Ruhsal gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ruhsal gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2018 Salı

Tüm yaratılışı birbirine bağlayan bir enerji alanı vardır.



Tüm maddeler sadece bir gücün varlığında ortaya çıkar ve yok olurlar... Bu gücün ardında bilinçli ve zeki bir zihin olduğunu var saymalıyız. Bu zihin tüm maddelerin Matriksidir.
 ( Max Planck )


Kuantum teorisinin babası Max Planck, bu sözleriyle yaratılmış olan her şeyin evrensel bir enerji alanıyla birbirine bağlı olduğunu tanımlamaktadır. Bu matriks dünyamızın kendisidir. Aynı zamanda dünyamızın içindeki ve dışındaki her şeydir. Eski kadimlerin dediği gibi " İçteki neyse dıştaki de odur. Yukarısı nasılsa, aşağısı da öyledir. "Matriks, biz olduğumuz kadar, yarattığımız, sevdiğimiz, nefret ettiğimiz, iyi kötü deneyimlediğimiz her şeydir.

Bizler, yaşarken içsel tutkularımızı, arzularımızı, korkularımızı, hayallerimizi bir kuantum tuvalin özünde ifade eden sanatçılarız. Ancak bizler hem tuval hem de tualin üzerindeki şekilleriz. Bizler hem boya, hem fırça, hem de sanatçıyız.

Bizler hem aynayız, hem aynadaki suretleriz. O zaman mucizeler insan olduğu müddetçe olacaktır çünkü mucize insandır. İnsan ilahi kıvılcımın içinde bulunduğu bir kaptır ve daima bağlantıdadır. Asla aciz ve savunmasız değildir.

İşte bunu anlayan insan uyanmıştır ve şunları keşfeder:

Tüm yaratılışı birbirine bağlayan bir enerji alanı vardır.

Alan içimizdeki inançlara, kap köprü ve ayna rolü yapar.

Alan holografiktir.

Alanla duygularımızın dili aracılığı ile bağlantı kurarız.

Bu anlayışa erişen insan,öncelikle kendini yeniden keşfedip inşa etmekle işe başlar. Bu değişim içten dışa doğru önce bireyi, yakın çevresini, toplumunu ve mensup olduğu tüm ulusu değiştirebilir. Bir kişi fark yaratabilir.

Gerçeğin başladığı bu yerde her şey bize açıktır



Holografik evren


6 Ağustos 2018 Pazartesi

Holografik Kalp



Kalbin ürettiği elektormanyetik alan holografik olarak, dünyanın ve güneş sisteminin ürettiği ile aynıdır.
Aşağıda okuyacağınız bilgiler Joseph Chilton Pierce (“The Crack in the Cosmic Egg”, “Exploring the Crack in the Cosmic Egg”, “Magical Child”, “Magical Child Matures”, “Bond of Power and Evolution's End” adlı kitapların yazarı) ile Casey Walker’ın Nevada City’de bir radyo istasyonunda yapılan röportajından İngilizceden Türkçeye çevrilerek alınmıştır:

- Kalp hücrelerinin yaklaşık %60-65’i sinir hücrelerinden (nöron) oluşmaktadır. Kalpteki nöronlar beyindeki nöronlarla aynı olup, tüm akıl, beyin ve fizik bedene ait fonksiyonları kontrol etmesi gibi, kalp ile beynin duygusal ve bilişsel yapıları arasında doğrudan bağlantının kurulması ile de aynı fonksiyonları ortaya koymaktadır.

- Kalp, vücudun ana içsalgı bezi (salgılarını doğrudan doğruya kana veren, salgı kanalları olmayan bezler) yapısıdır. Bu yapılar, fizik beden yapı, beyin ve akla ait işlemleri yürüten hormonları üreten yapılardır.

- Kalp her atışında 2.5 watt elektrik enerji üretir ve bu enerjinin oluşturduğu elektromanyetik alan dünyanın etrafını saran elektormanyetik alanın benzeridir. Kalp, vücuddan 12-25 fit uzaklığa yayılan elektromanyetik alana sahiptir. Bu alan, radyo ve ışık gibi güç dalgalarını ihtiva eder ki bu güç dalgaları, varlığını-enerjisini öz bilgi kaynağından (salt bilgi-bilinç) almaktadır. Salt bilgi-bilinç, fiziki beden ve beynin bu dünyaya ait tüm bilgileri anlayış ve kavrayışta etken olan nöral işleyişini de oluşturur.

- Kalbin ürettiği elektormanyetik alan holografik olarak, dünyanın ve güneş sisteminin ürettiği ile aynıdır. Fizikçiler, elektromanyetik auroları, basit anlamda evrendeki enerji durumunu incelemeye başladılar ve buldukları; hepsinin holografik olarak işlemekte olduğudur.

Yani, en küçük zerre olarak adlandırabileceğimiz snapslar arası dendritlerde, bedende, dünyada ve ötesinde herşey "holografik" olarak işlemektedir!

- Beynin limbik bölgesi “duygusal beyin” ile kalbin doğrudan bağlantısı bulunmuştur.

Bu nöral bağlantı doğrudan amigdalaya veya cingulate korteksten (Washington Üniversitesi'nde görevli ekibin araştırmasına göre, altıncı his, beynin ön kısmında, Anterior Cingulate Cortex (ACC) denilen bölümde gizli) prefrontal loba (alın bölgesi: bu bölgede çeşitli düşüncelerin derinlik ve soyutluluğunu arttırma fonksiyonlarının olduğu bölge diye düşünülmektedir) doğru bir akıştır, iletişimdir. Prefrontal korteks ya da neokorteks, insan beynin evrimsel gelişimini anlamadaki en son incelenen bölümdür. Prefrontal korteks bölgesi beynin “sessiz alan” diye adlandırılan kısmıdır. Çünkü, bizler uzun yıllardır bu bölgenin alt kısımlarını kullanmaktayız ve hatta üst kısımları insanda 21 yaşına kadar da tam anlamı ile gelişmini tamamlamamaktadır.

- Beyin üzerine 50 yılı aşkın süredir National Institute of Mental Health’de araştırmalar yapan Paul MacLean, prefrontal lobu “melek lobu” olarak tanımlamaktadır. Bunun sebebinin de “insan”olabilmenin kaynağı olduğu şeklinde açıklamıştır.

Bilindik evreni “holografik evren” olarak açıklayan bilim insanları, bu holografik gerçekliği sadece makro düzeyde değil, mikro düzeyde de açıklamaktalar.

Öyle ki, “insan” adlı birimde beyin ve son olarak da kalbin işleyiş mekanizmasının holografik gerçekliğe dayandırılması noktasına gelinmiştir.

Burada belki de sorgulanması gereken nokta; holografik gerçeklik doğrultusunda işlemekte olan kalbin sadece biyolojik açıdan işleyen kalp olma fonksiyonundan yola çıkarak, birimin öncellikle kendini “insan” olma noktasında keşfetmesine nasıl araç olabileceğidir.

Kalbin elektromenyetik alanının daha güçlü olması, string teorisi doğrultusunda bakıldığında beyinle olan iletişimindeki beyne ve dolayısıyla bilincimize katkısı ne olabilir?

Holografik gerçeklik doğrultusunda açıklanan holografik kalbin “holografik” olmasının hakikatimizi anlamadaki rolü nedir?

Kalbin, beynin limbik kısmında bulunan amigdala ve cingulate korteks ve prefrontal lob’la girdiği iletişim, birimin biyolojik evrimi dışında, hakikatine ulaşmadaki katkısı ne olabilir?


Aylin Er


30 Temmuz 2018 Pazartesi

Sevgiyle Baktığımda Her Şeyi Açıkça Görebiliyorum



Suçlayıcı düşünceleri affedici düşüncelerle değiştiriyorum;
Üst Benliğim bana acısız bir yaşam sürmek konusunda rehberlik ediyor. Acıyı gördüğüm anda tıpkı içimdeki bilgeliğe uyanmam gerektiğini söyleyen bir çalar saat çalmışçasına uyanırım. Eğer acı hissediyorsam hemen zihinsel olarak kendimi telkin etmeye çalışırım. “Acı” kelimesini “his” kelimesiyle değiştiririm. Bedenim pek çok şey “hisseder”. Bu ufacık sözcük değişimiyle bilincim üzerine ve iyileşmeye odaklanırım. Böylece kolaylıkla iyileşebilirim. Eğer zihnimi biraz olsun aşağı çekebilirsem bedenim de aynı şekilde odak noktalarını başka yerlere dağıtacaktır. Bedenimi ve zihnimi seviyorum ve birbirlerine bu kadar bağlı oldukları için minnettarım.








28 Temmuz 2018 Cumartesi

“İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır.



“İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”
“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.
Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”
“Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.”


Hintli bir dervişten...


20 Temmuz 2018 Cuma

ARTIK FARKINDAYIM



• Artık kendimi kimseye sevdirmeye çalışmıyorum. Sevmeyenin hep bir bahanesi olduğunun farkındayım.

• Artık kimseye olur olmaz beni eleştirme hakkı tanımıyorum. Biliyorum ki ben özel ve değerliyim ve kimseye kendimi kanıtlamak zorunda değilim.

• Artık kendini beğenmişe, ukalaya, kibirliye hayatımda yer vermemem gerektiğinin farkındayım.

• Artık her şeye bir “ama” cevabı verenlere bir şeyler anlatmaktan onlara çözüm üretmemek gerektiğini fark ettim.. Biliyorum ki isteyenin planı istemeyenin “ama”sı var.

• Artık körü körüne eleştirenler ile körü körüne savunanları aynı kefeye koyuyorum. Fanatiklere nefes tüketmemek gerektiğinin farkındayım.

• Artık başkasının dedikodusunu yapanla, sırrımı ve özelimi paylaşmıyorum. Bugün ona yapanın, yarın bana yapacağının farkındayım.

• Artık inatçı insanlara bir şey inandırmaya, ikna etmeye çalışmıyorum. “Bu onların kişiliği” demem gerektiğinin farkındayım.

• Artık affedemeyen, mükemmeliyetçi ve katı insanlardan uzak duruyorum. Hata yapan, özür dilemesini bilen insanlarla hayatı paylaşmam gerektiğinin farkındayım.

• Artık kimseyi mutlu etmek zorunda olmadığımı farkındayım. Beni hayatının merkezine koyanları, benim üzerimden var olanları, benim üzerimden mutlu olmak isteyenleri, istemediğimi fark ettim.

• Artık kendini geri çektiğinde de senin sayende yaşayanların ve mutlu olanların başının çaresine baktığını farkındayım.

• Artık kendini ulaşılmaz gösterenin aslında ambalajdan ibaret olduğunu farkındayım.

• Artık kimseyi hayatında zorla tutamayacağını, gitmek isteyenin bahanesi olduğu gibi kalmak isteyenin de bahane aradığını farkındayım.

• Artık iyi insanlar için daha çok çabalamam gerektiğini farkındayım.

• Artık iyi hissettiren insanlar için, daha çok emek vermem gerektiğini farkındayım.

• Artık iyi bir ilişki için sevgiden çok iyi anlaşmanın önemli olduğunun farkındayım.

• Artık kimin yanında “kendim “isem onun yanında daha mutlu olduğumun farkındayım.

• Artık hırslı insanlardan uzak durmam gerektiğinin farkındayım. Amaçları için herkesi kullanabileceklerinin farkındayım.

• Artık gerçek dostluklarda mesafenin önemli olmadığının farkındayım. Yıllar sonra bile bir araya geldiklerinde kaldıkları yerden devam ettiklerini öğrendim.

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Kendiniz ile, aileniz ile, çocuğunuz ile ilgili cümleler kurarken son derece dikkatli olun



Telkin, söz dür.
Sözün ardında ise Niyet vardır.
Niyet dediğimiz bir gizem, kimsenin açıklayamadığı bir biçimde hayatımıza nüfuz ediyor.
Medeni dünyanın yeni yeni anlamını kavradığı bir güçtür Niyet.
Niyet, söz ile iletilir.
Ve kadim mistikler der ki; “Sözünüze dikkat edin!”
90’ların sonunda bir Japon mistiği suyla bazı deneyler yapıyor.
Suyu koyduğu şişelerin üzerine sıfatlar yazıyor.
İyisin, kötüsün, günaydın, salak, beni hasta ediyorsun.. vb. sözcükler.
Negatif bildirim sözcüklerinin yapıştırıldığı şişedeki suyun mikroskobik görüntüleri berbat sonuçlar verirken, pozitif bildirimler yazılan şişedeki suyun kristalleri düzgün görüntüler veriyor.

Rusya da 80’ lerde tuhaf sonuçları olan bir deney yapılıyor.
200 çocuğun velilerine çocuklarının LÖSEMİ oldukları söyleniyor.
Çocuklardan 66 tanesi bir yıl içinde LÖSEMİDEN ölüyor.
Teşhis, söz ile taşınır.
Söz büyük bir güçtür.
Çünkü NİYET içerir.
Kendiniz ile, aileniz ile, çocuğunuz ile ilgili cümleler kurarken son derece dikkatli olun.
Tanımlama, yorum yaptığınızda teşhiste bulunursunuz.
Teşhisiniz niyetinizi taşır- aktarır.
Öyle ise, hele hele partneriniz ve çocuğunuz için teşhiste bulunmayın.
Kaldı ki; teşhis içten içe reddetmedir.
Reddetme içerir.
Peki, NİYET madem bu denli açıklanamaz ama reel bir güce sahip, o zaman ne yapmalı?
Niyetinizi bütünlüğü içinde insanı- aileyi- grubu- sistemi sevmekten, kabul etmekten yana kullanın.
Deyin ki;
Nasılsan öyle iyisin.
Değiştirmeksizin alıyorum.
Seni GÖRÜYORUM. Seni ALIYORUM.
Sorgulamaksızın, nasılsan öyle sana EVET diyorum…
Teşhis, beyin okuma, lanet enerjisi böyle geri alınır.
Ve teşhis ya da lanetten geri alınan enerji, bu yeni tutumla ÖTEKİ SEVGİ’NİN kanalına aktarılmış olur.
Niyetini sevginin iyileştirici hareketine böyle aktarmış olursun.
Bir insanla, bir grupla ilgili var olan lanet enerjinize bakın.
Dışlayıcı olan bu tutum bir anıya, yorumlu bir bilgiye dayanır.
Bu anıya- eksik, yanlış yorumlu bilgiye sarılmaya siz devam ettikçe, lanet enerjisi de gücünü gösterecektir.
Ancak yanılmayın: Hem yöneldiğiniz kişinin hem de SİZİN üzerinizde!

Alıntıdır..

19 Haziran 2018 Salı

ETKILI DUA

İsteklerim olmuyor derken... Gerçekten istemeyi biliyor muyuz acaba?





1 Net odak

Odağınızın net olması enerji alanlarına odaklanma konusunda yardımcı olur. Kuantum fiziğinde buna Heisenberg prensibi denir. Dikkatl izlenirse buna gelişigüzel parçacıkların düzenli biçimde hareket ettikleri görülür. Bakışınız ne kadar net olursa alanın bize geri dönüşü o kadar etkili olacaktır. Duanın öncesinde gerçekten ne istediğinizi belirleyin ve sonuca odaklanın.



2 Niyet

Neden bu sonucu istediğinizi kendi kendinize sorun. En derin niyetiniz yada isteğiniz nedir? Neden?En derinlere inene kadar incelemeye devam edin. Sonrada o en alttaki nedene odaklanın Örneğin: Yeni bir ilişki istiyoruz ama niyetimiz sevilmek o halde önce kendimizi sevmeyi öğrenmeliyiz, bunun için dua edelim



3 Sessizlik

Her türlü iletişimde sessizlik çok önemlidir. Çünkü değerlendirmeye ve anlamlı sonuçlara ulaşmaya olanak sağlar. Dua içinde aynı şey geçerlidir, dua sizin ilahi olanla iletişiminizdir. Bu sessizlik anlarında çok değerli iç görüler ortaya çıkar.



4 Dinlemek

Dua ederken dinlemekte çok önemlidir. Bazen korkularımız, isteklerimiz, şikayetlerimiz ağımızdan dökülüverir. Ancak sessizce dinleyince bazen iç rehberimizden hiç aklımıza gelmeyen çözümler gelebilir.



5 Teslim olma

Bir çocuk kırık bir oyuncağını anne babasına getirdiğinde onların sorunu çözeceğine dair sonsuz inancı vardır. Duada hiç farklı değildir. İlahi olanla bu iletişimde istenen sonuç konusunda tereddüt duymamalısınız Çocuksu bir güvenle teslim olmalı sonra onu orada bırakmalıyız. Olması gereken için yapmamız gerekeni yaptıktan sonra olacak olana teslim olmalı güven duymalıyız.



6 Şükran

Şükran duygusunun gücü inanılmazdır. Probleme değil sonuca odaklanmamızı sağlar. Bilimsel araştırmalarla da kanıtlandığı şekilde istenen sonuca odaklanmak çok güçlüdür.

Zihnimizdeki konunun sadece öznesi olduğumuza göre neden probleme odaklanmak yerine sadece sonuç için şükran duymayı denemiyoruz? Şükran duygusu ile aynı zamanda tansiyonunuzu düşürecek stresiniz azalacak ve daha yoğun huzur duygusu iinde olacaksınız.



7 Esneklik

Büyükbabam genellikle bizim yanlış dua ettiğimizi ancak Yaradanın doğruyu duyduğunu söylerdi.Örneğin finansal bir sıkıntı yaşıyor olabilirsiniz ve bunun için bir maaş artışı bekliyor olabilirsiniz. Ancak çözüm yepyeni bir iş ya da kredinizde bir ödeme planı değişikliği olarak gelebilir. Duanızı bitirince gözlerinizi açın zira yanıtlar beklediğinizden farklı bir şekillerde gelebilir.



Kaynak - Seven Keys to Effective Prayer by
Richard F. Ames

15 Haziran 2018 Cuma

Arzularınızla hayal gücünüz çatıştığında, kazanan kaçınılmaz olarak hayal gücünüz olur.


Buna "ters etki yasası" denir.
Yerde duran dar bir tahtanın üzerinde yürümeniz gerektiğini düşünün. Bunu hiç kuşkusuz kolayca yaparsınız.
Bir de aynı tahtanın yerden beş metre yukarıda ve iki duvar arasına asılmış olduğunu düşünün. Üzerinde yürür müsünüz? Yürüyebilir miydiniz?
Herhalde hayır. Tahta boyunca yürüme arzunuz, hayal gücünüzle çatışırdı. Tahtanın üzerinde yalpaladığınızı ve baş aşağı düştüğünüzü hayal ederdiniz. Yürümeyi çok isterdiniz, ama düşme korkunuz size engel olurdu. Hayal gücünüzün üstesinden gelmek ve bunu bastırmak için çaba sarf ettikçe, düşme fikri daha güçlü hale gelirdi.

ARZULARIN HAYAL GÜCÜYLE ÇATIŞMASI NASIL ÖNLENİR

Hayal gücü en büyük yeteneğinizdir. Güzel ve iyi olanı hayal edin.
Olumlama, öyle olduğunu söylemektir. Zihnin bu tutumunu doğru kabul ettiğiniz sürece, bunun aksi yönündeki bütün etkenlerden bağımsız olarak, dileklerinizin gerçekleştiğini görürsünüz.
Uyku halindeyken, bilinç büyük ölçüde geri çekilir. Bilinçaltınızı aşılamak için en uygun zaman, uykudan hemen öncesi ve sonrasıdır. Bunun nedeni bilinçaltının en üst düzeyde performansını uykudan hemen önce ve uyandıktan hemen sonra gerçekleştirmesidir. Bu aşamada arzularınızı etkisiz hale getiren ve bilinçaltı tarafından kabulünü engelleyen olumsuz düşünce ve imgeler kendini göstermemektedir. Yerine gelen arzunun gerçekliğini hayal ettiğinizde ve başarının heyecanını hissettiğinizde, bilinçaltınız arzunuzun hayata geçmesini sağlar.
Joseph Murphy


6 Haziran 2018 Çarşamba

Oruç, insanın ruhsal gelişimi ve ruhsal boyutuna daha çok olumlu enerji yükleme fırsatıdır.

Malesef pek çok kişi oruç tutmanın altındaki derin anlamı bilmemekte ve orucu sadece güneşin doğması ile batması arasındaki saatlerde aç ve susuz kalma eylemi gibi algılamaktadır. Oysa Yüce Yaradan’ın bizim aç kalmamıza hiç ihtiyacı yoktur. Oruç, insanın ruhsal gelişimi ve ruhsal boyutuna daha çok olumlu enerji yükleme fırsatıdır.

Bedenin Çekim Alanı ve Oruç
Dr. Ender Saraç



Beden sürekli ruha kuvvetli bir çekim alanı oluşturur. Ruh aslında çok ince düzeyde bir enerjidir ve oldukça akışkandır. Ancak insan bu boyuttaki deneyiminde bedenin çekim alanındadır ve belirli sınırlamaları vardır. İnsan bedenin yemek yemesi, cinsel ilişkileri, içmesi, sigara gibi pek çok fizyolojik faaliyetler insanın aurasını (bedeni çevreleyen enerji alanı) etkiler. Bu tür bedensel faaliyetler ruhu daha kaba düzeye çeker ve aurayı bedene daha da yakınlaştırır.

Bedenin ruh üzerindeki çekim alanının azalıp auranın genişlemesi için bazı yöntemler vardır ve oruç da bu yöntemlerin en etkililerinden biridir. Yemeyerek, içmeyerek, sigara ve dumanlı maddeler kullanmayarak, kan almayarak, cinsel ilişkide bulunmayarak bedenin az enerji harcamasını ve arı bir halde olmasını sağlarız. Bağırsaklar boşalmış ve az çalışır, mesane boş ve idrar yolları az çalışır, akciğerler temiz, cinsel organlar ise dinlenmededir.

Çakralar akması gereken yönde akmaktadır. Kısacası insanın kanalları açık, aurası genişlemiş ve hassastır, kozmik yayınları daha iyi alabilir ve ruhsal boyutuna daha çok enerji yükleyebilir.

Bedensel ve ruhsal eylemlere evrenin tepkisi misliyledir
Dr. Ender Saraçİşte böyle ruhsal ve bedensel detoks günlerinde sadece kuru kuruya bir açlık yetmez. Ruha da oruç tutturarak sapkın düşünceler, öfke, şiddet, sinirlilik, küfür, edepsizlik, ahlaksızlık gibi olumsuz enerji içeren düşüncelerden uzak tutmak gerekir. Tersine olumlu ve ulvi düşünceler, yardımseverlik, sevgi dolu faaliyet ve düşünceler, meditatif bir ruh hali ve içten yapılan ibadet ve her türlü pozitif enerji içeren düşünceler içinde olmak gerekir. Bu dönem sırasında bedensel ve ruhsal yapacağınız her türlü eyleme ve düşünceye evrenin tepkisi misliyledir, çünkü ruhsal yapı bedensel çekim alanının zayıflaması ile daha genişlemiştir.

Yazılım programı içindeki her şeyi kayıt altında tutan mekanizma bu dönem ruhsal boyutta daha çok enerji yüklediğini saptayacaktır.



Kadınlar ve oruç
Kadınların adet görürken oruç tutmamasının nedeni 1. ve 2. çakralar olan kök ve cinsel çakraların bu dönemde kanama ile temizlik faaliyetinde olması ve aurada delik olmasındandır. Enerjilerin yönü daha ulvi olan yukarıdaki 6. ve 7. çakralara doğru değil tersine bedenin altına doğrudur.



Hatalı oruç algılayışı
Maalesef pek çok kişi oruç tutmanın altındaki derin anlamı bilmemekte ve orucu sadece güneşin doğması ile batması arasındaki saatlerde aç ve susuz kalma eylemi gibi algılamaktadır. Oysa Yüce Yaradan’ın bizim aç kalmamıza hiç ihtiyacı yoktur. Oruç, insanın ruhsal gelişimi ve ruhsal boyutuna daha çok olumlu enerji yükleme fırsatıdır.

Oruçlu bir kişinin küfretmesi, edepten uzak düşünceler içinde olması, başka insanların ve canlıların hakkını yemesi, o kişi için ters olabilir, çünkü kişinin o esnada daha açık olan kanalları her türlü eyleme ve düşünceye misliyle reaksiyon vermektedir.

Kısacası oruç ayıp olmasın diye tutulan veya aç kalma ritüeli değildir, ölüm dediğimiz boyut değiştirme sonrasında bize gerekecek yakıtı, enerjiyi kendimize yükleyebilmemiz için bir olanaktır. Kalpten ve olumlu duygu ve eylemlerle yapılırsa bu enerji akışı çok daha etkin ve sağlıklı olacaktır. Ayrıca oruç tutarken bedene eziyet etmeyin. İyi ve sağlıklı beslenin. Sağlıklı ve mantıklı beslenme ve bedenin sağlığına da dikkat etme, bedende sorun çıkmasının önüne geçerek ruhun bedene yoğunlaşmasına engel olur.

Derleyen: Burçin İvren

Kaynak: Dr. Ender Saraç, “Ruhsal Gelişim ve Kader” Doğan Kitap


27 Mayıs 2018 Pazar

Kendimizi olumlu şeyler yasamak, daha iyi bir hayat, mutluluk ve sevinç için nasıl programlayacağız.

Bir araştırmaya göre, ortalama ve nispeten pozitif sayılabilecek bir evde yetişen
bir kişi 18'ine basmadan 148,000 kere "hayır" kelimesini veya neyi yapamayacağını
duyuyor. Ayni kişinin bu sure zarfında işittiği "evet" kelimesi veya zevklendirici,
yapabileceklerini gösteren kelimelerin sayısı is çok daha az....

Peki, bu ne demek?

Hayatta elde ettiğiniz sonuçlar eylemlerimizden/davranışlarımızdan kaynaklanıyor.
Eylemlerimizi/davranışlarımızı ise düşüncelerimiz belirliyor. Düşüncelerimizi ise
İnançlarımız, inançlarımızı ise bilinçaltımızda çalışan programlama belirliyor...

Program da bilinçaltınızda çalışıyor.
Programlama ise tekrarla oluyor....

ve 148,000 siki bir tekrarlama sayısı...sonuçta sıkı bir programlama sağlıyor...

Bu programlama inançlarımızı, inançlarımız düşüncelerimizi, düşüncelerimizi
eylemlerimizi/davranışlarımızı, davranışlarımız ise hayatta elde ettiğimiz
sonuçları doğurur.

Yine bir araştırmaya göre günde 50.000 düşünce düşünüyoruz ve bunlar in %90'i tekrar
eden düşünceler. Yani eski, tekrar eden bir kayıt gibi. Ve tekrar eden düşünceler
şablonlar, alışkanlıklar oluşturur. Gerçek anlamda kendinizi bu tekrar eden
düşüncelerle ipnotize edersiniz.

Ve bir başka araştırmaya göre de bu düşüncelerimizin %77'si negatif, kendimize
zarar verici, engelleyici ve yaratıcılığı oldurucu.

Unutmayın, hayatta elde ettiğiniz sonuçlar eylemlerimizden/davranışlarımızdan
kaynaklanıyor. Eylemlerimizi/davranışlarımızı ise düşüncelerimiz belirliyor.
Düşüncelerimizi ise inançlarımız, inançlarımızı ise bilinçaltımızda çalışan
programlama belirliyor... Program da bilinçaltınızda çalışıyor.

Bununla da kalmıyor. Bilinçaltınız sizinle ilgili her şeyi kontrol ediyor. Mesela
otonom sinir sisteminizi. Kalp kaslarınızı, bez salgılamalarınızı, hormonlarınızı,
kısaca her şeyinizi kontrol eden bir sistemi bilinçaltınız kontrol ediyor.

Şayet kendinize sürekli "ben savsağım" diyorsanız, bilinçaltınız hormonlarınızla,
Otomatik hareketlerinizle vb çalışıyor ve sizin bir savsak gibi davranmanızı ve
hareket etmenizi sağlıyor, hatta garantiliyor. "Ben sosyal değilim" dediginizde,
Kendinizi bir kösede dururken buluyorsunuz. "Sen ne emredersen patron!"

Bilinçaltınız bir bilgisayardır. İçine ne program koyarsanız ona göre çalışır.
Bilinçaltı koyduğunuz programı hiç sorgulamaz, hiç karsı çıkmaz. Patron sizsiniz ve ne söylerseniz o olur.

Hayal ettikleriniz, düşünceleriniz, algıladıklarınız, algılamadıklarınız, ne
gördüğünüz, neyi kaçırdığınız sadece tek bir şey tarafından belirlenir:
programınız! Yani kendinize sürekli söyledikleriniz ve büyüme cağında sürekli
duyduklarınız ve gözlemledikleriniz.

Peki, simdi bu kutununun dışına nasıl çıkacağız. Kendimizi olumlu şeyler yasamak, daha iyi bir hayat, mutluluk ve sevinç için nasıl programlayacağız.

Aynen kendinizi daha önce programladığınız gibi...Bu sefer pozitifi sürekli tekrar
ederek. Sizin icin pozitif anlamda ise yarayanı bulacak ve ardından, bu yeni
pozitif yol sizin bir parçanız haline gelinceye kadar emek vereceksiniz. Ve ise
yaradığını gördükçe kendinizi daha da iyi hissedecek, daha bir dört elle
sarılacaksınız.

Bu sureci hızlandıracak pek çok yöntem var. Onları da bulmak, kalbinizin size
söylediklerini dinlemek tamamen size kalmış.

Alıntıdır..



26 Mayıs 2018 Cumartesi

Şimdiki An Önemlidir


Geçmişi ait olduğu yere, geçmişe koyabildiğinizde, şimdiki anda yaşayabilirsiniz, çünkü şimdiki an yaşamınızdaki en önemli yerdir. Geçmiş tarihtir, gelecek sizin her bir anda yaptıklarınızdan yaratılır.
Bugün, mucizeler listenize bakın ve mucizelerinizin tezahür etmesi için şimdiki anda, zamanda bu noktada ne yapabileceğinize bakın. Düşüncenizi değiştirebilir misiniz, yeni insanlarla tanışır mısınız, bir CV gönderir misiniz veya birilerini arar mısınız? Nasıl yönlendirilirseniz, onu yapın, korktuğunuz bir şey olsa bile. Zihin halinizi değiştiriyorsunuz ve şimdiki anda yaptığınız yeni seçimlerden sürekli olarak yaratılan bir geleceği bu şekilde yaratırsınız.
Jennifer Hoffman


25 Mayıs 2018 Cuma

Bu Rüyalara Dikkat: Sıradan Rüyalar İle Psişik Rüyalar Arasındaki 4 Farkı Öğrenin

Sıradan bir rüya ile anlamlı rüyalar yapı olarak birbirlerinden ayıran belli başlı 5 perspektif vardır.




Psişik rüyalar çok belirgindir


Bu tarz rüylar yapıları itibariyle oldukça nettirler ve detaylar sıradan bir rüyadan daha fazlasını hissetirir. Örneğin rüyanızda gördüğünüz mekanın, kişinin her ayrıntısını hatırlamanız olasıdır. Hatta bazen kokuları, tatları bile hissedebilirsiniz. Bu rüyalar sanki uyandığınızda unutmamanız için gereğinden daha yoğun bir şekilde işlenmiş gibidir.

Sıradan rüyalar gündelik olaylar sonucu tetiklenir


Psişik bir rüyayı sıradan bir rüyadan ayırmanın bir diğer yoluda günlük hayat içerisinde aklınızda kalan şeylerden hiçbir emare taşımıyor olmalarıdır. Örneğin gündük bir böcek görüp korktuysanız ve sonraki gecelerde rüyanıza böcek girdiyse, bu sıradan bir rüyadır. Ancak hiçbir şekilde uzun süredir karşılaşmadığını şeyleri rüyanızda gördüyseniz bu rüyalara dikkat etmekte fayda var. Bu tarz rüyaların kendini belli ediş şekli zaten biraz masalsı olmaları ve gerçek hayattan uzakmış izlenimi vermeleridir.

Stres sonucu gördüğünüz kabuslar psişik rüya değildir


Gündelik hayatta yoğun strese, üzüntüye maruz kaldığınızda rüyalarınız kabusa doğru evrilir. Ancak bunlardan anlamlı sonuçlar çıkarmaya çalışmak yersizdir. Üstteki maddeyle ilişkili olarak normal hayatın izlerini taşıyan ve bundan etkilendiği açık olan kabuslar da, psişik olarak adledilemez. Ayrıca yemeği fazla kaçırmanız, kullandığınız bir ilaç ya da benzeri herhangi bir maddenin sebep olduğu rüyalarda derin mana aramak yersizdir.



Psişik rüyalar yoğun sembolizm içerir


Bu tarz rüyalar görüntü, tad ve doku olarak oldukça net olmakla beraber, içeriğindeki detaylar bakımından yoğun sembolizm içerirler. Basit bir örnek vermek gerekirse, ağzında değerli bir taş taşıyan beyaz renkli bir aslanın taşı getirip sizin önünüze bırakması yoğun sembolizm içeren rüyalara bir örnektir. Buna benzer net olmasına rağmen, anlaşılmaz sahnelerle bezeli rüyalar genellikle psişik anlamlar barındırırlar.



Filoloji.com

Evrende iki tür enerji vardır:


👉Korku.
👉Sevgi

Ya Korktuğunuz şeyi yaşarsınız ya da sevgiyle düşlediklerinizi...



Koşulsuz sevgi olmayan şey korkudur. Ve korku bir çok şeyi kapsar, şüphe, iman yokluğu, kendini – sabote etme, inkar ve bir çok başka şey. Korkunun geçmişten geldiğini hatırlarsak – şu anda veya gelecekte korku içinde olmayız, çünkü hiçbir şey olmamıştır – başımıza daha önce gelmiş olan şeylerden korktuğumuzu anlayabiliriz. Hatırlayın, mucizeler yaratmak için zihin halimizi değiştirme üzerine çalışıyoruz, öyleyse korkmak için bir neden yok, çünkü korku geçmişin parçasıdır.
Bugün, isteklerinizin her birine bakın ve bunlarla ilgili inançlarınızda şu anda herhangi bir korku olup olmadığına bakın. Başarıdan, hayatınızın nasıl değişebileceğinden, başkalarının ne düşünebileceğinden, yeni, harika deneyimlerinizi uygulama yeteneğinizden korkuyor olabilirsiniz. Korkuyu tespit etmek önemlidir, çünkü korkularınızın ne olduğunu bildiğinizde, artık onlardan korkmak zorunda olmazsınız. Korkularımızı görmeye izin verene kadar, onların çoğunu bilmiyoruz ve korkularımızın ne olduğunu bildiğimiz zaman, onlarla barış yapabiliriz.
Jennifer Hoffman


Birisiyle karşılaştığınızda kendinizle karşılaşırsınız aslında.


Benliğiniz, size kendisini takdim eder. Karşınızda duran kişi sizin bir suretinizdir. O kişiyi karşınıza çıkaran bir peri vardır içinizde. Pek çok formlarda belirirsiniz kendi önünüzde; lakin bunların hepsi sizin kendi yansımalarınızdır. Bu yansımalar hakkında ne hissederseniz hissedin sizin bir yanınızı ortaya koyar onlar. Bu size uzak göründüğü denli ürkünç de gelir.

Korkunç canavarları kendi kendinize davet ettiğinize inanamazsınız.Güzelliği ve güzel ruhları da kendinizin davet ettiğine inanamazsınız. Herhalükarda sizin bir yönünüz, sizin bazı düşünceleriniz, önünüzde ortaya çıkmaktadır. Karşılaşan kişi de, bu şekilde ortaya çıkan kişi de bunu bilmeyebilir. Ancak, burada görünmez bir işbirliği vardır.

Birgün karşınıza perişan bir dilenci çıkabilir ya da varlıklı bir işadamı,ağlayan bir çocuk, acelesi olan bir insan, bir adam ya da bir kadın, yaşlı veya genç; bunların hepsi sizsiniz. Mümkün olan her nevi kombinasyon sizsiniz. Zaten sizin kendiniz oldukları için bu kişiliklerin hepsini gayet iyi tanırsınız. Sizden bir parçadır onlar, sizin bir yanınızdır. Onların hepsi sizsiniz.

Tüm bunlara yoldaki sarhoş bir adamı da ilave edebiliriz, ona karşı ya bir empati beşler ya da onu suçlarsınız; zira içinizdeki bir şeylerin tezahürüdür o adam. Polisleri ve hırsızları görürsünüz çünkü siz hem yakalayan, hem de yakalanansınız. Hem iyi çocuk, hem de kötü çocuksunuz. Bilinen her nevi kılığa girmiştiniz. Buna rağmen kendinizi kandıramazsınız. Önünüzde duran yabancılar değildir bunlar. Onları teşhis etmek istemeyebilirsiniz. Lakin herhalükarda onların herbiri sizsiniz.

Bir konsere gittiğinizde hayatınızda yarattığınız harikulade bir müziğe tanıklık edersiniz. Bir futbol maçına gittiğinizde oyuncuların hepsi sizsinizdir aslında; ev sahibi takım ya da konuk takım, kaybeden ya da kazanan, faul yapan ya da faul yapılan. Karakterleri belirler ve rol dağılımını yaparsınız. Hem yönetmen hem de yapımcısınızdır. Hain kişi ve de meleksinizdir.
Tüm rolleri oynarsınız. Hainlerin ve meleklerin ne olduğunu bilirsiniz. Onların adımlarıyla yürümektesiniz.

Karşınızda tezahür eden herkes sizin konuğunuzdur. Onları davet etmiş öldüğünüzü hatırlamayabilirsiniz, fakat onların varlığını inkar da edemezsiniz.

Belki de davetiyetinizi çok uzun zaman önce yazmıştınız ve onlara bugün ulaşmıştı o.

Belki de istemediğiniz bir şey için uzun uzun düşünmüş ve onu kendinize çağırmıştınız.

Bu, bir haketme meselesi değildir. Suçlama ya da pişman olma meselesi değildir bu; lakin bir mesuliyet halidir. Hayal mahsulü ortaya çıkan bir hata da yapılmış olsa, örneğin bir kişiliğin yanlış tasavvur edilmesi gibi, farketmez. Artık sorumluluk sizdedir. Peronda duran sizsiniz. Hangi trene bineceğiniz size bağlıdır. Binebilir ve tekrar inebilirsiniz. İteklenip sıkıştırılabilirsiniz. Orada olan sizsiniz. Oraya nasıl gitmiş olduğunuz, çözümleyeceğiniz bir mesele değildir. Oraya gitmişsinizdir.

Kainatın reaktörü ve dinamoşusunuz.
Onun ekseni ve merkezisiniz.
Sürecin kendişisiniz ve süreci işleyensiniz ve de neticesiniz.
Nesne ve öznesiniz. Geçişli ve geçişsiz fiilerin kendişisiniz. Özel isimlersiniz, cins isimlerisiniz.

Bunun iyi tarafı, istediğiniz herşey olabileceğiniz ve istediğiniz herkesle bir arada olabileceğinizdir. Mevcut dünya sizin yaratımınızdır.

(Alıntıdır.)

24 Mayıs 2018 Perşembe

Her şey sende gizli!


Unutma! Gerçekte sen ne hissediyorsan, o her zaman doğrudur.


Hayatta senin için neyin doğru olduğunu, bir tek içindeki ses söyleyebilir.

Dolayısı ile içindeki ses ile konuşmayı öğren.
İçindeki sesin kendine has nedenleri vardır ki akıl hiçbir zaman anlayamaz.

Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle.


Tüm diğerleri farklı hissedebilir, farklı düşünebilir
ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez,
sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Sadece, onların bakış açılarını anlamaya çalış.
Hemfikir olmaya çalışma!


Bazen içindeki ses sana zor geleni yapmanı söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…
Her yanlışında kendini acımasızca eleştirip üzme…
Gereğinden fazla üzülmek, bugünün gücünü tüketir, yarınlarının güzelliklerini çalar.
Aksine, başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini kendine hatırlat.

Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu bil.
Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi incele, bir dahaki sefer için hazırlıklarını yap.

Kimsenin senin adına karar vermesine izin verme,
ama başkalarının da haklı olabileceklerini unutma.

Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzme.
Unutma! Sen kaldırabiliyorsan onlar da kaldırabilir.

Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Sen buna layıksın!
Hayatta en büyük dostun sen olabileceği gibi, en büyük düşmanın da sen olabilir.
Seçimini yap ve kendin için dost mu yoksa düşman mı olacağına karar ver.

Yaşamdaki tüm acılarını atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin,
istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin.
Bugün, hayata yeniden başla!
ilk adımın kendini bağışlamak olsun!
Tıpkı kasvetli ve bulutlu bir havanın ardından kendini gösteren güneş gibi olabilirsin.
Ve aynı güneş gibi, ay gibi, her gün ve her gece bıkmadan usanmadan yeniden doğabilirsin.
Asla tecrübe kazanmaktan kaçma…
Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve devam et!
İnan bana, o tecrübelere ihtiyacın var…
Unutma! Yapılacak daha nice yeni hatalar var,
öğrenilecek daha nice yeni dersler var,
tekrar tekrar aynı hatalara düşmek niye?


Unutma ! Her şey sende gizli.
Hayatın kötü bir yola girmişse, direksiyondakinin sen olduğunu hatırla!
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnız, güçlü hissettiğin kadar güçlüsün.
Seçimi yapacak olan sensin….

Üstün Dökmen

18 Mayıs 2018 Cuma

ESKİ DÜŞÜNCE KALIPLARINI DAHA FAZLA MI KULLANIYORSUNUZ?

SİZ ESKİ DÜNYADA MISINIZ?
KOZMİK İNSANA MI YÜRÜYORSUNUZ?
YOKSA TAM İKİSİNİN ARASINDA MISINIZ?



Eski Düşünce Tarzının 15 Belirtisi

1 - Değişimi tehditmiş gibi algılamak
2 - Mantıksal ve doğrusal düşünmek
3- Geleceğe geçmişin üzerinden bakmak
4 - Daha fazlanın daha iyi olduğuna inanmak
5 - Her şeyi ölçme ve değerlendirme ihtiyacı duymak
6 - Gelişmeyi, para ve güç kriterlerine göre ölçmek
7 - Kontrolü ele geçirme hırsı aşılamak
8 - Kontrolü elinde bulunduranın güce sahip olduğuna inanmak
9 - Sorunun kökenine inmek yerine belirtileri ortadan kaldırmaya çalışmak
10 - İnsanlarla aramıza mesafeler koymak
11 - Bütünün iyiliğini düşünmeden başarmayı arzulamak
12 - "Ben ve onlar" gözüyle bakmak
13 - Değişikliklere tahammül edememek
14 - Taraflı bakmak ve dostluğa inanmamak
15 - Dünyada değişiklik yapmak için kendisini umutsuz ve güçsüz hissetmek


Yeni Düşünce Tarzının 15 işareti

1 - Değişimi fırsat olarak görmek
2 - Hem mantıksal hem de yaratıcı şekilde düşünmek
3 - Geleceğe yeni vizyon ve yüksel ideallerle bakmak
4 - Doğruluğun daha önemli olduğuna inanmak
5 - Açıklamalar yapmaya çalışmak ve aynı zamanda yaşamın gizemine de güvenmek
6 - Gelişimi herkes açısından kazanç olup olmadığına göre değerlendirmek
7 - İnsanlara güç katma arzusunu aşılamak
8 - İletişimin gücüne inanmak
9 - Belirtiler ortaya çıktığında sorunun kökenine inmek
10 - Mesafeleri kaldırıp insanları bir araya getirmek
11 - Başarının, bütünün iyiliğinden geçtiğini bilmek
12 - "Biz" gözüyle bakmak
13 - Değişiklikleri takdir etmek ve cesaretlendirmek
14 - Her iki tarafı da anlamak gerektiğini bilmek ve insanlığa inanmak
15 - Her insanın dünyada bir değişiklik yaratabileceğine inanmak ve umut duyarak güçlenmek

Kaynak; Çocuklara Öz Saygıyı Öğretmenin 100 Yolu -
Diana Loomans, Julia Loomans/ Ruh ve Madde Yayınları

17 Mayıs 2018 Perşembe

Biri bir şey dilerse bütün evren ona yardımcı olmak üzere işbirliği yapar

Biri bir şey dilerse bütün evren ona yardımcı olmak üzere işbirliği yapar.

 Işığın savaşçısı bunu bilir.

Bu nedenle düşüncelerine çok özen gösterir. Pek çok iyi niyetli davranışın altında, hiç kimsenin kendine bile itiraf etmeyi göze alamadığı duygular gizlidir: İntikam, intihar, suç, kazanma korkusu, başka insanların çektikleri acılardan ürkütücü biçimde zevk alma.

Evren yargılamaz; bizim dileklerimizin gerçekleşmesi için yardımcı olur bize. İşte bu yüzden savaşçı, yanlış şeyleri dilemediğine emin olmak için yüreğinin karanlık köşelerine bakma cesaretini bulur.

Ve düşündükleri konusunda her zaman çok dikkatlidir.


Paulo Coelho-Işığın Savaşçısının El Kitabı


12 Mayıs 2018 Cumartesi

Doğmadan Önce, Ruhsal İhtiyaçlarınız Çerçevesinde Bu İhtiyaçları Gidermek İçin Aşağıda Söylenenleri Siz istediniz!




- Duygularınızın yükselmesini sağlayacak bedensel eksiklikler,

- Tesirleri kontrol edebilmeyi öğrenmek için uzun süreli hastalıklar,

- Disiplin alıştırması yapacağınız bazı fiziksel bozukluklar,

- Aşırı saldırganlığınızın engellenmesi için fiziksel bir sakatlık,

- Fikirlerinizi yenileyebilmeniz için psikolojik kompleksler,

- Şefkatin değerini öğrenebileceğiniz ıstıraplı bir aile,

- Kibirliliğe derinden son verebilmek için, sizi toplum içinde zor durama sokacak eprövler,

- Eski borçların ödenmesi için geçmişin düşmanları, şimdinin problemli aile fertlerinden biri olabilir,

- Entellektüel aşırılıkları frenlemek için, akademik bir ünvanı geçici olarak alamayabilirsiniz,

- Varlıksal gelişmenizde bazı yeteneklerinizi ortaya çıkarmak için, yoksulluğun sürüp gittiği bir yerde doğabilirsiniz,



Mevcut zorlukları ve çatışmaları kabul edin, çünki etrafımızda olup bitenler bizim kendimizi geliştirmemiz ve yükselmemiz için
"Tanrı'nın bir lütfu"dur.

Medyom: F.C. Xavier,
Varlık: Andre Luiz,
Çeviri: İsmet Yalçın

*Andre Luiz öte alemden bu dünyayla bağlantı kurup bilgiler veren ruhsal bir varlık


11 Mayıs 2018 Cuma

Evrenin en büyük gücüne sahibiz.



Evrenin en büyük gücüne sahibiz. Bu güç düşüncedir. Yaşamımızı yöneten şey aslında düşünme biçimimizdir. Psikojenez (düşünce+başlangıç) “her şey düşüncede başlar” demektir. Her birimiz evrensel zeka’nın birer fikri ürünüyüz. İster hoşlanalım ister hoşlanmayalım yaşadığımız dünya zihinsel bir dünyadır. Düşünce sonsuzdur. Düşüncenin insan beyniyle sınırlı olduğunu düşünmek bizi yanıltır. İnsan evrensel akılla birlikte kendi hayatını yaratır...

% 100 Düşünce Gücü-Jack Ensign ADDİNGTON

Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...