Kadınlar Erkekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadınlar Erkekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2016 Pazar

Zor biriyle başa çıkmanın 3 yolu

Sizin de hayatınızda “zor kişi” oldu mu? 
Bazen bu kişiler hayatımızdan söküp atamayacağımız kadar yakınımızda olabiliyor. 
Peki onunla ilişkinizi nasıl düzenlersiniz? Zor insanla nasıl başa çıkılır?

Davranışın Ardındaki Olumlu Niyeti Bulun
Eğer kaba, negatif, görgüsüz biriyle konuşuyorsanız, rahatsız, sinirli ve agresif olmanız çok kolay. Ancak bu, durumu daha da zorlaştıracaktır. Onun yerine başka bir yol deneyin. Konuştuğunuz kişinin olumlu niyetini bulmaya çalışın. Yani kendinize şunu sorun: “Bu davranışın ardındaki ne gibi bir olumlu neden olabilir?” Konuştuğunuz kişi sinirliyse, acısını ve sinirini ifade ettiğini düşünebilirsiniz. Doğru cevabı bulamayabilirsiniz ama önemli olan olumlu bir yön bulmaktır. Karşınızdaki kişinin negatif davranışının altında aslında pozitif bir mesaj olduğunu varsayarak, ona daha sabırlı yaklaşabilir, hatta sempati duyabilirsiniz. Böylece daha az stresli bir iletişim kurmuş olursunuz.
Kendi Duygusal Yerinizi Seçin
Duygusal yerinizi seçmek yani olaylar karşısında nasıl davranacağınıza karar vermek bir yetenektir. Stresli bir durumun içindeyseniz ve etrafınızdaki herkes gerginse onlara katılmanız gerekmiyor. Sakin ve objektif olursanız daha fazla şey başarabilirsiniz. Sakin olup çözüm aramak yapacağınız bir seçimdir. Maalesef sürüde bir koyun olup kalabalığı takip etmek tabii ki daha kolay. Ama bunun yerine kendinizi ortaya koyun ve çözüm bulmada ne kadar becerikli olduğunuzu gösterin.
Konudan Uzaklaşın
Kendinizi yüksek tansiyonlu bir tartışmanın içinde bulduğunuzda, kendinizi konudan biraz uzaklaştırın, dışarıdan bakmaya çalışın. Şöyle düşünün: odanın başka bir köşesindesiniz, tarafsız bir gözlemci olarak uzaktan kendinizi başkalarıyla iletişim kurarken izliyorsunuz. Bunu yaptığınız zaman durumu idare etmek için daha iyi çözümler bulacak, kendinizi daha az rahatsız hissedeceksiniz. Ayrıca bu yaklaşım, başkalarının özellikle zor insanların yol açtığı stresten daha az etkilenmenizi sağlayacak.
Bu 3 ipucu günlük konuşmalarınızda kullanabileceğiniz birkaç örnek. Bir kere alıştığınızda, insanlarla konuşurken olaylara dışarıdan bakmak daha da kolaylaşacak. Stres mi rahat bir yaşam mı? Hangisini tercih ediyorsunuz?

(izafet.net)

7 Ocak 2016 Perşembe

Dünyayı değiştirmek istiyorsan bir erkeği sev; gerçekten sev…

(şimdi aşağıda okuyacağınız iki ayrı yazarı bilinmeyen şiiri ya da seslenişi)






Dünyayı değiştirmek istiyorsan bir erkeği sev; gerçekten sev…

Birini seç, ruhu seni çağıranı, seni net biçimde göreni seç. Korkabilecek kadar cesur olanı seç.

Elini tut ve onu kalbinin damarlarına götür, orada senin sevecenliğini görsün, orada dinlesin, onun ağır yüklerini kendi ateşinde yak, kül et.

Gözlerinin derinliklerine bak, derinden bak, orada hareketsiz kalanı uyandır, dirilt. Utangaç olana cesaret ver, orada ne beklediğini fark et.

Gözlerinin derinliklerine bak


Gözlerinin derinliklerine bak, orada babalarını, dedelerini gör, uzak yerlerde, çok eski zamanlarda savaşa ve şiddete karışmış atalarını gör.

Acılarına, mücadelelerine, maruz kaldığı işkencelere bir zamanlar…

Ve bırak hepsi gitsin…

Onun atalarından gelen yükü hisset

Sana sığındığında kendini nasıl güvende hissedeceğini bil

Onun öfkesine ayna olma

Çünkü senin bir rahmin var, eski yaraları iyileştiren, derin ve tatlı bir kapı…

Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev…

Karşısında kırılganlığın nefesinde kadınlığın bütün ihtişamıyla otur…

Bir çocuğun masumiyetinde, ölümün derinliklerinde, açan bir çağrı olsun, onun erkeklik gücünü kabul et…

Geri gittiğinde, kaçtığında, mağarasına doğru, çünkü kaçacaktır…

Ailendeki bütün kadınları etrafına topla, onların bilgeliğinden nasiplen.

Onların fısıltıyla anlattıklarını dinle, korkmuş genç kız kalbini sakinleştir.

Onlar seni sakinleştirecek ve sabırla onun dönüşünü beklemeni kolaylaştıracaklardır…

Git kapısında otur ve hatırlatma şarkısı söyle, belki bir kez daha dinginleşecektir…


Onu küçük bir çocuğu gibi hilelerle, baştan çıkarma oyunlarıyla kandırma, bunlar sadece onu ayartıp yok oluş ağına sürükler…

Kaousun ve nefretin mekanı olan bu yer ataları tarafından yapılan bütün savaşlardan daha korkunçtur..

Bu dişil enerji değildir, bu öç almadır

Bu eğilip bükülmüş çizgilerin zehiridir,

Asırlarca sömürülmüş olan, tecavüz edilen dünyanın zehiri.

Bu kadınlara bir güç vermez

Bu kadını erkeği hadım eden bir hale dönüştürür

Bu hepimizi öldürür…

Annesi onu ister öpüp kucaklamış olsun ister olmasın

Ona gerçek anneyi şimdi göster

Sarıl ona, nezaketine ve derinliklerine götür…dünyanın merkezine…

Onu yaraları için cezalandırma, senin ihtiyaçlarını ve kriterlerini karşılamadağı için, onun için tatlı ırmaklar gibi ağla

Gözyaşlarını döktüğünde onu eve getir…



Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev

Onu çıplak ve özgür olabileceği kadar sev

Onu doğum ve ölümün döngüsüne bedenini açabilecek kadar sev

Ve bu fırsat için ona teşekkür et.



Birlikte öfkeli rüzgarlarda ve dingin ormanlarda dans ettiğinizde

Kırılabilecek kadar cesur ol, izin ver, varlığının yumuşak baş döndürücü yanlarını keşfetsin,

Bilsin ki seni kucaklaşıp sarabilir, koruyabilir

Kollarına at kendini, seni tutacağından emin ol,

Bundan önce binlerce kez düşmüş olsan bile

Ona teslim olarak ona teslimiyeti öğret





Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev

Destekle onu, besle onu, ona izin ver, onu duy, kucakla, iyileştir onu.

Bunun karşılığında sen de beslenecek, desteklenecek ve korunacaksın

Güçlü kollar, net düşünceler, odaklanmış oklar tarafından

Çünkü eğer izin verirsen, o düşündeki adam olur…








Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev, gerçekten sev.



Senin ruhunu çağıran bir kadın bul, seni idare eden değil

Kontrol listeni bir kenara at, kulağını kalbine koy ve onu dinle…

Yaşayan her varlığın adını, dualarını, şarkılarını duy,

Her kanat çırpanın, telaş içinde yüzenlerin, yeraltındakilerin, sualtındakilerin, her yeşilin, çiçek açanın, henüz doğmamış olanın, ölmekte olanın…

Onların onlara hayat veren Bir’e hüzünlü övgülerini işit,

Eğer adını henüz duymadıysan, yeterince dinlememişsin demektir.

Eğer hala gözlerinde yaşlar yoksa, eğer hala onun ayaklarına eğilmemişsin, neredeyse onu kaybetmişsin demektir.

Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev, kendinin ötesinde sev. Arzunun ve mantığın ötesinde, senin gençlik, güzellik, ve çeşitlilik gibi bütün yapay özgürlük gündemlerinin ötesinde sev.

Bize çok sayıda seçenek verildi

Ama biz bir Ruhun ateşinin ortasında durup, oradan ışıyan gerçek özgürlükte aşka direnmeyi yakıp kül etmeyi unuttuk.

Bir tane tanrıça var

Ona bak onu gör.

Bak bakalım o mu baltayı başına vuracak olan.

Eğer değilse yürü, hemen…

Boşa zaman harcama.

Bil ki kararının onunla bir ilgisi yok.

Çünkü nihai olarak kim olduğu ile değil ne zaman teslimiyeti seçeğimizle ilgili..

image

Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev.

Onu ölüm korkusunun ötesinde sev

Onu içindeki anne tarafından manipüle edilme korkunun ötesinde sev.

Ona onun için öleceğini söyle

Onunla birlikte yaşayabileceğini söyle.

Onunla birlikte ağaçlar dik ve onların büyümesini seyret.

Onun incinebilir güzelliğinde onun ne kadar güzel olduğunu söyle ve onun kahramanı ol.

Ona hatırlat, o senin adanman ve hayranlığınla o senin tanrıçan.

Dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev.

Bütün yüzleriyle, bütün mevsimlerde

O seni şifalandıracak senin şizofrenini

ikili zihnini, yarım kalbini

O şizofreni ki senin ruhunla bedenini ayırır

Seni daima dışarıya bakar kılar, kendinden başka bir şeyi aramak için

Böylelikle yaşamı değerli kılmak için



Her zaman bir başka kadın olacak

Sonunda o parlak olan da eski mat olana dönüşecek

Ve sen yeniden huzursuz olacaksın

Arabalar gibi kadınlar değişik tokuş edilemez

Tanrıça, arzunun en son objesidir, satılamaz.





Erkeğin daha çok seçime ihtiyacı yok

Erkeğin ihtiyacı kadın, dişil, sabırlı, şefmatli, aramayan yapmayan, bir yerde nefes alan, köklere inen, birlikte yeryüzünü sarabileceğiniz kadar kuvvetli.


Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev, yalnızca bir kadını.

O kutsal bir kase gibi sev ve koru onu

Bütün insanlık için duyduğu terk edilme korkularını sev.

Onun yaraları sadece onun yaraları değil,

Onun bağımlılığı zayıflık değil

Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan bir kadını sev

O sana inanana kadar sev. O zaman içgüdüleri, sanatı, sesi, vizyonları, tutkusu, vahşiliği ona tekrar döner

O aşkın gücüdür, bütün politik medya şeytanlarının yok etmeye ve değerini düşürmeye çalıştığı aşkın gücüne sahiptir.



Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan

Davalarını, silahlarını, iç savaşını bırak, öfkenden vazgeç, büyüklük sevdalarını aydınlanman için bırak…

Kutsal kase senin önünde duruyor…

Eğer onu kollarına alırsan bu yakınlıktan daha ötesini aramaktan vazgeç.

Ya huzur ve barış denilen şey bir kadının kalbiyle beraber tekrar hatırlanması gereken unutulmuş bir rüya ise?

Dünyayı değiştirmek istiyorsan bir kadını sev.

Gölgelerinin en derinliklerine kadar

Varlığının en yüksek noktalarına kadar

Onunla ilk karşılaştığın bahçeye git

Gökkuşağı ülkesinin kapısına

Birlikte tek bir ışık gibi yürüyerek

Dönüşü olmayan noktaya

Yeni bir yeryüzününün başlangıcına ve sonuna…


Kaynak

5 Ekim 2015 Pazartesi

İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ?



Kadınlar üzerine hoş tesbitlerle çok güzel bir yazı:))


Kapı kapı dolaşmak suretiyle, mal satan satıcı işe yeni başladığı halde, kısa sürede başarılı olur ve iyi para kazanır. Oysa kendisinden önce işe girenler, onun kadar başarılı değillerdir. Bir gün arkadaşları, bunun sırrını öğrenmek isterler. 

Aldıkları yanıt ilginçtir; “Çaldığım her kapıda, karşıma çıkan bayana, kaç yaşında olursa olsun önce ‘Anneniz nerede?’ diye sorarım.”


Şimdi bu olayı neden anlattığımı merak ettiniz değil mi? Erkeklere, kadınların nelerden hoşlandığının tüyolarını vermek istiyorum. Kadınlar kendilerine kur yapılmasından hoşlanırlar. Kur yapmak mutlaka onunla birlikte olmak anlamına gelmez. Bir kadına kadın olduğunu hissettirmektir önemli olan. Yaşlı bir kadına da mı? Evet. Yaşlı bir kadına da.
Erkek kaç yaşında olmalı? Erkek kaç yaşında olursa olsun önemli değil. Biz kadınlar fark edilmekten hoşlanırız. İltifat görmekten hoşlanırız. (Bazı kadınlar bundan hoşlanmayabilirler. İstisnalar kaideyi bozmaz denir ya.)


Okul hayatım bitip de iş hayatına atıldığım ilk yıllardı. Hani tıfıl denir ya işte öyle. Müdürüm de o zamanlar 38-40 yaşlarında yakışıklı ve çapkın bir adamdı. İş yerinde oldukça ciddi ve sert biriydi. Ama sigaramı yakar ve akşamları çıkarken mantomu tutardı. Kendimi öyle önemli hissederdim ki. Kendime güvenim gelirdi.


Bir kadının çok genç veya çok yaşlı olması durumu asla değiştirmez. Ama her davranışın bir raconu vardır. Nezaket kurallarını asla zedelemeden yapmak gerekir. Kadın kaç yaşında olursa olsun kendisine teyze denmesinden asla hoşlanmaz. Zannediyor musunuz ki bir kadın 50 yaşına gelince bunlara dikkat etmez. Öyle çok dikkat eder ki inanamazsınız. Çünkü kadın 70 yaşına bile gelse aşktan ümidini kesmez. Hala hayalindeki erkeğe rastlama ümidini içinde taşır. Bakın internette dolaşan, kadınlara ait hoş bir yazı. Olayı biraz karikatürize eden bir yazı ama 70 yaşında bile hala ümidini kesmediğini gösteriyor:


İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ? (YAŞ 22)
Yakışıklı, sempatik, maddi durumu iyi, beni ilgiyle dinleyecek, espri anlayışı gelişmiş, gücü kuvveti yerinde, iyi giyinen, her konuda zevk sahibi, sürpriz yapmayı seven, romantik ve hayal gücü gelişmiş biri.



İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ? (YAŞ 32)
İyi görünümlü, kafasında saçı olan, arabadan inerken kapımı açan, yemeğe gittiğimizde sandalyemi tutan, pahalı bir restorana götürecek kadar parası olan, konuşmaktan çok dinleyen, fıkra anlattığımda katıla katıla gülen, alışverişte paketlerimin hepsini zahmetsiz taşayacak kadar gücü kuvveti yerinde, en az 1 kravata sahip, yaptığım yemekleri beğenen, doğum günü ve yıl dönemlerini unutmayan, haftada en az bir kez romantik olabilen biri.



İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ? (YAŞ 42)
Çok da çirkin değil, tamam kel olabilir. Ben binmeden arabayı hareket ettirmeyen, işinde disiplinli, fırsat oldukça akşam yemeğine köşedeki köfteciye götüren, beni dinlerken başını sallayan, anlattığım fıkraların can alıcı yerlerini hatırlayan, evdeki eşyaların yerini değiştirmeme yardım edecek kadar gücü kuvveti yerinde, göbeğini kamufle edecek şekilde kıyafet seçen, çoğu hafta sonu traş olan biri.



İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ? (YAŞ 52)
Burnunun ve kulağının içindeki kılları fazla uzun olmayan, topluluk içinde gaz çıkarmayan, para isteme alışkanlığı edinmemiş, ben bir şey anlatırken uyaya kalmayan, aynı fıkrayı tekrar tekrar anlatmayan, hafta sonları poposunu koltuktan kaldırabilecek kadar gücü kuvveti yerinde, aynı renk çorapları seçebilen ve temiz iç çamaşırı giyen, televizyon karşında akşam yemeğinden hoşlanan, adımı unutmayan, bazen traş olan biri.



İDEAL ERKEĞİM NASIL BİRİ? (YAŞ 62)
Küçük çocukları ürkütmeyen, banyonun nerede olduğunu hatırlayan, bakımı fazla masraflı olmayan, mümkün olduğu kadar gürültüsüz horlayan, neye güldüğünü birden unutmayan, yardım almadan ayağa kalkabilecek kadar gücü kuvveti yerinde, lapa yiyeceklerden hoşlanan, dişlerini nereye koyduğunu unutmayan biri.



İDERAL ERKEĞİM NASIL BİRİ? (72)
Yaşayan ve arada bir nefes alan biri.



Alıntıdır..



16 Nisan 2015 Perşembe

Ruh İkizi mi, Zıt Kutuplar mı?

"Zıt kutuplar birbirini çeker!" fizik kanunu ilişkilerde de geçerli mi? Yoksa aslolan ruh ikizini bulup onunla bir ömür geçirmek mi?


Ruh ikizi; aynı özün parçası olan ve aralarında kuvvetli bir bağ olan iki ruh anlamına gelir. 

Bu nedenle, ruh ikizini bulma sevdası gençlik yıllarından başlayan bir arayıştır. 
Hemen hemen herkes kendisini, kendisinden daha iyi anlayacağını umduğu ruh ikizini aradığını söyler. 
Ruh ikizini bulduğunu savunan bazı kişiler ise şaşırtıcı bir şekilde evliliklerindeki heyecan bittiği için kısa zaman içerisinde ayrılma kararı alır. O zaman, sürekli olarak aynı dili konuşan, aynı zihniyete sahip ve anlaşamama durumu söz konusu bile olmayan evliliklerde, "Heyecan bitti!" diye yakınmak neden? 

İşte bunun cevabını Cinsel Sağlık Enstitü Derneği (CİSED) cinsel terapistleri sizler için araştırdı…



Mutlu Birlikteliğin Sırrı Ne?


Pek çok mutlu, başarılı ve uzun süreli ilişkilerin birbirinin zıttı olan kişiler arasında kurulabildiğine dikkat çeken CİSED Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe, "Kişi kendisinden bir tane daha bulursa, anlık mutluluklardan başka bir mutluluk yaşaması genellikle olanaksızdır. Doğru ilişki, frekansların tuttuğu fakat birbirini tamamlayan duygu ve korkulara sahip kişilerin bir arada kalabilmesidir. Sabır, sadakat, koşulsuz sevgi, samimiyet, tutku ve saygı olursa mutlu bir birliktelik ve sağlıklı bir seks hayatı olur. Uzun süreli ilişkilerde cinsel tutkuyu sürdürmenin şifresi;duygusal açıdan karşı cinsle bütünleşirken, kendin olarak kalabilme yeteneğidir. Bu tür bir kendini geliştirmenin altı ana bileşeni; 'açık iletişim kurma, güç ve iktidar savaşlarından vazgeçme, partnere dokunma, suçlamak yerine sorumluluk alma ve endişelerin üzerine gitme' şeklinde sıralanabiliyor. Aksi takdirde, evliliğin henüz ikinci ayında çiftler sıkıcı, monoton, tutkunun olmadığı, adrenalinden yoksun ve bitme noktasına gelen 'uyku dönemine' girebiliyor" dedi.


Kendinizi ve Partnerinizi Bir Parça Endişe İçinde Bırakın!


Endişenin bazen işe yaradığına dikkat çeken CİSED Genel Başkanı Dr. Cebrail Kısa ise şu bilgileri verdi:
"Bir düşünün, 'Neden en büyük aşklar kavgayla başlar?' ya da 'Neden zıt kutuplar birbirini çeker?' atasözleri vardır? Buradan da anlaşılacağı gibi kişinin bilinmeyene olan zaafı söz konusudur. İnsanlar karşı cinste gizem arar ve onları bir arada tutan sihirli kelimeler; 'merak', ' endişe', 'gizem', 'arzu' ve 'tutku'dur. Gizem, evliliğin ve doğanın bir kanunu, cinsel yaşamın ise olmazsa olması olan 'arzu ve tutku'yu bir araya getirir. Bunlar her yerde ve her zaman vazgeçilmezimiz olmuştur. Birisi olmazsa, diğeri anlamsızlaşır. Diğer bir değişle, her şey tek düze bir hal alır. Çift yanlış anlaşılma, hayal kırıklığı, ka­bullenmeme, çatışma, reddedilme ya da kaybetme gibi yoğun duygulara eşlik eden risklerle baş edebilecek kadar katı olmalıdır. Bu bağlamda, kişi bir ilişki yokluğuna ne ölçüde dayanabilirse, o ölçüde iyi olabilir. Bu ölçüt, çiftin cinselliği hangi yoğun­lukta yaşayacağını belirleyen temel dinamiktir. Her ne kadar Âdem veHavva'dan sonra içgüdüsel olarak ruh ikizi arayışına girilse de, kalp gözü zıtlıkların uyumundan yanadır. Gece ve gündüz, cennet ve cehennem, günah ve sevap, mutluluk ve hüzün, bunlardan biri olmasa genellikle diğerinin anlamı mı da olmaz."


Bazen Sevgi Yetmez!



Yakın ilişkilerde sadece sevginin yeterli olmadığını ifade eden CİSED Genel Sekreteri Psikolog Serap Güngör de "Çiftin birbirini bir parça endişe içinde tutması gerekir. Endişe, bedensel belirtilerin eşlik ettiği normal dışı bir tedirginlik ve korku halidir. Endişeyi anksiyete, kaygı, sıkıntı veya bunaltı olarak da adlandırabiliriz. Endişe yaşayan kişi bu durumu kötü bir şey olacakmış hissi, hoş olmayan bir kaygı hali ya da nedensiz bir korku şeklinde ifade edebilir. Yakın ilişkilerde çiftin birbirini hafif endişe içinde hissetmesi gerekir. Endişe baharatlardan karabiber gibidir. Yokluğu tat vermezken, fazlası lezzeti kaçırtır. Çift aramaya, sevmeye ya da tutkularını riske atmaya devam edebilmek için kendini ve partnerini bir parça endişe içinde tutmalıdır. Yani, her telefona çıkmadığında, nerede olduğuna dair merak uyandırdığında, gizemli davrandığında, cepte keklik olmadığını gösterdiğinde, normal bir yüzük gibi değil pahalı bir tek taş gibi kaybedilince çok üzüntü duyulacak bir kişi olduğunu hissettirdiğinde, karşısındakini bir parça endişe içinde tutmuş olur. Somut olarak 'Kiminlesin'" diye sorulunca'Ayşe ile beraberim'" yerine, 'Arkadaşlarla beraberim!', demek, 'Kim o arkadaşlar?' diye sorulunca 'Sen tanımazsın, şimdi kapatmak zorundayım, görüşürüz!' deyip, telefonu nazikçe kapatınca gizem, merak ve endişe olur, bu cinsel tutkuyu devam ettirir. İnsan yasak, ayıp ve günah olanın yanında gizemli olana ve endişeyle merak uyandırana cinsel ilgi duyar ve onu kaybetmek istemez" diye konuştu.



Merak Her Zaman İyidir!


İlişkilerde merak duygusunun olması gerektiğini savunan CİSED Yönetim Kurulu Üyesi Psikolog Kemal Özcan ise şu açıklamalarda bulundu:
"Yıllardır aranılan ruh ikizi bulundu diyelim. Her şey çok güzel gidiyor. Sürekli olarak ortak bir noktada buluşuluyor. Çift, birbirinin sevdiği şeyleri seviyor ve nefret ettiklerinden nefret ediyorsa, bu her şeyi yoluna koyabilir mi? Bu durumda, ne tartışacak bir fikir, ne arzu uyandıran bir cinsel yaşam, ne ilişkiyi canlandıran kıskançlık krizleri, ne de merak edilecek bir konu olur. Bu nedenle, merak iyidir. Dolayısıyla, tek düze yaşamın kapıları ölümsüz evliliklere ve mutlu bir cinsel yaşama açılan doğru kapı değildir."

Alıntıdır..

3 Mart 2015 Salı

40 yaş kadınları..



-40 yaşını geçmiş bir kadın asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp 'NE düşünüyorsun?' diye sormaz.
Umurunda değildir çünkü NE düşündüğünüz.
-40 yaşını aşmış bir kadın TV deki maçı seyretmek istemiyorsa, söylene söylene TV'nin karşısında yanınızda oturmaz.
Yapmak istediği bir şeyi yapar.Ve bu genellikle daha enteresan bir şeydir.
-40 yaşını aşmış bir kadın kendini yeterince iyi tanır ve kendinden emindir.
Kim olduğunu, NE olduğunu, NE istediğini, ve kimden istediğini bilir.
-40 yaşını aşmış çok AZ kadın,onun hakkında ya da yaptıkları hakkında NE düşündüğünüzü önemser.
-40 yaş üstü kadın çoğunlukla büyük aşklara, ömür boyu sürecek bağlılıklara doymuştur.
Hayatında en son ihtiyaç duyduğu şey bir başka mız mız, devamlı söylenen, NE yapacağına karışan, yapışkan bir aşıktır.
-40 yaşını aşmış kadın, ağırbaşlıdır. Bir operanın ortasında ya da pahalı bir restoranda sizinle çığlık çığlığa kavga etmesi çok nadirdir.
Ha tabi hakettiyseniz, sizi vururken de hiç tereddüt etmez, sonuçlarına katlanmayı da planlayarak.
-40 yaşını aşmış kadın övgüler yağdırmakta çok bonkördür, çoğu hak edilmemiş bile olsa.
Çünkü takdir edilmemenin NE olduğunu iyi bilir.
-40 yaşını aşmış kadın sizi bayan arkadaşlarıyla rahatlıkla tanıştıracak kadar kendine güvenir.
Daha genç bir kadın, en iyi arkadaşını bile görmezlikten gelebilir, yanındaki adama güvenmediği için.
-40 yaşını aşmış bir kadın Kıpkırmızı bir ruj sürdüğünde bu ona çok yakışır.
Ama daha genç kadınlarda böyle değildir. Çiğ durur.
-40 üstü kadınlar açık sözlü, doğrucu ve dürüsttürler.
Onun için NE anlam taşıdığınızı merak etmenize gerek yoktur.
-Ne kadar geri zekalı olduğunuzu bir çırpıda açık açık söyleyiverir.
Eğer bir geri zekalı gibi davrandıysanız.
-Kadınlar yaşları ilerledikçe medyumlaşırlar.
Ona günah çıkarmanıza Hiç gerek yoktur. Onlar her haltınızı bilirler..
40 yaş üstü kadınlara, 
Selamlaaar, sevgiler, öpücükler:)



7 Ocak 2015 Çarşamba

EVLİLİĞİNİZDE DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER.





1- Aile içinde şakalaşmayı ihmal etmeyin
2- Eşiniz için bakımlı olun.
3- Ailenizin yanında eşinizi sevindiriniz. Övün, saygıyla anın.
4- Evliliğinize hiç kimseyi karıştırmayın. Etraftakilerin sözleriyle hareket etmeyin. Problemi evde çözün.
5- Aşırı kıskançlık duygusuyla bakmayın.
6- Sadece kendinizi haklı görmeyin. Bazen eşinizin de haklı olabileceğini düşünün. Ona fırsat verin. Sorun. Danışın.
7- Eşinizin akrabalarına saygı gösterin.
8- Eşinizin kusurunu örtün. Ortalıkta konuşmayın. Münasebetsizliği bile olsa kapatın. Eleştirmeyin ortalıkta.
9- Bazen eşinize beklemediği sürprizler yapın.
10- Sırlarını saklayın. Özeli hiç konuşmayın. Aile mahremiyeti, en önemli mahremiyettir. Kimseyi ortak etmeyin. Ortak olmak isteyen boşboğazlara müsaade etmeyin.
11- Eşinize bazen isabet ettiğinizi söyleyin.
12- Kibar ve nazik olun.
13- Eve girerken gülümseyin. Dışarıdakini dışarıda bırakın eve sıkıntı taşımayın.
14- Sinirlenince sükûneti koruyun.
15- Evde, çocuk bakımında eşinize yardımcı olun.
16- Onu sevdiğinizi söyleyin. Eşinize bazen bugün daha güzelsin deyin. Bunu demekle kıyamet kopmaz.
17- Ona güvenin.
18- Helal rızık yedirin.
19- Tatile eşinizle gidin. Lokantada yemek yerken bile ailenizle yiyiniz.
20- Ev işinde yardımcı olun.


Bunları deneyin. Çünkü yıldan yıla, hazımsızlığımız, umutsuzluğumuz ve boşanmalarımız çoğalıyor. Basit bir sebepten dolayı boşanmak, kâinatı yıkmak gibidir. 

ALINTIDIR..




SPONSOR REKLAMI




5 Ağustos 2014 Salı

Yeni Nesil Evlilikler İçin Dayanıklılık Testi :)

 

Kim ne derse desin evlilik üzerinde ciddi düşünülerek hareket edilmesi gereken bir kurum:)
Sezenin dediği gibi:) "Kolay değil kolay olmaz o kadar, iki insan bir arada..." 
Yanlış söylenen bir söz, yanlış atılan bir adım tüm dengeleri bi anda alt üst edebilir düşünmeden edilen bir cümle 
her şeyi çıkmaza sokup bir çuval inciri berbat edebilir..

* * *

New York Times gazetesi, ilişkiler üzerine çalışmalar yürüten psikoloji profesörlerinin yaptıkları son araştırmaları değerlendirerek, yeni nesil evliliklerin sürdürebilirliğini “Mikelanj etkisi”nin belirlediğini açıkladı.
Uzmanlar, tarafların birbirlerinin kişisel gelişimini sağlayarak onları bir heykel gibi şekillendirmeleri anlamına gelen “Mikelanj etkisi”nin, bugün evlilikten beklentileri değişen gençlerin, evliliklerinde mutlu olmalarının koşulu olduğunu söylüyor. ABD’de bulunan Monmouth Üniversitesi’nden Gary W. Lewandowski, tüm bu araştırmaların bulguları sonucunda, bir evliliğin sürdürülebilirliğini ölçen bir test hazırladı.




Evliliğin Dayanıklılığı Testi

Testte sorulara 1 ila 7 arasında, “çok fazla değil”den, “çok fazla”ya doğru değişen skalada cevap vermek gerekiyor. Puanlamada aşağıdaki skalayı kullanabilirsiniz.


Çok fazla değil  1       2       3       4       5       6       7   Çok fazla



1- Partnerinizle beraber olmak, ne kadar sıklıkla sizin için yeni deneyimler yaşamak anlamına geliyor?
2- Partnerinizle beraberken, onun sayesinde çevrenizde olup bitenlere karşı daha büyük bir farkındalık hissediyor musunuz?
3- Partneriniz, yeni şeylerin üstesinden gelebilme kabiliyetinizi ne kadar arttırıyor?
4- Partneriniz, nasıl biri olduğunuz konusundaki farkındalığınızın artmasında ne kadar etkili?
5- Ne kadar sıklıkla partnerinizi, yeni yetenekler geliştirmenizin bir yolu olarak görüyorsunuz?
6- Partnerinizin kişisel güçleri (yetenek, beceri vb), ne kadar sıklıkla sizin kişisel zayıflıklarınızı telafi ediyor?
7- Ne kadar sıklıkla partneriniz sayesinde daha geniş bir perspektife sahip olduğunuzu düşünüyorsunuz?
8- Ne kadar sıklıkla partnerinizle beraber olmanız yeni şeyler öğrenmenizle sonlanıyor?
9- Partnerinizi tanımak sizi ne kadar daha iyi bir insan yapıyor?
10- Partneriniz bilginizi ne kadar arttırıyor?



Değerlendirme

60 ve üstü:
 Birçok yeni deneyim kazanıyor ve ilişkinizin bir getirisi olarak yeni hedeflere ulaşıyorsunuz. Sürdürülebilir ve mutlu bir ilişkiniz var.


45-60: İlişkiniz hayatınızda ortalama gelişmeler ve yeni deneyimler sağlıyor. Birçok şeyi daha iyi hale getirebilirsiniz.


45’in altında: İlişkiniz size bilginizi arttıracak ya da daha iyi hissetmenizi sağlayacak olanaklar sağlamıyor. Partnerinizle, ilişkinizi geliştirebilmek için yeni deneyimler paylaşmalısınız.


31 Mart 2014 Pazartesi

Neden hepimiz sadece geçinip gidemiyoruz?


Çaresizce sevileceğimiz, tatmin edici ilişkiler istiyoruzdur ama bunları geliştirmek için gereken becerilerden yoksunuzdur.

Elbette ki, farklı uzmanların en önemli kişilerarası eksikliklerin ne olduğuna dair farklı görüşleri vardır. Örneğin, davranış terapistleri birbirimizle geçinmeye dair sorunlarımızın iletişim ve sorun çözmeye dair beceri yoksunluğundan kaynaklandığına inanırlar. O yüzden biri bizi eleştirdiğinde, dinlememiz gerekirken savunmaya geçebiliriz. Duygularımızı açıkça paylaşmaktansa, suratımızı asıp karşımızdaki kişiyi küçümseyebiliriz ya da dırdır etmeye ve istediğimizi elde etmek için baskı kurmaya yönelebiliriz. Sistemli uzlaşma ya da sorun çözme becerilerini kullanmadığımızda gerginlik artar.

Bu konuyla ilgili bir kuram ilişkilerde görülen çatışmaları erkeklerin ve kadınların doğuştan farklı oluşuna bağlar. Bu kuram Deborah Tannen'in en çok satan kitabı Bir türlü anlamıyorsun: Kadın ve erkek konuşurken ve John Gray'in en çok satan kitabı Erkekler Mars'tan, Kadınlar Venüs'ten tarafından ünlenmiştir. Bu yazarlar erkekler ve kadınların dili farklı biçimlerde kullandıkları için anlaşamadıklarını savunurlar. Bu görüşe göre kadınlar duygularını ifade etmek için, erkekler ise sorun çözmek için dili kullanırlar. O yüzden bir kadın eşine üzgün olduğunu söylediğinde, eşi otomatik bir biçimde onu rahatsız eden sorunda yardımcı olmaya çalışır çünkü beyni öyle çalışır. Fakat aslında kadın, eşinin sadece onu dinleyip hislerini kabul etmesini ister, o yüzden ona "yardımcı olmaya" çalıştığında daha da üzülür. Sonuçta ikisi de hayal kırıklığı ve yanlış anlaşıldığını hisseder. Bu davranış kalıbını kendinizde ve eşiniz gibi anlaşamadığınız birinde gözlemlemiş olabilirsiniz.

Bilişsel terapistler ilişki sorunlarına yol açan eksikliklerle ilgili farklı bir görüşe sahiptirler. Tüm duygularımızın; düşüncelerimiz ve tavırlarımız ya da idrak etme biçimlerimizden ortaya çıktığını vurgularlar. Başka bir deyişle, eleştirel olmak ya da trafikte kaba bir biçimde önümüzü kesmek gibi başka insanların yaptıkları aslında bizi üzmez. Onun yerine, olaylar hakkında düşünme biçimimizden dolayı üzülürüz.

Bu kuram sizin kişisel deneyimlerinizle benzerlikler taşıyor olabilir. Birine kızdığınız zaman, zihninizin olumsuz düşüncelerle dolup taştığını fark etmişsinizdir. Kendinize "O aşağılık herifin teki! Sadece kendini düşünüyor. Böyle olmaması gerekir. Ne kadar ezik!" dersiniz. Üzüldüğünüzde, bu olumsuz düşünceler karşı konulamaz bir biçimde etkin hale gelirler ama aslında aşağıdaki tabloda yer alan bazı düşünce hatalarını ya da zihinsel hataları da içerirler.



Çatışmayı tetikleyen on hata

25 Ocak 2014 Cumartesi

Kadınları en fazla mutlu eden 20 şey!

Mutlu kadınların sırrı demişken işte bu aşağıdaki listede kadınları ennn fazla mutlu eden 20 şeyden oluşuyor!


İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre kadınlar en çok iltifat aldıklarında mutlu oluyor. İşte kadınları mutlu eden diğer şeyler...



Fotoğrafta iyi görünmek

Dekolte bir kıyafet giymek

Tatilden bronz bir tenle dönmek

Yeni bir şeyler satın almak

Sarılmak 

Makyaj yapmak

Çilsiz olmak

Yeni iç çamaşırları

Birinin onu yaşından genç bulması

Bir davet almak

Kaşlarını aldırmak

Saçlarda yenilik yapmak (kesim ya da boya)

Yabancının gülümsemesi

Sevgilinin "seni seviyorum" demesi

Güzel ve pürüzsüz bacaklara sahip olmak

Çok çekici bir kıyafetin içinde olmak

Manikür yapmak

Bir çocuğun "çok güzelsin" demesi

Gece iyi bir uyku

Eş, sevgili ya da bir erkek arkadaştan iltifat almak


24 Eylül 2012 Pazartesi

Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir aşık olur?


Yıllar önce bir yerde okumuştum, "ilişkiniz monotonlaştığında veya ilişkinizin artık size enerji vermediğini düşünüyorsanız eşinizle {sevgilinizle} ilk tanıştığınız dönemleri hatırlayın" diyordu. O heyecanı, onun için nasıl kalbinizin çarptığını, onunla olmaktan nasıl mutlu olduğunuz anları...

Öyle ya hatırlayın ki onu siz seçmiştiniz.
Yada onunla sevgili / eş olmayı siz kabul ettiniz.

Ne değişti şimdi?



Elbette sorunsuz ilişki yoktur. Ancak soruna değil çözüme odaklanmak gerekir.

Hatayı kafamızda oluşturduğumuz şablonlarla en başta biz yapıyoruz galiba.
İlişkimizi başkalarının ilişkileri ile kıyaslıyoruz- ki en büyük yanlış bu bana göre.. Çünkü; Her ilişkinin dinamiği farklıdır! 
Bi kere hiç birimizin Karakteri, hayata bakışı, ilişkiden beklentisi aynı değil ki, bunun gibi zevk aldığı hoşlandığı hoşlanmadığı şeylerde keza öyle..

Karşımızdakinin kendisi olma özgürlüğünü kısıtlamaya kalkıyoruz sonra. Kendi kafamızda kurduğumuz bir tip olmasını bekliyor, istiyor olmadığında da kızıyor küsüyoruz.
Farklılıkları kabul etmek, arada bir nefes alacak yaşama alanı fırsatı tanımak gerek. Öyle ya her şeyi her zaman dipdibe yaşamak gerekmiyor.



1000 kişinin katıldığı bir araştırma sonucunda mutlu ilişki için yapılması ve yapılmaması gereken 20 şey ortaya çıkmış. 

1. Ne kadar önemli olduğunuzu düşünün. Çekici olduğunuzu düşünün ve bundan zevk alın. Bunun yanında kimden hoşlandığınıza da karar verin.
2. İlişkide önemli olan nedir, beklentileriniz neler, yaratıcı olun. Ancak karşınızdakinden her zaman açık davranmasını isteyin. Çevresel faktörleri düşünmeyin, karşılaştırma yapmayın, sadece sahip olduklarınızı düşünün.
3. Neye odaklanmanız gerektiğini bilmelisiniz. Problem ya da çözüm. Problemleri tespit edip çözüm geliştirmelisiniz. Aldığınız her karar bir seçimdir.
4. Ne istediğinizle ilgili gerçekleri başkalarına değil, kendinize itiraf edin. Kimseye bir şey anlatmak zorunda değilsiniz.
5. Herkese ne istediğinize dair gerçek düşüncelerinizi söyleyin. Âşık olduğunuzu kişiyle korkmadan vizyonunuzu ve hayallerinizi paylaşın.
6. Siz seçim yapmadıkça ilişkinizin adı konulamaz. Ruhunuzun derinliklerinde hissettiğiniz gibi karar verin.
7. Özgürlük önemlidir. Ekonomik bağımlılık ya da bağımsızlık durumlarında ilişkiyi korumak önemlidir.
8. İlişkilerde kendinizi kandırmayın, güven içinde sürdürün. Saygı güvenle kazanılır, saygıdan aşk kazanılır. Gerçekleri anlattığımızda hediyemiz dostluktur.
9. Doğrunun mahremiyetinden korkmayın. Gerçek başkalarının söylediklerinden daha önemlidir. Gerçeğin ne olduğunu bilirseniz onu anlatırsınız ve karşınızdaki kişi size her zaman güvenir.
10. Eğer ilişkiniz iyiye doğru gitmiyorsa, muhtemelen daha kötüleşiyordur. Hayat dinamik ve hiçbir şey aynı kalmıyor.
11. Her ilişki tektir. Her iki tarafında, yürümesi için de emek vermesi gerekir.
12. Partnerinizin işi sadece siz, sizin işiniz sadece partneriniz değildir. İlişkinize bu gerçeği gözeterek devam edin. Partneriniz bir şey söylediğinde durup dinleyin ve ona ilgi gösterin. Çalışmak gereken gerçek bir dünyada yaşıyorsunuz. Gerçek olmayan beklentilerinizin ilişkinize zarar vermesini önleyin.
13. Kayıtsız şartsız aşk zordur. Şu sıralar çok fazla işiniz yoksa onunla yakından ilgilenin. Siz kayıtsız şartsız başkasına kendinizi verdiğinizde, o da size kendisini verecektir. İlginiz çok dağıldığında onun da ilgisi dağılacaktır. Onunla olduğunuzda sadece onunla olduğunuz anı keyifli yaşamaya çalışın.
14. Geçmişte yaşadığınız kırgınlıkları dargınlıkları unutun ve bugünden başlayın. Sorunlarınız olduğunda sadece o anki sorunu çözün, eskileri karıştırmayın.
15. Çoğu insan şimdiki ilişkilerini eskileriyle kıyaslar. Bunun yerine eskileri anı olarak geride bırakıp şu anı ve yeni birlikteliğinizi yaşayın.
16. Tartıştığınızda kendinize ‘bu bittiğinde sonuç ne olacak?’ testi yapın. Siz haklıysanız diğer kişi yanlış mı? Bunu ve hayatın ne kadar kısa olduğunu düşünün. Boş ve anlamsız tartışmalara girişmeyin. Sadece kabul edilmek ya da edilmemek mi istediğinize karar verin. Gülüp geçin ve önünüze bakın. Bu tür durumlarda tartışma yerine daha yapıcı yollara başvurmayı deneyin.
17. İlişkilerde hatalı kimse özür dilemeyi bilmeli. İnsanlar da hata yapabilir. Bağışlayıcı olmalı, hatalardan ders çıkararak hayatınızı sürdürmelisiniz.
18. Negatiflik, canını acıtma ya da küfür iz bırakır. Tıpkı keskin bir bıçak gibi iyileşmeyen izler bırakır. Bu izlerin neden oluştuğunu ve ağzınızı açmadan önce neler söylemeniz gerektiğini iyi tartın.
19. Partnerinizle konuşmamazlık etmeyin, ona anlamayacağı şeyler söylemeyin. Hiç bir anın garantisi yok. Yaşadığınız anları en iyi şekilde yaşamaya çalışın. Sevgi ve memnuniyetle sihirli bir dünya oluşturun. Birlikte olduğunuz ve size yaşattığı güzel anlar için ona her zaman teşekkür edin.
20. Ona olan sevginiz kadar ona ne söylediğiniz, nasıl söylediğiniz, nasıl davrandığınız güvenip güvenmediği, gelecekle ilgili düşünceleriniz, hayatınızı onunla paylaşmak isteyip istememeniz hepsi önemlidir. Tüm bunları ve yukarıdaki 19 maddeyi tekrar gözden geçirerek yaşamınızı şekillendirin.





Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir aşık olur? İnsanın sevdası karakterinin yansımasıdır. Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın. Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur.
Elif Şafak, İskender




-----------------------------------------------------------------------------------

*bu yazı taslaklarımdaydı, yarım haliyle kendiliğinden yayına girmiş. Apar topar düzenleyip tekrar yayınlamak zorunda kaldım:(

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Kadınların Bilmesi Gereken 25 Altın Kural {mış} !

..mış! diyorum zira bu kuralları ben yazmadım:) Ayşe Özyılmazel yazmış, hoşuma gitti paylaşmak istedim..


Özellikle de 16. kuralı sevdim.
"Her şeyin şık olsun. Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin... Kadınlık şıklık demektir." 



Bakalım bakalım neymiş kadınların bilmesi ve uygulaması gereken bu 25 kural? :)






1. Unutma! Sen değerlisin.
Çalışsan da çalışmasan da... Ünlü olsan da olmasan da... O erkek seni istese de istemese de... Sen sen olduğun için bi'tanesin.
2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın.
Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik, biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his... Sen şahanesin!

MUTLULUK SENİN İÇİNDE


3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye, saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin.
4. Kendine güvenin en büyük silahındır ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki.
5. Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın, sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana, tartışmana gerek yok.
Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin.
6. Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin.
Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin.
7. Hiçbir evlilik, hiçbir olması gerek şov, sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir.
Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir.
8. Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir.
9. Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin. Sınır neresidir? Sana saygısızlık yaptığı yerdir. Buna asla izin verme.
10. Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan; herkes sana öyle davranır. Asla ama asla kendini küçümseme.

HERKESE 'SEVGİLİM' DEME 


11. Evde oturup derdine yanma.

Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama.
Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama!
12. Eski sevgili adı üstünde 'eski'dir...
Senin yeni dünyanı bulandırmasına izin verme.
13. Yeniden seveceksin, çok da sevileceksin. Kimse son değil, bunu bileceksin.
14. Dünyanın kanunu bu; düşündüğünü çekersin. Allah rızası için kurup durma, senaryolar yazma!
15. Sevgilini çok sevmelisin. Öyle herkese 'sevgili' dememelisin.
Fakaaat çok sevmen demek, kendini ayaklar altına alman demek değildir. Bir kadın gerekirse, severken de gidebilir değil mi?

HER ŞEYİN ŞIK OLSUN 


16. Her şeyin şık olsun. Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin... Kadınlık şıklık demektir.

17. Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç! Onlar sen olamaz, sen de onlar... Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir.
18. Kız arkadaşların önemlidir, en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi bileceksin. Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin.
Sadece kötü gününde değil, başarında, mutluluğunda da yanında olan, yüreğini ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin.
19. Erkekler çocuktur. Nokta!
Çocuğunu hem sevecek hem kızacak, icap ederse küsecek, cezasını vereceksin.

SEN ÖZELSİN BUNU UNUTMA! 


20. Seni bırakıp gidebilenin arkasından gözyaşı dökmeyeceksin.

Aramazsa aramasın be!
21. Sevginin, aşkın ne demek olduğunu anlamayan bir adamın vizesini keseceksin.
22. Sen renklisin, sen beceriklisin, sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın, sen sonsun...
Mecbursun, bunu fark edeceksin!
23. Her şey bir karar vermene bakar. Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin.
24. Yapamayacağın şey yok.
Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok! Şu an silkelenip kendine geleceksin!
25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum; 

SEN ÖZELSİN, SEN Bİ'TANESİN, ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN!

Ayşe Özyılmazel




5 Temmuz 2012 Perşembe

Erkekleri çıldırtan kadın davranışlarıymış! :)

Hülya dergisinde erkekleri çıldırtan kadın davranışları maddeler halinde sıralanmış
Bakalım bakalım erkekler hangi kadın  tiplerine ve davranışlarına sinir oluyorlamıış?!:)




-Erkekler her şeyden önce kadının kadınsılığını, yumuşaklığını önemsiyorlar. Kesinlikle erkekleşmiş kadınlardan hoşlanmıyorlarmış. 
-Erkeklerin fikir birliği etmişçesine karşı çıktıkları bir başka nokta ise kadınlar tarafından "yolunacak kaz' yerine konulmaları,İşte buna kesinlikle dayanamıyorlarmış.
-Bu arada erkekler dünyasında aşırı makyajlı, aşırı takılı kadınlar da out! muş!
-Erkek sporları ile uğraşan kadınlar da beğenilmiyormuş.
-Çelişkili gibi görünse de erkekler ezik, fedakar kadınlardan hoşlanmıyorlar. Otoriter kadın da erkekler dünyasında prim yapmıyormuş.
-Şarhoş kadınlar onlar için çekilmez.Ölçüyü kaçırmamak onlar için önemli bir ölçüymüş!
-Giydiğini yakıştırmayan kadınlar da itici bulunuyormuş.
-Rüküş tabir edilen çorabı kaçık, eteğisökük kadınlara pek şans vermiyorlarmış.
-İlginçtir, kadınlar tarafından dağınıklıkla suçlanan erkekler de dağınık kadınlardan hoşlanmıyormış.
-Koku, erkeklerin en fazla takıldıkları konulardan biri. Nefis kokan kadınlara bayılan erkekler, kötü kokan kadınları itici buluyorlarmış.
-Aşırı sinirlenip bağıran, çağıran kadınlar da ilgi görmüyormuş.
-Erkekler, yanlarındaki kadının başka erkeğe ilgi göstermesine ise hiç mi hiç katlanamıyorlarmış.
-Kendi uğraşlarını küçümseyen kadınlara da erkekle tepki duyuyormış.
-Erkeklerin kusurlarını ve hatalarını sık sık gündeme getiren kadınlar out! muş!
-Sürekli alışveriş yapan kadınların da pek tutulmadığını söyleyelim.
-Erkekleri dedektif gibi takip eden kadınlar da erkekleri çıldırtıyormuş.
-Kadın hakları savunucuları ise herkesçe malum erkeklerin en dayanamadıklarından mış
-Kendilerini babaları, erkek kardeşleri ya da eski sevgilileri ile kıyaslayan kadınlara pek sıcak bakmıyorlarmış
-Aşırı kıskanç kadınlar da erkeklerin tüylerini diken diken ediyormuş.
-Soğuk kadınlar da erkekleri buz gibi soğutuyormuş.
-Paralarının hesabının sorulması yine erkeklerin dayanamadıklarındanmış
-Erkeklerin en sinir olduğu davranışlarının başında da kadınların ufacık şeyleri abartmaları geliyormuş.
-Kadınların en küçük olaylarda bile hemen gözyaşlarına boğulmaları erkekler tarafından tehlikeli silahlardan biri sayılıyormuş.
-Kadınların giyimleri, makyajları ve saçları ile uğraşmaları da erkeklerin anlam veremediklerindenmiş
-Uzun tırnaklar genellikle erkeklerin çok hoşlanmadıkları kadın süslerinden biriymiş.
-Çapkınlık kesinlikle erkeklerin tekelinde kalması gereken bir özellik olarak algılanırken, çapkın kadınlardan erkekler ciddi biçimde korkuyorlarmış!




Öyleymiş!:)



8 Haziran 2012 Cuma

Evli Olan Ya da Olmayan Herkesin Mutlaka Okuması Gereken Bir Yazı



Sevimli bir çift 15 dakika sürecek bir araştırma için Washington Üniversitesi’nde Gottman psikoloji laboratuarına geliyor.

Sevgi dolu bu çift laboratuara alınıyor ve evdeki sıradan bir sorun hakkında konuşmaları isteniyor. Çift çöp sorunlarını seçiyor. Evdeki çöplerin dışarıya atılması ile ilgili 15 dakika tartışıyor.

Bu sırada bütün konuşmalar kaydediliyor. 15 dakika sonunda araştırmacılar, çifte teşekkür ediyor. Çiftler mutlu bir şekilde ayrılıyor.

Araştırmacılar, videoyu analiz ediyor ve bu çiftin 5 yıl içinde ayrılacağını iddia ediyor.

Beklenen oluyor ve çift üç yıl içerisinde ayrılıyor.

% 90 DOĞRULUK

Elimde 20 yıl boyunca aynı araştırmayı 3000’den fazla çift üzerinde yapan Prof. Gottman’ın “Evlilikler neden biter ya da devam eder” adlı kitabı var.

Sadece 15 dakikalık videoları analiz ederek, bir çiftin ayrılıp ayrılmayacağını % 90 doğruluk ile tahmin edebiliyor.

Hatta daha sonra sadece 3 dakikalık video kayıtlarından tahmin yapmaya başlıyor ve tahminleri %87 doğru çıkıyor. Peki, bunu nasıl yapıyorlar?

OLUMLU VE OLUMSUZ İFADELER

3 dakikalık her videoyu saniye saniye analiz edip, eşler tarafından sözlü ve beden dili ile ifade edilen olumlu ve olumsuz duyguları sayıyor.

Olumlu duyguların oranı, olumsuz duygularının oranına 5’e 1 ise, çiftler ayrılmıyor. Olumsuz duyguların oranı artıkça ayrılma ihtimalleri de artıyor. Ama bütün olumsuz ifadeler aynı derecede olumsuz etki yaratmıyor. Belirlediği 4 ana olumsuz davranış varsa, boşanma ihtimali çok daha fazla oluyor. Nedir bu dört ana davranış?

AŞAĞILAMA

En büyük negatif davranış aşağılama. Eğer ilişkide aşağılama varsa, ilişkiyi kurtarmak neredeyse imkânsız. Saygı olmayınca, ilişkinin temeli çok zayıf kalıyor. Aşağılama kişinin direkt kimliğine ve var oluşuna zarar veriyor.

Verilen mesaj açık: sen sadece ilişkimizde kötü değilsin, sen tek başına kötüsün. Bu durumda çiftler ayrılsa bile, kişinin özgüvenine verilen zarar yıllarca etkisini sürdürüyor.

ELEŞTİRİ

Eleştiri, sürekli hata bulma ve yargılama davranışı. Davranışlarından ziyade, kişinin karakteri ve kişiliğini eleştirme.

Kişi kendisinde bir sorun olduğunu düşünüyor ve ilişkiden kendini kurtarmanın yollarını arıyor.
Kendisinin takdir edilmediği ortamlardan uzaklaşıp, takdir edildiği ortamlara gidiyor. Kendisini işe yaramaz hissediyor.

SÜREKLİ SAVUNMA

Ayrılığı getiren diğer davranış da çiftlerin karşı tarafı anlamaya çalışmadan, sürekli kendilerini savunması.

Her davranışa bahane bulmak, kendi davranışlarını sürekli rasyonelleştirmek, karşı taraf fikrini söylediğinde “sen bunu daha çok yapıyorsun” deyip oku ona çevirmek, karşı tarafı dinlemeden kendi fikrini söylemek önemli savunma davranışları.
Anlama odaklı değil de savunma odaklı olmak ilişkilerde yapılan en büyük hata sanırım.

SUSMA

Susma tehlikeli gibi görünmese de en tehlikelilerinden bir tanesi. Bir taraf endişesini söylediği zaman, kişi karşı tarafı tamamen yok sayıyor ya da konuyu başka tarafa çeviriyor.
“Karşı tarafa sen değersizsin” mesajını veriyor.

AYRILMA SEBEPLERİ

İşte araştırmacılar sadece bu dört davranışa bakarak bir çiftin ayrılıp ayrılmayacağına % 90 doğruluk ile karar veriyor.

Araştırmacılar bir de şunu keşfediyor. Olumsuz duyguların fazla olduğu ilişkilerde çiftler çok daha fazla hastalanıyor.

Şimdi siz ilişkinizi değerlendirin ve ayrılma(ma) ihtimalinizi hesaplayın. Bakalım ne çıkacak?


Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...