Stres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stres etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2017 Pazar

Sakinleşmenize yardımcı olacak rahatlatıcı teknikler

Günümüzde birçok insan aşırı hassas davranıyor, çok çabuk bunalıyor veya herhangi bir olaya çok çabuk tepki verebiliyor. Sakin kalma yollarını araştırdığınız zaman ise farkındalık temelli stres azaltma programlarının yanı sıra Lauren Brukner’in yazdığı mükemmel bir kitap olan Guide to Stayin Awesome and in Control karşınıza çıkıyor. Meslek hastalıkları uzmanı olan Brukner, duyusal entegrasyon problemleri yaşayan çocuklara yardım ederek okula devam edebilmelerine yardımcı oluyor. Yine de uyguladığı rahatlatıcı teknikler yetişkinler için de geçerli. İşte birbirinden etkili rahatlatıcı teknikler:

El masajı




Farkındalık temelli stres azaltma programlarında ve Brukner’ın kitabında yer alan bu yöntem hem oldukça basit, hem de istediğiniz yerde kolayca uygulayabiliyorsunuz ve kimse fark etmiyor bile. Bir elinizin baş parmağıyla diğer elinizin avuç içinin çevresine bastırın. Oldukça yatıştırıcı bir yöntem olduğunu göreceksiniz.

Avuç içlerini birbirine doğru ittirme





Avuç içlerinizi bir araya getirin ve birbirine doğru ittirin. Bu şekilde 5-10 saniye durduğunuza Brukner’e göre bedeninize proprioseptif girdi veriyorsunuz ve bu şekilde bendeninizin uzayda nerde olduğunu bilmesine izin veriyorsunuz. Bu egzersiz her zaman sakinliğinizi ortaya çıkarmanıza yardımcı olmaktadır.

Gözlerini kapama





Duyusal uyarımların %80’ini gözleriniz vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Bu yüzden ara sıra gözlerinizi kapattığınızda beyniniz, gereğinden fazla molaya ihtiyacı olduğu sinyalini verecektir. Aşırı hassas bireyler bu egzersizi daha iyi yapabilmektedirler. Bu egzersizde uyumak zorunda değilsiniz. Uyaranlara maruz kalmadan önce yalnızca gözleriniz kapalı bir şekilde yatağa uzanın.

Bilinçli ses çıkarma


Temelde yaptığınız ağzınızdan 5 sayıda nefes alma ve nefes verirken bunu sesli bir şekilde yapmaktır. Bu sesli nefes alma egzersizi enerji seviyenizi ve odağınızı düzenleyecektir.

Sallanma


Hayvanların sallanarak stres attıklarını biliyor muydunuz? Antilop gibi birçok hayvan,  yırtıcı hayvanlardan kaçmak için panik halinde donduktan sonra korkularından silkinip kurtuluyorlar. Farkındalık temelli stres azaltma programında bir seferde 15 dakika boyunca sallandığınız bir egzersiz yapılmaktadır. Güzel görünmese de bile nörolojik olarak faydalıdır.

Kendine sarılma




Kendinize her gün 10 saniye sarılmanın, vücudunuzdaki biyokimyasal ve psikolojik kuvvetleri değiştirerek kalp krizi riskini azalttığını, stresle savaştığını, yorgunluğa iyi geldiğini, bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini ve depresyona yardımcı olduğunu biliyor muydunuz? İşe hemen kendinize sarılarak başlayabilirsiniz. Karnınızı ve kalçalarınızı aynı ada sıkıp kendinize proprioseptif girdi vererek dengede kalabilirsiniz.

Nefes egzersizi




Brukner’ın kitabında yer alan en başarılı egzersizlerde biri de ‘Bubble Breath’ egzersizidir. Bu egzersiz hem çok kolay hem de oldukça rahatlatıcıdır. İşte yapmanız gerekenler:
5 saniyede nefes alın ve 5 saniyede verin. Elinizde köpük baloncuk çubuğu olduğunu hayal edin. Bir avuç içinizi kalbinize, bir avuç içinizi belinize koyun. Burnunuzdan nefes alın ve 5 saniye boyunca tutun. Ağzınızı köpük yapacakmış gibi büzerek nefes verin ve 5 saniye boyunca yapmaya devam edin.

Duvarı itme




Duyusal entegrasyon sorunu yaşayan çocuk ve yetişkinler için duvarı ittirme egzersizi oldukça başarılı bir egzersizdir. Yapmanız gereken tek şey avuç içlerinizle duvarı ittirmek ve bunu yaparken de ayaklarınızı yere olabildiği kadar çok bastırmak olacaktır. Bunu 5-10 saniye boyunca yapın. Ağırlığınızı katı, sabit bir yüzeye vererek yer çekiminin sabit gücünü bilinç altı seviyesinde bile hissedebilirsiniz.

Superman pozu




Eğer Bikram Yoga yapıyorsanız, Superman pozu aslında Akasya yoga pozuna benzeridir. Tek fark Akasya pozunda kollarınız başınızın üzerinde değil, arkanızdan kalçanızın üzerine doğru uzanır. ‘Belinizi yere yatırın. Kollarınızı ileri doğru uzatın ve bu şekilde 10 saniye kalın. Bu egzersiz uyku sersemliği, aşırı heyecan, dikkat dağınıklığı ve sabırsızlık için bire birdir.’ diyor Brukner.
Kaynak:Uplifers
psychcentral.com


21 Kasım 2014 Cuma

Stres faktörü!

Zihnin beden üzerindeki en olumsuz etkileri stres yoluyla ortaya çıkar.. Ağzı kapalı bir diş macununu sıktığınızı düşünün. Ne olur diş macunu çıkacak bir yer bulmak zorundadır..
Dolayısıyla tüpün alt kısmından yada yakınından bir yerden tüpün en zayıf noktasından fışkırır..
Şimdi söz konusu diş macunun kendiniz olduğunu düşünün. Baskı altındasınız ve psikolojik yada duygusal stres yaşıyorsunuz.Ancak kapağınızı açmıyorsunuz.Yani olup bitenleri anlatmaya içsel çatışmalarınızı çözmeye ve rahatlamaya gayret etmiyorsunuz. Peki bu durumda içinizde büyüyen zihinsel yada duygusal basınç ne olacak?
Dışarı çıkmanın bir yolunu arayacak ve kapağınız kapalı olduğu için başka bir yerlerden en zayıf noktanızdan fışkıracak. Bu nokta sindirim sisteminiz de olabilir bağışıklık sisteminizde uyku düzeninizde... İçinizdeki bu duygular bastırıldığı sürece hastalıklara, depresyona bağımlılıklara ve anksiyeteye dönüşecek ve kendisini düşmanca duygular, suç, ön yargılar ve saldırgan davranışlarla gösterecektir!

Debbie Shapiro

28 Şubat 2014 Cuma

Gergin Anlarda Ne Yapmalı?

Diyelim ki çok gerildiniz sinirden patlamak üzeresiniz, hah işte tamda böyle bir ruh hali içerisindeyken diyorsunuz ki, kendimi nasıl sakinleştirebilirim?
Buyrun bu önerilere bir göz atın:)


Bir parça sessizlik taşıyın: Bütün dikkatinizi sessizliğe yöneltin. Tabii bunun için önce sessiz bir köşe seçmeniz gerekiyor. Sonra konsantre olun. Sessizliğin size geldiğini anlayacaksınız, onu dinleyin. Sonra da bu sessizliği gittiğiniz her yere götürün.

Zaman harcayın: Çok çalışan insanlar hiçbir zaman eğlenceli aktivitelerle vakit geçirmezler. Fakat, çok çalışan insanlar için eğlenceli geçirilen zaman, harcanmış vakit sayılmaktan çok uzaktır.

Nefesinizi dinleyin: Nefesinizin sesine konsantre olduğunuzda, soluk alıp verdiğinizi gerçekten duyduğunuzda, kendinizi son derece huzurlu hissedeceksiniz. Bunun için derin soluklar alın. Ve bir çiçeği kokladığınızı hayal ederek nefesi içinize çekin.

Vakti gelince endişelenin: Endişelerin çoğu gelecekle ilgilidir. Birçoğu asla gerçekleşmeyecek olayların etrafında dönüp durur. Bu nedenle yaşadığınız zamana konsantre olun. Böylece “gelecek”, kendi başının çaresine bakacaktır.

Nane için: Eğer daha uyarıcı olan kahve veya siyah çay içmeyi tercih ediyorsanız, sakinleşmeyi unutun, boşa harcanan zaman demektir. Ya da nane çayı gibi bitkisel çayları tercih ederek sakinleşmeye yardımcı olun.

Hassas ayakkabılar giyin: Herhangi bir refleksolojist size gerçek rahatlamanın ayaklardan başladığını söyleyecektir. Açıkça görülüyor ki, rahat ayakkabılar giymek, hiç ayakkabı giymemiş olmak kadar rahatlatıcıdır.

Her şeyin içinde en iyiyi arayın: İnsanlarda ve olaylarda en iyiyi aramayı alışkanlık haline getirin. Bu basit yaklaşımın sizi sakinliğe götürecek iyimserlik ve pozitiflik yarattığını anlayacaksınız.

İnsan olduğunuzu düşünün: Kusursuz ve mükemmel olmayı başkalarına bırakın. Ne olduğunuzu, kim olduğunuzu düşünün ve bulunduğunuz halden mutlu olun, sonuç olarak daha rahat olacaksınız.

Çocukları izleyin ve ders alın: Çocuklardan sakinlik (huzur!) dersi alın. Onların her anlarını, nasıl sadece ve sadece o anın zevki için yaşadıklarını seyredin. Kendinizin de böyle olabileceğinizi düşünün. Sakin düşünün: Sakin düşüncelere sahip olun. Sakin manzaralar hayal edin, sakin sesleri anımsayın ve ne hissedeceksiniz tahmin edin, bakalım. En iyisi tahminle vakit geçirmeyip hemen uygulamaya başlamak.

Deniz kenarında engin suları seyredin: Denizin olmadığı yerde gökyüzünün derinliklerine bakabilirsiniz. Portakal çiçeği spreyleyin: Bir bardak maden suyuna 3 damla portakal çiçeği yağı ekleyin ve rahatlama ihtiyacı hissettiğinizde etrafa bir sprey ile sıkın.

Beyaz giyinin: Giydiğiniz giysilerin nasıl hissettiğiniz yönünde ciddi etkileri vardır. Bedeninizi sıkmayan rahat giysiler, doğal kumaşlar ve açık renkler hep sakinleştirir. Bu yüzden yogiler hep beyaz giyerler. Sahip olmak ile yaşamak arasındaki farkı tanıyın.

Bebek gibi uyuyun: Uykunuzu engelleyen her şey kahve, kola, sakin olabilme yeteneğinizi engeller. Bunları içmek yerine ihtiyacınız olduğu kadar uyuyabilmek için gereken ne ise onu yapın.

Gülümseyin: Gülümsemek yüzünüzdeki başlıca bütün kasları gevşetir. Aynı zamanda kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacak müthiş bir etki yaratır.

Daha az nefes alın: Oldukça rahatlamış bir insan dakikada sadece 5-8 defa nefes alır. Nefesinizi bu kadar düşürdüğünüzde çabucak rahatlayıp gevşeyeceksiniz.

Alıntıdır..

21 Nisan 2013 Pazar

BİR BEDENİN ÇÖKÜŞÜ SEKİZ BASAMAKTAN GEÇER



1-YORGUNLUK VE BİTKİNLİK- Enerji azlığı ve yorgunluk, çok az ya da fazla oksijen, kalitesiz su ve rafine besin tüketiminden, egzersiz, dinlenme, uyku ve güneş ışığı eksikliğinden, duygusal beslenme azlığından, elektrik ve manyetik enerji bombardımanından (mikro dalga, tv, bilgisayar, cep telefonu gibi...vb) kaynaklanır.
2-ZEHİRLENME- Enerji kullanımı atık maddelerin atılabilmesine yoğunlaşır ama atık maddeler ve toksinler biriktirmeye devam eder. Çünkü biriken, atılabilenden daha fazladır. Kişi kendisini daha da bitkin ve "cansız" hisseder.
3- TAHRİŞ, KIZARIKLIK VE KAŞINTI- Biriken atık madde rahatsız edici boyutlara ulaşır. Beden, hala kullanabileceği bir enerjisi varsa kaşıntı ve kızarıklık, tahriş olma gibi semptomlara direnç göstermeye başlayabilir. Direnecek enerjisi yoksa katılaşma ve ağrılar başlar.
4- ŞİŞME VE İLTİHAPLANMA- Tahriş ve zehirlenme tehlikeli boyutlara gelir. Şişme ve iltihaplanma sürecini başlatmak için ihtiyaç duyulan enerji, bedenden toplanmak zorundadır. Bu da daha fazla kan (kızarıklık), daha fazla akyuvar (iltihap), daha fazla nemlendirici ve nötrlize edici sıvıya (mukoza, sümüksü madde) ihtiyaç duyulduğu anlamına gelir. Bu tepkiler Bağışıklık Sisteminin son bir gayretle işbaşında olduğunun göstergesidir. İltihap ve kızarıklığın nerede olduğuna bağlı olarak hastalığın ismi değişir.
5- ÜLSERLEŞME VE DOKU ÖLÜMÜ- Sorunun başladığı yerde hücre ölümü daha da artar. Artık hücreleri tamir edecek enerji ya da hammadde yoktur.
6- KATILAŞMA- Doku, katılaşmaya, sertleşmeye başlar (artrit gibi). Sertleşmeye, bedenin hücrelerini daha fazla ölümünü durdurma amacıyla gösterdiği son çabadır.
7- MANTARLAŞMA- Dokunun katılaşması, azalan kan dolaşımıyla bu bölgeye oksijen gitmesini önler. Bunun sonucunda atık madde birikimi "çöp" yüksek miktarlara ulaşır. Mantar, fungus, protozoa bakteri gibi tek hücreli organizmaların beslenme ve üremesi için ideal ortam oluşmuştur. Bu organizmalar oksijensiz ortama bayılırlar. Mikro organizmalar, toksin üreterek zaten taşıyabileceğinden daha fazla toksin yüklü organizmaya daha da fazla yük bindirirler.
8- KANSER- Hücreler çok sevdikleri oksijenden yoksun kaldıkları için, varoluşlarını sürdürmek için fonksiyonlarını değiştirerek oksijensiz yaşam biçimine geçer. Bu geçirş onların bağımsız ve kanserli hücrelere dönüşmesine neden olur. Bağışıklık Sistemi artık çalışamayacak kadar yorgundur. Bedenin kanserli hücreler tarafından işgali başlamıştır.

BU SEKİZ BASAMAKLI DEĞİŞİM VE ÇÖKÜŞ SÜRECİNİ HER AN DÖNÜŞTÜRME GÜCÜNE SAHİBİZ! YETER Kİ İYİLEŞMEYİ SEÇELİM.


Nermin Doğruoğlu

18 Mart 2012 Pazar

Stresten Kurtaracak 10 Yöntem!


Mumun rahatlatıcı bir enerjisi vardır. Kendinizi kötü hissettiğinizde, sinirli olduğunuz zamanda evde 1-2 adet mum yakın ve ışığına odaklanın. Titrek alevlerin sizi hayal dünyasına yolculuğa çıkarmasına izin verin. Yapmak istediğiniz şeyleri hayal edin, düş kurun. Güzel hayaller gevşemenize yardım edecektir.
Yemek veya banyo yaparken şarkı söyler misiniz? Şarkı söylemek bedeninizi rahatlatır. Şarkı söyledikçe ses vurgularıyla birlikte bedende gevşemeler oluşur. Kesinlikle söylemem, nefret ederim diyorsanız, derin nefesler alıp arı vızıltısı gibi sesler çıkarabilirsiniz.
Yapılan araştırmalara göre yaşlandıkça daha az gülüyoruz. Ruhunuzu kaplayan şen kahkahaların yerini hayat sorunları mı aldı? Şimdi her şeyi bir kenara bırakıp kahkaha atın. Durup dururken gülemez misiniz? Sanal alemde komik videolar diye aratırsanız, mutlaka sizi güldürecek bir tanesine rastlarsınız. Özellikle hayvan ve bebek videoları çok başarılı oluyor.
Yurt dışında çok popüler olan bir yöntem, topraklamadır. Kendinizi kötü hissettiğinizde çıplak ayakla toprak bir zeminin üstüne basıyorsunuz. Bu sırada dik bir şekilde durup kollarınızı iki yana rahat biçimde bırakıyorsunuz. Başınızın üstünden bir ipin sizi göğe doğru çektiğini hayal ediyor ve 3 dakika bu pozisyonda kalıyorsunuz. Derin derin nefes almayı unutmayın
İşte en kolay yöntem! Oldukça basit bit şey yapacaksınız. Burnunuzdan derin bir nefes alın. Sonra sağ başparmağınızla sağ burun deliğinizi kapatın. Sol burun deliğinizden nefes verin. Sonra tam tersini yapın
Aslında herkesin stres ile baş etme biçimi farklıdır. Ancak en önemli yöntemlerden biri, hobi sahibi olmaktır. Hobiler, sığınılacak bir liman gibidir. O hobiyle uğraşırken kendinizi özgür ve rahat hissedersiniz. Bütün dertler geride kalmıştır.
Sahilde yürürken dalga sesi dinleyin. Yaşadığınız yerde deniz yoksa göl var mı? O da yoksa şehir meydanlarda kurulan su fıskiyeleri ziyaret edin. Eğer hiçbirini bulamıyorsanız, internetten dalga sesi veya yağmur sesi indirebilirsiniz.
İç dünyanıza yapacağınız bir yolculuk için 5 dakika ayırmaya ne dersiniz? Bir sandalyeye oturun. Bacaklarınız hafif aralık, gözleriniz kapalı olsun. Kendinizle baş başa kaldığınızda şu soruyu sorun: kendimi nasıl hissediyorum? Düşüncelerin vücudunuzda dolaşmasına izin verin. Dilerseniz bir meditasyon Cd’si satın alabilirsiniz.
Eğer yaptırabiliyorsanız düzenli olarak masaj yaptırın. Ancak en acil yani stresli zamanlarda ensenize masaj yapmak da iyi bir yöntemdir. Elinizle ense kökünüzdeki çukuru bulun. Sonra başparmağınızın ucuyla bu bölgeye 5 saniye boyunca hafif bir baskı uygulayın. Diğer parmak uçlarınızı da saç köklerinde gezdirin. Anında tüm siniriniz yatışacaktır.
Tüm sıkıntıları içinize atıp dert küpü olmak yerine, hiç kimsenin duyamayacağı bir yere gidip avazınız çıktığı kadar bağırın. Bu sırada ne istiyorsanız söyleyin. Kime kızdıysanız saydırın gitsin. Nasıl rahatlayacağınızı göreceksiniz.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Hayatta strese karşı teflon ve sünger olabilmek...




Teflon Stratejisi!


Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Hürriyet Pazar’daki köşesinde yeni bir kavramı gündeme getirdi: "Teflon Stratejisi."

Müftüoğlu, "Teflon stratejisi"ni, stresi iyi yönetebilme ve üzerine yapıştırmama yöntemi olarak tarif ediyor


Teflon Stratejisi hayata karşı bir bakış, bir yaklaşım tarzı.




Peki Sünger olmak ne demek?

Aslında tahmin etmek çokta zor değil süngerin özelliği içine çekmek değil mi, stresi içine çeken işte....



Kimi stresi sünger gibi emer, kimi de stres bedene ve ruha girmeden, yani stresin kimyasal banyosunu yapmadan stresi kontrol eder..



Peki teflon olmanın belirgin özellikleri var mıdır? "Teflonlar sorunu görmezden geliyor, yok sayıyor veya erteliyor. Bu da geçer, sözü sloganları gibi.


Teflonların kalplerinde kolay kolay strese bağlı sağlık sorunu, hasar olmazken.


sünger gibi herşeyi içine çekenler bi süre sonra kalp damar rahatsızlıkları, tansiyon rahatsızlıkları sorunlarıyla karşılaşıyorlarmış...


Aslında Hayatta her şeyi çokta fazla kafaya takmamak gerek.


Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra samimice bir yanıtlayalım bakalım sünger miyiz teflon mu? ):

Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...