Uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2016 Çarşamba

Uykusu kaçanlara çare bulundu: 5 adımda misler gibi uyumak!

Uykusuzluk ya da uykunun kaçması hali özellikle yoğun işlerde çalışan insanlar için tam bir kabus. Ertesi sabah kalkıp işe gitmeniz gerekiyor ama uyuyamıyorsunuz öyle mi? Merak etmeyin kuzuları saymaktan çok daha etkili bir yöntem var.

Herkes yatağa yattığı anda mışıl mışıl uyumak ister ancak ne yazık ki kafamız meşgulken uyumak pek de kolay bir şey değil. Hele ki sabah erkenden kalkıp işe ya da okula gitmek zorundaysanız, geçmiş olsun, berbat bir gece sizi bekliyor demektir. Çoğu kişi çareyi kuzuları saymakta ya da uyku hapı almakta görüyor olabilir ancak bilim, sadece nefes alarak 60 saniyede uykuya dalabileceğinizi söylüyor. Peki nasıl nefes alarak? İşte size o sihirli formül, merak etmeyin artık yanınızdakiler horul horul uyurken siz bütün geceyi uyanık geçirmeyeceksiniz!



Harvard’lı bir doktor olan Andrew Weil (aşağıda), uzun zamandır uyku ve nefes alma teknikleri üstünde çalışıyordu. Geçtiğimiz günlerde “4-7-8” ya da “Rahatlatıcı Nefes” olarak adlandırılan uyuma tekniğini sosyal medyadan paylaştı ve bu yazıyı hazırlayan kişi olarak ben dahil yüzlerce kişiyi telefon ya da bilgisayarı başında uyutmayı başardı. Uyutamadıkları ise ağır şekilde sersemledi ve uzun süre esnemek durumunda kaldı.



Weil bu metodu şöyle açıklıyor; “Nefes almanın derin bir şekilde pskilojiniz ve vücudunuzdaki sistemlerle bağı var. Basit bir şekilde nefes almaya odaklanarak rahatlayabilir ve hızlı bir şekilde uykuya dalabilirsiniz. Saatin kaç olduğu, sabah ya da akşam olması fark etmez.”




Yoga ve benzeri egzersizlerde de yeri olan bu nefes alma teknikleri ile rahatlama yöntemi gerçekten uykusuz gecelerinize ilaç olabilecek türden. Şimdi bu nefes alma tekniği nasıl uygulanıyor? İşte sizi 60 saniyede uyutacak yöntem: (Öncelikle uykuya dalmak için uygun ve sessiz bir ortama geçin, uyuyamazsanız sizi sersemleticek olan bu yöntem topluluk içerisinde komik duruma düşmenize yol açabilir.)



1. Dilinizi yukarıdaki şekilde görüldüğü gibi üst dişlerinizin arka kısmına değecek pozisyonda tutun.

2. Ağzınızı kapatıp burnunuzdan 4’e kadar yavaş yavaş sayarak nefes alın.

3. Nefesinizi tutun ve içinizden 7 kere sayın.

4. Nefesinizi verirken 8’e kadar sayın.

5. Bu işlemi 3 defa daha yapın. Toplamda 76 saniye geçmiş olacak. Çoğu kişi genelde 60. saniyede uyumuş oluyor!


Bu metodu denerken kesinlikle sadece nefes almaya ve metoddaki sayım işlemlerine odaklananın. Uyuyamazsanız Dr. Weil “Bu işi bırakırım” diyerek garanti veriyor. Sizler için yaptığımız denemede kesinlikçe bu yöntemin sersemletici bir etkisi olduğunu gördük. Uyku inanılmaz bir şekilde kaçınılmaz hale geliyor. Herkese şimdiden tatlı rüyalar…


radikal.com.tr


1 Mart 2013 Cuma

UYKU VE RÜYALAR

Uyku nedir? Neden uykuya ihtiyaç duyuyoruz? uyku düzensizlikleri hangi hastalıklara işaret, uykunun dönemleri nelerdir, psikologlar rüyalar hakkında ne söylüyor merak ediyorsanız aşağıdaki yazıda buyrun:)




Evrime göz atacak olursak.. Uyku ilk olarak, günümüzden yaklaşık 3 milyon yıl önce bazı organizmalarda görülmeye başlanmış. İnsan türündeki biyolojik saatleri düzenleyen mekanizmaların geçmişiyse 500 milyon yıl öncesine dayanıyor.
. Her ne kadar bireylerin uykuya duydukları ihtiyaç çeşitlilik gösteriyor olsa da normal bir insanın uykuda geçirdiği süre 6.5 saat ile 8.5 saat arasında bir değer oluyor.
ANCAK
. Çocuklar günün 2/3'ünü (16 saat) uykuda geçiriyorken yaşlandıkça bu süre günün 1/4'üne (6 saat) kadar düşebiliyor.
. Nedeni henüz anlaşılamamış olsa da insanların uyuma süreleri ile ölüm yaşları arasında bir ilişki bulunuyor. Araştırmalar, uykuları anormal seviyelerde uzun ya da kısa olan kişilerin normal olanlara göre erken ölmeye daha yatkın olduklarını gösteriyor.
Döngüsel Ritimler
. Gün ışığı ve karanlığın günlük devrimi çerçevesinde evrimleşen döngüsel biyolojik işleyişlere döngüsel ritim deniliyor.

Nasıl yani???
. Sözünü ettiğimiz bu döngüsel ritimler dikkat ve uyarılmışlık seviyelerimizle ilişkili. Örneğin, kimimiz dikkatini gece daha iyi toplayabiliyorken kimimiz gün ışığında daha etkili çalışabiliyor. Neden dersiniz? Yanıt sizi çok da şaşırtmayacak. Uzmanların yaptığı araştırmalarda, içsel saatlerimizi kontrol eden bir takım sorumlu genler bulunmuş.


"Melatonin"in rolü ne?

. Döngüsel ritimlerin beynimizdeki sorumlu merkezi hipotalamus. Görüntünün gözümüze düştüğü bölge olan retinadan beynimize ulaşan ve yalnızca gün ışığı gibi kuvvetli ışıklara yanıt veren özel bir sinir yolu bulunuyor. Karanlıkta ise, beynimizin ortasında bulunan pineal bezi adına melatonin denilen bir hormon salgılıyor. Bu hormon hem uykuyu hem de cinsel uyarılmışlık seviyesini etkiliyor.
. Gece nöbeti gerektiren işler, döngüsel ritimlerde aksaklığa neden olduğundan kişide sağlık problemlerini tetikleyebiliyor. Her ne kadar kimileri bu aksaklıktan diğerleri kadar etkilenmiyor olsalar da huzursuzluk ya da çalışma veriminde düşüş gösteren kişilerde melatonin tedavisine gidilebiliyor.


  Uykuya niçin ihtiyaç duyuyoruz?
. Bu sorunun yanıtına dair tartışmalar hala sürüyor. Ancak uykunun öne sürülen işlevlerini şöyle listeleyebiliriz:
1.) Vücudumuzdaki biyolojik işleyişleri yavaşlatarak enerji korumak.
2.) Beden ve zihnimizi yenilemek, büyümek.
3.) Gün içinde öğrenilenlerle belleği güçlendirmek.
4.) Bilinçaltımızdaki korku ve bastırılmış güdülerle yüzleşmek (Freudyen yaklaşım).
. Yalnızca bir gece uykusuz kalmış olmak bile ertesi gece uykuya hemencecik dalmamıza neden olabiliyor. Bunun nedeninin, uyanık geçen her saat beynimizin thalamus ve serebrum bölgelerinde sayısı artan adenozin isimli nörotransmitter olduğu düşünülüyor. Bu kimyasal beyinde uyarılmışlık yaratan sistemleri bastırıyor ve uzun süre uyanık kalan bedenin uykuya dalmasını tetikliyor.

EEG makinesi

. Uyku birbirini takip eden bir takım evrelerden oluşuyor. Bu evreler sırasında kişinin yaydığı beyin dalgaları EEG adı verilen makineler sayesinde ölçülebiliyor. Kişi uykuya daldığı andan itibaren uykusu giderek ağırlaştıkça, beyin dalgaları da yavaşlayıp daha ritmik bir durum almaya başlıyor.
. Uyanıkken beynimiz alfa dalgaları yayıyor.
. Uykunun Erken Evreleri:
Evre 1: Bu evre yalnızca birkaç dakika sürüyor ve bu süre içerisinde teta dalgaları gözlemleniyor. Göz hareketleri yavaşlıyor, kaslar gevşiyor, kan basıncı düşüyor ve kişi uykuya dalıveriyor.
Evre 2: Bu evrede tetaya göre daha yavaş ve geniş dalgalar olan K kompleksleri gözlemleniyor. Alfa aktivitesi sona eriyor.
Evre 3: Yavaş, geniş ve ritmik delta dalgaları gözlemleniyor. Delta dalgaları kaydedilen beyin aktivitesinin yarısını geçtiğinde kişi Evre 4'e giriyor. Kaslar gevşiyor, solunum yavaşlıyor, vücut ısısı düşüyor.
REM Dönemi: Hızlı göz hareketleriyle tanımlanan bu dönemde kişinin gözleri göz kapağının altından sürekli titriyor. REM dönemi başlı başına farklı bir dönem olduğundan ilk 4 evre REM dışı evreler olarak da anılıyor.

. REM döneminde ne olup bitiyor?
Otonom sistem faaliyetleri artıyor: Nabız ve kan basıncı yükseliyor, soluk alıp verme hızlanıyor, hem kadın hem erkeklerde birkaç dakika boyunca cinsel uyarılmışlık durumu gözlemleniyor.
Beyin dalgaları uyanıkken yaydığımız dalgalarla benzerlik gösteriyor: Bu da vücudumuz uykuda olsa bile beynimizin oldukça aktif olduğunu gösteriyor.
Rüya görüyoruz: Gördüğümüz rüyaların birçoğu REM dönemi rüyaları.
. Rüyalarımız neden bilim kurgu tadında oluyor?
Çoğumuz rüyalarımızda garip yaratıklar, günlük hayatta rastlamayacağımız türden ilginç hikayeler görürüz. Bunun nedeni, beynimizin mantıksal işleyiş ve kavramadan sorumlu tutulan frontal bölgesinin rüya görüyor olduğumuz sırada aktif olmaması. Rüyalarımızda yine oldukça duygusal hissetmemizin nedeni ise aktivite düzeyi oldukça yüksek olarak saptanan amigdala bölgesiyle bağdaştırılıyor.


Rüyalar hakkında.
. Psikodinamik Görüş: Freud rüyaların, bilinçaltımızdaki düşünce, his ve isteklerin su yüzüne çıkabildiği bir pencere olduklarını düşünüyor. Çocukluğumuza kadar uzanan ve bilinçaltımıza ittiğimiz, bastırdığımız ve kökeninde cinsel arzularla öfke barındıran bu his ve isteklerle rüyalarımız yoluyla yüzleşebiliyoruz. Freud rüyaları ikiye ayırıyor:
1.) Gizil anlamlı rüyalar: Bu rüyalar sembolik anlamlar taşıyor ki Freud'a göre psikolojik yorumların bu rüyalar üzerinden yapılması gerekiyor.
2.) Görünür içerikli rüyalar: Bu rüyalarsa günlük hayatımızda duyduğumuz, yaşadığımız olaylarla bağlantılı olarak gördüğümüz rüyaları oluşturuyor.
Psikodinamik görüşe göre, uyandığımız zaman rüyalarımızı unutuyor olmamızın nedeni bu rüyaların bizde kaygı uyandıran niteliklere sahip olması, haliyle uyanıkken onları bastırma eğiliminde oluyoruz.
. Bilişsel Görüş: Bilişsel görüş, rüyaların uyanıkken aklımızı kurcalayan kaygı ve düşünceleri içeren zihinsel işleyişlerin bir sonucu olduğunu düşünüyor.Diğer bir deyişle, rüyaların yalnızca bir düşünce biçimi olduğunu savunuyor. Öyle ki, rüyaların bazen gün içinde çözümünü bulamadığımız kimi soru ve sorunlara çözümler üretebileceğimiz dönemler olduğunu öne sürüyor.
Bilişsel görüşe göre rüyalar zihinsel gelişimle ilişki içerisinde.Yetişkinlerin rüyaları, çocuklarınkilere oranla daha karmaşık oluyor.
. Biyolojik Görüş: Biyolojik görüşe göre uyku, belleğin güçlendirilmesinde çok önemli. Öğrenilen yeni bilgiler uyku sırasında yeniden işlenip yorumlanıyor. Bu görüşe göre, REM dışı uyku sırasında bu yeni bilgiler yeniden gözden geçirilirken, REM sırasında da eski bellek silinerek yeniden yapılandırılıyor.

Meditasyon

. Meditasyon yapan kişiler derin bir sükunet içine giriyorlar ve günlük hayattaki bilinçli düşünce akışlarını değiştirebiliyorlar. Basit bir uyarana odaklanarak -ki bu genellikle nefes sesi gibi gözden ırak bir uyarıcı oluyor- normal bilinçli düşünce akışlarına engel oluyorlar.
. Meditasyon yoluyla kişi beyin dalgalarını değiştirebiliyor, kimi zaman uyku durumunda yaydığı dalgaları yayıyor. İşte bu yüzden de fiziksel koşulları normal bir insanı oldukça zorlayabilecek yüksekliklerde bile, soğuk havaya rağmen saatlerce meditasyon yapabiliyor.


22 Temmuz 2012 Pazar

İYI BIR UYKU İÇIN PÜF NOKTALARI


  • Her gün aynı saatte uyanın
  • Gündüz vakti olabildiğince aydınlık ortamlarda bulunun,
  • Sabah çalışmaya başlamadan önce biraz yürüyüş yapın (İşe yürüyerek gidebilirsiniz) Günlük yürüyüş süresi ortalama 45 dakikadan kısa olmasın,
  • Aldığınız kafeini (Kahve, çay, çikolata) kısıtlayın. Günde 2 fincandan fazla kahve içmeyin. Uykuya dalmakta veya sürdürmekte sorununuz varsa kafeini tamamen hayatınızdan çıkarın,
  • Mümkün ise sigarayı azaltın, uyku ile ilgili sorununuz varsa sigarayı tamamen bırakmaya çalışın,
  • Alkol alımını kısıtlayın. Uyku ile ilgili sorununuz varsa alkollü içeceklerden tamamen uzaklaşın,
  • Uykunuz gelirse gündüz vakti kısa süreli uyuyabilirsiniz ama gece uykusuzluk çekiyorsanız gündüz uyumamalısınız,
  • Yatak odanızı uyuma ve cinsellik dışında kullanmayın, yatak odanızı çalışma odası olarak kullanmamalısınız,
  • Yatak odanız ısı, ışık ve gürültü açısından sizi rahat ettirecek şartlarda olmalıdır,
  • Uykuya uyanmayı arzu ettiğiniz zamandan 9 saat önce başlayın
    • Uyumadan 1 saat önce günlük aktiviteyi bitirin, 15 dakika boyunca o gün yaşadığınız sıkıntıları, başarıları ve mutlulukları bir kağıda yazın sonra 45 dakika boyunca gevşemeye çalışın, uyarıcı olmayan şeyler yapın (hafif şeyler okuyun, klasik müzik dinleyin, ılık köpüklü bir banyo yapın, meditasyon yapın, 1 bardak ılık ballı süt için)
    • Sonra yatağa girin, gözlerinizi kapatıp uykuya dalmanın keyfini çıkarın
    • Eğer yaklaşık 15 dakika süreyle uykuya dalamadıysanız kalkın ve başka bir odaya gidin ve uykunuz gelinceye kadar gevşemeye çalışın, uykunuz gelince tekrar yatağa gidin. Bu durum tekrar edebilir ama mutlaka her gün aynı saatte uyanmaya özen gösterin.



Kaynak

Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...