Telkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Telkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2014 Perşembe

Kendi kendine telkin



Kendi kendine telkin metotlarını kullanarak neler elde edilebilir?

1- Her türlü psikosomatik hastalıkların tedavisi.
Mide ülseri, asabi tansiyon, kanser, cinsel soğukluk vs...
2- Psikolojik rahatsızlıklar.
Sebepsiz korkular, fobiler, aşırı sinirlilik, stres, depresyon, obsesyon, posesyon, kekemelik, tikler vs...
3- Her türlü fiziksel ve psikolojik alışkanlıklar. Sigara, Alkol, Uyuşturucu bağımlılığı vs...
4- İstenmeyen davaranış biçimleri.
Topluluk karşısında konuşamamak, kendini ifadede zorluk, içe dönüklük, utangaçlık vs...
5- Şişmanlık veya zayıflık.
Herhangi bir bilgi ya da fikir, bize onu kabul etmeye müsait bir ruh durumunda olduğumuz zaman daha fazla tesir eder. Örneğin bir hastaya söylenen bir çift olumlu söz, onun sağlığında bazen gözle görülür büyük bir değişikliğe sebep olabilir. Bunun içindir ki, istenen telkinlerin üzerimizde gerçekleşmesi için öncelikle onları kabul edebilen bir zihin içinde bulunmamız gerekir.
Bu yüzden kendi kendine telkin çalışmalarında ön hazırlık oldukça önemlidir. Öncelikle başarısızlık endişesini ve kendinize güvensizliği üstünüzden mutlak surette atmanız gerekir. Bu çok temel ve birinci şarttır.
İkinci şart ise, ilk telkinlere başlamadan önce kendinizde değiştirmek istediğiniz noktalar ve varılmak istenen hedefler hakkında ayrıntılı bir plan hazırlayarak bunları bir yere not et-menizdir.
Şimdi adım adım ilerleyerek kendi kendine telkin metotlarını özet halinde görelim:
ÖN HAZIRLIK
Kendinize telkin edeceğiniz isteklerinizden sadece birini belirleyiniz.
Kendi kendine telkin çalışmanızda bir teybe ihtiyacınız olacak. Daha önce üzerine herhangi bir kayıt yapılmamış boş bir kaset alın. Kasedin başından 15-20 dakika boş bırakın. Sonra isteğinize bağlı telkinsel cümleleri kaydedin.
Bu telkinsel cümlelerin hazırlanışında dikkat edilmesi gereken önemli ayrıntılar vardır.
1- Kuracağınız cümleler uzun, devrik ve anlaşılması zor bir üslup taşımamalıdır.
2- Cümleler asla olumsuzluk öğesi taşımamalıdır. Oluşturulacak cümlelerin tamamı olumlu emirler içirmeli ve kesinlikle olacak olmalı keşke olsa gibi tereddüt içermemelidir. Şimdiki zaman kurulacak kelimeler için en uygun kalıptır.
Örneğin, "kendine güvensizlik" meselesini ele alalım:
"Kendime güvenmek istiyorum...", "İnşallah bu kendime güvensizlikten kurtulacağım...", "Kendime güvensizliğim ge*çecek..." gibi cümleler asla kullanılmaması gerekir.
Doğru cümle kalıplan şöyle olmalıdır:
"Kendime güveniyorum..." "Çok rahat konuşuyorum...", "Yaşama güveniyorum...", "içimdeki güç her geçen gün biraz daha artıyor..."
Olması istenen şeyin sanki olmuş gibi tasavvur edilerek cümlelerin kurulması gerekir.
3- Cümle sayıları tekrarca fazla, ancak adetçe mümkün olduğunca az olmalıdır. Telkin çalışmalarında altın kural şudur: Telkini kuvvetli yapan onun tekrarıdır.
Aynı cümleyi en az 5 kez tekrarladıktan sonra yeni bir cümleye geçin. En fazla 8-9 farklı kelimeyi 5'er kez tekrarladıktan sonra yeniden ilk baştaki cümlelerinize geri dönün ve bu telkinleri 10 dakika süresince kasedinize kaydedin.
4- Cümleler kendinden emin ve kesin bir üslupla hafif kısık sesle okunmalıdır. Her bir cümlenin arasında en az 3 saniye süre bırakılmalıdır. Kasedinizi kendiniz doldurabileceğiniz gibi bir başkasına da doldurtabilirsiniz.
Bu çalışmanızda başarı elde edebilmek için size daha önce verilen gevşeme egzersizlerini kusursuz uyguluyor olmanız şarttır.
Odanıza geçin ve hazırlamış olduğunuz kasedinizi çalıştırın.. Gözlerinizi yarı kapalı tutarak, parmaklarınızı hafifçe bükünüz. Vücudunuzun bütün kaslarını tam bir istirahat ve hareketsizliğe terk ediniz. Pasif bir halin sizi kuşatmasına izin verin. Zihninizi hareketsizlik kelimesine ait imajları canlandırmaya bırakın. Yani hareketsizlikten başka bir şey düşünmeyin. Uyuşuklukla beraber bir hafiflik hissi sizi yavaş yavaş saracaktır.
Gözlerinizi kapayın... Gevşeme metotlarını uygulayarak, derin gevşeme haline ulaşın... Bunun için 15-20 dakikanız var. Bu süre içinde kasedinizin boş kısmı çalışacak. Tam gevşeme haline ulaştığınızda ise, kasedinizdeki telkinler otomatik olarak sizin şuuraltınıza kaydedilmeye başlayacaktır.
Kasedinizin telkinleri sona erdiğinde 1-2 dakika daha gevşeme halinde kaldıktan sonra kendinizi yine gevşeme halinden çıkış yöntemlerine uyarak uyandırabilirsiniz.
DİKKATE ALINMASI GEREKEN NOKTALAR
1- İlk başlarda uykuya dalabilirsiniz. Bu normaldir. Çalışmalarınızı ilerlettikçe, uykuya dalmadan gevşeme halinde kalmayı başarabilirsiniz.
2- Şuuraltı, siz onu neye ikna ederseniz, önce onu yapar. Bu çalışmalarla siz şuuraltınızı programlamakta olduğunuzun bilincinde olun. Arzu edilen sonuca ulaşacaksınız...
3- Başarının kaç seanstan sonra geleceği önceden belli değildir. Bazen görünüşte ufak bir değişme elde etmek için birçok kez seansları tekrar etmek gerektiği halde, bazen çok çabuk önemli değişimler elde edilebilir.
4- Genel telkin kurallarına göre pratik ve tekrar, telkinin başarıya ulaşmasını arttırsa da, önceden falan tesir şu kadar zamanda, şu kadar tekrarla istenilen sonucu meydana getirecektir, diye kesin bir şey söyleyebilmek mümkün değildir. Kaldı ki hemen birkaç seanstan sonra netice elde edilmiyor gibi görülse de, şuuraltınıza verdiğiniz telkinlerin sonuçlan daha sonra da ortaya çıkabilir. Çünkü kendi kendinize telkin seanslarını yaparken, şuuraltınıza bir dizi halinde, bir nevi reaktif enerji kaynaklan bırakıyorsunuz demektir. Bunlar, siz hiç fark etme-seniz de içten içe tesirlerine devam ederler. Ve belli bir süre sonra etkileri bir anda ortaya çıkabilir. Bu nedenle hiç bir şey elde edilmiyormuş gibi zannedildiği durumlarda bile telkinlerinizin şuuraltınızda reaktif bir kaynak gibi çalışmakta olduklarını asla unutmayın...
5- Seçmiş olduğunuz belli bir konu üzerinde düzenleyeceğiniz seanslarınızın adedi 25'i geçmemelidir. Günde bir kez olmak üzere toplam 25 gün çalıştıktan sonra, o konuyla ilgili tel-kinsel çalışmalarınızı kesin ve 1 ay bekleyin. Arzu edilen sonuç bu 1 ay süresince de elde edilmemişse aynı konu üzerinde seanslarınıza tekrar başlayabilirsiniz. 25 gün sonra yeniden çalışmanıza 1 ay süresince ara verin. Tüm bu çalışmalarınıza rağmen hala istediğiniz sonuca ulaşamadıysanız o konuyu bırakın. Başka bir konu üzerinde telkin çalışmalarınıza devam edebilirsiniz... Çok daha sonraları hatta belki de dört - beş ay sonra bir anda o ilk isteğiniz, şuuraltınızın derinliklerinden bir yanardağ gibi fışkırarak başarıyı size getirebilir.
6- Acil bir durumda kendinizi istediğiniz hale sokabilmek için, gevşeme haline geçmeden de telkinin gücünden yararlanabilirsiniz. Örneğin hiç sevmediğiniz bir ortamda yine hiç sevmediğiniz kişilere karşı bir konuşma yapmak zonında olduğunuz bir anda ya da sırf arkadaşınızın hatırı için hiç sevmediğiniz bir filme gitmek zorunda olduğnuzda, üst üste içinizden 40 kez "o kişilerin arasında kendimi çok huzurlu hissediyorum" veya "....'filmine gitmeyi çok istiyorum" diye tekrar edin.
Bu tür aceleye getirilmiş bir telkinin bile çok büyük yararları vardır. Mucizevi bir şekilde bunun yararını göreceksiniz. Halk arasında "Kırk defa söylersen gerçeklişir" sözü boşuna söylenmiş bir söz değildir... Deneyin kararınızı siz verin

alıntıdır.

22 Mart 2014 Cumartesi

Telkin nedir?



Telkinde amaç bilinçaltına bir takım emirler vermektir. Bilinçaltının özelliğinden dolayı, bilinçaltına iletilen hemen hemen her emir çok kısa sürede fiziğe yansır ve verilen emir bilinçaltı tarafından derhal yerine getirilir.

Her insan telkin alır ve telkin verir. Çünkü hepimizin bilinçaltı aynı şekilde çalışır. Bir telkini almaya en müsait durum gevşeme halidir. Çünkü bu durumdayken telkinlerin bilinçaltına ulaşması daha kolaydır.

Normal günlük yaşamımızda bilinçaltına sürekli telkinler yollandığı gibi bizde farkına varmadan sürekli telkinde bulunuruz. Ama bu emirler direk bilinçaltına gitmediği için %100 etki etmez. Bu emirler önce bilince gidip belli bir oranda süzüldükten sonra bilinçaltına gittikleri için direk etkide bulunmaz. Hatta bu etki hiç meydana da gelmeyebilir.

Dışarıdan ve kendi kendimize yaptığımız telkinlerin bilinçaltına gitmesini sağlayan en önemli etken, o emrin birçok kez tekrar edilmesidir. Uyanıkken bilinçaltına telkin yollamanın başka yolları da vardır. Bunların bir kısmını bazı reklamcılar kullanmışlardır. Bu amaçla yurtdışında yapılan bir kola reklamını birçoğumuz duymuşuzdur. Sinemalarda gösterilen reklam filminde gözün göremeyeceği kadar kısa bir sürede “Coca Cola İçiniz.” Telkini görüntülü olarak verilmiştir. Ancak filmin beş dakika arasında, seyircilerin kola tüketiminde büyük bir artış gösterdikleri tespit edilmiştir. Daha sonra bu tekniğin reklamlarda kullanımı yasaklanmıştır.

Bilinçaltı hepimiz için çok önemlidir. Haliyle bilinçaltını tekrar programlamanın sırrı telkindedir.

Kendi kendine telkin (Oto-Hipnoz)

Öncelikle bir kasete ihtiyacınız var. Çünkü telkinleri kasete kaydedeceksiniz. Kasetin ilk 15-20 dakikasını boş bırakın. (Bu arada gevşemeye ve rahatlamaya zihninizi boşaltmaya çalışacaksınız) Sonra kasete isteğinize bağlı telkinleri kaydedin. Bu sigara bırakmak olabilir, zayıflamak olabilir veya korkularınız yenmek ya da ders çalışmaktan zevk almak olabilir.

Kasete kaydederken önemli noktalar;

▪ Tek bir kasette aynı konuyu seçmeye dikkat etmeliyiz.

▪ Uzun, devrik, anlaşılması zor cümleler kurmayın.

▪ Cümleler olumsuzluk içermemeli ve kesinlik olmalıdır.

“kendime güvenmek istiyorum” veya “kendime güvensizliğim geçecek” yerine “kendime güveniyorum” gibi cümleler seçilmeli.

▪ Cümle sayıları tekrarca fazla ama adetçe mümkün olduğunca az olmalıdır. Yani bir cümleyi en az 5 kez tekrarladıktan sonra yeni bir cümleye geçin. Cümleler arasında 3 saniyelik boşluklar bırakın.

▪ Telkinlerin etkisinin ne zaman görüleceği tam olarak kestirilemez.

Alıntıdır..


13 Nisan 2012 Cuma

TELKİN!


Düşüncenin, Sezginin Gücü Sınırsızdır, Ölçülemez
İnsanoğluna bireysel olarak, kendine iyi ve kötü düşünceleri ile yön verir. Zihnin tasarladığı her düşünce, organizmanın itaat ettiği bir emirdir. Telkinin etki edici gücü çok geniştir.



Organlarımız 24 saat işlevlerini yerine getirirler. Bizim bu organlar üzerinde pek iradi bir kontrolümüz yoktur. Organlarımız şuurdışı zihnimizin kontrolü altındadır. Ruhsal ve fiziksel bedenimizin tüm fonksiyonları üzerinde de etkilidir.

Şuurdışı benliği, varoluşumuzun en ufak ayrıntılarını dahi içinde barındıran olağanüstü ve kusursuz belleğe sahiptir. Yani şuurlu benliğe göre daha güvenilirdir.

Şuurdışı Benlik söylenenleri sorgulamaksızın kabullenen ve kolayca yönetebilen bir yapıya sahiptir. Şuurdışı Benlik hem organizmamızın fonksiyonlarını, hem de tüm etkinliklerimizi belirler. Bunu imajinasyon olarak adlandırıyoruz. Örneğin sulu ekşi bir limonu sıkıyor olduğunuzu hayal edin, ağzınız istemsizce bir anda sulanmaya başlar. Bu nasıl oldu? Düşüncenin etkisiyle salgı bezleri çalışmaya başladı, çok miktarda tükürük salgılandı. Örneğin tebeşir gıcırdamasını düşünelim. Kasılmış sinirler, başın arkasında tüm omurgaya sinyal gönderir, tüylerimizin diken diken olmasına sebep olur.



Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi bedeni zihinden, zihni bedenden ayırmak imkânsızdır. Ancak zihinsel öge her zaman baskındır.
Fiziksel organizmamızı zihin yönetir. Bu yüzden sağlık durumumuzu ve kaderimizi şuurdışında faaliyet gösteren düşüncelere bağlı olarak olumlu ya da olumsuz yönde kendimizi yaratırız.



Telkinde İRADE ve İMAJİNASYON önemlidir.



Örneğin uykusuzluk sorunu yaşayan bir kişiyi düşünelim. Uyumak için herhangi bir çaba sarf etmediği sürece sakin bir biçimde yatağında uzanabilir. Uyumaya yönelik iradi çabaları ve kendini zorlaması onu daha da rahatsız olmaktan öte bir sonuç doğurmaz. Burada tersine dönen bir çaba vardır. Harcanan çaba şuurdışını, baştaki asıl telkinin tersine işleyen bir güce dönüştürür.

Sonuç uykusuzluk.

Örneğin bir kimsenin ismini hatırlamaya çalıştığınızda, ne kadar çabalarsanız çabalayın aklınıza gelmez. Hatırlamaya çalışmayı bırakıp, unuttuğunuzda o kimsenin ismi kendiliğinden hiçbir çaba gerektirmeksizin zihninizde belirir. Bu tür çalışmaların tamamında imajinasyonun, irade karşısındaki gücünü görmüş oluruz. İnsan olarak hepimiz sahip olduğumuz irade gücüyle kıvanç duyan, her istediğimizi gerçekleştirebileceğimize inanan bizler, aslında İMAJİNASYONLARIMIZIN ürünü durumundayız. Bu yüzden iradeyi istediğimiz yönde kullanmak için imajinasyonumuzu yönlendirmeyi öğrenmemiz gerekir.



Kendi kendine hakimiyet, imajinasyon arzularla uyuşacak şekilde yönlendirildiği ve eğitildiği zaman başarılır. Çünkü İMAJİNASYON şuura hükmeder (Reklam panoları vb.). Şuurlu Telkinle imajinasyonumuzu yönlendirebiliriz. Kendi kendine telkin uygulamasında, iradeye dayalı çaba, başlangıç evresi dışında kullanılmamalıdır. Düşünce ve imajinasyon, acının, ıstırabın, duyguların, hissin hareketlerinin kararını verir. Atatürk, Napolyon, Gandhi gibi tarihin güçlü karakterlerinin, imajinasyonu güçlü insanlar olduğunu görmekteyiz. Zihinlerine fikirler ekilmiş, kuvvetli telkinleri onları harekete geçmeye itmiştir.
İmajinasyonumuzu engellere uğratmadan yapmasına izin vermeliyiz. Şuurdışı kimliğimiz halen açıklanamayan esrarengiz süreçlerden geçerek olağanüstü şeyler başarır. Örneğin masanın üzerindeki bir bardağa uzanmak için kolumuzu gererken, mekanizmanın harekete geçmesini sağlayan, şuurdışı çalışan mekanizmalardır. Ama onun hareketini SİNİR SİSTEMİ boyunca taşıyan eyleme dönüştüren TELKİN kaynaklı EMİR olduğunu biliyoruz.

Hastalıkların kökenindeki manevi etkenleri hiçbirimiz göz ardı edemeyiz. “Daha iyi oluyorum” diyen bir hasta, yaşamsal güçlerini arttırmakta, iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Bir heykeltraşın kili yonttuğu gibi düşünce ya da telkinin de insan bedenine biçim verebildiğinin farkına varmalıyız.

Telkin belirli bir fikri, başka birisinin fikrine sokma ya da aşılama eylemidir. Bu eylem tam anlamıyla mümkün değildir. Ancak kişinin belirli bir fikri, kendi kendine aşılaması olarak tanımlanabilir (gerçek varoluşumuzu gerçekleştirebiliriz). Karşınızdaki kişiye telkinde bulunabilirsiniz. Ancak telkinde bulunduğunuz kişinin şuurdışı benliği, bu fikri kabullenmiyorsa, özümseyip kendi kendine telkine dönüştürmüyorsa hiçbir sonuca ulaşamazsınız.

Kendi Kendine Telkin, Doğuştan İtibaren Sahip Olduğumuz Bir Araçtır.
Örneğin bebek ebeveynlerine telkin uygulamaya başlar (Bebek ağlar, bakanlar beşikten kucağına alır, susar.). Bebek beşikten kendisini beni almaları için ağlayacağı telkinini şuurdışında kurar. Hepimiz kendi kendine telkini yaşam boyunca kullanırız. Ancak çoğunlukla bunun farkında olmayız. Kendi kendine telkin iyi-uygun bir biçimde kullanıldığı takdirde çok faydalı bir araçtır. Mucize olarak adlandırılan hareketlere de yol açar (Karatede taşı, tahtayı kırmak gibi).



İrade ile İmajinasyon Arasındaki İlişki



1. İrade ve imajinasyon arasında bir zıtlık söz konusu olduğunda, İMAJİNASYON galip gelir.
2. İrade ve imajinasyon arasında yaşanan çatışmada imajinasyonun gücü, iradenin gücünün karesine eşittir.
3. İrade ve imajinasyonun uyum içinde olması durumunda, artan iki kat etki gözlenir.
4. İmajinasyonu yönlendirmek insanın kendi elindedir.
Kendi kendine telkinin çok tehlikeli bir araç olduğu her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.
Sağduyudan yoksun ve şuursuz bir biçimde kullanılması halinde, insan kendisine zarar verebilir. Bu görüşler, şuurlu bir biçimde telkini alamayan grupları içine almaz.
a) Zihinsel açıdan kendilerine söyleneni anlamayacak ölçüde yetersiz olanlar (zihinsel özürlüler)
b) Söyleneni anlamak istemeyenler (dirençli, asi, egoist insanlar)


Kendi Kendine Telkinin Organizmamız Üzerinde Yararları


Organizmanın, direnci artar. Şuur altına sağlık fikri aşılanırsa, daha önce aşina olamadığımız güven hissi gelişir. Psikosomatik hastalıklar, örneğin mide rahatsızlıkları (gastrit, ülser), kabızlık, astım, baş ağrıları kendi kendine telkinle daha kısa sürede iyileşebilirler. Daima doğanın güçlerini kullandığımızı unutmamalıyız. Makul olanı istemeli ve uygulamalıyız. Buna yönelik telkinlerle güçlendirmeliyiz. Kendi kendine hakimiyet sağlık demektir. Kendi kendine telkinle yaşarız. Şuur dışımızın egemenliği altındayız. Onu mantığımızla yönlendirebilme yetisine de sahibiz. Çağdaş mucizeleri meydana getiren kendi kendine telkin doğa tarafından bize bahşedilen mükemmel bir güçtür. İnsan yetilerinin sınırları dahilinde, bizi daha da güçlü kılacaktır (Ya da güçsüz). Kaderimizi belirlememizde ROL OYNAYACAKTIR.


Kendi Kendine Telkin Uygulaması
Fiziksel organizmamız tamamıyla, her telkine İTAAT eder ve nitelikleri göz önünde bulundurmayarak vücudun her lifine iletip onun derhal yanıt vermesini, yani tepki göstermesini sağlayan şuurdışı kimliğimizin egemenliği altında tutulur. Kendi kendine telkini şuurlu bir şekilde uygulayabilmek için, korkunç sonuçlar doğurabilecek olumsuz telkinlerden kaçınmak gerekir.
Kendi kendine telkinleri şuurlu bir şekilde fiziksel ve psikolojik sorunları gidermek, olumsuz telkinleri olumluya çevirmek ve doğru yola girmek için olumlu bir şekilde uygulamak gerekir. Yöntemin kendisi BASİT ve YALINdır. Fakat basit ve yalınlığın MANTIĞI, yaşamın her anındaki FARKINDALIĞIMIZDIR.



Telkin Kalıpları: Her Gün Her Yönden Daha İyiye Gidiyorum


Her şeyin, her yönden iyi gittiğine dair genel telkin, etkilerini farklı organlara ulaştırır ve tüm bedeni iyileştirebilecek İKNA sürecini başlatmak için yeterlidir. Çünkü şuurdışımızın fiziksel organizmamız hakkında, bizim bildiğimizden çok daha fazlasını bildiği bir gerçektir. Her türlü bedensel işten sorumlu olsaydık işin üstesinden gelemezdik. Bu işi şuurdışı üstlenmiş. Her organ ya da bedensel işlev diğerleriyle iletişim içindedir. Telkini verirken, düşünceleriniz üzerinde yoğunlaşmayın, rahat olun, sakin olun. Telkini empoze için mücadele etmeyin. Bunu bir ÇABA haline dönüştürmek şuurlu iradeyi harekete geçirecektir.

Her sabah yataktan kalkmadan önce ve her gece yatağa girer girmez; gözlerinizi kapatın yavaş, sakin fısıltılı bir sesle “HER GEÇEN GÜN, HER YÖNDEN DAHA İYİYE GİDİYORUM...” cümlesini tekrarlayın. Bu telkini İNANARAK ve GÜVENEREK söyleyin, hissedin, hissettirin.


Zihinsel bir sorunla karşı karşıya kaldığınızda elinizi alnınızda dolaştırın, fiziksel bir ağrı ise, ellerinizi ağrıyı hissettiğiniz noktalarda dolaştırırken, içinizden “GEÇİYOR, GEÇİYOR, GEÇİYOR” diye HIZLICA tekrar edin. Başka bir ek çaba göstermeyin.



Uyku için: “Sessiz, sakin, kolayca uykuya dalıyorum,” cümlesini tekrarlayın. Telkinlerimizin pozitif amaç taşımasına özen göstermeliyiz.


Uykusuzluk Sorunu: İrade ile imajinasyonun arasındaki ÇATIŞMANIN sonucunda İRADENİN yenik düşüşünün ŞAŞIRTICI bir örneğidir.

Heyecan, üzüntü, güven eksikliği, sinirlilik hali yapay bir karakterlerin kişi tarafından telkin edilmesi sonucu pekişir. Bu gibi zayıflıkları “SAKİNİM, KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM, KENDİME GÜVENİM TAM, HERŞEY İYİYE GİDİYOR”, şeklinde telkin cümleleri işe yarar. Telkinlerimizin pozitif amaç taşımasına özen göstermeliyiz.



İlkeleri ve Uygulamalarıyla Kendi KendineTelkin, Emile Coue

Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...