklarınkilere oranla daha karmaşık oluyor.
. Biyolojik Görüş: Biyolojik görüşe göre uyku, belleğin güçlendirilmesinde çok önemli. Öğrenilen yeni bilgiler uyku sırasında yeniden işlenip yorumlanıyor. Bu görüşe göre, REM dışı uyku sırasında bu yeni bilgiler yeniden gözden geçirilirken, REM sırasında da eski bellek silinerek yeniden yapılandırılıyor.

Meditasyon

. Meditasyon yapan kişiler derin bir sükunet içine giriyorlar ve günlük hayattaki bilinçli düşünce akışlarını değiştirebiliyorlar. Basit bir uyarana odaklanarak -ki bu genellikle nefes sesi gibi gözden ırak bir uyarıcı oluyor- normal bilinçli düşünce akışlarına engel oluyorlar.
. Meditasyon yoluyla kişi beyin dalgalarını değiştirebiliyor, kimi zaman uyku durumunda yaydığı dalgaları yayıyor. İşte bu yüzden de fiziksel koşulları normal bir insanı oldukça zorlayabilecek yüksekliklerde bile, soğuk havaya rağmen saatlerce meditasyon yapabiliyor.


17 Eylül 2012 Pazartesi

Rüyalar alemine yolculuk

Rüyalar hatırlamasak bile büyülü mesajların alınıp verildikleri süreçlerdir. Uyku ve rüya halleri insanların iyileştikleri ve ritimlerini düzenli hale getirdikleri zamanlardır.
Pek çoğumuz inanmasa da rüyalarımızda başka alemlere seyahat eden bir ruhumuz vardır. Rüyalardaki deneyimlerimiz içten ve değişik boyutlarda ortaya çıkarlar. Rüyalarımızda sevdiklerimizle buluşur, başka alemlere seyahat eder veya önemli bilgilere ulaşırız. İyi uyku almayan ve dinlenmeyen bir kişinin büyü potansiyelini tam kullanması imkansızdır. Bir insanın uyku süresi kalktığı zaman kendini enerjik hissetmesini sağlayacak kadardır. Ruhlarımızın diğer alemleri ziyaret etmeleri, kendilerini yenilemeleri ve kişisel sırları çözmeleri için bu süreye ihtiyaçları vardır. Rüyaları anlamlandıracak şekilde görmek ve onları kullanmayı başarmak sabır ve odaklandırma gerektirir.  

Nuray Sayarı rüyalar aleminde anlamlı bir yolculuk için neler yapabileceğimizi bakın nasıl anlatıyor.
İşte size yardımcı olacak birkaç mucize tarifi!

Özel rüyalar ve sağlıklı bir uyku için rüya yastıkları sıkça kullanılır. Bu yastıkları hazırlamak oldukça basittir ve yetenek gerektirmez. Rüya yastıklarınızda yastık içi olarak keten, pamuk, muslin gibi doğal kumaşlar kullanınız. Doğal kumaşlar içerdikleri kumaşların aromasını dışa geçirirler.


Uykusuzluğa karşı yastık

Mazlemeler
 100 gr şerbetçi otu
 60 gr kuru gül yaprağı
 60 gr kuru lavanta çiçeği


Kehanet yastığı

Malzemeler
 100 gr kuru nane
 100 gr kuru gül yaprağı
 Birkaç damla kekik yağı

Bazı bitki yağları gerektiğinde damlalar halinde aşağıdaki şekillerde kullanabilirsiniz:
 Yastık veya çarşafınıza bir damla damlatınız ve alnınızı bir damla yağla ovunuz.
 Ceviz veya fındık yağını ısıtarak el ve ayak bileklerinize yatmadan masaj yapınız.
 Rüya aleminde buluşmak için yatak arkadaşınıza bitki özüyle masaj yapınız.


Banyolar

Tatlı rüya banyosu
Malzemeler

 Defneyaprağı
 Leylak çiçekleri
 Sarı gül yaprakları

Hazırlanışı
Çiçeklerden birer avuç katarak çay hazırlayınız. Çayı süzmeden banyo suyunuza ekleyiniz. Banyo küvetinizi sabah uyanana kadar temizlemeyiniz.


Rüya hatırlama banyosu

Malzemeler
 4 damla kekik yağı
 4 damla mimoza yağı
 4 damla lavanta yağı

Hazırlanışı
Ilık banyo suyunuza bitki yağlarını ekleyiniz ve iyice karıştırdıktan sonra küvete giriniz. Vücudunuzun her tarafını banyo suyuyla ovunuz.


Tütsüler

İyi bir uyku ve güzel rüyalar için yatak odasında yakılacak tütsüler de çok yararlıdır. Tütsülerin siz yatmadan önce yakılması gerekir.

Uygulama
Yatak odanızın cam ve kapılarını kapatın. Yakılmış tütsüyle odanın her tarafını dolaşın. Tütsünün tamamen sönmesini bekleyin. Yatmadan önce kapı ve camları açarak odanızı havalandırın.


Rüya tütsüsü

Malzemeler
 Defneyaprağı tozu
 Ihlamur
 Lavanta çiçekleri

Hazırlanışı
Malzemeleri eşit oranda iyice karıştırın ve yatmadan önce odanızda yakın. Bu tütsü rüyalarınızın hoş ve canlı geçmelerini ve uyandığınızda onları hatırlamanızı sağlayacaktır.




Taş ve kristaller


 Yastık altına konulan ametist iyi uyku ve kehanet gücü sağlar.
 Yastık altındaki garnet sizi kabuslardan korur
 Sarı kuvars rüya sayısını artırır.
 Yatak kenarına bağlanan kırmızı mercan kabusları ve kötü ruhları uzaklaştırır.
 Ay taşı kolyeler kırmızı mercanla aynı fonksiyonu görürler.
  Eğer çok fazla rüya görmekten şikayetçiyseniz, limon tomurcuklarından yapacağınız bir kolyeyi yatakta takmalısınız.

kaynak:Womenist.net



Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...