Güzel konuşma sanatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güzel konuşma sanatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2017 Perşembe

Bu Basit Yöntem Beyninizi Öylesine Geliştirecek Ki Çevrenizdeki Herkes Şaşakalacak

Yeni bir dil öğrenmenin, zihinsel yetiyi geliştirdiği iyi bilinen bir gerçek, peki ya anadilimizdeki kelime dağarcığımızı genişletmenin de beyin gücümüzü arttırdığını söylesek ne derdiniz? Birçoğumuz yeni kelime öğrenme alışkanlığımızı ilkokul yıllarından sonra terk ederiz. Ancak yapılan yeni bir araştırma kelime öğrenmenin kelime dağarcığımızı geliştirmenin yanında bizi daha zeki yaptığını ortaya koydu.
diller
Sürekli çalışan hafızamız sandığımızdan çok daha fazla bilgi tutabilir, bu nedenle yeni kelimeler öğrenmek aslında beynimizin bilgi saklama yeteneğini arttırmak için daha fazla yol yaratmasına yardımcı olur. Öğrendiğimiz her yeni kelime uzun süreli belleğimize yerleşir. Bu, bazı açılardan verimsiz gibi gözükse de, aslında durum tam tersi. Beynimiz öğrendiğimiz her yeni kelimeyle çok daha fazla bilgi ilişkilendirmemize izin verir; yani öğrendiğimiz her kelime beynimizin nöral ağını arttırarak kapasite olarak bizi gelişmeye sevk eder. Başka bir deyişle, öğrendiğimiz her kelime bizi gerçek anlamda daha zeki yapmakta.
zeka-resimleri
Zihninizde canlanması açısından öğrenilen her kelimeyi telefon sinyallerini daha geniş alana yaymaya yarayan baz istasyonları olarak düşünebilirsiniz. Bir bölgedeki baz istasyonu sayısı ne kadar fazla ise sinyal çekim gücü o kadar yüksek olacaktır. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi hafızamızda kayıtlı kelime sayısı ne kadar fazla olursa beyin kapasitemiz de o oranda daha fazla olacaktır.
dil-ogrenme
Kendinizi ve özellikle beyninizi geliştirmeye önem veren bir bireyseniz, zihin kapasitenizi arttırmak için yeni kelime öğrenme yöntemleri sizin için altın değere sahip olmalıdır. Çünkü yukarıda da bahsettiğimiz gibi kelime dağarcığınızı geliştirmek sizi gözle görülebillir bir şekilde daha zeki yapacak ve bu durum çevreniz tarafından kesinlikle farkedilecektir. Peki bu bahsi edilen yeni kelime öğrenme yolları neler?

Yeni Kelime Öğrenme Yöntemleri – Beyin Geliştirme Jimnastiği

Kelime dağarcığınızın oldukça geniş olduğunu düşünebilirsiniz, ancak bunu her zaman daha da genişletilebilmek sizin elinizde. Yeni kelimeler bulma ve bunların anlamlarını öğrenmeyi alışkanlık haline getirebilirseniz kişisel ve profesyonel yaşamınızda bunun faydalarını çok kısa sürede görmeye başlayacaksınız. Beyin kapasitenizi arttırmak ve zihninizi genişletmek için vücut geliştimecilerin ağır kaldırmasına benzer bir şekilde düzenli olarak kelime ezberleme alıştırmaları yapmak size faydalı olacaktır. Peki ama nasıl?
zeka-cizgi-film

1. Gördüğünüz yeni kelimelere “gerçekten” dikkat edin

TV izlerken, şarkı dinlerken veya başkalarıyla konuşurken, hemen her gün yeni sözcüklerle karşılaşırız. Yeni bir kelimeyle karşı karşıya kaldığınızda hemen hepimiz kelimenin anlamını bahsi geçen konu ile ilişkilendirerek kendi çıkarımlarımız sonucu bulmaya çalışırız. Oysa ki beyin kapasitemizi geliştirmek istiyorsak bu yanlış bir tutumdur. Yapmamız gereken şey anlamını bilmediğimiz o kelimeyi zihnimize, telefonumuza ya da herhangi bir kağıt parçasına not ederek anlamını araştırmak olmalıdır.
namutenahi-ne-demek
Kendinizi sadece 1-2 hafta bu alıştırmaya zorlarsanız, anlamını bilmediğiniz ve yeni öğrendiniz kelimelerin çokluğu karşısında şoka uğrayabilirsiniz. Çünkü biz insanlar gündelik hayatlarımızda bir çok kelimenin anlamını bilmediğimiz halde “biliyormuş gibi yapma” eğilimdeyiz ve işin kötü tarafı bunun farkına varamamaktayız.

2. Okuyun

Okuma, kelimelere önem verilerek doğru bir şekilde yapılırsa, kelime dağarcığını arttırmak için mükemmel bir yoldur. Hergün bir kaç satır dahi olsa, size ilgi çekici gelmese bile, tam olarak anlamadığınız kelimeleri sorgulamak amacıyla ilginç bir şeyler okumaya çalışın. Bu esnada anlamını bilmediğiniz kelimelerin üzerinde durarak onların anlamlarını öğrenmek için efor sarfedin. Düzenli olarak okumak kelime dağarcığını geliştirme yöntemleri arasında daima kendine zirvelerde yer bulan bir seçenektir.
kitap-okuyan-adam

3. Sözlük Oyunu Oynayın

Sözlük oyunu kelime dağarcığını geliştirmenin en başarılı ve en zevkli yollarından biridir. Bu oyunda ilk olarak her sabah kalktığımızda evde bulunan sözlüğümüzü açıyoruz. Rastgele sayfaları çevirerek anlamını bilmediğiniz 5 farklı kelime buluyoruz ve anlamlarını öğreniyoruz. Sonrasında ki hedefimiz ise yeni öğrendiğimiz bu kelimeleri gün içerisinde ailemizle, arkadaşlarımızla olan diyaloglarımızda bir şekilde kullanmaya çalışmak olacak. Kulağa basit gelsede bu oyun sizi ilk günlerde çok zorlayacaktır. Zaman geçtikçe günlük ezberlediğiniz kelime sayısını arttırabilirsiniz. Bu oyun size çok fazla yeni kelime öğrenmenizi sağlayacağı gibi, sizi öğrendiğiniz kelimeleri günlük konuşmalarınızda da kullanmaya zorlayacağı için hitabet yeteneğinizide farkedilir bir biçimde geliştirecektir.
sozluk

Sonuç;

Hemen hepsi gayet basit olan yukarıdaki basamakların hepsini düzenli olarak uyguladığınızda sadece 1 ay içerisinde, çevreniz sizdeki değişimi mutlaka fark etmeye başlayacaktır. Çünkü tüm bu yeni kelime öğrenme yöntemleri sonucunda kaçınılmaz olarak geniş bir sözcük dağarcığına sahip olacaksınız ve dolayısıyla konuşma, hitabet yeteneğiniz gelişecek, daha da önemlisi geniş bir zihinsel kapasiteye sahip olmaya başlayarak kendinizi adeta baştan yaratacaksınız.

KAYNAK:
http://filoji.com/bu-basit-yontem-beyninizi-oylesine-gelistirecek-ki-cevrenizdeki-herkes-sasakalacak/

29 Mayıs 2014 Perşembe

Güzel konuşun...



Güzel ve etkili konuşmayı çoğunlukla eksik tanımlar ve anlarız. Güzel konuşma bir spikerin, bir tiyatro sanatçısının, kendisine verilen metni veya düşünceyi tonlama, vurgu ve benzeri kurallara bağlı kalarak canlandırması şeklinde sanılmaktadır. Oysa bu güzel ve etkili konuşmanın yalnızca bir yönünü oluşturmaktadır. Sadece kulağa hoş gelen duygu ve dileklerin dışa vurumu konuşmanın tamamı değil yalnızca bir bölümüdür.

Güzel konuşma bir kimsenin başkaları karşısında, önceden planlanmamış bile olsa duygu, dilek ve düşüncelerini etkili bir biçimde anlatma becerisidir. Bu yüzden güzel konuşma tıpkı okumada olduğu gibi, beyinden başlayarak vücudumuzdaki birçok organın birbiri ile uyum içinde çalışması ile oluşan bir yetenek, alışkanlık, beceri ve sanat olarak tanımlanabilir.

Bu işin sırrı nedir?

23 Şubat 2014 Pazar

Güzel Konuşma Egzersizleri



Her gün en az iki defa bütün harfleri okuyacak şekilde uygulayınız. 15-20 gün sonra çok farklı bir performansa sahip olacaksınız. 

Herangi bir kalemi ağzınızı açıp kalemi yatay şekilde ağza yerleştirip yani ısıracakmış üsteki ve altaki dişlerinin arasına kalemi yatay şekilde koyup dişlerinizle kalemi sıkıca tutacaksınız daha sonra aşağıda yazılı çalışmayı alçak ses tonuyla okumaya başlayacaksınız. 
Zorlanacaksınız ama sonuç Muhteşem.



ÜNLÜLERİN DOĞRU ÇIKARMA ÇALIŞMASI

11 Şubat 2014 Salı

Güzel Konuşma Kuralları

Tolstoyun bir sözü var ya hani;
"İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar; ama en büyük ilim, nasıl ve ne zaman susulması gerektiğini bilmektir."
Bazı insanlar da gerçekten nerede ne konuşulacağını bilmiyor! Birde üstüne "benim içim dışım bir, gizlim saklım yok, şeffafım ben.." demiyorlar mı?...
Hayır efendim değilsin diye haykırasım geliyor!
Ona başka bir şey diyorlar da neyssee:)




1. Dinleyin.

2. Ne çok az konuşun, ne de çok fazla.

3. Şakanın dozunu kaçırmayın.

4. Zarif iltifatlarda bulunun.

5. Dedikodu yapmayın.

6. Övünmeyin.

7. Muhatabınıza önem verin.

8. Kaba ve argo sözler kullanmayın.

9. Söyleyişe dikkat edin.

10. Konuşmanızı, yerine, kişisine ve zamanına göre yapın.

11. İçtenlikten uzaklaşmayın.

12. Kendinize güvenin, rahat olun.

13. Sözü gereksiz yere uzatmayın.

14. Ses, konu ve anlam uyumuna dikkat edin.

15. Karşınızdakinin gözüne bakarak konuşun.

16. Cümleleriniz açık, net ve anlaşılır olsun.

17. Ne çok hızlı konuşun ne de çok yavaş.

18. Mizahı kullanın.

19. Doğal olun.

20. İnandığınız şeyi söyleyin.



gencgelisim.com

2 Haziran 2012 Cumartesi

Söyleme Kusurları



Çeşitli seslendirme kusurları nedeniyle söylenenler yeterince anlaşılamaz ve tekrar edilmek zorunda kalınır. Konuşmacı harfleri doğru telaffuz edemeyebilir veya konuşurken bazı heceleri yutabilir. Harflerin hatalı telaffuz edilmesi karşılıklı konuşmalarda pek dikkat çekmese de topluluk karşısında veya mikrofondan yapılan konuşmalarda derhal dikkat çekerler. Bu tür hatalar konuşmacının anlaşılmamasına ya da yanlış anlaşılmasına yol açarlar. Dinleyici ya bütün enerjisini anlamak için kullanacak ya da bıkkınlık göstererek dinlemekten vazgeçecektir. Ayrıca bu tür konuşmacılar dinleyiciler nezdinde güvenlerini yitirecekler, imajlarının kötü olmasına yol açacaklardır. En bilinen seslendirme kusurları aşağıda tek tek açıklanmıştır.

Gevşeklik
Ses organlarının genel tembelliğidir ve en çok karşılaşılan durumdur. Bu genel gevşeklik genel bir konuşma sönüklüğüne yol açar. Gevşekliği gidermek için dişleriniz arasına bir kalem sıkıştırın ve aşağıdaki cümleleri hızla okuyun.

Bir berber bir berbere bre berber beri gel diye bar bar bağırmış. Biz de bize biz derler, sizde bize ne derler?

* Pireli peyniri perhizli pireler teperlerse pireli peynirler de pır pır pervaz ederler.
* Ocak kıvılcımlandırıcılardan mısın, kapı gıcırdatıcılardan mısın? Ne ocak kıvılcımlandırıcılardanım, ne kapı gıcırdatıcılardanım.
* Çatalca’da topal çoban çatal yapıp çatal satar, nesi için Çatalca’da topal çoban çatal yapıp çatal satar? Kârı için Çatalca’da topal çoban çatal yapıp çatal satar.
* Şu karşıdaki kara kuru kavak, karardın mı, ey kara kuru kavak sarardın mı ey kara kuru kavak!
* Sen seni bil, sen seni, bil sen seni, bil sen seni, sen seni bilmezsen patlatırlar enseni.

Pelteklik
Bir harfin çıkarılamayarak bir diğeri ile değirilmesidir. Bu durum dilin yeterince eğitilmemesinden, lehçelerin yapısından veya bazı dillerin fazla etkisinde kalmaktan kaynaklanabilir. Türkçe üzerinde tespit edilen pelteklik türleri aşağıda belirtilmiştir.
Zeleştirme: (J) yeri(Z). Örnek: Jale-Zale, Jilet-Zilet,
Seleştirme: Ş yerine S. Örnek: Paşâm-Pasam, şapka-Sapka
Jeleştirme: C yerine J. Örnek: Ancak-Anjak), Kucak -Kujak
Şeleştirme: S yerine Ş. Örnek: Sana söylüyorum-yerine sana şöylüyorum
Leleştirme: (R) yerine (L). Örnek: Birader-Bilader, Berber-Belber, Merhem-Melhem, Terlik-Tellik
İnce â yerine kalın a: Kemâl-Kemal, Lâstik-Lastik

Yukarıdaki örneklerde ilk sırada belirtilen sesler çıkarılamadığından ikinci sesler onların yerine ikame edilmektedir. Bu seslerin çıkarılamaması durumunda bunların üzerinde uygun alıştırmaların sık sık yapılması gerekmektedir. Aşağıdaki kelimeleri eğiticinin özel uyarılüarını dikkate alarak tekrar ediniz. Eğer bu seslerin herhangi biriyle ilgili sorununuz yoksa geçebilirsiniz.
J- Jilet, jandarma, jale, jumbo,
Ş- Paşa, şaka, şakir, şeker
R- Rüya, hücreler, hürrem, harran, sarraf
A- Lale, lastik, lahana, kamil (altı çizilenler ince)
S- Sorgun, hassasiyet, fason

Tutukluk
Bir hece üzerinde takılıp kalma, heceyi veya kelimeyi tekrarlama durumudur. Bu sorun en çok düşünce akışındaki duraklamadan kaynaklanır. Normal şartlar altında aşırı stres de tutukluğa yol açabilir. Tutukluğu gidermek için herhangi bir emtni önce yavaşça ve sonra hızlanarak okuyun. Eğitici sizi bireysel olarak takip edecektir.
Tutukluk Örneği: Bu, bu bizim— şerefimiz— olacak —diye — uzun uzun—– bize bize anlattı.

Kekeleme
Tutukluğun ileri aşaması, söz söylerken birden bire duraklama, çoğunlukla buna katılan yüz buruşturması ve gerilme hareketiyle hecelerin tekrarlanması. Kekemeler soluk aldıkları veya pek geç soluk verdikleri sırada konuşurlar. Kekeleme genellikle çocukluk döneminde oluşan bir konuşma bozukluğudur. Erken yaşta konuşmaya başlayan çocukların konuşma başarılarına çevrenin gösterdiği aşırı ilgi çocuğun duygularını zararlı yönde etkiler. Çok iyi konuşarak dikkat çekmek isteyen çocuğun kendi üzerinde ürettiği baskı bir süre sonra kekeleme rahatsızlığını oluşturur. Kekeleme çocuklukta yaşanan aşırı baskı, şiddet veya aşırı utançlığın etkisiyle de gelişebilir. Maddi bir hastalık olmamakla birlikte kekeleme beyin konuşma merkezinde mesaj akışında oluşan karışıklığın bir sonucudur ve çoğunlukla psikolojik bir sorundur. Kekemeliğin yok edilmesi için çeşitli çalışmalar yapılmalıdır.
1.Okumayı yeni öğrenir gibi düşük hızda fakat yüksek sesle bol bol okumak
2.Belli cümleleri ezberleyerek tekrar tekrar seslendirmek.
3.Bu metinde yer alan tekerlemelerin ısrarla okunması
Kekeleme örneği: Bi bi bi biraz so so sonra bura dada ooo olacak

Asalak Sesler
Bazı sesler veya kelimeler asalak olarak kelimelerin arasına takılır ve konuşmayı tahammül edilmez hale getirir. Asalak sesler veya kelimeler konuşmacının fikir netliği ve kendine güveni hakkında şüphe uyandırır. Konuşmanın kalitesini baltalar ve dinleyiciyi sıkar. Bu kapsamda “ııı, eee, aaa, şey, yani, mesela, evet…” gibi ses veya kelimeler konuşma arasında sık sık veya gerekmediği halde kullanıldığında dinleyici rahatsız olur.
Örnekler:
* Asalak ses veya kelimelerle:
* Bana şey dedi. Bugün yıldönümü olduğu için eee şey yapacaktık. Tören salonunu düzenleyecektik.
* Evet sevgili dinleyenler. Bugün yine sizlerle birlikteyiz. Evet bugünkü konumuz çalışmanın fazileti hakkında.
* Yani şunu diyorum. Mesela siz zor durumda kaldınız. Yani mesela başınızdan bir felaket geçti.
Düzgün:
* Merhaba sevgili dinleyenler. Günün ilk ışıklarıyla birlikte sizi selamlıyorum. Mutlu bir gün yaşamanızı diliyorum. Yine sizlerle birlikte olmak ve sizlerle konuşmak ne güzel?

Çalışmalar:
Aşağıdaki soruları ikili guruplar halinde asalak ses veya kelimeleri kullanmadan cevaplandırınız. Arkadaşınız sizi kontrol edecek ve hata yaptığınızda uyaracaktır. Daha sonra bu çalışma tek tek kürsüde yapılacaktır.
a)Düzgün konuşma yeteneğinin size ne kazandırmasını ümit ediyorsunuz?
b)Bir gününüz nasıl geçer?
c)En çok sevdiğiniz yiyecekleri anlatın.

Yazar: Muhammet BOZDAĞ – yetenek.com



14 Nisan 2011 Perşembe

Güzel ve etkili konuşma adabı..

Güzel konuşma; yerine, zamanına, kişisine uygun olarak yapılan konuşmadır. Neyi, nerede, ne zaman, kime nasıl söyleyeceğini bilen bir kişinin güzel konuşmayla ilgili önemli bir problemi yok demektir. Hazırlıklı veya hazırlıksız herhangi bir sözlü anlatımın güzel ve etkili olması, konuşma yanlışları yapılmamasına bağlıdır. Şu hâlde, güzel konuşmayı içinde konuşma yanlışlarının olmadığı sözlü anlatım şeklinde tanımlamak da mümkündür.

1. ALIŞKANLIKLARDAN KAYNAKLANAN DAVRANIŞLA İLGİLİ KONUŞMA YANLIŞLARI

Kişinin kendi çevresindeki diğer insanlarla (sözlü olarak) sağlıklı bir iletişim kurmasında alışkanlıklarının ve anlayışının payı büyüktür. Can çıkmadan huy çıkmaz. Atasözünde güzel bir şekilde ifadesini bulan bu gerçeğin güzel konuşma ile çok yakından ilgisi vardır. Çünkü, aşağıda bazılarını sıraladığımız olumsuzlukların pek çoğu kötü huylar ve alışkanlıklarla ilgilidir.


Kibirlenmek: Kişinin kendini diğer insanlardan üstün görmesi, onlara tepeden bakması, gururlanması demektir. Kibirli insanlar, ister istemez bu huylarını konuşmalarına da yansıtırlar. Başkalarına saygı göstermedikleri için kendileri de saygı görmezler. Toplum içinde sevilmeyen bu kişilerle kimse muhatap olmak da istemez.
“Hep ben bilirim, sen bir şeyden anlamazsın, en iyisini ben yaparım, o da bir şey mi, benim dediğim doğrudur” tarzındaki ifadeler kibirli insanlara özgü sözlerdendir.
İlgisizlik: Kibirli insanlar kendilerinden başka kimseye önem verme¬dikleri için çoğu zaman muhataplarını dinlemezler, yerli yersiz sorularla ilgisizliklerini de göstermiş olurlar. Böyle bir davranış, kişinin kendisine ve karşısındakine saygısızlığının da bir göstergesidir.

Konuşanın sözünü kesmek: Birisi konuşurken araya girmek, sorular sormak, sabırsızlık göstermek, itiraz etmek sözü kesmeyle ilgili bir davranış yanlışıdır. Birini dinlerken anlaşılmayan hususlar olabilir. Bunlar, kişinin sözünü tamamlaması beklendikten sonra uygun bir dille sorulmalıdır. Özellikle televizyonlardaki bazı tartışma programlarında muhatapların birbirlerini dinlemeyerek bir an önce kendi söyleyeceklerini bitirme yarışına girmeleri sırasında sergiledikleri tutum, bu konunun ilginç örnekleri arasındadır. Böyle bir anlayışla yapılan tartışmanın seyirciler tarafından beğenilmeyeceği de bir gerçektir.


Kendini yetersiz görmek: Kendini beğenmek kadar olmasa da kendini yetersiz görmek de bir davranış yanlışıdır. Çünkü başarılı bir konuşmanın temelinde kendine güven duymak vardır. “Ben yapamam, ben bilmem, ben bu işin üstesinden gelemem” gibi yanlış telkinler kişiyi başarısızlığa sürükleyen olumsuzluklardandır.


Alay etme alışkanlığı: Başkalarını hafife alarak onları toplum içinde güç duruma düşürmek, kişilerin fizikî yapıları için hoş olmayan sıfatlar kullanmak, birtakım eksiklikleri güzel olmayan bir üslûpla söylemek alay etme alışkanlığıyla ilgilidir. “İstediğini söyleyen istemediğini işitir.” sözünü her zaman hafızada tutmakta yarar vardır. Aşağıya aldığımız Mehmet Âkif’in şu nüktesi uygun bir örnek olacaktır:

Bir toplantıda sonradan görme gençlerden biri aklınca Âkif’i küçük düşürmek için alaylı bir sesle:

― Üstat, siz baytardınız değil mi, diye sorar.
Âkif gayet sakin, cevabını yapıştırır:
― Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?

Boşboğazlık: Söylenmemesi gereken bir sözü yerli yersiz söyleme alışkanlığıdır. Böyle kişiler iyi niyetli bile olsalar toplum içinde yalnız kalmaya mahkûmdurlar. Çünkü bunların çevresindeki insanlar şimdi bu yine bir boşboğazlık yapacak diye âdeta diken üstünde olurlar. Aşağıdaki fıkrada bir boşbo¬ğazlık örneği vardır:
Kulaklarının büyüklüğüyle ünlü Galileo’ye edepsizin biri:

― Üstat, kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi, demiş.
Galileo:
― Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük; ama seninkiler de bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?


Gevezelik: Bir anlamda başkalarına konuşma hakkı tanımayan, ilgili ilgisiz sürekli olarak ben konuşayım, bu konuya bir açıklama da ben getireyim anlayışıyla sözü gereğinden fazla uzatan kişilerin ortaya koyduğu bir davranış yanlışıdır. Geveze insanlar, çoğu zaman ölçüyü kaçırarak dinleyenleri sıktıkları için toplum tarafından sevilmezler.

Usulsüz eleştiri yapmak: Başkalarına ait düşüncelere her zaman katılma gibi bir zorunluluk olmamakla birlikte katılmadığımız fikirlerle ilgili eleştirileri de söylemenin uygun bir yolu vardır. Sıra gözetilmeden, saygısız bir üslûpla, kaba sözlerle yapılacak eleştiri, elbette konuşma kurallarını bilen, aydın bir insanın sergileyeceği tavır değildir.


İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır. sözündeki incelik, ölçü olarak alınabilir.


Yapmacıklık: Kişinin tavırları, kıyafeti, konuşmaları, anlayışı, düşünceleri; yetiştiği ortamla, aldığı eğitimle, kültürle uyum içinde olmalıdır. Mevlânâ’nın ifadesiyle kişi ya olduğu gibi görünmeli ya da göründüğü gibi olmalıdır. Aksi hâlde insan, bülbülü taklide çalışan karga gibi gülünç bir duruma düşer. Bu sebeple yapmacık tavırlardan vazgeçmek gerekir. Zaten konuşmada inandırıcı olmanın yolu da samimiyetten geçmektedir.

Bencillik: Sürekli olarak kendi nefsini ön plânda tutan, hemen her işte kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden, hep ben kelimesiyle kendinden bahsetmek isteyen kişilerin ortaya koyduğu davranış şeklidir. Bu anlayıştaki kişi¬lere güvenilmez. Bunlarla kolay kolay arkadaşlık kurulmaz. Basit bir şekilde örneklersek, bir ekmeği bölüşmek gerektiğine bir bakınız, arkadaşınız ekmeğin ne kadarını size ne kadarını kendisine ayırıyor. En küçük bir menfaat söz konusu olduğunda bencillik kendisini gösterecektir. Kur’anıkerim’de ben zamirinin kullanılmadığını yeri gelmişken hatırlatalım.

Övünmek: Kişinin diğer insanlardan farklı ve üstün yönlerini ön plâna çıkarmaya çalışması övünmektir. Konuşma, başkalarına övünmek ya da başkaları tarafından övülmek düşüncesiyle yapılmamalıdır. “Ali’nin boyu kısadır.” demenin “Ben ondan uzunum.” anlamına geleceği de unutulmamalıdır.


Dedikodu etmek: Basit ruhlu insanların eğlencesi olan dedikodu, konusu kınama ya da çekiştirme olan konuşmadır. Dedikoducu kişiler, birinin arkasından konuşarak onu kötülemeye çalışırlar, kınarlar, kendilerinin öyle olmadığını anlatmaya çalışırlar. Fakat bu arada konuştukları kişiye “Bak ben senin yanında falancayı nasıl çekiştiriyorsam seni de başkasına öyle çekiştiririm.” mesajını verdiklerini unuturlar.

Kesin konuşmak: Başkalarının düşüncelerine saygı duymayan, kendi düşüncesini ister doğru ister yanlış olsun kabul ettirmeye çalışan, kestirip atma alışkanlığında olan, hoşgörüye tahammülü olmayan kişilerin ortaya koyduğu davranış yanlışlarından biri de kesin konuşmaktır. Özellikle tam olarak bilinmeyen konular hakkında bu anlayışla fikirler yürütmek, haberler vermek, zaman zaman kişiyi yalancı durumuna da düşürür. Meselâ, “Türkçe Sözlük’ün son baskısında 95.000 kelime vardır.” cümlesine ilâve edilecek “zannedersem, yanılmıyorsam, herhâlde” gibi bir kelime kişiyi yanlış bilgi vermekten, yalancı durumuna düşmekten kurtaracaktır.


Sert konuşmak: Kişinin birilerine karşı kendini daima güçlü, haklı, kabadayı göstermek ister gibi bir anlayışla ve sert bir ses tonuyla, birilerini tehdit eder gibi konuşması da bir davranış yanlışıdır. Yanlış bir düşünce ne kadar kaba, sert bir üslûpla söylenirse söylensin doğru olamaz, kişiyi haklı çıkarmaz, sadece konuşanın ne kadar kaba birisi olduğunu gösterir.
2. SÖYLEYİŞ TARZIYLA İLGİLİ KONUŞMA YANLIŞLARI

Etkili ve güzel bir konuşmada konunun içeriği kadar söyleyiş tarzı da önemlidir. Neyi, ne zaman, nerede, nasıl söyleyeceğini bilmeyen bir kişinin güzel konuşması çok zordur. Herhangi bir isteğin ifadesinde, seçilen kelimelerin ve söyleniş tarzının kişiler üzerinde farklı etkiler uyandıracağı unutulmamalıdır. Aşağıdaki cümleler, bu konuyu örnekleyen özlü sözlerdendir:

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. (Atasözü)

Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.
(Yunus Emre)

Konuşmanın etkisini azaltan ve ahengini bozan söyleyiş tarzıyla ilgili bazı yanlışlıklar aşağıda sıralanmıştır:

Aynı kelimeleri tekrarlamak: Konuşma sırasında hiç gerekmediği hâlde kelimeleri aynen tekrarlamak, dinleyenlerin dikkatini çekecek sıklıkta anlaşıldı mı, bilmem anlatabiliyor muyum, binaenaleyh, çocuklar, efendime söyleyeyim, sana bir şey söyleyeyim mi, demem o ki, evet, işin garip tarafı, sizin anlayacağınız, şey, şey yani… gibi sözleri tekrarlamak anlatım ve söyleyiş güzelliğini bozar.


Söyleyiş yanlışları yapmak, anlamsız sesler çıkarmak: Güzel bir konuşmada vurgu ve tonlamanın doğru yapılması kadar kelimelerin doğru telaffuzu da önemlidir. Bazen yanlış söylenen bir kelime, anlamı bilinmeden kullanılan bir söz, konuşmacının eğitim durumu, anlayışı, görgüsü… hakkında fikir vermeye yetecektir.

Başka dillerden Türkçeye giren kelimelerin söylenişine özellikle dikkat edilmelidir. Aksi hâlde söylenmek istenenle söylenen birbirinden farklı olur: Aşık oldum ben sana. (aşık: 1. Ayak bileğindeki küçük kemiklerden biri, 2. Yapı çatılarında uzun mertek – Âşık oldum ben sana.) Türkiye hala ayakta. – Türkiye hâlâ ayakta. (hala: babanın kız kardeşi)
Konuşmacı anlatacağını gevelemeden açıkça söylemeli, sözü gereksiz yere uzatarak dolambaçlı yolları tercih etmemelidir.


Hatırlanamayan sözlerin yerine bilerek veya bilmeyerek aaa…, eee…, ııı… gibi anlamsız sesler çıkarmak veya arada boşluklar bırakmak konuşmanın ahengini bozan diğer yanlışlıklardandır. Biraz çaba göstererek bu olumsuzluğun önüne geçmek mümkündür.


Ses tonu, konuya ve konuşmanın yapıldığı yere göre ayarlanmalıdır. Gereksiz yere bağırmak veya zor işitilen bir sesle isteksiz bir ses tonuyla konuşmak, sunuşun etkisini azaltır.

Argo sözleri kullanmak ve kaba konuşmak: Türkçe Sözlük’te; kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek ya da topluluktaki insanların kullandığı özel dil ya da sözcük dağarcığı; serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz ya da deyim olarak tanımlanan argo -özgünlüğü korumak gereken durumlar dışında- edebî dilde asla kullanılmamalıdır. Bir de buna kaba sözler, küfürler eklenecek olursa konuşma, edep sınırlarının dışına taşar. Kendisine ve çevresindekilere saygısı olan aydın bir insanın konuşmasında argoya ve kaba sözlere rastlanmaz.
3. KONUŞMA KURALLARINI BİLMEMEKTEN KAYNAKLANAN KONUŞMA YANLIŞLARI

Güzel ve etkili konuşma kurallarını bilmeyen, bu konuda deneyimi olmayan, konuşma sırasında yapılan yanlışlıkların neler olduğundan habersiz bir konuşmacının başarılı bir sunuş yapamayacağı, konuşmasının yanlışlarla dolu olacağı muhakkaktır. Konuşmacı, karşılaştığı kötü örnekleri kendisine devamlı ölçü kabul ederse başarılı olamaz.
Üslûp yanlışları: Yerine, kişisine, zamanına ve konusuna göre nasıl konuşacağını bilmeyen bir şahsın, asker arkadaşıyla konuştuğu şekilde amiriyle konuşmasını yadırgamamak gerekir. Konuşma türlerini ve bunların özelliklerini bilmeyen bir konuşmacı, kime nasıl hitap edeceğini; panelde nasıl, forumda nasıl, açık oturumda nasıl konuşulacağını bilmezse üslûp yanlışları yapacaktır.

Plânsızlık: Bir dinleyici grubu önünde yapılan sunuş konuşmaları, konuşma plânı yapmayı gerektirir. Konuşma plânı nedir, nasıl yapılır, plânda nelere dikkat edilir, süre ne kadardır gibi soruların cevaplarını bilmeyenlerin yapacağı sunuş konuşmalarında, plânsızlıktan kaynaklanan yanlışlıkların olması kaçınılmazdır.

Toplumda sevilmek ve sayılmak, kendini dinletmek, aranan bir kişi olmak, konuşma kurallarını iyi bilmek ve bu kuralları başarılı bir şekilde uygulamakla mümkündür.

Konuşma yanlışlarını ana hatlarıyla bu şekilde özetledikten sonra güzel konuşma kurallarına geçebiliriz

Güzel Konuşma Kuralları

1. Dinleyiniz. Doğru ve güzel konuşmanın ilk şartı dinlemesini bilmektir. Siz dinlemesini bilirseniz, bu alışkanlığın sirayeti yoluyla herkes dinlemesini bilir ve siz de dinlenen bir konuşma yapabilirsiniz. Dinlenmeyen, gürültülü, ilgisiz bir yerde güzel konuşma da yapılamaz, orada konuşmanın da tadı olmaz.
2. Doğru ve güzel konuşmanın ikinci şartı, onun sağlam ve sistemli bir fikre dayanmasıdır. Konuşarak düşünme yerine, düşünerek konuşma esas olmalıdır. Boş konuşulmamalıdır.
3. Konuşmanın hazırlıklı bir sunuş konuşması olması durumunda hazırlığın usulüne göre yapılması ve konuşmanın planlanması şarttır.
4. Konuşma ne bıktıracak kadar ağır, ne de makineli tüfek gibi süratli olmalıdır.
5. Konuşma ile nefes alıp verme ahenkli olmalı, nefessiz ve nefes nefese konuşulmamalı, nefeslenme sesi hissedilmemelidir.
6. İnsanın kişiliğini yansıtan sesin konuşmada önemli bir unsur olduğu unutulmamalıdır. Zira ses dalgınlık, korkaklık, aptallık, mahcupluk, kibirlilik, tatsızlık, bünyece zayıflık vb. birçok özellikleri ortaya koyar. Kaba, pürüzlü, sert, haşin, hım hım, genizden gelen, ince sesler dinleyenler üzerinde iyi bir etki bırakmaz.


7. Konuşmada ses tonu sözün, fikrin ve duygunun mahiyetine uygun bir tarzda ayarlanmalıdır. Sesin duyguları yansıtmaya, heyecanları duyurmaya, her anlamı ifadeye elverişli olması ve yerine göre tonunu değiştirmesi de konuşanın başarısı için önemli bir etkendir.


8. Konuşmada mümkün olduğu kadar zengin bir kelime kadrosu kullanılmalı, sınırlı bir dilden, tekrarlanan belli kelimelerden kaçınmalıdır.


9. Konuşmada kelimeleri doğru söylemeye özen gösterilmelidir. Telaffuzun şive ve ağız özellikleri taşımamasına çalışılmalı, edebi dil, kültür dili ile konuşmaya gayret edilmelidir.


10. Konuşma veciz denecek şekilde ölçülü olmalı, mana ve fikir ile söz arasında seçkin bir uyum olmalı, söz fikri tam ihata ve ifade etmeli, fikir sözü tam doldurmalı, ondan taşmamalıdır. Söz konuya ve mekâna, duruma uygun düşmelidir.


11. Konuşmada söz açık ve seçik olmalı, anlaşılır ve tatminkâr bir vasıf taşımalıdır.


12. Konuşmada cümleler düzgün olmalı, cümle yanlışı yapılmamalı, uzun cümlelere tam hakimiyet yoksa mümkün olduğu kadar kısa cümle tercih edilmelidir.


13. Konuşmada doğrunun yanında güzel de ihmal edilmemelidir. Bunun için sanatkârane bir dil ve ifade kullanılmalı; benzetmeler, mecazlar, başka anlama gelecek kelimeler, imalar, tezatlar, tekrarlar, parlak anlamlar, abartmalar, kişileştirmeler, çift anlamlı ve benzer kelimeler, paralellikler, ünlemler, hitaplar, örnekler, fıkralar gibi çeşitli söz ve anlam ustalıklarına yerli yerinde müracaat olunmalıdır.

14. Konuşmada inandırıcı olmaya dikkat edilmeli, bunun için konuştuğuna önce kendisinin inandığını ispat eden bir üslup ve tavır ortaya konmalıdır.

15. Konuşmada mimik ve jestlerden; sözün ve fikrin âhengine uygun bir şekilde ve ölçülü olarak, şuurla istifade etmelidir. Ses kadar, vücudun da canlı olması, bezgin, isteksiz tavırlar takınmak, hatta yerine göre anlamı bakışlarımızla da ifade etmek dinleyenlerin ilgisini çeker.


16. Konuşmada tek bir noktaya değil, dinleyenlerin hepsine ve her tarafa bakacak şekilde ölçülü ve kavrayıcı bir hitap tarzı seçilmelidir.


17. Konuşma ne doyurmayan bir kısalıkta ne de sabır taşıracak bir uzunlukta olmalıdır.


18. Konuşmada dinleyenlerin nabzı tutulmalı, konuşmanın dozu dinleyenlerin tepkilerine göre ayarlanmalıdır.
Dinleyiciler, âdeta bitir de gidelim diyen yalvaran gözlerle size bakmaya başlamışlarsa sözü fazla uzatmadan konuşmayı toparlamakta fayda vardır. Dinleyenlerin bakışlarından yapılan bu konuşmadan haz aldıkları seziliyorsa konuşma aynı canlılıkta örneklerle biraz daha genişletilebilir.

Güzel konuşma kurallarını kısaca özetlemek istersek:


1. Dinleyiniz.
2. Az konuşunuz.Şu nükte düşündürücüdür:


Bir bilgeye sormuşlar:

- Bir insanın zekâsını nereden anlarsınız?
- Konuşmasından.
- Ya hiç konuşmazsa?
- O kadar akıllı insan yoktur ki.


3. Çok az şaka yapınız.
4. Zarif iltifatlarda bulununuz.
5. Dedikodu yapmayınız.
6. Övünmeyiniz.
7. Muhatabınıza önem veriniz.
8. Kaba ve argo sözlere yer vermeyiniz.
9. Söyleyişe dikkat ediniz.
10. Konuşmanızı yerine, kişisine ve zamanına göre yapınız.
11. İçtenlikten uzaklaşmayınız.
12. Kendinize güveniniz. Rahat olunuz.
13. Sözü gereksiz yere uzatmayınız.
14. Ses, konu ve anlam uyumuna dikkat ediniz.

Kaynak: Akdeniz Üniversitesi Türk Dili Bölümü- ANASAYFA
Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...