Enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2018 Salı

Tüm yaratılışı birbirine bağlayan bir enerji alanı vardır.



Tüm maddeler sadece bir gücün varlığında ortaya çıkar ve yok olurlar... Bu gücün ardında bilinçli ve zeki bir zihin olduğunu var saymalıyız. Bu zihin tüm maddelerin Matriksidir.
 ( Max Planck )


Kuantum teorisinin babası Max Planck, bu sözleriyle yaratılmış olan her şeyin evrensel bir enerji alanıyla birbirine bağlı olduğunu tanımlamaktadır. Bu matriks dünyamızın kendisidir. Aynı zamanda dünyamızın içindeki ve dışındaki her şeydir. Eski kadimlerin dediği gibi " İçteki neyse dıştaki de odur. Yukarısı nasılsa, aşağısı da öyledir. "Matriks, biz olduğumuz kadar, yarattığımız, sevdiğimiz, nefret ettiğimiz, iyi kötü deneyimlediğimiz her şeydir.

Bizler, yaşarken içsel tutkularımızı, arzularımızı, korkularımızı, hayallerimizi bir kuantum tuvalin özünde ifade eden sanatçılarız. Ancak bizler hem tuval hem de tualin üzerindeki şekilleriz. Bizler hem boya, hem fırça, hem de sanatçıyız.

Bizler hem aynayız, hem aynadaki suretleriz. O zaman mucizeler insan olduğu müddetçe olacaktır çünkü mucize insandır. İnsan ilahi kıvılcımın içinde bulunduğu bir kaptır ve daima bağlantıdadır. Asla aciz ve savunmasız değildir.

İşte bunu anlayan insan uyanmıştır ve şunları keşfeder:

Tüm yaratılışı birbirine bağlayan bir enerji alanı vardır.

Alan içimizdeki inançlara, kap köprü ve ayna rolü yapar.

Alan holografiktir.

Alanla duygularımızın dili aracılığı ile bağlantı kurarız.

Bu anlayışa erişen insan,öncelikle kendini yeniden keşfedip inşa etmekle işe başlar. Bu değişim içten dışa doğru önce bireyi, yakın çevresini, toplumunu ve mensup olduğu tüm ulusu değiştirebilir. Bir kişi fark yaratabilir.

Gerçeğin başladığı bu yerde her şey bize açıktır



Holografik evren


23 Ağustos 2017 Çarşamba

Eller ile Enerji ve Şifa Vermek için 5 Adım.



Bedenimizdeki en yoğun enerji noktalarından biri ellerimizdir. Ellerimizde hem kendi bedenimize hem de başkalarına iyi gelecek enerji ve huzur vardır. Bedenimiz enerjiyi bir noktaya doğru verebilecek kapasitede donatılmıştır.
Peygamber efendimiz buyurur ki Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshte: «Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah’ın izzetine ve kudretine sığınırım!» de. Biiznillahi Teâlâ şifâ bulursun.” (İbn Hanbel, IV, 217)

5 adımda ellerimizdeki enerjiyi fark edelim.

Bu bir alternatif terapi yöntemidir. Herhangi bir rahatsızlığınızda doktorunuza başvurunuz.

1. adım

Enerjiyi anlamak ile başlayalım. Canlı veya cansız her varlık temelinde enerjidir. Çünkü atomlardan yani enerjiden oluşmuştur. O halde bu evren bir enerji evren diyebilir miyiz? Kesinlikle diyebiliriz. Enerjiyi anladığımızda ellerimizin güçlü bir enerji ve şifa verici gücü olduğunu göreceksiniz.

2. adım

Ellerinize yoğunlaşın. Ellerinizi birbirine değmeden alkışlar pozisyonda tutun ve şaşırtıcı bir şey hissedeceksiniz. Eğer yoğunlaştıysanız elleriniz arasında temas olmamasına rağmen bir ısı (enerji) alışverişi olacağını göreceksiniz.


3. adım

Enerjiyi yönlendirmek. Ellerinizdeki enerjiyi bedeninizde enerjisel olarak sıkıntılı olduğunu düşündüğünüz yere temas olmadan yaklaştırın ve ellerinizden enerjinin akışına izin verin. Bir süre sonra bedeninizde bir gevşeme ve rahatlama hissedeceksiniz.

4. adım

Ellerinizdeki enerji için ellerinizi ılık su ile bir süre yıkayın. Bu suyun ellerinizde güçlü bir enerji akışı sağlamasına yarayabilir.

5. adım

Ellerinizde enerjiyi hissettikten ve kullandıktan sonra enerjinizin tekrar yenilenmesi gerekir. Bu süreçten sonra enerjinizde bir yükselme yaşarsınız. Ellerinizdeki enerjiye odaklandığınızda enerjiniz arttığını göreceksiniz. Dr. Franz Anton Mesmer (19. yüzyıl) hastalarını önce mıknatısla tedavi ederken fark etti ki elleri ile hastalara enerji verebiliyor. Hastalarına elleri ile şifa verdiğini iddia etmiştir. Günümüz modern hipnoterapinin temellerini atan bir doktordur.


kaynak :bilgi erdemdir


27 Kasım 2016 Pazar

Evinize Pozitif Enerji Çeken 10 Bitki

Bitkiler uzun zamandır evde, ofiste ve daha bir çok mekanda dekorasyon için kullanılıyor. Ayrıca taze kokuları ve doğal dokunuşları dolayısıyla da kullanılırlar. Bunların yanı sıra pozitif enerjinin akışını desteklediklerine ve negatif enerjileri önlediklerine inanılır.
Uzmanlara göre belli başlı bitkiler pozitif enerji sağlar ve günlük olarak -diğerlerine göre- iyi hissetmemize yardımcı olurlar. Unutmayınız bunlar canlı bitkiler olmalı, saksılarda tutulmalı ve bunlara özel ilgi göstermeliyiz. Bu anlayışla devam ederek pozitif enerji çeken 10 bitki hakkındaki makalemizi okuyun. 

Kaktüs

Kaktüsler çok güzeldir ve ev ile ofislere çok özel bir dekoratif etki yaratırlar. Bu bitki ilgi ister ve kıskançlık, davetsiz misafirler, kötü insanlar ve ikiyüzlüleri uzaklaştırıp ev aletlerinden gelen kötü elektromanyetik enerjileri emerler.

Kıvırcık nane

nane
Bir çok tıbbi özellik taşımasının yanı sıra, kıvırcık nane aynı zamanda kötü şans ve kıskançlığa karşı koruma sağlar. Kıvırcık nane aynı zamanda refahınız için iyidir ve bazı insanlar bunun ekonomik refahı da etkilediğine inanırlar.

Bambu

Bambu ev dekorasyonu için moda haline geldi, aynı zamanda oturma odalarına sofistike bir dokunuş için yerleştiriliyor. Ama aynı zamanda pozitif enerji çektikleri için de popüler oldu. Bambunun büyüme ve suyu bütünleştirdiği, saflık, transparanlık ve yaşam sunduğu söyleniyor. Bu bitkiyi evde bulundurmak rahatlık ile sakinlik getirirken kıskançlığı kovuyor. 

Yasemin

yasemin
Yasemin çiftlerin bitkisi olarak da bilinir, çünkü ilişkiye ruhsal anlamda yarar sağlar. Ayrıca bu bitkiyi yatak odasında veya eşiniz/partnerinizle en çok vakit geçirdiğiniz yerde bulundurun, çünkü ilişkinizi güçlendirecek ve romantikliği arttıracak pozitif enerjiyi arttırıyor.

Biberiye

Biberiye antik çağlardan beri tıbbi ve şifalı özellikleri sayesinde kullanılmaktadır. Ruhani derecede bu bitki ciddi anlamda sevgi ve mutluluk getirmesiyle bilinmektedir. Evde taze biberiye bulundurmanın yanı sıra, giysileriniz arasında veya evin diğer yerlerinde bir kaç dal biberiye bulundurabilirsiniz.

Nane

naneler
Nane bir çok tıbbi özellik taşır ve bundan her zaman yararlanabiliriz. Bu bitkiyi evde bulundurmak sağlığınız için çok iyidir, ama aynı zamanda her yerde pozitif titreşimler oluşturmasıyla bilinir. Nanenin negatif titreşimleri uzaklaştırdığı ve uykusuzluğa iyi geldiği söylenir. Ayrıca bu bitki evde iletişimin artmasına yardımcı olur.

Dağ kekiği

Dağ kekiği antik çağlardan beri havadaki olumsuz titreşimleri kovmak için kullanılır. Bu bitki temizleyicidir ve negatif enerji ile savaşır, kabuslara karşı koruma sağlar ve özgüveni geliştirir. Evinizde dağ kekiği bulundurmanız eviniz ve evde yaşayanlar için koruma sağlar.

Kasımpatı

Kasımpatı güzelliği ve evlere refah getirmesiyle bilinmektedir. Bu bitki mutluluk ve iyi hissetmeyi destekler, bu yüzden sürekli gerginlik veya tartışmanın olduğu yerlerde bulundurmayı öneriyoruz. Kasımpatılar rahatlık dolu bir yaşam getirir.

Okaliptüs

okaliptus
Bu bitki genelde kıskanç ve kötü niyetli insanlarla gelen kötü titreşimlerle savaşma ve onları kovma özelliğine sahiptir. Bu yüzden iş yerlerinde ve ofislerde bulundurulması önerilir, çünkü bu bitki bolluk ve refah sağlar. Ayrıca ideal bir uyku için birebirdir ve baskılı enerji taşıyan yerleri özgürleştirir.

Aloe Vera

Bu bitki kötü şansa ve kıskançlığa karşı işe yarar ve kötü titreşimlere karşı savaşmak için en güçlü bitkilerden biri olduğu söylenir. Aynı zamanda evin neresinde olursa olsun refahlık ve pozitif enerji sağlar. Bir çok insan aloe vera bitkisinin iyi şans getirdiği için hayati önemi olduğuna inanır. Bu bitki negatif enerjiyi emerek bizi koruduğu için sararabilir.

Sağlığabiradım

11 Temmuz 2016 Pazartesi

İçimizdeki enerji sistemi



İçimizdeki enerji sistemi 7 enerji merkezi ve 3 enerji kanalından oluşuyor. Sağ Sol ve orta kanal.
Geçmişi düşündüğümüzde Sol tarafın enerjisini kullanıyoruz.
Geleceği düşündüğümüzde Sağ kanalın enerjisini kullanıyoruz.
Sürekli olarak Geçmiş Gelecek düşündüğümüzde bu tarafın enerjilerini bitirip dengeyi bozuyoruz.

Sol tarafınızdaki ağrılar geçmiş, Sağ taraftaki ağrılar gelecekle ilişkilendiriliyor.


27 Haziran 2016 Pazartesi

DAĞINIKLIK TIKALI ENERJİDİR

Enerji durağanlaştığında dağınıklık yığılır, dağınıklık büyüdükçe de enerji durağanlaşır.


DAĞINIKLIK TIKALI ENERJİDİR
Dağınıklığın karşılığı olan “Clutter” sözcüğü, Ortaçağ İngilizcesindeki donma, pıhtılaşma anlamındaki “clotter” kelimesinden gelmektedir. Arttıkça sizi içine alması, yolunuzu tıkaması da aynı şeye işaret eder.
Dağınıklık arttığı oranda mekana düşük seviyeli enerjiler de çekilmiş olur.
Benzer benzeri çeker, prensibi burada da geçerlidir.
Bunu her insan bilir; Sokakta yürürken birinin bir kenara bir izmarit veya boş bir sigara paketi attığını görürsünüz. Ertesi gün aynı yerden geçerken bir de bakarsınız, izmaritin/paketin yanında daha başka atıklar da birikmiş. Çok geçmeden burada bir çöp tepesi oluşur. Dağınıklık evlerde de aynı şekilde çoğalır. Başta az bir şeyle başlar, derken büyüdükçe büyür, çevresindeki durağan enerji de ona bağlı olarak çoğalır ve yaşamınız üzerindeki durağanlaştırıcı etkisini hissettirir.
İnsan yaşamında yeni bir sayfa açmak istediği zamanlarda, ya da sıkıntı bastığında kendini, evindeki veya odasındaki dağınıklığı toparlarken ya da bazı eşyaların yerlerini değiştirirken bulabilir.
Fakat insanların büyük çoğunluğu dağınıklıklarıyla yaşamaya alışabilmektedirler. Tıkalı enerji son derece yapışkandır ve gerçekten silkelenip bir şeyler yapmak için esaslı bir çaba gerekir.

DAĞINIKLIK NEDİR?
Oxford sözlüğünde “düzensizce birikmiş nesne kalabalığı” olarak tanımlanan dağınıklık, dört sınıfta ele alınıyor:
* Kullanmadığınız ya da sevmediğiniz nesneler
* Dağınık ya da düzensiz eşya
* Çok küçük bir alanda çok fazla eşya
* Tamamlanmadan yarım bırakılmış her şey

24 Haziran 2016 Cuma

Enerjimizle etrafımızı değiştirebilir miyiz?




Rus fizikçi Konstantin Korotkov insanda saklı olan ve yayılan gizli enerjiyi ortaya çıkartmak için çaba harcıyor. Rus bilim adamı, bu konuda başarı sağlanması halinde bazı hastalıkların çok önceden tespit edilebileceğini ileri sürdü.

Korotkov 1990’lı yılların ortalarında enerjiyi fotoğraflayabilmek için bioelektrofotoğraf makinesinin tasarımına katkı sağlayan bilim adımı olarak öne çıktı. Makine sayesinde fiziksel ve ruhsal sağlık ile ilgili bilgilerin tespit edilebildiği belirtiliyor. Korotkov geliştirdiği teknik sayesinde bir çok hastalığın erken teşhis edilebileceğini ve tedavide önemli başarı sağlayabileceklerini iddia ederken, bir kısım meslektaşları bu fikre katılmıyor.

Korotkov, “Biz insan fikrinin maddi dünyanın bir parçası olduğunu ve bu fikirlerle bu maddi dünyaya etki edebileceğimiz düşüncesi üzerinde çalışıyoruz” diyor. Görünmeyen enerji dünyasını daha iyi anlayabilmek için Korotkov, bioelektrofotoğraf makinesi ile incelemeler ve araştırmalar gerçekleştiriyor. İnsanın sürekli enerji yaydığı varsayılıyor. Bioelektrofotoğraf makinesi bu enerji alanlarını fotoğraflamaya çalışarak, insanın etrafında ışık halinde görülmesini sağlıyor. Bilim adamları buna ‘aura’ adını da veriyor.

İlk olarak bu teknik Rus mühendis Semyon Kirlian tarafından 1930 yıllarında keşfedildi. Kirlian yüksek voltajlı, yüksek frekanslı, düşük amperli elektrik alanına dayalı aygıtlarla canlı nesnelerden yayılan birtakım biyolojik ışınımları fotoğraf şeklinde saptanacağını tespit etti.

Korotov’un aygıtı ise her bir parmağı ayrı ayrı fotoğraflayarak bilgisayara aktarıyor. Her parmak vücudun farklı kısımlarına bağlı.

Bazıları bu sistem sayesinde kalp rahatsızlıkları ve kanser gibi hastalıkların öncesinden tespit edilebileceğini kaydederken, tıp dünyasının bir kısmı bu iddialara şüphe ile yaklaşıyor.

Rusya eski Sağlık Bakanı Aleksandr Tsaregorodtsev bu konuda şu açıklamalarda bulunuyor: “Bugünkü tıp açısından baktığımızda bu tür yaklaşımın tıbbi kanıt olarak kullanılabileceğini sanmıyorum. Ve daha da ileri giderek şunu söyleyebilirim: bu metod faydadan çok zarar getirebilir. Çünkü insanları hastalığın gerçek nedeninden ve tedavisinden uzaklaştırır.”

Enerji alanı üzerine yapılan araştırmaların daha da ilerici sonuçlar verebileceğini savunanlar ise niyetimiz ve duygularımız sayesinde çevremize direkt etki edebileceğimizi belirtiyor. Korotkov, “Elde ettiğimiz sonuçlar sayesinde bizim için çok önemli mesajları görebiliyoruz. Olumlu duygularım ve olumsuz duyguların üzerimizde aynı derecede güçlü etkisinin var olduğunu görüyoruz. Birincisinde enerci yukarı giderken, ikincisinde enerji aşağıya doğru hareket ediyor. Bu şu anlama geliyor: kendi bünyemizde sevgiyi oluşturuyorsa böylelikle olumlu enerji oluşturmuş oluyoruz ve çevremizi değiştiriyoruz” şeklinde açıklamalarda bulunuyor.



Kaynak: bilinçdışı. com

1 Haziran 2016 Çarşamba

Sadece dilin ucunu damağa getirerek (dili damağa dokundurarak) enerji seviyesi geçici olarak ve kolaylıkla artırılabilir.



Sadece dilin ucunu damağa getirerek (dili damağa dokundurarak) enerji seviyesi geçici olarak ve kolaylıkla artırılabilir. Bunun arka enerji kanalları ve ön enerji kanalları arasındaki bağlantıyı geliştirme ve böylece enerji dolaşımını geliştirme ve artırma etkisi vardır. Dilin temas etmesi iç auranın genişlemesine neden olur. Örneğin, ışık düğmesi açık iken, ışık yanmaktadır. Bir bağlantı vardır. Eğer düğme kapalı ise, ışık yoktur. Aynı şekilde, dil damağa dokundurulduğunda enerji akışında artış olur. Dil damağa temas etmediğinde, enerji dolaşımı azalır.
Dili damağa dokundurmak şifacının daha fazla enerjiye sahip olmasını ve daha etkili şifa yapmasını sağlar. Bu nedenle, hassaslaştırma yaparken, tarama yaparken, temizlik yaparken ve enerji verirken, dil damağa dokundurulmalıdır. Bu teknik ayrıca önemli miktarda enerji gerektiren okuma, çalışma, meditasyon ve diğer aktiviteler için de kullanılabilir.
Dilin durması gereken yer, dişin damakla birleşme noktası değil, tam üst noktası yani dil içeri doğru biraz kıvrılıyor. Diğer türlü hemen hemen herkesin dili, diş ve damak birleşme noktasındadır.
Ayrıca dili bu şekilde damağa değdirmek çakraları birleştiren meridyeni tamamlıyor. Enerji akışı bu şekilde sağlanıyor.
Dili arkaya doğru kıvrırarak üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirmek ayrıca Hipofiz bezini (Glandula Pituitaria) uyarmanın yollarından biridir.
Dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küresi arasında denge oluşmasını sağlanıyor. Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor.
Sizde Enerji alırken dilinizi damağınıza yapıştırın ve enerjinizin bedeninizde özgürce akmasına izin verin

Alıntı

30 Mayıs 2016 Pazartesi

Enerjinizi farkedin.



Bilincinizin kendi bedeninizin hücresel yapısına talimat verdiğini, bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirebildigini ve hastalıkları iyileştirebildigini biliyor muydunuz? 
İnsan bilincinin enerjisi gerçekte yalnızca “bilgi” enerjisidir. 

Enerjinizi farkedin.

Beynimdeki Yabancı-

14 Ocak 2016 Perşembe

Duyguların enerji bedene etkileri



Fiziksel beden, duygusal ve ruhsal bedenle bir bütündür. Bilim geliştikçe, bizim sadece fiziksel bedenden ibaret olmadığımız, ayrıca enerji bedenimizin de olduğu bilgisi ile karşılaşıyoruz. Newton fiziğinden, Kuantum fiziğine geçişle, katı olarak algıladığımız her şeyin, buna bedenimiz de dahil aslında bir çeşit enerji olduğu anlıyoruz. Canlı ve cansızın enerji anlamında tek bir bütün olması; fizikte, tıpta, ruhsallıkta, başka algılayış kapılarını açıyor. Özellikle Doğu Tıbbı’nın, yüzyıllardır kullandığı enerji meridyenleri bilgileri yeni yeni ispatlanıyor.

Hastalıklar; genetik, beslenme, çevresel etkiler ve enerji dengesizliği ile oluşabilir.

Çin kültüründe “Ch’i” ve Japoncada “Ki” olarak bilinen yaşam enerjisi, vücudumuzda, gözle görmediğimiz, sinir sistemi gibi bir uçtan bir uca dağılan ‘meridyenler’ aracılığıyla dolaşır. Enerji hatlarında enerji bloke olduğunda, söz konusu organa giden enerji devresi kapanmış olur ve biriken olumsuz enerjiler zamanla yoğunlaşarak bir takım rahatsızlıklar oluşur.
Örneğin sürekli baskı altında kalıp kendisini ifade edemeyen bireyin zamanla boğazında tiroit ve guatr oluşabilir. Sürekli dişilik yönünden baskılanan ve bu bakımdan aşağılanan kadınlarda yumurtalık kistleriyle jinekolojik sorunlar çıkabilir. Geçmişinden kopamayan, geçmişte takılı kalan bireylerde kabızlık sorunu olabilir. Artık yaşamında daha fazla sorumluluk alamayacağını hisseden, sorumluluklar altında ezilen bireyin bel fıtığı olabilir. Öfke ve korku duyguları karaciğer rahatsızlıkları oluşturabilir.

Duyguların enerji bedene etkileri

Coşku kalp ile bağlantılı bir duygudur. Coşku duygusunun tam tersi duygular kalp ve akciğer fonksiyonlarını etkileyebilir. Kalp sorunlarının olası zihinsel nedenleri arasında, çoğunlukla sevgi alış verişinin engellenilmesi, kalbin endişe keder gibi duygularla yorulması gibi etkenler yer alır. Coşku duygusu negatif iken, zihinsel dağınıklık oluşur.

Dehşet duygusu ve beraberinde panik duygusu kalbi etkiler. Hızlı kalp atışı zihinsel telaş ve soğuk ter belirgin özellikleridir. Psikiyatride panik bozukluk ‘panik atak’ olarak tanımlanır.

Endişe duygusu dalak üzerinde etkisini gösterir. Bu problem üzerine aşırı düşünmek sıkıntı hissetmek dalak enerjisini bloke eder. Depresyon huzursuzluk iştah azalması, yorgun kol ve bacaklar, karın şişliği ve bayanlarda adet dönemi bozuklukları olarak ortaya çıkabilir.

Üzüntü ve Yas akciğerlerin enerjisini bozar ve solunum sıkıntıları ortaya çıkabilir. Örneğin bronşit, astım gibi sorunlar sevilen birinin kaybedilmesiyle ilişkilendirilebilir. Ve bireyin kendisini bastırılmış boğulmuş hissetmesi, bireysel bağımsızlığını hissedememesi durumlarında ortaya çıkabilir. Göğüsten gelen derin öksürükler mutsuzluğun göstergesi olabilir çünkü ciğerlerdeki enerji sıkışmıştır.

Korku böbreklerin temsil ettiği bir duygudur ve sırt ağrıları idrar yolları problemlerine yol açabilir ve yalnızlık duygusunu körükler.

Öfke karaciğerin enerjisini bozar. Baş ağrıları, baş dönmesi, sırt ağrıları şeklinde etkisini gösterebilir.

Kaynak indigo

28 Eylül 2015 Pazartesi

ENERJİNİZİN ÇALINMASINA İZİN VERMEYİN



Çevrene pozitif enerji yayan biriysen eğer daha dikkatli olacaksın. 
Kafalarında yarattıkları saçma bir dünyayı senin kafana geçirerek enerjini çalmalarına izin vermeyeceksin. 
Hayatta sadece sorunları olduğunu düşünenleri anlamak zorunda bırakmayacaksın kendini. 
Hayatın gerçek bir mucize olduğunu, şiir gibi güzellikleri bağrında taşıdığını, hayatın her insana bir şekilde gülümsediğini anlamayanlarla uğraşmayacaksın. 
İlişkilerinde sadece sorunlarını dile getiren, yaşadıkları onca güzelliği yok sayan insanlara bir dakikanı bile ayırmayacaksın. 
Hakkında hiç bir şey bilmedikleri halde konuşmaya kalkanları susturacaksın. 
Değerinin farkında olmayanlardan uzak duracaksın. 
Değerini bilerek yok saymaya çalışanlara ise haddini bildireceksin. 
Fındıkkabuğunu doldurmayan işlerle boğuşmanı sağlamaya çalışan insanları sileceksin defterinden. Gülüşlerini çalmaya kalkanları çıkaracaksın hayatından. İlişkileri bir yük haline getirenleri uzaklaştıracaksın yanından ve ilişkinin mutluluk getirmesi gerektiğini yazacaksın kafana. 

Velhasıl, onca yılını vererek ışıl ışıl bir enerji deposuna çevirdiğin beynini düşünerek, beyinsizlere ezdirmeyeceksin kendini.. 

Peki... Hayatında kaç kişi kaldı bunları yapanları eleyince geriye??







SPONSOR REKLAMI




8 Temmuz 2015 Çarşamba

Unutmayın ki etrafınızda yaklaşık 240 cm boyutunda torus şeklinde bir kalp alanınız var.





Unutmayın ki etrafınızda yaklaşık 240 cm boyutunda torus şeklinde bir kalp alanınız var. Bu alanın diğerleriyle de etkileşim içinde olduğunu; diğer alanlarla karıştıkça sevgi, neşe, empati, huzur ve birlik alışverişleri içinde olduğunu zihninizde canlandırın. Bilim bu halkanın varlığını ispatladı, dolayısıyla onu hissetmek sizin isteğinize bağlı. Bu alanın orada olduğunu bilin ve onunla oynayın. Bilin ki kendi kalp alanınızdan hangi niyetle neyi yönlendiriyorsanız o gerçekten meydana geliyor. Bizler ilkel imajinasyonlarımızın ötesinde güçleri olan varlıklarız.

The Sacred of Geometry


24 Ocak 2015 Cumartesi

"Evimizdeki NEGATİF ENERJİ’yi nasıl temizleriz?"




Huzurlu, mutlu, SAĞLIKLI bir yaşam için enerjimize sahip çıkmayı ve doğru kullanmayı öğrenmek zorundayız. Çünkü günlük yaşamımızda hep bu enerjiden kullanıyoruz.

Önce Enerji nedir onu açıklamak gerekir aslında başta.

Maddenin yapı taşı atomdur..  
Atom neyden oluşuyor? Nötronlar, protonlar, çekirdek. 
Peki çekirdeğin içinde ne var?
Çekirdeğin içinde "Kuark" denen enerjiler var. 
Yani aslında madde olarak gördüğümüz tüm katı cisimlerde tamamıyla enerjiden oluşuyor.

Yaratılan canlı veya cansız her şey yoğunlaşmış bir enerjiden oluşur.
Her varlığın bir enerji alanı ve kendine özgün titreşimi- yaydığı frekansı vardır.
Bu demek oluyor ki her şeyin bir enerji alanı ve titreşimi varsa yaşadığımız mekânlarda da var olan her şeyin yaydığı bir enerji ve titreşimi vardır.


Yaşayan her varlığı sağlıklı ve diri tutan, var olan yaşam gücümüzdür. Buna Çin’de “ki” veya “çi”, Hindistan’da veya Tibet’te “prana” Yahudi kabalistik geleneğinde “yesod”, Japonya’da “ki”, Sufilikte “Baraka” adı verilmektedir.

Eğer Ki zayıflarsa sağlıklı akışı olumsuz etkilenirse, hastalıklar ortaya çıkar. Onun yokluğunda ise varlık ölür.



Yaşadığımız Alanların Negatif Enerji Yüklü olduğunu nasıl anlarız?


Eğer bulunan ortamda süregelen bir gerginlik varsa, siz veya başkaları mekana girdiğinde huzursuzluk hissettiğini söylüyor ise, karamsarlık, uykusuzluk (veya tam tersi gereğinden fazla uyuma), yaşama karşı isteğiniz zayıflamışsa, büyük olasılıkla ortamda negatif enerji yüklüdür..
Doğal olarak çoğumuz evlerimizde veya iş yerimizde bu negatif enerjiden etkileniyoruz. Ve bu negatif enerjinin de bir an önce temizlenmesi gerekmektedir. 




Evinizin içinde enerjinin fazla biriktiği noktalar da olabilir. 

Bu noktaları nasıl tespit edebilirsiniz.. Tartışmaların yoğun olduğu yerlerdir. Oturduğunuz yerde kendinizi gergin hissediyorsanız, bu noktalarda enerji fazlası var demektir. 




Aynalar enerjiyi arttırıcı objelerdir ve
buralarda ayna kullanmamalısınız mesela. Varsa acilen kaldırın. Ve yansıtıcı objeleri de bu noktalardan uzaklaştırın.




Tam tersi evinizdeki enerjinizin azaldığını hissettiğiniz yerlere ayna koyabilirsiniz. 

Şayet evin herhangi bir köşesinde oturduğunuz zaman kendinizi yorgun, halsiz, uyuklama hali içine giriyorsanız, o noktanın enerjisi az demektir ve sizin daha fazla enerjinize ihtiyaç vardır. 
Hatta birbirine bakacak şekilde iki ayna ile enerjinin kendiliğinden artmasına yardımcı olabilirsiniz. 
Yalnız Aynaları yatak odanızda birbirine bakacak şekilde kullanmayın. Çünkü bu durumda enerji birikir ve uyumanızı zorlaştırır.





Evlerimizde ve işyerlerimizdeki alanları temizlemenin birçok yolu vardır:



İlk üç sırada ;


Evdeki negatif enerjiyi temizlemenin en etkili yöntemlerinden ilki 

ADAÇAYI veya ÜZERLİK tütsüsü ile evi tütsülemektir.. 



Adaçayı titreşimi çok yüksek bir bitkidir. Yüksek titreşimi nedeniyle bulunduğu yerdeki tüm negatif etkileri kendisinin yakıldığı alandan uzaklaştırmaktır.. 

Üzerlik tohumunun ise daha sert enerjilerle mücadele edebilme gücü vardır. ( Bu sert enerjiler, üç harfli dediğimiz bedensiz varlıklar, büyü vs.. gibi )




Özellikle ilk taşınılan yerde yapılması önemle tavsiye edilir. Hani korkutmak istemem ama bir düşünseniz orada sizden önce kimler yaşadı, kimlerin enerjisi sindi o eve! 
Ürkütücü değil mi? Ama öyle:(




İkinci olarak en etkili yöntem SİRKELİ SU!



Günlük yaptığınız temizliklerde suya bi parça sirke katıyorsunuz hepsi bu. 
Temizliğinizi bu su ile yapıyorsunuz. 

Ayrıca ayda bir defa, suya kattığınız sirkeyi duşta tepeden aşağı dökerek vücudunuzu arındırmakta enerji alanınızı temizlemek için çok iyidir unutmadan söyleyim:)






Ve üçüncüsü TUZ!



Olumsuz enerjileri bir kap içerisine koyacağınız tuz ile toplayabilir ve bunu mutlaka 15 günde- en fazla ayda lavaboya dökerek yenisini koyabilirsiniz. 
Bu tuz kaplarını salonunuza, yatak başucunda komidinin üstüne, yatağın altına koyabilirsiniz. 
Yatak demişken de ne yazık ki yatağımızda üzerimizdeki ve çevremizdeki olumlu olmayan enerjiyi emen noktalardan biri. Özellikle altını sık sık tozdan arındırmak ve eşyalarla doldurmamak gereklidir. Yatak altına doldurulmuş eşyalar, özellikle eski eşyalar bütün gece sahip olduğu titreşimi yayar, Vücudun enerji alanı sürekli bu enerjilerle boğuşur, ertesi gün bize gerekli olan enerji burada harcar.



 "Evimizdeki NEGATİF ENERJİ’yi temizlemenin diğer yolları;




Yatak, dolap, kanepe, koltuk gibi altlarına kolayca ulaşılamayan yerlerde durağan enerjiler toplanır. Tozların biriktiği köşelerde,negatif enerjiler birikir. 
Odalarda yapılan tartışmaların titreşimi duvarlara, mobilyalara yapışır, hatta kaydeder Dolayısıyla TEMİZLİK. Mutlaka bir ev düzenli olarak tozlardan ve kirden arındırılmalı. Dağınık, olan alanları düzenlemeli...
Ayrıca arada birde Mobilyaların  yerini değiştirmek gerekir.. (bir iki santim bile olur.)

Duvarlara yapışır dedik; duvarları boyamakta enerjiyi temizlemek için etkilidir.



Her ay mutlaka evinizde bulunan değerli taşları, kristaller temizleyin

BİTKİLER, havadaki kötü enerjiyi emerek dengelemeye yardım eder. Hava demişken mutlaka günlük mekanı havalandırmanızın önemini atlamamak lazım.

Bu arada bitkiler gibi havadaki titreşimi enerjiyi hareket ettirmek için yardımcı olan bir başka şey MÜZİK!

Taktığınız takıları her gün temizlemek gerekir, hatta gözlüklerinizi de.
Size iyi hissettirmeyen takıları takmayın..  Örneğin temizlemeden kimsenin yüzüğünü, kolyesini, küpesini takmayın.

Mum ışığı da enerji temizler aklınızda olsun.

Evde kuru çiçekler var ise bunları atmanızı tavsiye ederim.. Hemde derhal. Ölü enerjidir.
Ve enerjisini bilmediğiniz hiç bir şeyi evinize sokmasanız iyi olur aslında.


Bunlar bu zamana kadar öğrendiğimiz enerjiyi temizlemenin yolları
Peki temizlemenin yollarını öğrendikte.. Frekansı yükseltmenin yolları var mıdır?

Elbette.
Bitkilerin enerji frekansı vardır. Bu kimilerinde pozitif kimilerinde negatif yöndedir.


Lavanta Yağının frekansı yüksektir mesela. 
Bu yağı bileklerinizin iç tarafına sürerek aura alanızı kuvvetlendirebilirsiniz.
Evinizin duvar kirişlerine, eşik ve kapılara sürerek eviniz içindeki enerjinin pozitif olmasını sağlayabilirsiniz.
Ve hatta suya attığınız bir parça kuru lavantayı kaynatarak ve bu buharı evinizde dolaştırarak mikroptan bile arındırmak mümkünmüş..


Yaydığımız frekansların üzerine Birde şu yazıma göz atmanızı öneririm.








SPONSOR REKLAMI






27 Aralık 2014 Cumartesi

Alternatif Yontemlerle Daha Mutlu Bir Hayat isimli kitabindan alintidir.


Petek Kitamura


Gercek olan ölmeyen ruhtur, ki'dir, pranadır. Fiziksel beden ise,
yanlızca ölümsüz ruhun belli zaman aralıkları için kullandığı
giysidir. Bizler bu hayata gelmeden once, Tanrısal katlarda
deneyimlemek istediğimiz yaşam biçimini seçiyoruz. Geçici bedenimiz
içinde, seçtiğimiz oyunu oynamak için, buraya geliyoruz, dünyadaki
hayatımız dediğimiz, rolumuzu oynamaya başlıyoruz. Bazılarınızın, o
zaman neden kötü olayları, çirkin olmayı, parasızlığı, hastalıkları
seçtim dediğinizi duyar gibiyim. Sinema veya tiyatroda fakir veya
hasta rolu yapan artist veya aktor, gerçek hayatında da fakir veya
hasta mı oluyor? Ölümsüz ruhumuz yani yaşam enerjimiz, ne fakir, ne
de hasta olabilir. İyi kötü, güzel çirkin, sağlıklı hasta, siyah
beyaz, sadece bizim bu dünya üzerinde yarattığımız kutupluluk
illizyonlarıdır, ve ondan etkilenen yanlızca kabuğumuz, bir çeşit
giysimiz kabul edebilecegimiz fiziksel bedenimizdir. Ancak
yaşadığımız sürece, o fiziksel bedene en iyi şekilde bakmak bizim
görevimizdir, çünkü bu hayatımızdaki, ölümsüz ruhumuza o ev
sahipliği yapıyor. Ölüm ile sadece bedenin yok olduğu bilinir,
eskiyen bir obje olan fiziksel beden, ölümsüz ruha ev sahipliği
yapamayacak vaziyete gelir ise, ruh onu terk eder, ona artık
ihtiyacı kalmamıştır. Bedenin ölümünden sonra, ona bağlı kalmadan
hareket edebilecek ruh artık serbesttir, hürdür. Ama biz bunu bu
dünyanın gözü ile kolayca algılayamayız. Ölüm ile çok acı çekeriz,
ağlarız. Ama aslında bedene köle olan ruh, artık özgür kalmıştır.
Artık ana kaynak ile çok daha rahat temasta bulunabilir, bu ilahi
kaynak ile gerçek mutluluğu yakalar.



25 Kasım 2014 Salı

Enerjinizi Doğru Kullanmayı Öğrenin

Beyin öyle bir güçtür ki.. Prof. Yıldız Batırbaygil yazıyor.. 

Kafadan geçen her düşüncenin Allah katında bir talep olduğuna inanıyorum iyi şey ister güzel şeyler düşünürseniz cevabı aynen öyle gelir ama hep korku ve kuşkuyla yaşarsanız aynen bunları da çağırırsınız. 

23 Nisan 2014 Çarşamba

Duyguların enerji bedene etkileri

Hani hep diyorum ya affediyorsak kendi iyiliğimiz için!
Duyguların vücudumuza neler yaptığının işte buyrun kanıtı! :)




Coşkunun kalp ile bağlantılı bir duygu olduğunu bilmeyen yoktur. Coşku duygusunun tam tersi duygular kalp ve akciğer fonksiyonlarını etkileyebilir. Kalp sorunlarının olası zihinsel nedenleri arasında, çoğunlukla sevgi alış verişinin engellenilmesi, kalbin endişe keder gibi duygularla yorulması gibi etkenler yer alır. Coşku duygusu negatif iken, zihinsel dağınıklık oluşur.Dehşet duygusu ve beraberinde panik duygusu, kalbi etkiler. Hızlı kalp atışı zihinsel telaş ve soğuk ter belirgin özellikleridir. Psikiyatride panik bozukluk ‘panik atak’ olarak tanımlanır.Endişe duygusu dalak üzerinde etkisini gösterir. Bu problem üzerine aşırı düşünmek sıkıntı hissetmek dalak enerjisini bloke eder. Depresyon huzursuzluk iştah azalması, yorgun kol ve bacaklar, karın şişliği ve bayanlarda adet dönemi bozuklukları olarak ortaya çıkabilir.Üzüntü ve Yas akciğerlerin enerjisini bozar ve solunum sıkıntıları ortaya çıkabilir. Örneğin bronşit, astım gibi sorunlar sevilen birinin kaybedilmesiyle ilişkilendirilebilir. Ve bireyin kendisini bastırılmış boğulmuş hissetmesi, bireysel bağımsızlığını hissedememesi durumlarında ortaya çıkabilir. Göğüsten gelen derin öksürükler mutsuzluğun göstergesi olabilir çünkü ciğerlerdeki enerji sıkışmıştır.
Korku böbreklerin temsil ettiği bir duygudur ve sırt ağrıları idrar yolları problemlerine yol açabilir ve yalnızlık duygusunu körükler.

Öfke karaciğerin enerjisini bozar. Baş ağrıları, baş dönmesi, sırt ağrıları şeklinde etkisini gösterebilir.

İndigo
Korku böbreklerin temsil ettiği bir duygudur ve sırt ağrıları idrar yolları problemlerine yol açabilir ve yalnızlık duygusunu körükler.
Öfke karaciğerin enerjisini bozar. Baş ağrıları, baş dönmesi, sırt ağrıları şeklinde etkisini gösterebilir.
İndigo


28 Nisan 2013 Pazar

"Korku enerjisi" ve "Sevgi" enerjisi"

Evrende iki büyük enerji vardır.
Biri "Korku enerjisi" diğeri de "Sevgi" enerjisi.
Korku enerjisi bedeninizde daha çok barındığı sürece, aynı olayları defalarca yaşarsınız. Ne zamanki korkularınızı bulur ve onları temizlerseniz artık size bu deneyimleri yaşatacak enerji gelmeyecektir.




....hayat deneyiminiz içinde hiç beklemediğiniz bir olay yaşadınız. Ve ben bunu hak etmedim dediniz... Durup düşünün ve diyin ki "Ben bunu nerede ektim ve şimdi biçiyorum?"
Bulabilirseniz hemen o anı temizleyin "Ben yaşadığım her şeyi tam olduğu gibi kabul ediyorum ve sevgiye dönüştürmeye niyet ettim" diyin.. Bunu yaptığınızda göreceksiniz hayatınız nasıl değişiyor. Çünkü artık çevreniz de sevgi enerjisi oluşacak.
Ve sevginin olduğu yerde asla korku barınamaz.

1 Nisan 2013 Pazartesi

Her şey enerji




Her şey enerjidir  ve  her şey yalnızca bundan ibarettir. Sahip olmayı istediğiniz gerçekliğin frekansına uyumlandığınızda, bu gerçekliği yaşamaktan başka bir şey gelmez elinizden.
Başka yolu yoktur. Bu bir felsefe değil, bu bir fiziktir.
(Albert Einstein)

16 Şubat 2013 Cumartesi

Frekanslar ve Hayatımıza Etkileri

İndigo dergisinden frekanslar üzerine ilginç bir yazı:


Bundan yirmi yıl önce size evrenin aslında kocaman bir titreşim olduğu söylenseydi, küçük evren insanın da etrafındaki her şeyle birlikte her an titreşmekte olduğunu ve hayatın sırrının titreşimlerde saklı olduğu söylenseydi ne düşünürdünüz?

Nikola Tesla titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü



Muhtemelen bu söylenilenlere çok fazla anlam veremez ve üzerinde de fazla durmazdınız. Çünkü o zamanlar titreşimlerin bu derece önemli olduğu insanlık tarafından bilinmiyordu. Gerçi hala da tam olarak bilindiği söylenemez… Hâlbuki bundan 100 yıl önce Nikola Tesla kendi icadı olan deprem makinesini anlatırken şu sözleri söylemişti: “Birkaç saniyede binanın titremeye başladığını hissettim. On dakika daha devam etseydim binayı ve sokağı yıkabilirdi. Aynı cihazla Brooklyn Köprüsünü 1 saatten kısa bir süre içinde East River’a indirebilirdim.” Tesla frekansların yani titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü. Tesla’ya göre evren kocaman bir titreşimdi ve hepimiz bu titreşimin küçük birer yansımasıydık. Ya da başka bir deyişle evren bir gitar, bizler de onun telleriyiz ve diğer tüm tellerle birlikte her an titreşiyoruz. Bilim adamları yüzyıllardır bu şarkıyı anlamlandırmaya çalışıyorlar ve sonunda notaları keşfettiler. Şimdi de gitarın tellerini koparmadan melodiyi çözmeye çalışıyorlar… Bu yazıda melodiye ait birkaç sol anahtarı vermeye çalışacağız.

Saniyede 10 bin kez hızla titreşen canlıları göremiyoruz

Her şeyin özü enerjidir. Kütle, enerjinin yoğunlaşmış halidir. Düşünce enerjidir. Enerji sürekli titreşerek bir salınım oluşturur. Bizler de insanoğlu olarak sürekli titreşen enerjileriz. Titreşim seviyemiz düşük olduğu için yeryüzünde çökeltilmiş şekilde yani kütle-beden olarak hayatlarımızı devam ettiriyoruz. Bizim titreşimimize uygun şekilde titreşen enerjileri de kendi titreşim dünyamızda kütle olarak görebiliyoruz (diğer insanlar, hayvanlar, masa, sandalye vs.) İnsan bedeninin doğal titreşim düzeyi saniyede ortalama 300 titreşimdir. Dünya işleriyle fazlaca ilgili olan insanlar bu titreşimin altındadırlar. Frekans yani titreşim düzeyi arttıkça kişilerin doğaüstü güçleri de artmaktadır. Şifa verme gücüne sahip olan kişilerin titreşim düzeyleri saniyede ortalama 500 titreşimdir. 800 titreşim seviyesine gelindiğindeyse medyumik güçler ortaya çıkar. 1000 titreşimin üzerinde telepati kanalı gayet akıcı şekilde açıktır. Saniyede 10 bin titreşim seviyesindeki insan astral seyahat yapabilir konuma gelir. Bu tıpkı bir gitarın tellerinin titreşmesi gibidir. Gitarın telini oynattığınızda önce hızla titreşir, teli göremezsiniz. Sonra titreşim azalmaya başlar ve tel görünür hale gelir. Bizler de şu anda saniyede 300 titreşimle birbirimizi görebiliyoruz ama saniyede 10 bin kez hızla titreşen canlıları göremiyoruz. Onları boyut üstü varlıklar olarak adlandırıyoruz. İçimizden pek azımız yani medyum diye tabir ettiğimiz kişiler onlarla temasa geçebiliyor. Bazen kanal olarak da onlardan gelen bilgileri aldıklarını iddia edebiliyorlar. Bu kişilerin bir kısmı şizofren hastası, bir kısmı dolandırıcı olabilir ama titreşim seviyesini saniyede 10 binin çok üzerine çıkartıp zaman mekân mefhumunu aşan insanların da var olduğu biliniyor. Çok büyük kâhinler bu frekans seviyesinde oldukları için söyledikleri pek çok şey doğru çıkmaktadır. Duru görü yapan medyumlar kaybolan eşyaları bu şekilde bulabilmektedir. Şifacılar tek bir dokunuşla hastanın hasarlı olan organına en uygun frekansı vererek onu iyileştirebilmektedir. Şifacı ya da bioenerji uzmanı olarak tabir ettiğimiz kişilerin yaptıkları şey özünde kendileri vasıtalarıyla hastaya doğru frekansları vermektir.

Frekanslarla (titreşimlerle) hastalıkları iyileştirmek mümkün!

Her organın kendine özgü titreşimi vardır. Bedenin titreşiminin dışında organlar da kendi aralarında farklı hızlarda titreşirler. Örneğin kalbin titreşim hızıyla böbreğinki aynı değildir. Böbrek arıza yaptığında bu aynı zamanda onun titreşiminde bir sorun olduğu anlamına gelir. Bir insanı kalbine iyi gelmeyecek titreşimlere maruz bırakırsanız o kişi kalp krizi geçirip ölebilir. Bu şekilde uzaktan suikastların yapılması bile teoride mümkündür. Doğru titreşim hayat kurtardığı gibi yanlış titreşim de can alır.  Dozer kullanıcıları, asfalt delici vibrasyon cihazlarını kullanan kişilerin kalp krizi geçirip ölmeleri ya da uzun vadede çeşitli hastalıklara yakalanmaları olasıdır. Çünkü bu cihazlar çok güçlü titreşimlere sahip oldukları için vücudun titreşimini bozmaktadır. Frekanslarla (titreşimlerle) hastalıkları da iyileştirmek mümkündür.

Her titreşimin ölçüsü bir frekans değeriyle hesaplanır. Farklı titreşimlerin farklı frekansları vardır. Bir titreşimin ne tür bir titreşim olduğunu frekans değerleriyle ölçeriz.  Frekans teknolojisi günümüzde kısmen de olsa tıpta kullanılıyor ancak gün gelecek pek çok hastalığın tedavisi frekanslarla yapılabilecek. Her hastalığa uygun frekans bulunacak ve hasta kişi o frekans ortamına sokularak tedavi edilecek. O gün geldiğinde modern tıp ile alternatif tıp birleşmiş olacak. Aslında bu bilinen bir şey ama hala hastalıkların çaresini ilaçlarda arayıp duruyoruz ve bu durum ilaç sektörünün çok işine yarıyor. Plasebo etkisi bile aslında frekansların değişmesiyle alakalı. İnanmak denilen şey, hastanın hastalığa karşı tutumu değişince frekansının da değişmesi ve hastalığın artık o frekansta kendine yer bulamamasından başka bir şey değil. Birinin elini tuttuğunuzda bedeniniz otomatik olarak onun frekansına ayarlanıyor. O halde kimin elinden tuttuğunuza dikkat edin çünkü eğer onun manyetik alanı sizinkinden daha kuvvetliyse sizi kendi frekansına çekebilir ve o frekans gerçekte size yaramayan bir frekans olabilir.

İlişkilerde de asıl mesele doğru frekansı bulabilmekte…

Frekans teknolojisi hızla gelişmeye devam ediyor. İleride öyle günler gelecek ki, kişiler eş seçimini yaparken sadece kan uyuşmazlığına değil frekans uyuşmazlığına da bakacaklar. Bu şekilde kimin kiminle anlaşamayacağı net bir şekilde bilinebilecek. İyi başlayıp kötü giden ilişkilerin de sebebi frekansların değişmesi aslında. On yıldır birlikte olduğunuz kişiyle artık anlaşamıyorsunuz çünkü ikiniz de on yıl önceki frekanslarınızda değilsiniz artık ve bugün apayrı iki frekansta yaşıyorsunuz hayatı. Kısmet dediğimiz şey de frekanslarla son derece ilintilidir. Dünyanın iki ayrı ucunda da olsa en doğru frekanslar her zaman birbirlerini buluyor. Tıpkı göçmen kuşların yollarını bulması gibi dünyanın manyetik haritasında hepimizin ayarlı olduğu bir frekans var ve kendimize en uygun frekansı bir göçmen kuş edasıyla buluyoruz. Bazen de bulamıyoruz. İşte o zaman hayatımızda problemler ortaya çıkıyor. Bizimkinden daha güçlü bir frekansın etkisine girdiğimizde kendi manyetik alanımızdan kopuyoruz ve kendimizi kötü giden bir evliliğin içinde ya da istemediğimiz bir işi yaparken bulabiliyoruz. İşte bütün bunların sebebi yanlış frekanslar… İlişkilerde de asıl mesele doğru frekansı bulabilmekte.

Herkesin kendisine en uygun titreşimi bulma potansiyeli vardır. Kendimizi dinlemek diye ifade ettiğimiz kişinin bir karar vermeden önce içe dönme hadisesi de budur aslında. Kendimizi dinlediğimizde titreşimlerimizi de fark ediyoruz ve titreşimler iç ses olarak bizim için neyin iyi ve doğru olacağını bize söylüyor. Bir miktar derin düşünme ve yalnız kalmak kendimizi yani titreşimlerimizi anlamak için yeterlidir. Yeter ki kendimize bu fırsatı verelim…

Kaynak



Daha önce Frekanslar üzerine şurada da bahsetmiştik..


Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...